T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:18/05/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:30/09/2022
DAVANIN KONUSU:Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Sözleşmenin Feshi)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:18/05/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkilinin Antalya İli ... İlçesi ... mahallesi ... ada ... parselde kayıtı ... Blok ...kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ...kat ... nolu bağımsız bölüm, ... Blok ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm olmak üzere toplam 10 adet bağımsız bölümü 25/02/2016 tarihinde satın aldığını, davaya konu taşınmaz üzerine tapuda arsa vasfında kayıtlı iken davalı banka lehine 11/11/2010 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile ipotek tesis edildiği, ancak ipotek tesisinden sonra taşınmaz üzerine iki bloktan oluşan 26 bağımsız bölümlü bina inşa edildiği ve kat mülkiyetine geçildiğini, davalı banka lehine tesis olunan ipotek tutarının 13.000.000 TL olduğu, ancak ipotek konusu taşınmaz üzerine inşaat yapılmasından sonra taşınmazın değerinin arttığı ve yaklaşık 30.000.000,00 TL değere ulaştığını, nitekim davalı banka tarafından yapılan eksper incelemesi sonucunda, ipotek konusu taşınmazın toplam değerinin 25.000.000 TL civarında olduğu tespitine yer verildiği, müvekkili tarafından davaya konu bağımsız bölümleri satın alınması sırasında dava dışı kredi borçlusunun bankaya kalan toplam borcunun 5.000.000 TL olduğu, ipotek konusu taşınmaz üzerine yapılan inşaat nedeniyle taşınmazın oldukça fazla değer kazanması, dava dışı kredi borçlusunun mevcut borcunun, taşınmaz değeri, karşısında oldukça az bir tutarda kalması karşısında, davaya konu taşınmazların müvekkiline satışından sonra kaydındaki ipotek şerhinin kaldırılabileceği, kalan bağımsız bölüm dairelerin borcu fazlasıyla karşılayacağı ve ipoteğin teminat fonksiyonunu etkilemeyeceği, davalı banka ile görüşmeler sonucunda kabul edildiği ve taşınmaz kaydındaki ipoteğin kaldırılacağı yönünde sözlü garanti verildiği, müvekkilinin bunun üzerine bağımsız bölümleri satın aldığı, davaya konu bağımsız bölümler müvekkiline satışından sonra davalı banka tarafından ipoteğin fekki için bir kısım yazışmalar ve işlemlere başlandığı nihayetinde de müvekkili davacıya ait taşınmazlardaki ipoteğin fekki için her bir bağımsız bölüm yönünden taşınmazlarındaki bulunan ipoteğin fekkinin yazıldığı, müvekkilinin ipoteğin fekkedileceğine güvenerek ipotekle yüklü bir şekilde satın aldığı taşınmazların üzerindeki ipotek, dava dışı borçlu ile çıkan ihtilaf nedeniyle kaldırılmamış ya da bankaca tek taraflı vazgeçildiği, taşınmaz kaydına ipotek tesisi, karşılıklı yükümlülükler içeren iki taraflı bir sözleşme olduğu, ipoteğin kaldırılması da yine iki taraflı bir akit olduğu, davalı bankanın ipoteğin fekki yazısı ile ipoteğin kaldırılmasına ilişin öneriyi zımnen de olsa kabul ettiği, bu şekilde sözleşme kurulduğu, ipoteğin fekkine yönelik irade açıklaması ile sözleşme kurulmuş olduğuna göre sözleşmenin sona erdirilmesi de karşılıklı olması gerektiği, ya da irade sakatlığı bulunması gerektiği, Yargıtay kararları doğrultusunda ana gayrimenkullerin tamamı üzerine konulan ve davalı ...'ın temlik aldığı ipotek alacağını temlik miktarıyla sınırlı olarak anagayrimenkul üzerinde kat mülkiyeti kurulduğundan her bir bağımsız bölüm değeri oranında kurulan kat mülkiyetindeki bağımsız bölüm tapularına yansıtılması, bu şekilde her bir bağımsız bölümün ipotek sebebiyle borçlu olduğu miktarının hesaplanması, belirlenen değerin davacılara sorumlu oldukları tutarda depo ettirilerek bu bedelin davalı ...'a ödenmesi koşuluyla bağımsız bölümler üzerindeki ipotek şerhini terkini gerektiği, müvekkilinin güven müessesesi olan bankanın ipoteğin fekkine ilişkin kabulüne güvenerek satın aldığı davaya