T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/04/2026
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/04/2026 tarih, ... Esas - ...Karar sayılı dosyasına yönelik istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize intikal eden dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacı Site Yönetimi ile davalı Şirket arasında " Elektrikli Araç Şarj İstasyonu Yer Sağlayıcı Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme kapsamında hatalı kurulum nedeniyle davacı tarafından ...a ödenen kaçak elektrik bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini beyanla icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin 284.605,66 TL üzerinden devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile birlikte ödenmesine ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA KONU KARAR: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "Taraflar arasında ''elektrikli araç şarj istasyonu yer sağlayıcı sözleşmesi" başlıklı 18/06/2025 yürürlük tarihli 5 yıl süreli, net karın %25'inin yer sağlayıcı site yönetimine ödenip, geri kalan kazancın davalı şirkete ait olacağının belirlendiği sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme içeriğinden davacı site yönetimi yedindeki bir alanın davalının ticari kullanımına tahsis edileceği ve işletileceği, kullanım karşılığında siteye yüzdesel kar ödemesi yapılacağı anlaşılmaktadır. Mevcut haliyle davacının, uhdesindeki bir alanın kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını davalıya bırakması ve davalının buna karşılık bir bedel ödemesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin kira sözleşmesi mahiyetinde olduğu (ciro veya kar üzerinden yüzdesel bedel belirlenen sözleşmelerin hasılat kirası mahiyetinde olduğu) kanaatine varılmıştır. Neticeten, davacının tacir olmaması ve davanın mahiyeti uyarınca eldeki davanın nisbi veya ticari dava olmadığı, taraflar arasındaki temel ilişkinin kira sözleşmesine dayalı olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın, kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve yasa maddesi gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere ve HMK 4/1. maddesi a bendi gereğince kira uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
" gerekçesi ile "1-Mahkememizin görevsizliğine, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-Davaya bakmaya Antalya Sulh Hukuk Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna," karar verilmiştir.
İSTİNAF SABEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle taraflar arasında akdedilen "Elektrikli Araç Şarj İstasyonu Yer Sağlayıcı Sözleşmesi"nin, klasik bir kira sözleşmesi olmadığını, şarj istasyonunun kurulması ve işletilmesi, elektrik satışından gelir elde edilmesi, bu gelir üzerinden taraflar arasında paylaşım yapılması, unsurlarını içeren ticari nitelikli karma sözleşme olduğunu, davacı site yönetiminin, davalıdan kira değil; gelir üzerinden pay aldığını, sözleşmenin esasının gelir paylaşımına dayalı ticari faaliyet olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde açıkça davalı Şirket'in elde ettiği net kârın %25’inin davacı yer sağlayıcıya ödeneceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin Ek-1 nolu maddesinde ise; * elektrik satış fiyatı, maliyetler ve net kâr hesaplaması, tahsilat ve ödeme sisteminin tamamının davalı şirket tarafından yürütüleceğinin detaylı şekilde düzenlendiğini, ortada kira ilişkisinin değil, ticari gelir paylaşımına dayalı işletme modeli olduğunu, Mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmenin içinde yer alan edimlerin niteliğine bakılması gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin kira mı yoksa ticari nitelikli bir işletme/hizmet ilişkisi mi olduğunun sözleşmenin bütünsel değerlendirilmesiyle belirlenmesi gerektiğini, özellikle gelir paylaşımı, işletme organizasyonu ve ticari risk üstlenilmesi gibi unsurların bulunması halinde ilişkinin kira sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğinin kabul edildiğini, sabit kira bedeli yerine hasılat veya kâr paylaşımına dayanan sözleşmelerin, kira sözleşmesi olarak değil, ticari nitelikli karma sözleşme olarak değerlendirildiğini, sözleşmeye göre; şarj hizmet bedelini belirleyen, müşterilerden tahsilatı yapan ve faturalandırma ile ödeme takibi yapanın davalı taraf olduğunu ayrıca reklam, kampanya ve pazarlama faaliyetlerinin