T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/10/2024
DAVA: Maddi Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 11/02/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacaklı konumunda olduğu Antalya Genel icra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine ilişkin takip dayanağı ... ait ... seri numaralı ve ... Şti.'nin ... tarihinde keşide ettiği ve 3.375.000,00 TL bedele havi çekin çalındığı yahut kaybolduğu iddiası ile Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında zayi nedeniyle çekin iptali istemli dava açıldığı, bu dosyadan verilen tedbir kararı ile ödeme yasağından dolayı müvekkilinin alacağını tahsil edemediği, oysa çekin çalınmadığı ve kaybolması durumunun söz konusu olmadığı, müvekkiline ciro edildiği ve ödeme yasağından dolayı bedelinin tahsil edilememesinden sebep icra takibine konduğu ve hali hazırda çekin icra kasasında bulunduğu, çekin iptaline yönelik açılan davanın feragat nedeniyle retle sonuçlandığı, gerek davalı gerekse davalının yakınlarının sahibi olduğu şirketler ile davacı arasında ticari ilişkiden kaynaklı çek ve bono alışverişi olduğu, takip dayanağı çekin ciro edilip devredildiği bilindiği halde davacının çeke bağlı alacağını tahsil etmesini engelleyebilmek amacıyla kasti olarak çekin kaybolduğunu veya çalındığını ileri sürdüğü, bu nedenle davacının maddi kaybının oluştuğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 675.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
Antalya Genel icra Dairesinin ... sayılı dosyası, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalı yanın çek iptali davasında samimi olmadığı, zira ibraz edilmesine müteakip karşılıksız çek muamelesi görmemesi amacıyla kötü niyetli olarak tedbir kararı alındığı, tedbirin haksız olduğu, öte yandan tedbir kararı alınmasa dahi hesapta yeterli para bulunmadığından davacının alacağına kavuşamayacağı, tedbir tarihi itibariyle çekin karşılıksız olması dolayısıyla zarar ile tedbir kararı arasında illiyet bağının kesildiği, bu nedenle haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ile müvekkilinin alacaklı olduğu takip dayanağı çekin zayi nedeniyle iptali için davalı tarafından dava açılıp bu dava dosyasından ödeme yasağı alınması yönünde 675.000,00 TL teminat mukabilinde tedbir kararı verildiğini, çalındığı yahut kaybolduğu iddiasıyla iptali istenen çekin ciro edilip müvekkiline devredildiği ve alacağın tahsili amacıyla icra takibine konduğunu, halihazırda icra kasasında bulunduğunu, söz konusu çek yönünden istirdat davası açması için verilen kesin sürede herhangi bir dava da ikame edilmediği ve davanın reddedildiğini, istinaf edilmeksizin kararın kesinleştiği, haksız ihtiyati tedbirden dolayı bir zarar oluşup oluşmadığı ve bu yönde bir iddia var ise iki hafta içerisinde dava açılmasını, aksi halde teminatın iade edileceği taraflarına ihtar edilmekle verilen mühlet içerisinde eldeki davanın açıldığını, davalı yanın ihtiyati tedbir isteminde kötü niyeti olduğunu, zira çekin kaybolmadığı yahut çalınmadığını da bildiği halde davacının çeke bağlı alacağının tahsilini önlemeye yönelik tedbir kararı alındığını, haksız tedbir kararından dolayı zararlarının bulunduğunu, çekin bankaya ibraz edilmeden karşılıksız olup olmadığının bilinemeyeceğini, kaldı ki çekin karşılıksız çıkması durumunda keşidesi hakkında suç duyurusunda bulunulabileceğini, bu imkanın da ellerinden alındığını, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tedbir kararına istinaden uygulanan ödeme yasağından dolayı çek bedelinin tahsil edemediğini belirtmiş ise de hesapta yeterli para bulunmadığının bankanın verdiği cevap yazısı ile sabit olduğu, ibraz tarihi itibariyle tahsil kabiliyeti bulunmayan çeken dolayı maddi zarar oluşmadığı, tedbir kararı ile zarar arasındaki illiyet bağının tahsil kabiliyeti olmamasından dolayı kesildiği, mahkeme kararının doğru olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Davacı vekili, müvekkili şirkete ciro edilip devredilen ve icra takibine konan çeke ilişkin davalı tarafın çekin zayi olduğu iddiası ile iptali istemli açtığı davada ödeme yasağı yönünde tedbir kararı aldırdığını, ödeme yasağından dolayı çeke bağlı alacağın tahsil edilemediğini ve keşideci hakkında karşılıksız çek nedeniyle şikayette bulunulamadığını, tedbir kararının haksız olduğunu ve ödeme yasağından dolayı maddi zarar oluştuğunu ileri sürerek haksız tedbir nedeniyle uğranılan zarara karşılık maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası HMK'nın 399 uncu maddesinde ise;
"(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.