konu Antalya ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı ... Blok ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ... Blok ... kat ... nolu bağımsız bölüm, ...kat ... nolu bağımsız bölüm, ...kat ... nolu bağımsız bölüm, ....kat ... nolu bağımsız bölüm, ....kat ...nolu bağımsız bölüm, ....kat ...nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazlardaki ipoteğin geçerli fek anlaşması uyarınca kaldırılmasına, buna karar verilmemesi halinde terdiden, tapuda arsa vasfında kayıtlı iken tesis edilen ipoteğin, bağımsız bölümlere orantılı bir şekilde bölünerek aktarılması, her bir bağımsız bölüme düşen borç miktarının tespiti, her bir bağımsız bölümün sorumlu olduğu ipotek değerinin depo edilmesi halinde, birlikte ifa kuralı gereğince davaya konu bağımsız bölümlerdeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; müvekkili bankanın ipotek fek beyanının sehven yapıldığını ve daha sonra bu hata fek talebi yürürlüğe girmeden fark edilerek dönüldüğünü, davacı tarafın müvekkili banka tarafından iradenin açıklandığı gerekçesi ile işbu fek talebinde bulunmasının hatalı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili bankanın fek beyanının icabın kabulü olarak nitelenebilmesi için davacı tarafın müvekkili bankaya yönelik icabının olması gerektiğini, böyle bir icap olmadığını davacı tarafında dilekçesinde kabul ettiğini, müvekkili banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmeleri kapsamında kredi kullandırıldığını, kredi ödemlerinde aksama olması neticesinde adı geçen firma ve kefillere Beşiktaş 17.Noterliği'nin 23/06/2016 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek 5.100.071,50 TL nakit ve 413.800,00 TL gayrinakit borçlarının ödenmesi talep edildiğini herhangi bir ödemede bulunulmaması nedeniyle müvekkili tarafından Antalya 7.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili banka tarafından takip işlemleri başlatıldığını, bu kapsamda davacı tarafa da ipotek borçlusu sıfatıyla ihtarname keşide edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunmadığını ve kötüniyetli olarak davayı açtığını, borçlu firma tarafından ödemede bulunulmadığı gibi kat ihtarı keşide edilmeden önce 17/06/2016 tarihinde Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile iflas erteleme talebinde bulunulduğunu, yargılamasının halen devam ettiğini, iflas halinde bulunduğu beyan eden kredi borçlusu firmadan yaklaşık 5.500.000 TL alacağının olduğu halde, kredinin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerine 11/11/2010 tarihinde ... yevmiye ile 1.derecede 6.500.000 TL bedelli, 08/06/2012 tarihinde ... yevmiye ile 2.derecede 6.500.000 TL bedelli ipotek tesis edilmiş olmasına rağmen davacı ipotek borçlusunun maliki olduğu bağımsız bölümler üzerindeki ipoteğin fekkedilmesinin mümkün olmadığını, terditli olarak yapılan taleplerinin yasanın aradığı koşullar çerçevesinde ipotek yükünün tespit edilerek müvekkiline ödenmesini, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... davacı taraf; davaya konu taşınmaza tapuda arsa vasfında kayıtlı iken, davalı banka lehine 11/11/2010 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile ipotek tesis edildiği, ancak ipotek tesisinden sonra, taşınmaz üzerine iki bloktan oluşan 26 bağımsız bölümlü bina inşa edildiği ve kat mülkiyetine geçildiğini beyan ederek, satın aldıkları 10 bağımsız bölüm yönünden ipoteğin fekkini talep etmiştir. Mahalinde keşif yapılmış taşınmaz başında dinlenen bilirkişiler dosyaya raporlarını ibraz etmiştir. Yapılan incelemede taşınmazın arsa vasfındayken ipotek tesis edildiği daha sonra arsa üzerine bilirkişi raporunda nitelikleri belirtilen yapı inşa edildiği, yine davacı tarafın taşınmazdan 10 adet bağımsız bölüm aldıkları tespit etmiştir. Taşınmaz üzerine yapı inşa edildiğinden ve kat mülkiyetine geçildikten sonra ipotek miktarının