de davalıya bırakıldığını, bu unsurların, sözleşmenin ticari işletme faaliyeti kapsamında kurulduğunu gösterdiğini, davacı tarafın ise yer sağlayıcı taraf olarak pasif kiraya veren olmadığını, ticari faaliyetin bir parçası olduğunu, gelire ortak olduğunu; işletmenin ekonomik sonucundan doğrudan etkilendiğini, kira sözleşmesinde sabit kira bedeli olduğu halde dava konusu sözleşme ve iş kapsamında değişken, kâra bağlı bir ticari kazanç paylaşımının söz konusu olduğunu, davalı tarafın ticari işletme sahibi olduğunu, sözleşmenin ticari faaliyet yürütmek amacıyla yapıldığını, uyuşmazlığın bu faaliyetten doğan alacağa ilişkin olduğunu, bu nedenle davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, mahkemenin verdiği görevsizlik kararının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince; istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
Kira sözleşmesi, bir bedel karşılığında geçici bir süre için tarafa veya başkasına ait taşınır veya taşınmaz malın veya bir hakkın kullanımını sağlayan sözleşmedir. Kira sözleşmesi karşılıklı iradelerin birleşmesi suretiyle oluşur. Kira sözleşmesinin tarafları, kiraya verilen maldan bedel karşılığı yararlanan kiracı ile yararlanmaya razı olan kiralayandır.
Adi ortaklık sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 620. maddesinde; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleşmeyi üstlendikleri sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
Maddenin lafzından anlaşıldığı üzere, adi ortaklık en basit tanımı ile iki ya da daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Doktrinde adi ortaklık, sözleşmeyle kurulan ve bir müşterek amacın elde edilmesine hizmet eden kişi birliği olarak tanımlanmaktadır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2003, s. 26). Bu tanımlardan adi ortaklığın unsurları; kişi, sözleşme, katılım payı, amaç, affectio societatis (müşterek gayeye ulaşmak için birlikte çalışmak unsuru) şeklinde belirtilebilir (Barlas, N.; Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri, İstanbul 1998, s. 13).
Kişi Unsuru: Adi ortaklık bir kişi birliği olmakla, temel unsuru kişidir. Kanunun lafzından da anlaşıldığı üzere adi ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için, iki ya da daha fazla gerçek veya tüzel kişinin bir araya gelmesi gerekmektedir.
Sözleşme Unsuru: Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesinde adi ortaklık tanımlanırken, "şirket bir akittir ki..." denilmektedir. Görüldüğü gibi, kanun koyucu öncelikle adi şirket ilişkisinin akdi bir ilişki olduğunu kabul etmiştir. Bu akdi ilişkinin, tarafların açık veya örtülü iradeleri ile kurulması mümkündür. Böylece taraflar arasındaki sözleşme ile tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliği oluşmaktadır.
Adi ortaklık bir yönüyle borç sözleşmesi olmasının yanı sıra, bir yönüyle de ortak bir gayenin yerine getirilmesini amaçlayan sosyal bir birliktir. Bu nedenle, ticari ilişkide ortakların şahsı da önem arz etmektedir.
Katılım Payı Unsuru: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 620. maddesinde; "Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır. Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki; bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. " şeklinde düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu’na göre; para, alacak, kıymetli evrak, menkul şeyler, imtiyaz, telif hakları, patent ve marka lisansları gibi fikri ve sınai haklar, maden ruhsatnameleri gibi iktisadi değeri olan haklar, her nevi gayrimenkuller ve gayrimenkulden faydalanma ve kullanma hakları, şahsi emek, ticari itibar, ticari işletmeler sermayeye katkı olarak getirilebilecek şeylerdendir. Buna göre ortaklar katılma payını serbestçe kararlaştırabilir. Ayrıca ortakların katılma payı hususunda taahhütte bulunması da yeterlidir. Katılma paylarının ortaklığa fiilen getirilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine ortakların taahhüt ettiği katılma paylarının eşit olmasına da gerek bulunmamaktadır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu; s. 13).
Amaç Unsuru: Amaç adi şirketin en önemli unsurlarından biridir. Ortaklık ilişkisinin bir amaç birlikteliği olduğu söylenebilir. Nitekim kanunda adi ortaklıktan bahsedilebilmesi için, iki ya da daha fazla kimse tarafından ortak bir amaca erişmek için bir araya geldiği belirtilmiştir.
