T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 07/07/2022
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))-İflas
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 23/10/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Müvekkilinin işletmesi hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri gereğince; Konkordato talebimizin kabulü ile; öncelikle davacı hakkında tensiben 3 ay geçici mühlet kararı ile birlikte İcra İflas Kanunu'nun 287. ve 294.maddesi çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararlarının aynen devamıyla yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesine ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin 06.12.2006 yılından itibaren Antalya Kalekapı Vergi Dairesinin mükellefi olduğunu, 01.11.2013 tarihi itibariyle ... Mahallesi ... Caddesi ... Apartmanı ... ... /ANTALYA adresinde kurulduğunu, şirketin ana faaliyet konuları olarak mühendislik danışmanlık inşaat ve taahhüt gibi şirket ana sözleşmesinde belirtilen alanlarda faaliyet gösterdiğini, işletmenin kayıtlı sermayesinin 100.000,00-TL olduğunu, işletmenin yetkilisi ve sahibinin ... olduğunu, işletmenin 2022 Ocak ayı itibariyle aşağıda işyerleri listelendiği üzere çalışan sayısı toplam 20 kişi olduğunu, işletmenin kurulduğu yıldan itibaren tüm ekonomik olumsuzluklara rağmen piyasadaki itibarı ve yüksek iş yaptırabilirlik kabiliyeti sayesinde finansal dengelerini korumaya devam ettiğini, uzun zamandır inşaat sektörü üzerinde yük olan satın alma maliyetleri, yüksek vergi oranları, yüksek faiz düşük kur politikası ve işletmenin öz sermaye yetersizliğinden kaynaklanan kredi ve dolayısı ile oluşan finansman yükü firmayı finansal dar boğaza soktuğunu, tüm dünyada olduğu gibi 2020 yılı ilk yarısında küresel ekonomi gündeminin merkezinde Çin'de başlayıp kısa sürede dünyaya yayılan Covid-19 salgını ülkemizde de görülmekte olup pandemi süreci başta ülkemizdeki ticari hayat olmak üzere tüm dünyada ticari yaşamı durma noktasına getirdiğini, pandemi sebebiyle sınırların kapatılması ihracat ve ithalat sundurması işletmenin devamlılığı için yeni işler alması bu süreçte imkansız haline geldiğini, 2018 ve 2019 yılında yaşanan anormal döviz kuru dalgalanmaları, kredi faizlerinin anormal yükselmesi, kredi kullanımlarının bu nedenle daralması, faizler ve kur artış nedeniyle girdi maliyetlerinin yükselmesi, dünyada yaşanan pandemi süreci ve alınan tedbirleri nedeniyle kapatılan sınırlar, inşaat sektörü üzerinde yük olan satın alma maliyetleri, Cumhurbaşkanlığı - tarafından çıkarılan Ek Fiyat Farkı Kararnamesi Uygulaması'nın zamanlamasının uymaması, son yıllarda kamu ihalelerinden yüksek satın alma maliyetleri nedeniyle elde edilen zararlar, kamu alacaklarının geç ödenmesi, fiyat farkı kararının geç çıkması ve ödemelerin yapılmaması nedeniyle yaşanan darboğazların ve konkordato talep edilmesinin en önemli sebebi piyasa borçlarının mevcut yapı itibariyle ödenemeyecek durumda olduğunu, alacaklılarca cebri icra yoluna bâşvurulması halinde iflasa sürüklenme tehdidi ortaya çıkmış olup, yukarıda izah edilen nedenlerle nakit döngülerin bozulması konkordato şartlarının ortaya çıkmasına neden olduğunu, vekil eden işletmenin faaliyet gösterdiği inşaat sektörü ülkemizde ekonomik büyümeye destek veren en önemli sektörlerin başında gelmektedir. İnşaat sektörü kendisine girdi sağlayan birçok az sektörün gelişimine de katkıda bulunarak ülkenin istihdam yaratma kapasitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Hükümet politikaları ve ekonomik kararlar ile yurt dışı piyasalarda yaşanan gelişmeler ise sektörü doğrudan etkilediğini, 2020 yılından itibaren çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında işler yapılması nedeniyle vekil eden işletmenin sahip olduğu itibarı ve önümüzdeki süreçte alınacak Doğrudan Temin, Proje Hazırlama ve Yapım İhaleleri ile gerekli nakit akışı sağlanacağını düşündüklerini, bunun yanı sıra 24.02.2022 tarihinde yürürlüğe giren 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5. maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslar uygulaması ile sağlanacak ek fiyat farkı ödemeleri, pandemi sürecinin azalması, aşılamanın artması, ihracat kapılarının açılması yürürlüğe giren diğer devlet destekleri ve piyasanın hareketlenmesi ile işletmenin gelir elde edebileceği, konkordato ön projesinde öngörülen kaynak yaratma süreci kapsamında mevcut borçları ödeneceği ve faaliyet gelirlerini arttırarak bu nakit darboğazından çıkılmasının hedeflendiğini, halihazırda