T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:27/12/2021
DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat
GEREKÇE TARİHİ:28/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01/12/2018 tarihinde yaya olan 6 yaşındaki müteveffa ...'in, davalı ...'in kullandığı ... plakalı aracın altında kaldığını, davalı ...'in kullandığı aracın hızla seyrederken yaya geçitlerine yaklaşırken hızını kesmeyerek Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a maddesini ihlal ederek, yaya olarak karsıya geçmekte olan müteveffa ...'e çarptığını, davalı ... ...in kullandığı ... plakalı aracın ...'e çarparak durmadan yoluna devam ettiğini, davalı ...'in müteveffa çocuğa ilk kez kalça/bel kısmından çarpmasının ardından müteveffa çocuğun 8-10 metre ileriye fırladığını, davalı ...'in olay yerinde hızı nedeniyle duramayarak ... plakalı araç ile seyrine devam etmesinden dolayı müteveffa çocuğun kafatasının üzerinden ikinci kez geçtiğini, belirtilen trafik kazasından sonra davalı sürücü olan ...'in olay yerinden kaçması sebebi ile kaza sonrasında tutulacak olan kusur durumunu gösterir kaza tespit tutanağı tutulamadığını ve tek taraflı olarak belirtilen tutanak düzenlendiğini, müteveffa çocuğun metrelerce fırlaması ve ölüm raporunda tespit edildiği üzere hem ön hem arka tekerlerle bir insana çarpmasına rağmen davalı sürücünün kullandığı aracı durduramaması davalı sürücü ...'in ne kadar hızlı gittiğinin kanıtı olduğunu, davalı ...'in ilgili kaza hakkında Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar ve 08/06/2020 tarihinde mahkumiyetine karar verildiğini, belirtilen ceza mahkemesinde alınan kusur raporunda, davacıların yabancı uyruklu olmaları ve Türkçe'yi iyi bilmemeleri sebebi ile ilk ifadelerinin yanlış ve eksik alınarak hatalı olarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, diğer davalı ...'ın ise kaza yapan aracın ruhsat maliki olduğunu, kaza yapan araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırıldığını talep edilen maddi zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı için davalı ... şirketinin sorumluluğu bulunduğunu, kaza yapan ... plakalı aracın 01/12/2018 kaza tarihi itibariyle geçerli poliçesini düzenleyen davalı ... tarafından 26/12/2018 tarihinde tazminat ödemesinin reddedildiğini, kazadan sonra tüm ailenin yaşamının alt üst olduğunu, beklenmedik ölümle anne, baba ve kardeşinin acılar içinde kaldığını beyan ederek TBK'nın 56. maddesi gereği baba için 50.000,00 TL, anne için 50.000,00 TL, kardeş için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsizlik nedeni ile reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...trafik kazasının bir haksız fiil olup, kusuruyla bir başkasına zarar veren failin bu fiil ile bağlantılı olan maddi ve manevi zararları karşılamakla mükellef olduğu tartışmasız olduğu, destekten yoksun kalma talebi de kaza nedeniyle uğranılan doğrudan zarar kapsamına girmekte olduğu, dosya içerisindeki belgeler ve alınan rapora göre davacılardan ...’ın müteveffanın desteğinden mahrum kalacağının ispatlanamadığı, diğer yandan diğer davacılar anne ve babanın bu destekten mahrum kalacağının kuşkusuz olduğu, bu kapsamda aktüerya bilirkişisinden rapor alındığı, yine haksız fiil failinin ancak kusuruna denk gelen zarardan sorumlu olacağı izahtan vareste olduğu, aynı şekilde araç işleten davalı ... ile sigorta şirketi de ancak kusurlu fiili gerçekleştiren failin kusuru nispetinde sorumlu olacakları, alınan rapora göre müteveffanın %85 davalı sürücünün %15 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, maddi tazminat talebinin bu kusura karşılık gelen kısmının kabulü gerektiği" gerekçesiyle; "maddi tazminat yönünden davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, davacı ... yönünden maddi tazminatın 37.072,60 TL üzerinden kabulü ile; bu tutarın davalı ... ve ... yönünden 01/12/2018 Sigorta şirketi yönünden 26/12/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ... yönünden maddi tazminatın 21.259,48 TL üzerinden kabulü ile; bu tutarın davalı ... ve ... yönünden 01/12/2018 Sigorta şirketi yönünden 26/12/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden; davacı ... için 5.000,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 01/12/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...den alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ... için 7.000,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 01/12/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...den alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ... için 7.000,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 01/12/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...'den alınarak bu davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahalindeki otobüs durağını ve bu mahalde kaldırım üzerinde gördüğü yaya kalabalığını da dikkate alarak her an tedbir alacak şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa yeteri kadar riayet etmediği ve hız sınırlarının üzerinde çok süratli olmasından dolayı asli kusurlu olduğunu, kaldı ki, sürücü ...'in ifadesinde "....yaya bir çocuk önüme fırladı, ben fren bile yapamadım çünkü çocuğu görmedim...." şeklinde kendi verdiği beyanı bulunduğunu, davalı sürücünün fren dahi yapmadığını açıkça belirttiğini, belirtilen sebebin dahi davalı sürücünün kusur oranının maktul yayadan fazla olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, davalı sürücünün olayda asli ve tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, ilk derece mahkemesinden talep edilen manevi tazminat miktarının acıları dindirmeye yetmese de bir nebze olsun manevi tatmin sağlaması gerekmesine karşın ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, somut olayda manevi tazminat miktarının somut duruma uygun makul olarak belirlenmediğini, dosya kapsamında tarafların sosyal durumuna bakıldığında hakkaniyete uygun verilmiş bir tazminat olmadığını, manevi tazminat miktarının davacı anne babanın çocuklarını, diğer davacının kardeşini kaybettiği düşünüldüğünde çok az miktarda olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi ger..., kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan kusur durumunun tespitine dair bilirkişi raporunun meydana gelen kazanın oluşu ve toplanan deliller ile uygun olmasına ve ilk derece mahkemesince karara esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, ilk derece mahkemesince belirlenen manevi tazminat miktarlarının paranın alım gücü, tarafların kusur durumu ile olayın meydana geldiği tarih itibariyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alındığında hakkaniyete uygun bulunmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar adli yardımdan yararlandığından 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacılardan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Dava adli yardımlı olarak görüldüğünden suç üstü ödeneğinden karşılanan 109,00 TL tebligat gideri ve 78,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 187,60 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle KESİN olarak karar verildi.
...