(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar" şeklinde düzenlenmiştir.
İhtiyatî tedbir kararı verilirken, ihtiyatî tedbirin niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla yetinilerek karar verildiğinden talep edenin sonuçta davada haksız çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Bundan başka tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın ya da üçüncü kişilerin zarar görmesi her zaman imkân dahilindedir. Nitekim bu ihtimalleri gözeten kanun koyucu tedbir kararı verilirken talepte bulunandan teminat alınmasını öngörmüştür (HMK md. 392).
Tedbir talep eden tarafın bu talebinde haksız olduğu anlaşılırsa bu tedbirden zarar görenler, talepte bulunana karşı tazminat davası açabilirler. Burada bir kusursuz sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Ancak sorumluluğun haksız fiil veya tehlike sorumluluğundan ziyade, fedakârlığın denkleştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira sorumluluğun kaynağını oluşturan fiil (ihtiyatî tedbir kararı veya tedbirin icrası), mahkeme kararına dayanmaktadır ve bu nedenle haksız fiil veya tehlike sorumluluğunun temel unsuru olan "hukuka aykırı fiilden" söz edilemez.
Bu bağlamda ihtiyatî tedbirin hukuka aykırı olması ile haksız olması arasında ayrım yapmak daha uygun olur. Yargılama yapılarak verilen bir mahkeme kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle tedbir talebinde bulunan sorumlu tutulamaz; olsa olsa tedbirin haksız olması nedeniyle aleyhine tedbir uygulananın uğradığı zararları telafi edilebilir. Kusursuz sorumluluk olması sebebiyle talep edenin dava sonucu haksız çıkması ve tedbirden dolayı bir zararın doğması yeterlidir. Bunun dışında tedbiri talep ederken iyiniyetli olması veya başlangıçta haklı görülmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davasının şartlarına değinmekte de fayda vardır. İlk olarak ihtiyatî tedbir kararının icra edilmiş olması gerekir. Tazminat davasının açılabilmesi için ihtiyatî tedbire karar verilmiş olması yeterli olmayıp tedbirin infaz edilmesi de gereklidir. Ayrıca tedbir uygulanmamış olsa dahi, bu kişiler tedbirin uygulanmaması ya da kaldırılması için teminat göstermişlerse tazminat talep edebilirler. Çünkü, bu durumda teminat göstermek suretiyle bir zarar ortaya çıkacaktır.
Tazminat davasının açılabilmesi için bir diğer şart ise, ihtiyatî tedbir talep edenin talepte bulunduğu anda haksız olması gerekir. Bu haksızlık da kural olarak asıl davanın sonuçlanması ile belli olur. Buna göre üç hâlde sorumluluk söz konusu olabilecektir. İhtiyatî tedbir talep etme anında haksız olma, ihtiyatî tedbirin kendilinden kalkması ve tedbirin itiraz üzerine kaldırılmasıdır.