İcra İflas Kanunu madde 285 ve devamı maddelerinde değişen haliyle tanımlanan "Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunma" durumunun gerçekleştiğini, Kanun metnindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere hem alacaklıların dava dilekçesi ekinde sundukları projede belirtilen vadelerde alacaklarına kavuşmaları hem de vekil eden işletmenin iflasının önlenip ticari hayatına devam edebilmesi konkordato talebinin kabulüne bağlı olduğunu, mevcut halde işletmenin tasfiyesi halinde alacakların alacaklarına tam olarak kavuşamama riskleri ortaya çıktığını, çünkü olası bir iflas durumunda işletmenin varlığı olmadığı için alacaklıların alacağını tahsil etmesinin mümkün olmayacağı personel istihdam eden kuruluşun kapanması söz konusu olduğunu, hal böyle iken işletmenin dilekçe ekinde sunulan konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planını gerçekleştirmesi halinde alacaklıların alacaklarının büyük bir kısmını kavuşmasına alacakları menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkması somut olarak planlanmış durumda olduğunu, belirtilen gerekçelerle “Konkordato Ön Projesi” hazırlandığını, İcra Ve İflas Kanunu'nun 286.maddesinde tahdidi olarak sayılmış tüm belgeler mahkemenize konkordato ön projesi ile birlikte ibraz edildiğinden vekil eden işletme lehine 3 aylık geçici mühlet kararı ve tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların sağlandığını, neticeten;
1. Öncelikle müvekkilinin işletmesinin faaliyetine devam edebilmesi ve mal varlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde derhal geçici mühlet kararı ile birlikte tedbir kararına hükmedileceği açıkça düzenlenmiş olduğundan ve iik'nun 288/1 maddesine göre geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından;
a. İİK'nın 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi nedene dayanırsa dayansın davacı aleyhine takip yapılmamasına, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmamasına, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına,
b. Davacının alacaklılarca muhafaza altına alınmış ve alınacak tüm emtia, taşıt, cihaz, demirbaş, makine, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı yetkilisine teslimine (İİK 307),
c. Alacaklılarca konulmuş/konulacak olan ihtiyati haciz, e-haciz vs. tüm hacizlerin kaldırılmasına,
d. Davacı hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına,
e. Davacı edenin tüm kurumlar, bankalar ve üçüncü gerçek/tüzel kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesine ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan işbu hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı işletmeye ödenmesine,
f. Davacının takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine,
g.Davacının bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına,
h. Yargılama neticesine kadar tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve şirkete komiser tayinine,
2-Davacının konkordato talebinin kabulü ile;
a. Öncelikle İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde derhal geçici mühlet kararı ile birlikte tedbir kararına hükmedileceği açıkça düzenlenmiş olduğundan 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK'nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına;
b. Geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 289. maddesi gereğince 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına;
c. Yargılama neticesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 305. vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "..Davacı gerçek kişi tacir vade konkordatosuna ilişkin ön projesini hazırlayarak ve İİK 286.maddesinde sayılan belgeleri talebine ekleyerek Mahkememize başvurmuştur.
Mahkememizce 13.04.2022 tarihli ara kararı ile davacıya İİK 287.maddesi uyarınca 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş, yine mallarının muhafazası için gerekli ihtiyati tedbir kararlarına hükmedilmiş ve İİK 287/3 maddesi uyarınca davacının sunulan tablolardaki alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak mali müşavir bilirkişi ... geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmiştir.
İİK 287/5 maddesi 291. ve 292. maddelerin, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağını hükmetmektedir.
İİK 292. maddesinde, kesin mühletin verilmesinden sonra komiserin vereceği rapor üzerine mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına re'sen karar verilmesi gereken durumlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılmasıdır.
