T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 03/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 08/12/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/02/2018 tarihinde, davalı ...Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunan ve davalı ...e ait ve onun idaresinde olan ....plaka sayılı araçta davacının yolcu konumunda seyahat ettiği, bu yolculuk esnasında duraklayıp araca gaz dolumu yaptırıldığı ve henüz yeni gaz alınması nedeniyle araç içerisinde gaz kokusunu oluştuğu, mevcut gaz bulguları ve davacının tüm ikazlarına rağmen araç sürücüsü olan davalı ... nin sigara içmek için çakmağı yakması ile bir anda araç içerisindeki gazın tutuşup alev aldığı, araç içinde çıkan bu yangın neticesinde davacının vücudunda ciddi yanıklar oluştuğu, uzun süre tedavi gördüğü, daimi iş göremez hale geldiği ve kalıcı deri kaybı tahribatından dolayı sabit eser niteliğinde yara izleri meydana geldiğini beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan ve 75.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...den olay tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 10/02/2022 günlü ıslah dilekçesinde geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat miktarını 808.713,73 TL'ye yükselmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... davaya cevap dilekçesinde özetle; mevcut ikamet adresinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılmadığından bahisle yetki ve göreve yönelik itirazlarını ileri sürdükten sonra davacının ceza evindeki eski eşiyle görüşmesini sağlayabilmek amacıyla aracıyla davacıyı taşıdığı, dönüş yolcukları esnasında ve seyir halindeyken davacı tarafın ikram ettiği sigarayı çakmakla tutuşturduğu esnada bir anda araç içerisinde alev meydana geldiği ve üzerilerindeki elbiselerin ve ellerinin yandığı, esasında yangın hadisesinin vukuna davacının sebebiyet verdiği, davacının iddia ettiği gibi %38 gibi fahiş oranda bir daimi maluliyet durumunun da söz konusu olmadığı, olay sonrası davacının durumuyla ilgilenildiği, sırf iyi niyetinden dolayı hadisenin başına geldiği, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu hadiye ilişkin aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi bulunduğu, dava öncesi sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yapıldığı ve noksanlığın giderilmediği, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, geçici iş göremezlik zararının poliçe kapsamında olmadığı, sigortalının kusuru ile davacıda meydana gelen yaralanmaya ilişkin illiyet bağının ortaya konmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesaplamasının da sigorta genel şartlarına göre tespiti icap ettiği, kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya yapılan bir ödeme var ise hesaplanacak zarardan mahsubu lazım geldiği, dava öncesi temerrüt durumunun söz konusu olmadığı ve hadisenin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, müvekkili sigorta yönünden ancak dava tarihinden yasal faiz uygulanabileceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Antalya 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2021 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, yangın raporu, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporları, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu heyetince Özürlülük Ölçütü Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kullanılarak hazırlanan rapora göre uyuşmazlık konusu trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %35 oranında sürekli ve 2 ay süreyle de geçici iş göremezliğe maruz kaldığı, tazminat bilirkişi raporunda davacının ATK raporu ile saptanan maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik mühleti ile TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür süresine, prograsif rant yöntemine ve asgari ücret düzeyindeki gelire göre davacı için 2.901,82 TL geçici ve 805.811,91 TL sürekli iş görmezlik zararı hesaplandığı, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporlarının usule ve mevzuata uygun hazırlandığı, öte yandan davacının araçta hatır için taşındığı ve yine araç içerisinde gaz kokusunu almasına rağmen sigara içmeye çalışmasının müterafik kusur oluşturduğu, belirtilen durumlar nedeniyle hesaplanan zarar miktarı üzerinden %20 oranında hatır nedeniyle ve %20 oranında da müterafik kusurdan dolayı indirim uygulandığı, belirtilen tenzilat