değeri oranında her birinin değeri oranında tüm bağımsız bölümlere dağıtılarak, her bir bağımsız bölüme düşen ipotek miktarının bulunması gerekmektedir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; toplam ipotek bedeli her bir bağımsız bölüme değerleri oranında hesaplanmış davacı tarafın bağımsız bölümlerine oranlanan ipotek bedeli toplam 570.112,32 tespit edilmiştir. Denetime elverişli görülen kök bilirkişi raporu hükme esas alınmış ipotek bedeli davacı tarafa depo ettirilmiş, davanın kabulüne" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 02/02/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan tapu kayıtları ve ipotek resmi senetleri incelendiğinde dava konusu ipoteklerin davalı banka tarafından dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi namına açılmış ve açılacak bilcümle borçlu hesaplardan dolayı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, davalı banka tarafından gönderilen 08.11.2017 tarihli yazıda müşterileri olan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasının kredilerinin teminatı olarak ipoteğin devam ettiğinin belirtildiği, yazı ekinde ise davalı banka tarafından ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine kullandırılan kredilere ilişkin kredi çerçeve sözleşmelerinin ve genel kredi sözleşmesinin gönderildiği anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin f bendinde, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek işlere açıkça istisna getirilmiştir. 6762 sayılı TTK ve 1086 sayılı HMUK'un yürürlüğü döneminde, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasında işbölümü ilişkisi bulunmakta iken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına dair 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değiştirilen 6102 Sayılı TTK’nun 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline getirilmiş olup, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davaya konu ipotek, dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin genel kredi sözleşmesine dayalı olup, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/f maddesi gereği davaya bakmakla Ticaret Mahkemesi görevlidir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 11.02.2020 Tarih ve 2018/2335 Esas, 2020/392 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2020 tarih ve 2020/2420 Esas, 2020/3690 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 24/09/2018 tarih ve 2016/2977 Esas, 2018/8251 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 17/11/2016 Tarih ve 2016/7360 Esas, 2016/14873 Karar sayılı ilamı)
Kabule göre de; mevcut uyuşmazlık, 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun geçici 13. maddesinde sayılan davalardan olmayıp 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinde 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik de somut uyuşmazlığa uygulanamaz. Ayrıca 5230 Sayılı Pamukbank TAŞ’nin ... Bankası A.Ş’ye Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 11. maddesi uyarınca 4603 Sayılı Kanun’a tabi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak davalarda yargı harcından muafiyet getirilmiş ise de eldeki uyuşmazlık bu nitelikte olmayıp davalı bankanın aleyhine açılan eldeki davada yargı harçlarından muafiyeti bulunmamaktadır. Hal böyle iken hükmün 3 nolu bendinde davalı bankanın harçtan muaf olduğundan bahisle harç alınmasına yer olmadığına dair yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne ve HMK’nın 353/1-a/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.
Dairenin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "...Mahkememizce görevsiz mahkemece yapılan ve toplanan delillerin yerinde olduğu, yeniden keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınmasının usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri ile bağdaşmadığı dikkate alınarak yeniden keşif yapılmamıştır.
