T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/03/2022
DAVA: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/07/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
gDAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... tarihinde yolda yürümekte olan davacıya plakası ve sigortalısı tespit edilmeyen aracın çarpıp kaçması sonucu davacının yaralandığını, olay yerini görüntüleyen kameraların arızalı olması sebebiyle araç sürücüsünün tespit edilemediğini, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, dosyada daimi arama kararı verildiğini, davacının kazada hiç bir kusuru bulunmadığını, temizlik işlerine giden davacının 3 aylık kazancından mahrum kaldığını, ... yönetmeliğine göre "Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilmemesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlardan ..." sorumlu olduğundan başvuruda bulunduklarını, başvuruda herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla davacının uğradığı kaza sebebiyle 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL iaşe, yol, bakıcı ve tedavi giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı ...ün geçici veya sürekli iş görmezlik durumuna dair herhangi bir rapor ibraz etmediği, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kuruluna sevki sağlanarak bu amaçla hastane ve davacı için gerekli yazışmaların yapıldığını, ancak davacının hastaneye gitmediği gibi halen de iş görmezlik durumuna dair herhangi bir raporda ibraz etmediğinden incelemenin geciktiği, 15 günlük inceleme süresi dolmadığı ve alacağın muaccel hale gelmediğini, sigortacının temerrüdü oluşmadığını, kazada davacının müterafik kusurunun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kazanın gerçek bir kaza olup olmadığı ve yaşandığı iddia edilen kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve tarafların kusur durumunun araştırılması gerektiğini, geçici iş görmezlik ve yol, iaşe, bakıcı ve sair giderler tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacının gelir durumunun resmi bir belge ile ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporu, kusur raporu, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; meydana gelen olayda davacının geçici malul kalarak zarara uğradığı aracın tespit edilememesi nedeniyle davalının bu tazminattan sorumlu olduğunun açık olduğu, kazada davacının da kusurlu oluşu, günlük bildirilen kazanç miktarı ile aylık çalışma süresinin makul oluşu, bakıcı ücretinin net asgari ücret üzerinden yapılmasının doğru olması dikkate alınarak davacının davasının 31.030,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 07/04/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının başvuru sırasında da davasında da resmi belgeli bir gelir beyanı veya çalışan biri olduğuna dair belge sunmadığını, geçici dönem zararının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, başvuru şartının yerine getirilmediğini, aktüer hesabı yapılmadan davacının talebine göre karar verildiğini, tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya kusuru ile sebep olduğunun somut delillerle ispat edilmediğini, maluliyet raporunda bakıcı süresi ve iaşe ile yol giderlerine ilişkin tespit olmamasına rağmen bu giderlere hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacıya SGK tarafından geçici iş görmezlik ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, fiilen bakıcı tutulduğunun ispat edilmesi gerektiğini, kusur indirimi yapılmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için heyet raporu alınması gerektiğini, tarafların kusur tespitinin kesin şekilde yapılamaması halinde eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiğini, hesaplamada TRH yaşam tablosu ile birlikte teknik faiz indirimi yapılması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, istinaf başvurusunda belirtilen sebeplerin ve itirazların yerinde olmadığını, meydana gelen olayda davacının geçici malul kalarak zarara uğradığı aracın tespit edilememesi nedeniyle davalının bu tazminattan sorumlu olduğunu, mahkeme kararının dosya içindeki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları doğrultusunda verildiğinden yerinde bir karar olduğunu beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Güvence Hesabı, kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmaması veya aracın tespit edilememesi halinde maddi zarardan 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince sorumludur.
Davacı kaldırımda yürüdüğü esnada plakası ve sigortalısı tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu yaralandığını iddia ederek davalı Güvence Hesabından maddi tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
1-... günü saat .... sıralarında plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsü idaresindeki araç ile ... Sokaktan ...Sokak istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada idaresindeki araç ile aynı istikamette ön ilerisinde yolun sağ tarafında yürümekte olan davacı yaya ... e arkadan çarpması neticesinde dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.