Bir hukuki ilişkiyi adi ortaklık olarak kabul edebilmek için, tarafların kişisel bağımsız menfaatlerinin üstünde, ortak bir gayeyi gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelmiş bulunmaları yetmez; tarafların ayrıca ortak amacı birlikte takibi ve onun gerçekleşmesine gerekli faaliyetlerle aktif olarak katılmayı da borçlanmış bulunmaları şarttır. Sonuçta her ortak, ortaklık amacının gerçekleşmesine faydalı olmalı ve buna erişmek için gerekli faaliyetlere katılmalıdır. Bu itibarla, bir adi ortaklığın varlığından bahsedilebilmesi için, yukarıda sayılan unsurlara ilaveten, ortakların müşterek gayeye ulaşmak için çaba ve özen göstermek zorunluluğu bulunmaktadır.
Adi ortaklıkta eşit işlem (davranış) ilkesi geçerlidir. Eşit davranış ilkesi, ortaklara ortaklıkla ilişkilerinde iradi olarak eşit olmayan bir şekilde davranılamaması anlamına gelir. Bu esas doğruluk ve güven ilkesinin özel bir görünüşüdür. Eşit davranış ilkesi pek çok alanda yasal olarak hükme bağlanmıştır. Örneğin kâra ve zarara katılma (TBK'nun 623.maddesi) hususunda esas itibariyle hep eşitlik ilkesi geçerlidir (Şener, O.H.; s. 152).
Zarara katılma bir adi ortaklık ilişkisinin varlığı için önemli bir emaredir. Ancak bazı ortaklar için zarara katılmanın kaldırılmış olması, bir ortaklık ilişkisinin varlığını etkilemez. Kanun koyucu da bu nedenleTBK'nun 623/3 maddesine göre, ortaklardan biri sermaye payı olarak sadece emeğini ortaklığa koymuşsa onun zarara ortak olmayarak yalnız kâra iştirak ettirilmesinin kararlaştırılabileceğini düzenlemiştir (Şener, O.H.; s. 240).
Somut olayda taraflar arasında ''elektrikli araç şarj istasyonu yer sağlayıcı sözleşmesi" başlıklı 18/06/2025 yürürlük tarihli 5 yıl süreli, süre sonunda mutabık kalınması durumunda 5 yıl daha uzaması öngörülen sözleşme bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece iş bu sözleşme, kira sözleşmesinin hasılat kirasına ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 357. maddesinde " Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Ürün (Hâsılat) kirasında kiraya konu olan mal, bağ, bahçe, tarla gibi hâsılat veren bir taşınmaz mal yahut kara, deniz avı, su kaynağı işletmesi, kaplıca işletmesi, gibi bir haktır. Yine ürün (hasılat) kirasında ücret, bir miktar para olabileceği gibi devşirilecek hasılatın, semerelerinin bir hissesi de olabilir.