Dosyaya geçici konkordato komiseri tarafından sunulan ön ve nihai raporların tetkikinden; davacının 01.02.2022 - 30.06.2022 dönemi ticari faaliyetlerinin değerlendirilmesinde davacının bu dönemde ön projede belirtilen tutarlarda geliri ve karı elde edememiş olması, projede öngörülen tutarlarda devam eden işinin olmaması, iş yerlerinde Ocak 2022 tarihinde 20 kişi çalıştırır iken 30/06/2022 tarihinde hiç personel çalışmıyor olması, 30/06/2022 tarihi itibariyle 2022 yılının ilk 6 aylık döneminde 12.896,81-TL zarar etmiş olması, yine bu dönemde ön projede ön görülen satışların %20 oranında gerçekleşmiş oması projede ön görülen satış ve karlılık miktarına göre davacı yanca ibraz edilen projelerin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının konkordato talebinin reddine karar verilmiş, davacının rayiç bilanço verilerine göre borca batık olması nedeniyle de 287/5.maddesi yollamasıyla İ.İ.K.'nın 292.maddesi uyarınca iflasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında konkordato komiserinin ön ve nihai raporunun esas alındığının belirtildiğini, dosyaya atanan konkordato komiseri tarafından 22.06.2022 tarihli Konkordato Geçici Mühlet Nihai Raporu ve konkordato komiseri tarafından 07.07.2022 tarihli Konkordato Geçici Mühlet Dönemi Nihai Raporu sunulduğunu, dosyaya sundukları sözleşmelere de bakıldığında 30.06.2022 tarihinde vekil edenin 5.870.000,00-TL ve 3.000.000,00-TL sözleşme bedelli iki büyük çaplı iş aldığını, vekil edenin 2022 yılı için planlanan işler tablosu sunulmuş olup işlerin toplam sözleşme bedelinin 1.944.000,00-TL olduğunu, vekil edenin toplam 766.500,00-TL kalan alacağının da bulunduğunu, vekil edenin konkordato süreci içerisinde iş alabilmek için ve bu süreci olumlu tamamlamak için fazlasıyla çaba gösterdiğini, bu dönemde konkordato projesinde de belirtilen 2021 yılında yapılan işlere ait ek fiyat farklarının bir kısmı (320.000,00-TL) konkordato denetimindeki vekil edenin hesabına yattığını, tekrar ayağa kalkma mücadelesinde ve yeni iş alma çalışmalarında kullanıldığını, bu süreçte vekil edenin toparlanma ve iş geliştirme uğraşı içerisine girdiğini, bu süreçte konkordato taleplerinin sebebi olan fiyatlardaki dalgalanmaların devam ettiğini, vekil edenin iş sektöründe olan kamu taahhüt işleri almasının çok zor bir hal aldığını, kamu ihalelerinin ocak ayında yayınlanan kamu birim fiyatlarının piyasa fiyatlarına göre düşük kalması sebebiyle sonuçlandırılamadığını, bu sebepten ötürü Cumhuriyet tarihinde ilk defa 02.06.2022 de yıl ortasında birim fiyatların aşırı fiyat artışlarına göre revize edilmek zorunda kalınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlandığını, dosyada sonuçlandırılamayan ve piyasa fiyatlarının yüksek kaldığı ihale sonuçları ve yayımlanan verileri sunduklarını, vekil edenin tüm bunlara rağmen direkt iş almaya başlasaydı zarara uğrayacağını bu nedenle vekil edenin açıklandığı üzere doğru zamanı bekleyerek mantıklı ve karlı işler almaya başladığını, zarar etmesi kuvvetle muhtemel işleri "mış gibi" yapmamak adına almadığını, kamu kurum ve kuruluşlarının yeni birim fiyatlarla ihale hazırlıklarını yaptığını vekil edenin ilgili olduğu idarelere ait ihalelerin 29.06.2022 ve sonrasında yapılacağını, ancak vekil edenin iflas kararının 07.07.2022'de verildiğinden vekil edenin iş alma ihtimali yüksek olduğu halde alamadığını, ayrıca kamu kurumlarından kalan alınacak olan ek fiyat farkları ve kesin hesaplar (1.071.500,00-TL) 2-3 ay içerisinde kamu ödeme sırasına göre ödenecek olup bu nakitler vekil eden tarafından iş finans ve iş geliştirmede kullanılabileceğini, vekil edene kesin mühlet verilmesi durumunda da vekil edenin yine ilgili olduğu idarelerden karlı ihaleler alabilecek durumda olduğunu, konkordato komiserinin raporlarında inşaat ve ihale işleri konusunda uzmanlık alanı olmadığı için yorum yapılmadığını, mahkemenin takdirine bırakıldığını, uzman görüşü alındığını ve dosyaya sunulduğunu, ancak mahkeme tarafından konkordato komiserinin beyanına rağmen uzman görüşü ve bilirkişi görüşü