T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/03/2022
DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ:10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:10/07/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ve Ticaret Ltd. Şti. adına kayıtlı, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunan ve davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı akaryakıt tankerinin geri manevra yaptığı esnada davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, geçici ve sürekli iş görmezliğe maruz kaldığı, davalı sürücünün asli kusuru sonucu kazanın vuku bulduğu, olaya ilişkin yürütülen ceza davasında davalı sürünün mahkum edildiği, davalı trafik sigortacısından dava öncesi 60.681,00 TL maddi tazminat ödemesi alındığı, ancak tediyenin gerçek zararı karşılamadığı ve bakiye iş görmezlik zararı bulunduğu, sağlık harcamaları ve SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı yapıldığı, uğranılan cismani zarardan dolayı davacının acı ve ıstırap çektiği ve manen yıprandığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan temerrüt tarihlerinden işleyecek faiziyle müteselsilen, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise aracın sürücüsü ve kayıt maliki olan davalılardan olay tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra maddi zararın 750,00 TL tutarındaki kısmının sürekli iş göremezlik zararına ve 250,00 TL tutarındaki kısmının tedavi giderine ilişkin olduğunu açıklamıştır.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... ve Ticaret Ltd. Şti. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; olaya dair yürütülen ceza davasında verilen kararın hukuk hakimini bağlamadığı, kaza yapan aracın ... Sigorta A.Ş. nezdinde ihtiyari mali sorumluluk sigortası bulunduğu ve talep olunan tazminatların poliçe teminat limiti kapsamında kaldığı, öncelikle davanın ... sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ye ve SGK'ya ihbar edilmesini, maddi tazminat talebine ilişkin zarar kalemlerinin açıklanmadığı, tedavi gideri talepleri bakımından sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiği, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin rücuya tabi ödemelerin ve trafik sigortacısında yapılan tediyelerin tespiti ile hesaplanacak tazminattan mahsubu icap ettiği, fahiş miktarda manevi tazminat istendiği, tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının geri manevra yapan aracı fark ettiği halde güvenli alana geçmeyerek dikkatli ve özenli davranmaması sonucu kazaya sebebiyet verdiği, ceza mahkemesinin kusuru tespitinin hukuk hakimini bağlamadığı, kaza mahalli iş yerinin sahibi davalı firmanın muhtemel kazaları önlemeye yönelik tedbirleri almadığı ve kusurlu olduğu, davacının maddi zarara ilişkin somut delil sunmadığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; olayın haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, genel yetkili asliye mahkemelerinin görevli olduğu, müvekkili şirketin faaliyet merkezi itibariyle davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, dava öncesi usulüne uygun olarak müvekkili şirkete başvuru yapmadığı, temerrütte oluşmadığı, müvekkili şirket tarafından davacıya yapılan ödeme ile maddi zararın tamamen karşılandığı, aksi durumda ise yapılan tediyenin mahsubu gerektiği, olaya ilişkin yürütülen ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, kusurun ve zararın ispatı gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen soyut gelir beyanının gerçeği yansıtmadığını, tedavi gideri istemiyle ilgili dava öncesi 1.640,00 TL davacıya ödeme yapıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyası örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağı, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalıların trafik sigortacı, işleten ve sürücüsü olduğu vasıtanın yaya vaziyetteki davacıya çarptığı ve yaralanmasına neden olduğu, trafik bilirkişisinden alınan kusur raporuna göre davalı sürücüye manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, davacı yayaya ise taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunma kural ihlalinden dolayı kusur yüklendiği, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulamaları ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği raporuna göre uyuşmazlık konusu trafik kazasına bağlı arazı nedeniyle davacının %5 oranında daimi, 90 gün geçici iş göremezliğe maruz kaldığı ve olay tarihinden itibaren 30 gün süreyle başkasının sürekli bakımına ihtiyaç duyacağının mütalaa edildiği, tazminat bilirkişi raporunda sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarihteki verilere göre davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 41.155,26 TL olarak hesaplandığı, yargılama aşamasındaki beyanında davacının 1.630,00 TL tedavi gideri yaptığını belirttiği, toplamda maddi zararın 42.785,32 TL olduğu ve sigorta tarafından davacıya ise 60.681,00 TL tediyede bulunduğu, yapılan ödeme ile iş göremezlikten kaynaklı maddi zararın tümüyle karşılandığı, manevi tazminat istemi bakımından davacının araç yıkama bölgesinde bulunduğu sırada gürültüden kaynaklı davalı yönetimindeki tankeri fark etmeyip kazaya sebebiyet verdiği, hadisenin cereyan tarzı ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 13/01/2017 tarihli maluliyet raporuna göre müvekkilinin kazayla illiyetli arazının %16,28 oranında olduğu, hükme esas alınan rapordaki maluliyet oranı ve süresinin hatalı belirlendiğini, kusur değerlendirmesinde de hata yapıldığını, zira kazanın kara yolunda meydana gelmediğini, müvekkili yayaya ise "taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışta bulunmak" kural ihlalinden dolayı kusur izafe edildiğini, bu durumun oluşa ve trafik mevzuatına aykırı olduğunu, tazminat bilirkişi raporunda bilinen dönem ve işleyecek dönem için davacının 2018 yılı geliri esas alındığını, oysa işleyecek dönemler için rapor tarihinde bilinen en son ücret üzerinden zarar tespiti yapılması gerektiğini, öte yandan trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, cismani zarar uğradığı, daimi iş göremezliğe maruz kaldığını, tedavi süresince acı ve ıstırap çektiğini, ağır bedensel zararından dolayı manevi tazminata müstahak olduğunu, davacının olayda kusuru bulunduğu kabul edilse dahi davalı yanın tamamen kusursuz olmadığından manevi tazminat takdirinde etken olan diğer veriler de gözetilerek davacı lehine manevi tazminat belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminat isteminin tümüyle haksız olduğu yönündeki değerlendirmenin usul ve yasa ile bağdaşmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebi gibi karar verilmesini istemiştir.