Teminat karşılığında veya durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbir kaldırılmış ise, hemen tazminat davası açılamaz. Zira bu iki ihtimalde, ihtiyatî tedbirin verildiği anda haksız olduğu ortaya çıkmamış, ihtiyatî tedbir ileriye etkili olarak kaldırılmıştır. Örneğin tedbir kararı verilmesini gerektiren tehlikeli hâl dava devam ederken sona ermişse ihtiyatî tedbir HMK'nın 396 ncı maddesine göre kaldırılır. Ancak ihtiyatî tedbir kararı verildiği tarihte tehlike mevcut olduğu için tedbir haksız değildir. Buna karşılık asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse tedbire esas hakkın bulunmadığı anlaşılmış olacağından tazminat davası açılabilir.
Teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasında esasen tedbir, teminat üzerinde devam etmiştir. Asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse karşı tarafın teminat göstermek zorunda kalmasından dolayı uğradığı zararın, örneğin bankaya teminat mektubu temin etmek için ödediği komisyonun ödetilmesi için tazminat davası açabilir.
Tazminat davasının bir diğer şartı ise zararın doğmasıdır. Ortada doğmuş bir zarar yok ise bu dava açılamaz. Zarar ihtiyatî tedbir kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî tedbirin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarardır.
Son olarak haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için zarar ile haksız ihtiyatî tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla, davacının talep ettiği zararın, haksız olduğu anlaşılan ihtiyatî tedbirden kaynaklanması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacının somut dosya davalısı ... olduğu, ... tarafından keşidecisinin dava dışı ... İnş. ... Şti olduğu ... keşide tarihli 3.375.000,00 TL lik çekin hamili iken çalınmasından veya kaybolmasından bahisle hasımsız çek iptali davası açıldığı, mahkemece % 20 teminat alınarak işbu çek yönünden tedbir kararı verildiği, kararın infazı için 15/12/2023 tarihinde ilgili bankaya müzekkere yazıldığı, somut dosya davacısının 10/01/2024 tarihli dilekçesi ile çekin elinde olduğundan bahisle beyanda bulunduğu, bu beyandan sonra davacının (somut dosya davalısı) davasından 24/01/2024 tarihli dilekçesi ile feragat ettiği görülmüş, somut dosyada çekin muhatabı olan İş Bankasından alınan yazı cevabına göre, çekin takas yoluyla ibraz tarihi olan 15/12/2013 tarihi itibariyle tahsiline yeterli bakiye olmadığı, yalnızca 9.276,54 TL ödeme yapılabileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Buna göre yapılan değerlendirmede; somut dosyaya konu olan ödemeden men yasağı şeklindeki ihtiyati tedbir kararına konu olan çekin muhatabı olan bankaya takas yoluyla ibraz tarihi olan 15/12/2013 tarihi itibariyle bankada çekin tahsiline yeterli bakiye olmadığı, yalnızca 9.276,54 TL ödeme yapılabileceği anlaşıldığından ve ihtiyati tedbirin kaldırıldığı tarihe (24/01/2024) kadar çekin bankada karşılığının bulunmadığı aşikar olduğundan, çek yönünden ödemeden men yasağı verilen 14/12/2023-24/01/2024 tarihleri arasında çekin karşılığı olmaması nedeniyle davacının çekten kaynaklanan alacağını tahsil imkanının bulunmadığı, diğer yandan mahkeme tarafından verilmiş ödemeden men yasağı bulunsa bile, ibraz tarihi itibariyle çek hesabında yeterli bakiye bulunmadığı takdirde davacının muhatap bankadan bu durumun çek arkasına yazılmasını talep edebileceği ve karşılıksız çek nedeniyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet hakkını kullanabileceği gibi, ödemeden men yasağının kalkmasından sonra da böyle bir şikayet hakkının mevcut olduğu, davacının çekin keşidecisi olan borçlu hakkında yaptığı icra takibi (Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas) yoluyla da alacağını tahsil edemediği, bu nedenle ihtiyati tedbir süresince davacının alacağını tahsil imkanı bulunmadığından ihtiyati tedbirden kaynaklanan somut bir zararının olmadığı kanaatiyle; davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 427,60 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,
3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 06/02/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
...