Her ne kadar istinaf aşamasında davacı tarafça Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13/09/2011 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamındaki "...davalı bankanın vermiş olduğu fek yazısına güvenerek tapuda söz konusu taşınmazı ipotekli olarak satın almış olan davacının ipoteğin fek edilmemesi, başka bir deyişle bankaca tek taraflı vazgeçilmiş olması sebebiyle davayı açmasında hukuki yararı olduğu gözetilerek ve olayın bu şekilde değerlendirilerek karar yerinde tartışılıp sonucuna göre uygun bir hüküm kurulması gerekirken somut olaya uygun düşmeyecek şekilde davacının fek yazası gereği tapuda işlem yapmaması ve taşınmazı ipotekli devir alması gerekçeleriyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Anılan fek yazısının alınır alınmaz tapuya ibrazı şeklinde bir gerekçe olamayacağı gibi davacıya bu yazı gereğince tapuda hemen bir işlem yapma şeklinde yükümlülük ve sorumluluk yüklenemeyeceği tabidir..." şeklindeki gerekçeye dayanılarak ipoteğin fekki talep edilmiş ise de; dava konusu somut olayda, belirtilen emsal içtihadın uygulanma olasılığının bulunmadığı zira, davacı ile banka arasında ipoteğin kaldırılmasına ilişkin taşınmazın satın alınmasından önce yapılmış bir anlaşma olmadığı, taşınmazın ipotekli yükümlü olarak davacı tarafça tapuda satın alındığı anlaşıldığından mahkemece yapılması gereken işlemin taşınmaz üzerine yapı inşa edildiğinden ve kat mülkiyetine geçildikten sonra ipotek miktarının tüm bağımsız bölümlere dağıtılarak, her bir bağımsız bölüme düşen ipotek miktarının bulunmasının gerektiği, dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporlarından; toplam ipotek bedelinin her bir bağımsız bölüme değerleri oranında dağıtımının hesaplandığı, davacı tarafın bağımsız bölümlerine oranlanan ipotek bedeli toplamı 570.112,32 TL'nin mahkeme veznesine depo edildiği anlaşılmakla belirtilen tutar karşılığında ipoteğin fekkine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından taşınmaz kaydındaki ipoteğin kaldırılacağı yönünde sözlü anlaşma yapıldığını, davaya konu taşınmazların müvekkiline satışından sonra da davalı banka tarafından Kepez Tapu Sicil Müdürlüğü'ne hitaben 17.06.2016 tarihli ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı fek yazıları ile davaya konu edilen bağımsız bölümlerdeki ipoteğin fekki istendiğini, ancak 21.06.2016 tarihli ve ... sayılı ikinci bir yazı ile tek taraflı bir şekilde, ipoteğin fekki yazısının sehven düzenlenmiş olduğundan bahisle davaya konu taşınmazlardaki ipoteğin fek edilmemesinin talep edildiğini, mahkemece depo kararı verilmeden taraflar arasındaki anlaşma nedeniyle davaya konu bağımsız bölümlerdeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ipotek fek beyanını sehven yaptığını ve daha sonra bu hatadan henüz fek talebi yürürlüğe girmeden fark edilerek dönüldüğünü, taşınmazların değerlerine ilişkin raporun daha önce görevsizlik kararı verilen mahkeme tarafından hazırlandığını, ... tarihli bilirkişi raporunda toplam ipotek fek bedeli olarak 570.112,32 TL tutar belirlendiğini, bozma kararı ile dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine rağmen aynı ipotek fek tutarı üzerinden hüküm kurulduğunu, aradan 3 yıl geçmiş olmasına ve taşınmaz değerleri artmış olmasına rağmen güncel ipotek fek tutarının dikkate alınmadığını, günümüz şartlarında 10 taşınmaz için belirlenen 570.112,32 TL ipotek fek bedelinin düşük olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne, Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... Blok ...,..., ..., ...nolu bağımsız bölümler ile ... Blok ..., ..., ..., ..., ..., ...nolu bağımsız bölümlere 11/10/2010 tarih ... yevmiye numarası ile davalı ... Bankası A.