Davanın dayanağı sözleşmede davacı Site Yönetiminin tahsis ettiği alana, sözleşmede nitelikleri ve adeti belirtilen elektrikli araçların şarj edilebildiği şarj üniteleri kurulacağı, davacı Site Yönetiminin kullanılacak enerji ihtiyacının karşılanması için trafonun ve dağıtım panosunun kapasitesinin yeterli olması durumunda mevcut trafonun kullanılması, aksi halde yeterli kapasitede trafo ve dağıtım panosunun sağlanması konusunda davacının yardımcı olacağı, davalı Şirket'in tüm mülkiyeti kendisine ait olan şarj ünitelerinin kurulması ile birlikte tüm hakları kendisine ait olan mobil uygulamaları akıllı cihazlarına yükleyen ve üye olan her bir kullanıcıya bir kullanıcı hesabı tanımlayacağı, her bir kullanıcı ile ayrı bir son kullanıcı sözleşmesi akdedileceği hususlarının düzenlendiği, sözleşmenin 3.7. maddesinde davalı Şirket'in sözleşmede niteliği ve sayısı belirtilen şarj istasyon ünitesini davacıya kullanım amacıyla bedelsiz olarak ariyeten vereceği, davacı şirketin ödünç verilen üniteleri kendi malı gibi özenle davaya konu sözleşme kapsamında kullanacağı, sözleşme süresi boyunca ve nihayet sözleşme sonunda ünitelerin davalı Şirket'e iade edileceği, sürenin dolması veya sözleşmenin feshedilmesinin davacı Site Yönetiminin iade yükümlüğülüğünü ortadan kaldırmayacağı hususlarının düzenlendiği, yukarıda tanımlanan hasılat kirasının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Sözleşmenin "Tarafların Hak ve Yükümlülükleri" bölümünde 3.1. maddede şarj üniteleri için kullanacağı elektrik giderini davalı Şirket'in karşılamakla yükümlü olduğu, sisteme ait elektrik tüketim giderlerinin şarj ünitelerinin elektrik sayacında oluşan miktar üzerinden mutabakat yazısı ile yapılacak bildirim ile davacıya ödeneceği, şarj ünitelerine ait sayaç aboneliğinin davalı Şirket'e ait olması durumunda elektrik tüketimine dair bildirim ve faturalama ilişkisi olmayacağı, sözleşmenin 3.2. maddesinde davacı Site Yönetiminin kurulacak şarj istasyonlarının sürekli ve eksiksiz biçimde çalışır vaziyette tutmakla yükümlü olduğu hususunun düzenlendiği, sözleşmede davacı Site Yönetimi'nin şarj ünitelerinin korunması hususunda yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler bulunduğu, ünite ile ilgili her türlü şikayet ve ünitenin çalışır vaziyette olduğunu ve elektrik teminini sağladığını düzenli periyotlarda kontrol ederek herhangi bir arıza durumunda davalı Şirket'e bildireceği, ünitelerin davalı Şirket'in görevlendireceği teknik ekip haricinde kimsenin müdahale etmeyeceği, reklam, kampanya ve pazarlama faaliyetlerinin davalı Şirket tarafından yürütüleceği, ünitelerin kurulum ve bakımının davalı Şirket'e ait olduğu hususlarının düzenlendiği, sözleşmenin 3.11. maddesinde sözleşme konusu alanda meydana gelecek herhangi bir değişimde davacı Site Yönetimi'nin davalı Şirket'e yeni bir yer göstermek zorunda olduğunun düzenlendiği, 3.14. maddesinde davacı Site Yönetimi'nin, site çalışanları, temsilcilerinin şarj hizmetlerinin tamamını sözleşmede öngörülen sınırlamalar uyarınca davalı Şirket'in prosedürlerine uygun olarak kullanacağı, davacı Site Yönetimi'nin şarj istasyonuna ulaşımı açık tutmak zorunda olduğu, şarj istasyonunun sadece ....sitesinde oturanların kullanımına sunulmuş olduğu, site dışından kullanımın davacı Site Yönetimi'nin tasarrufunda olduğu, sözleşmenin 3.15. maddesinde kullanılacak elektriğin davacı Site Yönetimi'nin trafo, enerji aboneliği, Güneş Enerji PV sisteminden sağlanacağı, elektrik tüketim bedelinin Güneş Enerji PV sisteminden sağlanan elektrik şebeke fiyatından kabul edilmek suretiyle davalı Şirket tarafından karşılanacağı hususlarının düzenlendiği, yine sözleşmede davacı Site Yönetimi ve davalı Şirket'in sözleşmeyi haklı