T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/11/2021
DAVA:Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ:05/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kullandığı ... plakalı otomobil ile dava dışı ...'ın kullandığı ve davalının trafik sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında taraflar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, dosyada bilirkişi raporu alınmadığından kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre sorumluluk durumunun belirlendiğini, ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacının kaza neticesinde %6,3 oranında maluliyetinin olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda kendilerine cevap verilmediğini beyanla 1.000,00 TL daimi iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.200,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bedeni zararlar halinde sakatlık tazminatının şahıs başına 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, iş bu kaza nedeni ile ödenmesi gereken tazminatın davacı tarafa ödendiğini, 14/07/2017 tarihinde 9.841,93 TL tutarında maluliyet tazminatının davacıya ödendiğini, davalı şirketin başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, sakatlık tazminat hesabının Hazine Müsteşarlığınca kabul gören aktüer uzmanı tarafından yaptırılmasını istediklerini, kabul anlamına gelmemekle taraflarınca tazmin edilecek olan gerçek zararın davacının vücut bütünlüğü kaybı oranı değil meslekte kazanma gücünün daimi kaybı oranında gerçek maddi zarar olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporu, tazminat bilirkişisi raporu, Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü cevabi yazısı ile tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; trafik kazasının meydana gelmesinde davacı sürücünün %75, dava dışı sigortalı araç sürücüsün %25 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının tüm vücut engellilik oranının %5 olduğu, fizyolojik iyileşme (iş göremezlik) süresinin trafik kazası tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, davacının geçici iş görmezlik zararının 990,45.TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ise 7.411,49 TL olduğu, kaza tarihinden sonra SGK tarafından davacıya yapılan 2.485,35 TL ödeme ile davacının geçici iş görmezlik zararının karşılandığı, davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından 14/07/2017 tarihinde 9.841,93 TL maluliyet tazminatının ödendiği dikkate alındığında davacının bakiye sürekli iş görmezlik tazminatı alacağı kalmadığı, diğer yandan davacının bakıcıya ihtiyaç duyduğunun ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu düzenlenirken davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsüne %25, davacıya %75 oranında kusur atfedilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, sonradan alınan Adli Tıp raporunun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Erişkinler Yönetmeliğine göre düzenlendiğini, davacının tazminat alacağına ilişkin yapılacak hesaplamanın hesap tarihine göre yapılması gerektiğini, hesap tarihine göre davacının bakiye alacağı bulunduğundan bilirkişinin davacının sürekli iş göremezlik yönünden alacağı kalmadığına ilişkin raporu sonucu davanın reddedilmesinin usule ve yasaya göre hatalı olduğunu, davacıya SGK tarafından ödeme yapılması nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin alacağının kalmadığı belirtildiğini, ancak SGK tarafından yapılan ödemenin davacının alacağından mahsup edilmemesi gerektiğinden sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davalı vekili istinafa cevap vermemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacının sürücüsü olduğu araç ile davalının trafik sigortacısı olduğu araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacı yaralanmış ve bu yaralanma nedeniyle uğradığı maddi zararın tahsilini tahsini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
1-28/12/2015 günü saat 18:00 sıralarında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile ... Sokağı takiben ... istikametinden ... yönüne seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde idaresindeki aracın sağ ön kısımları ile seyir istikametine göre sağ tarafındaki ... caddesini takiben kavşağa gelen ve ... yönüne doğru sola dönmek isteyen davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön çamurluk ve kapı kısımlarının çarpışması sonucu davacı sürücünün yaralanmasına ilişkin dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri esnasında yola gereken dikkatini vermesi, kavşak mahalline geldiğinde sola manevra yapmadan önce kavşak başında durması, düz seyir ile gelen araçların hız ve mesafelerini kontrol altında bulundurması ve düz seyir ile gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip yola katılım yaparak diğer sürücünün istikamet şeridini kapatması neticesinde meydana gelen kazada % 75 kusurludur. Sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyon ile yerleşim yeri içi mahaldeki yolda seyir halindeyken diğer kavşak kollarından gelebilecek araçların hızlarını-mesafelerini kontrol altında tutacak şekilde kavşağa yaklaşırken hızını azaltıp, geçişini daha dikkatli sağlaması gerekirken bu hususlara riayet etmediği ve sağ taraftan kavşağa giren otomobil ile çarpışması neticesinde kazaya karıştığı olayda % 25 kusurludur. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunun kazanın oluş şekline göre isabetli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin kusur raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.
Somut olayda; kaza tarihi 28.12.2015 olup uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle Adli Tıp 2. Üst Kurulunun olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda maluliyet tespitinin yapılması hukuka aykırı görülmemiştir.
3-Kazadan sonra SGK'nın davacıya 2.485,35 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödediği, davalı sigorta şirketinin davadan önce 14/07/2017 tarihinde 9.841,93 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödediği, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında davalının kusuruna isabet eden miktarı yapılan ödemelerin karşıladığı anlaşıldığından aktüerya bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bakiye tazminat alacağının hesabında dava tarihinden önce ödeme yapılmış olması nedeniyle ödeme tarihindeki verilere göre hesap yapılması doğru olduğundan davacı vekilinin hesap tarihindeki verilere göre bakiye alacağın hesaplanması gerektiği ve SGK'nın yapmış olduğu geçici iş göremezlik tazminatının mahsup edilemeyeceği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 80,70 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,
3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 05/05/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.
...