G E R E K Ç E
Dava, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacı, yaya vaziyette iken davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve cismani zarara uğradığını belirterek iş göremezlik zararı ve tedavi amaçlı sarf edilen masraflar olmak üzere bir miktar maddi tazminatın zarara neden olan aracın sürücüsü, kayıt maliki ve trafik sigortacısı olan davalılardan, bedensel zarardan dolayı duyduğu acı ve ıstıraba karşılık bir miktar manevi tazminatın karşı aracın kayıt maliki ve sürücüsü olan davalılardan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2018 gün, ... esas ve ... sayılı kararı ile davalı İ... in davacıya karşı işlediği taksirle yaralama neden olma suçundan 89/1, 89/2-b ve 62. maddeleri uyarınca erteli 8 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkumiyet hükmü Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin istinaf denetiminden geçerek 08/06/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).
Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı ve istinaf talepleri değerlendirildiğinde;
1-)Somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda davacının tali, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirlendiği, ancak raporda kusur oranlarının belirtilmediği, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da kusur oranına yönelik bir değerlendirmeye yer verilmeden hüküm kurulduğu görülmüştür. Oysa, kusur oranları sonuca etki edeceğinden somut dosyada herhangi bir oransal kusur raporu alınmadan hüküm kurulması yoluna gidilmesi doğru değildir.
Bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken iş; daha önce rapor sunan trafik bilirkişisinden oransal kusur raporu sunması amacıyla ek rapor alınması, bunun mümkün olmaması veya alınacak ek rapora itirazda bulunulması nedeniyle başka bir bilirkişiden rapor alınmasına ihtiyaç duyulması halinde ise, ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığı gözetilerek, kusur tespiti konusunda uzman olan İTÜ Trafik Kürsüsü veya Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden, somut dosyada ve ceza dosyasında alınan önceki kusur raporları ile kaza tespit tutanağı da gözetilerek tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarını belirleyecek şekilde denetime elverişli ve gerekçeli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2-)Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin olarak Balıkesir Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre olacak şekilde maluliyeti belirleyen rapor ve ek rapor alındığı, ancak bu raporun yalnızca iki adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiği, davacının yaralanmasının niteliğine uygun bir uzman doktorun heyette yer almadığı görülmüştür. Bu haliyle alınan raporun yeterli uzmanlığa sahip olup olmadıkları anlaşılamayan bilirkişiler tarafından düzenlemesi nedeniyle, alınan bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumu ve oranı yönünden, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak rapor düzenlenmesi sağlanarak, alınacak raporun sonucuna göre değerlendirme yapılıp, gerekirse yeniden hesap raporu da alınarak ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemenin kabulüne göre ise;
3-)Somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda davacının tali, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirlendiği, davalının ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurmadığı, bu haliyle somut olayda davalının bir kusurunun bulunduğu aşikardır. Bu durumda, mahkemece tarafların kusur durumları ve diğer etmenlerde göz önüne alınarak davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-)Davacının sürekli maluliyet tazminat talebi yönünden bilinen dönem kazancının hesaplanması için, kaza tarihinden itibaren bilinen dönem olan bilirkişi rapor tarihine kadar geçecek süre için ve her yıl için ayrı ayrı olacak şekilde davacının gelirinin belirlenmesi ve bilinen dönem tazminatının bu veriler esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Oysa, somut dosyada alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının kaza tarihinde asgari ücretli olduğu gözetilerek asgari ücret esas alınmak suretiyle, bilinen dönemin tamamı yönünden bu miktar üzerinden hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş, davacının sürekli maluliyet tazminat talebi yönünden bilinen dönem kazancının hesaplanması için, kaza tarihinden itibaren bilinen dönem olan bilirkişi rapor tarihine kadar geçecek süre için ve her yıl için ayrı ayrı olacak şekilde davacının gelirinin belirlenmesi ve bilinen dönemin bu veriler esas alınarak hesaplanması ve sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
5-)Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf isteminin yukarıda gösterilen sebepler yönünden kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE,
2-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 03/03/2022 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 80,70 TL istinaf karar harcının isteği halinde iadesine,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.
...