Ş. lehine konulan ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Kat Mülkiyeti Kanununun 1. maddesi "tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağza, mahsen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanlar üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından... bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Kanuna göre kat mülkiyeti, bağımsız bölüm üzerinde bir mülkiyet olup, o bağımsız bölümün değeri ile orantılı olarak tahsis edilen arsa payı ile bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı oluşturur. Kat mülkiyeti kurulurken ana gayrimenkulün sayfası kapatılarak bağımsız bölümler ayrı bir kütük sayfasına kaydedilir. O bağımsız bölümde arsa payından ayrı olarak herhangi bir tasarruf işlemine konu olamaz. Ana gayrimenkul kat mülkiyetine geçmeden önce arsa niteliği ya da başka bir nitelikte kayıtlıyken cins değişikliği suretiyle kat mülkiyetine geçildiğinde ana gayrimenkul üzerindeki tescilli diğer hakların durumunun ne olacağı da yine Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenmiştir. Anılan kanunun "Bağımsız bölümlerle arsa payı arasındaki bağlantı" başlığını taşıyan 5. maddesinin son fıkrası "Anagayrimenkulde kat mülkiyetinin kurulmasından önce o gayrimenkulün kütükteki sayfasına tescil veya şerh edilmiş olan haklar kat mülkiyetini de, kaide olarak arsa payı oranında, kendiliğinden kayıtlar" şeklindedir. Maddeden de anlaşıldığı gibi kat mülkiyetine geçilirken mülkiyet hakkı üzerindeki diğer tescil ve şerhlerin bağımsız bölümlere arsa payları oranında aktarılması gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 14 HD. 2009/11886 Esas, 2009/13172 Karar)
".. Kat irtifakı kurulan taşınmazda her bir bağımsız bölümün ipotek konulan bedelden arsa payı oranında sorumlu olacağı.." (Bkz. Yargıtay 3 HD 2024/1461 Esas, 2025/1442 Karar)
Somut olayda; davalı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmeleri kapsamında tapuda arsa vasfında kayıtlı, Antalya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine davalı banka lehine 11.11.2010 tarih, ... yevmiye numarası ile, 6.500.000,00 TL bedelli 1. derece ve 08.06.20212 tarih, ... yevmiye numarası ile 6.500.000,00 TL bedelli 2. derece üst sınır ipoteği tesis edildiği, 04.09.2015 tarih, ... yevmiye numaralı işlem ile tapuda cins tashihi yapılarak bağımsız bölümlerin oluşturulduğu görülmektedir. Davacının 25.02.2016 tarihinde taşınmazları ipotek şerhli olarak devraldığı, taşınmazlar üzerindeki ipoteğin bedelsiz olarak kaldırılacağı hususunda davalı ile aralarında anlaşma bulunduğu iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, bu nedenle davacının KMK'nın 5. maddesi gereği taşınmaza kat mülkiyeti kurulmadan önce tesis edilen ipotek bedelinden arsa payı oranında sorumlu olduğu, dava konusu taşınmazların toplam arsa payının 408/4918 olduğu, 13.000.000,00 TL tutarındaki ipotek bedelinin davacı adına kayıtlı taşınmazların arsa payına oranlanması sonucunda davacının 1.078.487,19 TL'den sorumlu bulunduğu, ipotek şerhinin kaldırılabilmesi için söz konusu bedelin depo edilmesi gerektiği halde mahkemece, 570.112,32 TL nin depo edilmesi üzerine tapuda davacı adına kayıtlı bağımsız bölümlerdeki ipotek şerhinin kaldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacıya bakiye ipotek bedeli olan 508.374,87 TL'yi mahkeme veznesine depo etmesi için süre vermek ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibaret olup anılan nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Davacı tarafın istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
6-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
10-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE,
11-Kararın dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18/05/2026
...