.... tarihli bilirkişi raporunda;... Sokağın yerleşim yeri içi, 50 km/s azami hız limitli, iki yönlü, iki şeritli, şerit çizgileri olmayan, asfalt kaplamalı, düz ve eğimsiz olduğu, yayanın geliş istikametine göre sokağın sağında yaya kaldırımının olduğu, solunda yaya kaldırımının olmadığı, sokak içerisinde yaya geçidi levhasının veya yaya geçidi yer işaretlemesinin olmadığı, kazanın gece meydana geldiği, görüşe engel cismin olmadığı, kazaya etken yol sorununun olmadığı, olayın meydana geliş şekline göre kazanın tek taraflı yayaya çarpma şeklinde olduğu, sokak kenarında meskenlerin olduğu davacı yaya ,....'ün... ili ... ilçesi... mahallesi iki yönlü, iki şeritli, asfalt kaplamalı, düz ve görüşe engel olmayan ... Sokak üzeri ... Sokak istikameti ... isimli konutlar yanından, yürüdüğü sırada, arkasından ... Sokak üzeri seyir halinde olan sürücüsü plakası ve marka modeli tespit edilemeyen otomobilin ön kısımları ile davacı yaya...'ün sol arka tarafından dokunarak sağ ayağının iç kısmına çarpmasıyla, davacı yaya...ü yaralanması sonucu, tek araçlı yayaya çarpma ile yaralanmalı trafik kazasında; meydana gelen kaza da 2918 sayılı K.T.K.'nun 68/1-c, 138/d. maddesinde belirtilen ve md. 68/1-a-2 ve Yönetmeliğin 138/a-3 bendinde açıklanan kurallardan, yayaların sokak üzeri kaplama içerisinden dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde yürüme, yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunma, yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa buralardan yürümek, her iki tarafında banket bulunan ve kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürüme, yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmadığı veya bulunmadığı hallerde, taşıt trafiğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolunda yürümek kurallarını ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, markası ve modeli tespit edilemeyen araç sürücüsünün iki yönlü, iki şeritli, asfalt kaplamalı, düz ve görüşe engel olmayan yolda yayaların hal ve tutumlarını göz önüne alarak dikkatli ve tedbirli seyir etmesi gerekirken; idaresindeki markası, modeli ve cinsi tespit edilemeyen aracı ile seyri sırasında, taşıt yolu içerisinde gereken dikkati vermediği, yayaların hal ve durumuna göre hareket etmeyerek, yeterli mesafeden yoldaki mevcudiyetini belirtecek tarzda araç kornası ve uzun kısa farları ile sellektör ile ikazda bulunmayarak, olaya mani olmak bakımından almış olduğu önlemlerde hızına bağlı olarak etkisiz kalmış olduğu, meskün mahalde seyretmekte olduğunun bilinciyle yol, trafik, görüş şartlarına göre kendini ayarlamayarak, mevcut hızla yaklaşmayarak, etkili bir fren ve direksiyon tedbirine başvurmaktan geç kalarak, davacı yayanın yaralanmasına sebep vermesiyle, 2918 Sayılı Karayolları Kanunun md. 52/1-b ve Yönetmeliğin 101/b bendinde açıklanan hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğini, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurma kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Raporda davacı yaya ve dava dışı araç sürücüsünün kusur oranları yüzdelik oranlama ile belirtilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin .... tarihli raporunda özetle; davacı yaya ...'ün olay mahallinde bulunan kaldırım üzerinde yürümesi, kaldırımın yürümek için uygun olmaması durumunda yolun sol kenarını takiben yürümesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmış olup kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette taşıt yolu içerisinde yolun sağında yürümekte iken aynı istikamette gerisinden gelmekte olan plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sadmesine maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen olayda; % 25 kusurlu olduğu, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsü meskun mahalde sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında gerekli dikkatini yola vermesi, aynı istikamette önünde yolun sağında yürümekte olan yayanın varlığını dikkate alarak bu yayaya karşı zamanında etkin tedbire başvurması gerekirken anılan bu hususlara riayet etmediği anlaşılmış olup, aynı istikamette önünde yürümekte olan yayayı zamanında fark edemeyip yayaya çarpmayı engelleyecek şekilde zamanında etkili fren, direksiyon ve uyarı tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla meydana gelen kazada; % 75 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla dosya içerisindeki kusur raporlarının birbiriyle ve kazanın oluş şekli ile uyumlu, denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dahilinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması bir dava şartı olarak öngörülmüştür (HMK 114/2).
KTK 97 nci madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır.
Öte yandan 07/06/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, diğer taraftan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ne var ki 2918 Sayılı Kanunun 97. maddesi ile sigorta şirketine yazılı başvuru koşulu getirildiğinden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak davalar zorunlu arabulucuk dava şartına tabi değildir.
Somut olayda; davadan önce davacının zorunlu olmamasına rağmen dava şartı olarak arabuluculuk yoluna başvurduğu, yine 20/03/2020 tarihli dilekçesi ile davalı Güvence Hesabına başvuru yaptığı bu şekilde davalı Güvence Hesabının rizikonun gerekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince dava şartı noksanlığının giderilmiş olduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir (Yargıtay 4. H.D. 2023/12689 E.,2024/4378 K.).
3-Geçici iş göremezlik tazminatından, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca sigorta şirketi (....) da sorumlu olduğu, iyileşme süresine ilişkin geçici iş göremezlik zararının trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına göre davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
4-Dosya içerisindeki Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda davacının iyileşme süresi içerisinde bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı yönünde bir belirleme olmadığının anlaşılmasına göre, mahkemece davacının iyileşme süresi içerisinde bakıcıya ihtiyacı olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu itibarla davalı vekilinin bakıcı giderine yönelen istinaf itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
5-Davacı kazadan önce evlere temizliğe gittiğini iddia etmektedir. Davacının gelirinin objektif olarak tespiti için 2019 yılı Mayıs ayı ile 2020 yılı Mart ayı arasında bir temizlikçinin ayda kaç gün temizliğe gittiği ve günlük kazancının ne kadar olduğu ilgili meslek kuruluşları ve meslek odalarına sorularak, gelen yazı cevaplarına göre aktüerya bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; yukarıda (1, 2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, (4 ve 5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bakıcı giderine, davacının gelir tespiti ve aktüerya bilirkişi raporuna yönelen istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yukarıda (1, 2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
2-(4 ve 5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bakıcı giderine, davacının gelir tespiti ve aktüerya bilirkişi raporuna yönelen vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE,
3-Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas -... Karar sayılı, 07/03/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
4-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 530,00 TL istinaf karar harcının isteği halinde kendisine iadesine,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.
...