sonrasında dahi zarar tutarının poliçe limitinin üzerinde olduğu, açıklanan şekilde maddi zararının kısmen sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden olayın meydana geliş biçimi, uğranılan cismani zararın boyutu, hatır taşıması ve müterafik kusur durumlarının söz konusu olması, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 517.576,78. TL maddi tazminatın davalı .... yönünden 15/02/2018 olan olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 07/12/2018 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına, yine davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın 15/02/2018 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ten tahsiline, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; araç içerisinden gaz kokusu alınmasına rağmen davacının ve davalı sürücünün sigara içemeye kalkışması sonucu gazın alev aldığı ve davacı ile davalı sürücünün yaralandığının sabit olduğunu, bu haliyle davacının maluliyetiyle neticelenen hadisenin vukunda davacının ağır kusurlu olduğu ve KTK 96. maddeye göre üçüncü kişinin ağır kusurunun ispat edilmesi halinde sigortanın tazminat yükümlülüğü bulunmadığını, böylece sigorta şirketinin sorumluluk bağının kesildiğini, hatır taşıması durumu söz konusu olduğundan zararın sigorta sözleşmesi kapsamında değerlendirmesinin mümkün olmadığını, tazminat bilirkişi raporunda 1,8 teknik faiz uygulanmadığını, ayrıca hesaplamayı yapan bilirkişinin mevzuatta öngörülen kurum nezdinde aktuer uzmanı tarafından belirlenmediğini, sigorta genel şartlarına göre zararın tespit edilmediğini, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli iptal kararının somut uyuşmazlık bakımından uygulanmasının mümkün olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Davalı .... istinaf dilekçesinde özetle; davacı için takdir olunan %35 oranındaki maluliyet durumunun davacıdaki arazlara göre fahiş belirlendiğini, gerçeklikle bağdaşmadığını, dosyada bulunan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının arazlarının trafik kazasıyla ilişkilendirilmediğini, maluliyet tespitinin ne için saptandığının anlaşılmadığını, tazminat bilirkişi raporunda 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, esasında zararın oluşumuna davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacının ağır kusuruyla ilgili değerlendirme yapılmadığını, yine araçta hatır için taşınan davacının zararlarına ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, olay sonrası davacının her vakit yanında olunduğunu, maddi ve manevi destek olunduğunu, ihtiyaçlarının karşılandığını, olayın özellikleri dikkate alındığında takdir olunan manevi tazminat miktarının fahiş belirlendiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın davalı sürücü yönetimindeyken yani araç işletme halinde olduğu sırada meydana gelen araç için yangın hadisesi sonucu davacının yaralandığını, dolayısıyla zararın sigorta genel şartları uyarınca poliçe kapsamında sayıldığını, yine müvekkilinin ağır kusur durumunun söz konusu olmadığını, davacının tüm uyarılarına rağmen davacının sigorta içmekte ısrar ettiğini, ayrıca hatır taşıması indirim oranının %20 şeklinde uygulanmasının Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları icabı gereği yapıldığını, hatır taşıması nedeniyle daha fazla oranda tenzilat uygulanamayacağını, davalıların itirazlarının tümünün isabet içermediğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, araç içi yangına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacı, davalı yönetimindeki araçta yolculuk ettiği sırada davalının sigara içmek için çakmağı yakması sonucu araç içinde biriken oto gaz kaçağının alev aldığını ve vücudunda ciddi yanıklar oluştuğunu ileri sürerek yaralanmasına bağlı oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı adı altında maddi tazminatın araç sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalılardan, manevi zarar adı altında bir miktar paranın ise haksız fiil faili olan davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı .... A.Ş. vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Somut olayla ilgili olan Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2021 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ... in davacıya karşı işlediği taksirle yarlamaya neden olma suçundan TCK'nın 89/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).
Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
1-)Somut olayda; davacı ile davalı .. nin içerisinde bulunduğu ve davalının maliki olduğu araçta çıkan yangın nedeniyle taksirle yangına neden olma suçundan dolayı davalı ... hakkında açılan davada yapılan ceza yargılaması sonrasında davalının adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın bu haliyle kesinleştiği anlaşılmış olup, yukarıda açıklandığı üzere ceza mahkemesince verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının maddi vakıa yönünden hukuk hakimini bağlayıcı olduğu gözetildiğinde, ceza dosyasında yer alan maddi vaka tespiti somut dosya açısından da hükme esas alınmalıdır. Ceza mahkemesinin maddi vaka tespitine göre ise, araçta çıkan yangının davalı araç malikinin aracın bakımını yeterli biçimde yapmamasından kaynaklandığı ve dolayısıyla olayda davalı ... nin kusurlu olduğu ve davacının yaralanmasına sebebiyet verdiği benimsenmiştir. O halde, ceza mahkemesinin maddi vaka tespitine hukuk hakimi tarafından da itibar edilmesi gerektiğinden, davalıların eylemden sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf taleplerinin reddi gerekir.
Keza, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85/1 maddesi davalıların sorumluluklarını ortadan kaldırmadığından davalıların bu yasa maddesine dayanan istinaf talepleri de yersizdir.
Bunun yanında, somut dosyada kusur yönünden alınmış bir bilirkişi raporu bulunmamakta ise de, ceza dosyasında alınan raporda, aracın LPG tankında veya tanka gaz taşıyan borularda oluşan kaçak nedeniyle çakmak çakılması sonrasında bu gaz kaçağının ateşlenmesine bağlı olarak yangının meydana geldiği bildirilmiş olup, ceza dosyasında ve somut dosyada bu tespitin aksini ispata yarar her hangi bir delil mevcut olmadığından ceza dosyasında alınan bu raporun olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Her ne kadar davalı taraf yangının çıkmasına sebep olan çakmağın davacı tarafından ateşlendiğini ileri sürmüş ise de; davalı ... nin ceza dosyasında duruşma sırasında mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde, davacının sigarasını yakmak için çakmağı kendisinin ateşlediğini beyan ettiği gözetildiğinde, davalı ... nin somut dosyada yer alan aksi yöndeki savunmalarına itibar edilemez. Buna rağmen, ilk derece mahkemesince çakmağın davacı tarafından ateşlendiği kabul edilerek hükmolunan tazminattan davalılar lehine olacak şekilde %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış olup, davacı tarafça bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığından davalılar lehine yapılan bu indirim somut dosya açısından geçerlilik kazanmış ve kesinleşmiştir. Bu durumda, somut dosyada davalılar lehine olacak şekilde müterafik kusur indirimi yapıldığı da dikkate alındığında, davalıların kusur durumuna yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekir.
2-)Davalı ..., olaya karışan .... plakalı aracın maliki sıfatıyla işletenidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85/1 maddesine göre, aracın işleteni aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan sorumludur. Aynı yasanın 85/3 maddesine göre ise, araç işletilme halinde olmadığı durumlarda araçtaki bozukluk sebebiyle zarar oluşmuş ise bu durumda da işleten sorumlu olacaktır.
O halde, somut olay sırasında aracın işletilme halinde olduğu, araç işletilme halinde olmasa dahi olayın araçtaki bozukluk (aracın LPG tankında veya tanka gaz taşıyan borularda oluşan kaçak) nedeniyle meydana geldiği dikkate alındığında, KTK 85 maddesi gereğince davalılardan .. nin işleten olarak, diğer davalı ... AŞ'nin de Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereğince aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle, ilk derece mahkemesince aynı yönde yapılan uygulama isabetli olup, davalıların aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddi gerekir.
Bunun yanında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Her ne kadar davalılar 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesi gereğince olayda hatır taşıması olduğu için sorumluklarının ortadan kalktığını ileri sürmüş iseler de; bu yasa maddesinde işletenin sorumluluğu ortadan kaldırılmamakta, genel hükümlere tabi olacağı düzenlenmektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bu yasa maddesinin yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiği benimsenmiş olup, bu durumda, bu yasa maddesi davalı işleteni ve ZMMS'nin sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta, tazminattan indirim sebebi olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, davalıların 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesi gereğince olayda hatır taşıması olduğu için sorumluklarının ortadan kalktığına yönelik istinaf taleplerinin de reddi gerekir.
