T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2021
DAVA : Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/03/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 20/03/2016 tarihinde, davalı nezdinde zorunlu mali sorumlu sigorta poliçesi bulunan dava dışı sürücü ... yönetimindeki... plakalı aracın oto yolu üzerinde karşıya geçmeye çalışan yaya ...a çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, vefat eden ...in davacı... eşi, diğer davacılar ..., ... ve ... babaları olduğu, kazanın sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuru sonucu vuku bulduğu, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle davacıların eş- babalarının maddi desteğinden mahrum kaldığını beyanla ve artırılmış haliyle davacı eş ... için 130.262,06 TL, davacı çocuklar ... için 15.751,70 TL, ... için 13.295,52 TL ve ... için 2.377,39 TL olmak üzere toplam 161.686,67 TL destekten yoksunluk tazminatının 27/11/2018 temerrüt tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksunluk zararı istendiği, KTK 109. maddeye göre 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı, uyuşmazlığa konu trafik kazasının Isparta - Afyon karayolu üzerinde meydana geldiği, müvekkili şirketin merkezinin İstanbul ilinde bulunduğu, HMK'nın 6, 7 ve 16. maddelerine göre yetkisiz mahkemede davanın ikame edildiği, esasa ilişkin olarak, kaza yapan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde trafik sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında azami teminat limiti ile sınırlı olduğu, davacılar murisinin kusuru neticesinde kazanın meydana geldiği, olaya ilişkin Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında yürütülen kamu davasında sigortalı araç sürücüsünün beraat ettiği, kusurun ve fiili destekliğin usulünce ispatı gerektiği, dava öncesi sigorta şirketine müracaat şartının ve arabulucuya başvuru koşulunun yerine getirilmediğini beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2016 gün, ... esas ve... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi, kusur ve tazminat bilirkişi raporları, nüfus kayıt örneği, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve genel yetkili mahkemeye ilave olarak HMK 16. maddeye göre davacıların yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu ve Antalya ilinde bulunan davacıların seçimlik hakkını ikamet yeri mahkemesi olarak kullandığı, yine 6098 Sayılı Yasa'nın 72. ve 2918 Sayılı Yasa'nın 109/2 maddesindeki benzer nitelikli düzenlemelerde öngörülen uzamış ceza zamanaşımı süresinde davanın ikame edildiği, zamanaşımı defi ile yetki ilk itirazı reddedilerek işin esasına girildiği, kusura ilişkin temin edilen raporlarda sigortalı araç sürücüsü ile davacılar murisine değişik oranlarda kusur yüklendiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ öğretim üyelerinden ve Karayolları Fen Heyetinden alınan ikisi de aynı minval üzere olan kusur raporlarında davacılar murisi yayanın %75, sigortalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, tazminat bilirkişi raporunda ÜTİ ve Karayollları Fen Heyeti tarafından saptanan kusur oranı, ölenin asgari ücret düzeyindeki geliri, davacılar desteği ve davacıların TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür süresi, hak sahibi erkek çocukları için 18, kızı çocuğu için ise 22 yaşına kadar destekten yoksunluk zararı hesaplandığı, davacı eş ... olay tarihindeki yaşı ve çocukları dikkate alınarak evlenme ihtimali bulunmadığı benimsenerek neticede davacı eş.... için 130.262,06 TL, davacı çocuklar ... için 15.751,70 TL, ... için 13.295,52 TL ve ... için 2.377,39 TL olmak üzere toplam 161.686,67 TL destekten yoksunluk tazminatı hesaplandığı ve belirlenen tazminatların poliçe limiti (310.000,00 TL) sınırı aşmadığı yönünde kanaat bildirildiği, belirtilen raporların somut olaya ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı eş ... için 130.262,06 TL, davacı çocuklar ... için 15.751,70 TL, ... için 13.295,52 TL ve ... için 2.377,39 TL olmak üzere toplam 161.686,67 TL destekten yoksunluk tazminatın 11/12/2018 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı defini tekrarla bu nedenden dolayı davanın reddini, aksi durumda ise dava ve ıslah dilekçesiyle istenilen zarar kalemlerinin poliçe teminat dahilinde bulunmadığını, olaya ilişkin Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/10/2016 gün, ...esas ve... sayılı kararında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu benimsenerek beraat kararı verildiğini, tazminat bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmadığını, davacıların ıslah ile fazladan 2.000,00 TL maddi tazminat isteminin reddedilerek bu miktar üzerinden ret vekalet ücreti takdiri gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle, uzamış ceza zamanaşımı süresinde davanın açıldığını, kusurun şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğunu, ıslah dilekçesinde bilirkişi raporu doğrultusunda artırım yapıldığını, fazla tazminat talep edilmediğini, davalının temerrüt tarihi belirlenip hesaplanan tazminata faiz işletildiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun 53/3. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacılar, trafik kazası sonucu eş-babalarının vefatı nedeniyle ölenin maddi desteğinden mahrum kaldıklarını belirterek destekten yoksunluk zararı adı altında bir miktar maddi tazminatın ölüme neden olan aracın trafik sigortacısı olan davalıdan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Somut olaya ilişkin olarak, Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2016 gün...esas ve ... sayılı kararı ile davalı nezdinde sigortalı aracın sürücüsü dava dışı... davacılar yakını... karşı işlediği taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de olayda davalı sanığa atfı kabil kusur bulunmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatına karar verilmiştir. Beraat kararı kanun yoluna başvurulmadığından 07/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar).
Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı ve istinaf talepleri değerlendirildiğinde;
1-)Somut davaya ilişkin dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça bildirilmiş olup, davanın niteliği gereği de belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olan davalardan olduğu sabit olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığına yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
2-)Karayolları Trafik Kanunun 109. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunmuşsa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Yine, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince maddi veya manevi zarara ilişkin davalar zarara uğrayanın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Takipsizlik kararı verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hakimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır.
Somut olayda, trafik kazası 20/03/2016 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava 26/07/2019 tarihinde açılmıştır. Davalının sigortalısı olan sürücünün taksirli eylemi sonucu bir kişi ölmüştür. TCK'nın 85/1 maddesinde yazılı ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK'nın 66/1-d maddesi gereğince 15 yıldır. Yukarıda açıklandığı üzere, ceza zaman aşımının uygulanması için bir ceza davası açılmasına dahi gerek olmadığından, somut olayda davalının sigortalısı olan sürücünün ceza davasında beraat etmesi haksız bir eylem olgusunu değiştirmeyecektir. O halde, haksız fiil tarihinin 20/03/2016 olduğu dikkate alındığında halen uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf talebinin reddi gerekir. Keza, HMK 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasının niteliği gereği davanın açıldığı tarihten itibaren zamanaşımı işlemesinin söz konusu olmadığı, somut davada dava tarihi itibariyle ceza zaman aşımı geçmediğinden talep artırım tarihinde de bir zaman aşımının söz konusu olmayacağı, bu haliyle davalı vekilinin talep artırım dilekçesine yönelik zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı kanaatiyle, zaman aşımına yönelen tüm istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
3-)Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacı yayanın gece vakti yaya geçidi olmayan yerde yolun karşısına geçerken dikkatli şekilde ve trafiği tehlikeye düşürmeden hızlı bir biçimde geçmesi gerekirken bu kurallara riayet etmediği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kazadan sonra 500 metre ileride durmuş olması nedeniyle hızlı olduğu yönünde tutanak düzenlendiği anlaşılmış olup, Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/10/2016 gün, ...esas ve .... karar sayılı dosyasında Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından alınan bilirkişi raporunda ise, davacı yayanın koyu renkli elbise giymeden gece vakti yola çıkmış olması, alkollü olup yola gereken dikkatini vermeden karşıya geçmeye çalışmış ve aniden aracın önüne çıkmış olması nedeniyle tam kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece somut dosyada Karayolları Fen Heyeti ve İTÜ trafik kürsüsünden oluşturulan iki ayrı bilirkişi heyeti raporunda ise; davacı yayanın koyu renkli elbise giymeden gece vakti yola çıkmış olması, yola gereken dikkatini vermeden karşıya geçmeye çalışmış ve aniden aracın önüne çıkmış olması nedeniyle %75 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise kaza yerinden kısa bir süre önce yolda insanlar olduğunu görmesi nedeniyle yola daha fazla dikkat ederek ilerlemesi gerekirken dikkatsiz şekilde sürüş gerçekleştirmesi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup; bu haliyle her ne kadar ceza dosyada alınan kusur raporu ve ceza mahkemesi kararı ile somut dosyada alınan iki ayrı bilirkişi raporu birbiriyle uyumlu değil ise de; somut dosyada alınan kusura ilişkin iki ayrı bilirkişi heyet raporunda belirlenen kural ihlallerinin olayın oluş şekli ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması ve somut dosyada alınan kusura ilişkin Karayolları heyeti raporunun daha önce ceza dosyası ve somut dosyada alınan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte olması nedeniyle, somut dosyada alınan kusur raporlarında belirlenen kusur oranına itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmış, her ne kadar ceza dosyasında verilen beraat kararı ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu benimsenmiş ve sürücünün beraatına karar verilmiş ise de; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, ceza mahkemesinde belirlenen kusur durumunun hukuk hakimini bağlamayacağı yönünde benimsenen görüşü doğrultusunda somut dosyada alınan ve birbiriyle uyumlu olan bilirkişi raporlarına itibar edilebileceği kanaatine varılmış, bu nedenle davalı vekilinin kusur durumuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
4-)Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre destekten yoksun kalma tazminatında; bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi (progresif rant) yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gereklidir. Bu durumda somut dosyada aktüer bilirkişi tarafından progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle tazminat hesabı yapılmasının yerinde olduğu kanaatiyle, davalı vekilinin 1.8 teknik faiz yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
5-)Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise de, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Her durumda, ıslahla dava değerinin artırılması halinde faiz başlangıç tarihi değişmeyecek, yani başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır. HMK 107 maddesi gereği talep artırım ile artırılan kısım yönünden ise, bu davanın niteliği gereği başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır.
Bu durumda, somut dosyada davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmekte olduğundan, ilk derece mahkemesinin faiz başlangıç tarihine ilişkin kararında her hangi bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin savunmasının aksine somut dava belirsiz alacak davası olduğundan ve ayrıca haksız fiile ilişkin davaların niteliği gereği, talep artırım ile artırılan miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren (talep artırım dilekçesinde aksi yönde bir talep olmadığı müddetçe) faiz işletilmesi gerektiğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin değeri artırılan kısmın faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf talebinin de reddine karar verilmiştir.
6-)Davacı tarafın bedel artırım dilekçesinde talep ettiği sonuç miktar 161.686,67 TL olup, bedel artırım dilekçesinin içeriğinde artırılan miktara ilişkin olarak yapılan maddi hataların sonuca etkisi olmadığından, davalı vekilinin talep arttırım dilekçesine yönelen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 1.786,34 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 9.258,48 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine,
3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 13/03/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.
...