alınmadığını, değerlendirmenin eksik yapıldığını, sonuç olarak vekil edenin iş sektörü olan Kamu taahhüt sektöründeki olumsuz durumlar yeni fiyatların yapılması ve ihalelerin açılması sebebiyle olumlu yönde ilerlemeler başladığını ancak bu ilerlemenin olumlu olarak vekil edene etki edeceği dönemde yerel mahkemenin iflas kararı verdiğini, söz konusu kararın açıklanan sebeplerle hukuka aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, İİK.285 vd. maddelerinde düzenlenen adi konkordato talebine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı ... ek geçici mühlet verilmesi talebi ile konkordato talebinin ayrı ayrı reddine karar verilerek, davacının rayiç bilanço verilerine göre borca batık olması nedeniyle de 287/5.maddesi yollamasıyla İ.İ.K.'nın 292.maddesi uyarınca iflasına karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Konkordato, borçlu ile alacaklıları arasında mahkemenin gözetiminde yapılan ve borçlunun malvarlığının iflas usulüyle tasfiyesini önleyen veya durduran bir borç tasfiyesi sözleşmesidir. Yapılacak olan tasfiye sözleşmesi yani konkordatonun tasdiki, alacaklıların çoğunluğunun kabulüne ve İİK'nın 305. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
Konkordato davasında geçici mühlet kararı, İİK'nın 286. maddesinde belirtilen belgelerin, dava dilekçesinin ekinde yer alması ile verilmektedir. İlk derece mahkemesince, kanunun emredici hükmü gereğince (İİK'nın 287. maddesi) davacı borçluya geçici mühlet kararı verilerek, geçici mühlet kararı ile birlikte yasada yer alan tedbirlere karar verilmiş olup, bir geçici konkordato komiseri görevlendirilmiştir.
İİK'nın 287. maddesinin 5. fıkrası, kesin mühlete ilişkin 291 ve 292. maddelerin geçici mühlet bakımından da kıyasen uygulanacağını öngörmektedir. İİK'nın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesinde:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,
b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,
c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,
d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." denilmektedir. Bu madde hükmüne göre geçici mühlet içerisinde iyileşme ümüdinin olmaması ve konkordatonun tastiki ihtimalinin görülmemesi nedeniyle, geçici mühlet içinde konkordato talebinin reddedilebileceği ve davacı iflasa tabi ise ve İİK'nın 292. maddesindeki şartlardan biri gerçekleşmiş ise davacının iflasına da karar verilebilecektir.
Buna göre somut olayda; davacı şirketin rayiç bilançosuna göre borca batık olduğu, davacı şirketin, faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gelecekte alınacak işlerden elde edilecek gelir dışında bir kaynak gösterilmediği, geçici mühlet içindeki ticari faaliyetlerinin değerlendirilmesinde; davacının bu dönemde ön projede belirtilen tutarlarda geliri ve karı elde edemediği, projede öngörülen tutarlarda devam eden işinin olmadığı ve iş yerlerinde Ocak 2022 tarihinde 20 kişi çalışıyorken 30/06/2022 tarihinde hiç personel çalışmadığı, yine bu dönemde ön projede ön görülen satışların %20 oranında gerçekleşmiş olması sebebiyle projede ön görülen satış ve karlılık miktarına göre davacı yanca ibraz edilen projelerin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı hususlarının konkordato komiseri raporları ile sabit olduğu, borçlarının ödenmesinin varlık satışından ziyade alınacak yeni işlerden kazanılacak ödeme potansiyeline bağlı olduğu nazara alındığında karlılık ve verimlilik sağlanamadığı sürece konkordatonun başarı şansının olmadığı, davacı şirketin ileriye yönelik finansal bilgilere dair varsayım ve tahminlerinin makul sayılmasını gerektirecek somut bir veri ve kanıt sunulmadığı, dosyadaki verilere göre davacı şirketin borca batıklıktan çıkma ihtimalinin bulunmadığı ve konkordato projesinin uygulanamayacağı anlaşılmakla; İİK'nın 287. maddesinin 5. fıkrası delaletiyle aynı kanunun 292. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacı şirketin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi ve İİK'nin 308/a maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/10/2024
...