3-)Hükme esas alınan aktüerya bilirkişisinin raporunda TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminat hesabının yapılmasının Yargıtay ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun olmasında, 01/01/2022'den itibaren ....uygulaması kalktığından net asgari ücretlerin esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekillerinin aktüerya raporlarında belirlenen tazminat hesaplamalarına vaki itirazları yerinde görülmemiştir.
Bunun yanında, dosya arasına alınan SGK hizmet dökümüne göre, davacının olay tarihinde SGK'ya kayıtlı olmadığı sabit olduğuna göre, davacının SGK'dan rücuya tabi ödeme almasının söz konusu olmayacağı dikkate alınarak davalı ....vekilinin mahsuba yönelen istinaf talebinin reddi gerekir. Keza, davacının olay tarihinde SGK'ya kayıtlı olmaması nedeniyle davalı ....vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında SGK kayıtlarının gözetilmediğine yönelik istinaf talebi de yersizdir.
Öte yandan, davacı ...kaza tarihi itibariyle ev hanımıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Dairemizin yerleşik uygulamalarında da benimsendiği üzere, ev hanımı olan davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilmesi gerekir. Yine, davacının asgari ücret seviyesinde gelir ettiği/edeceği kabul edilerek tazminat hesabı yapılmalıdır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararında davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilmesinde ve davacının asgari ücret seviyesinde gelir ettiği/edeceği kabul edilerek tazminat hesabı yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ...vekilinin bu hususlara yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
4-)Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacının maluliyetine ilişkin olarak ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenen raporda, davacının % 35 oranında kalıcı, 2 ay geçici maluliyeti oluştuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu maluliyet raporunun, dosya içerisindeki hastane evraklarıyla uyumlu olması, raporun uzmanlardan oluşan heyetten tarafından düzenlenmiş olması, raporun ayrıntılı ve gerekçeli olarak ve kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmiş olması, raporda olay ile zarar arasında varlığının açıklanmış olması, zira olay sonrasına ait davacının hastane kayıtları gözetildiğinde zarar ile olay arasında illiyet bağı olduğunun da aşikar olduğu, dosya arasında bulunan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen davacının %38 oranında engelli olduğuna yönelik raporun kaza tarihinde yürürlükte olan yukarıda gösteilen mevzuata göre düzenlenmemiş olması nedeniyle somut dosya açısından hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor olarak kabulünün mümkün olmaması ve dolayısıyla ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile arasında bir çelişki olduğundan bahsedilemeyecek olması nedeniyle, somut dosya açısından ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan raporun hükme esas alınmasında her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu haliyle davalılar vekillerinin maluliyet raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
5-)Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, olay tarihi, olayın oluş biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kusur durumu, mahkemece kabul edilen ve istinafa konu edilmeyen davacının müterafik kusuru, davacının yaralanmasının derecesi ve niteliği (% 35 oranında kalıcı, 2 ay geçici maluliyeti), paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarı (10.000,00 TL), davacının manevi zararlarını karşılayacak nitelik ve yeterlilikte olup, fazla değildir. Bu nedenle, davalı ....vekilinin manevi tazminat miktarına yönelen istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ....vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı .... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ... A.Ş. ve davalı ... tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile davalı .... A.Ş.'nin peşin ödediği (80,70 TL + 6.143,04 TL) 6.223,74 TL istinaf karar harcının ve davalı ...in yatırdığı (80,70 TL + 8.758,21 TL) 8.838,91 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye; 9.528,95 TL istinaf karar harcının davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... ten müteselsilen, 11.447,17 TL istinaf karar harcının davalı ... ten alınarak Hazineye verilmesine,
3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran davalılar üzerinde bırakılmasına,
4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 03/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
...