olarak feshedebilecekleri hallerin düzenlendiği, tüm elektrikli araç sahiplerinin şarj hizmet bedelini davalı Şirket'e ödeyeceği, hizmet başlangıcından itibaren net karın KDV dahil % 25'inin davacı Site Yönetiminin payı olduğu, sözleşmenin 4. maddesinde gelir ve ödeme şartlarının ayrıntılı olarak düzenlendiği, davacı Site Yönetimine ödenecek sabit bir bedel belirlenmediği, maddede belirtilen formül ile hesaplanacak net karın % 25'inin davacı Site Yönetimine ödeneceğinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça davalıya gönderilen Zonguldak 2. Noterliğinin ...yevmiye numaralı ve 05/02/2026 tarihli ihtarnamesinde davacı keşideci Site Yönetimi ile davalı Şirket arasında akdedilen "Elektrikli Araç Şarj İstasyonu Yer Sağlayıcı Sözleşmesi" kapsamında, 2 adet elektrikli araç şarj istasyonunun kurulduğu ve 18.06.2025 tarihinde kullanıma açıldığı, 11.09.2025 tarihinde ....saha denetim ekibi tarafından yapılan incelemede, hatalı/yanlış elektrik bağlantısı nedeniyle kaçak elektrik kullanımı tespit edildiği, 12.09.2025 tarihinde, davalı Şirket'in yönlendirmesiyle ...Mühendislik tarafından elektrik bağlantısının mevzuata uygun şekilde düzeltildiğini, akabinde BEDAŞ tarafından 1.104.982,50 TL tutarında kaçak elektrik faturası düzenlendiğini, yapılan itiraz sonucunda bu bedel 357.731,20 TL olarak düzeltildiği, söz konusu tutarın 115.000 TL'sinin davalı Şirket tarafından, 242.731,20 TL'sinin davacı keşideci Site Yönetimi tarafından ödendiğini, sözleşmenin; 3.10, 3.12, 3.13 ve 6.4 maddeleri uyarınca, kurulumun mevzuata uygun yapılmamasından ve bu nedenle doğan zararlardan davalı Şirket'in sorumlu olduğu, davacı tarafından yapılan ödemenin, tamamen Şirket'in kusurlu ve ayıplı ifası sonucu doğan zararın giderilmesi amacıyla, mağduriyetin büyümemesi için yapıldığını belirterek 242.731,20 TL'nin davalı Şirket tarafından ödenmesi talep edildiği anlaşılmıştır.
Sözleşmedeki yukarıda belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında sözleşmede her iki tarafa da sabit bir ödeme yapılmasının öngörülmediği, hesaplanacak net karın paylaşımının söz konusu olduğu, kar oluşmaması durumunda tarafların sözleşmeyi fesih hakkının bulunmadığı, tarafların kiraya verilen maldan bedel karşılığı yararlanan kiracı ile yararlanmaya razı olan kiralayan durumunda olmadıkları ortada bir kira ilişkisinin söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.
Sözleşmedeki düzenlemeler dikkate alındığında davacı ve davalı Şirket'in emeklerini ve mallarını kar elde etmek amacına erişmek üzere birleşmeyi üstlendikleri, davacının, şarj ünitelerinin kurulacağı yer tahsisi, elektrik enerjisi sağlanması, şarj ünitelerinin korunması, araç sahiplerinin kullanımını sağlama, şarj ünitelerinin bakım ve gözetimi, şarj istasyonlarının sürekli ve eksiksiz biçimde çalışır vaziyette tutma, gerektiğinde davalıya bildirim yapma, tahsis edilen alanda meydana gelecek herhangi bir değişimde davalı Şirket'e yeni bir yer gösterme gibi şarj istasyonunun işletimi için yükümlülükler üstlendiği, davalının şarj istasyon ve ünitelerinin sağlanması, kurulum, bakım, şarj ünitelerinde tüketilecek elektrik bedelinin karşılanması, reklam, kampanya ve pazarlama faaliyetlerinin yerine getirilmesi, şarj hizmet bedelinin tahsil edilmesi ve oluşması durumunda tahsil ettiği şarj hizmet bedelinden, sözleşmedeki düzenleme uyarınca hesaplanacak net karın davacı Site Yönetimi'ne ödenmesi yükümlülüklerinin yüklendiği, tarafların emek ve mallarını kar elde etmek amacıyla birleştirdikleri, kar elde edilmesi durumunda da karın ne şekilde paylaşılacağının sözleşmede düzenlendiği, sözleşmede her iki tarafın sözleşmeyi haklı feshedebileceği hallerin düzenlendiği, yukarıda açıklanan adi ortaklık sözleşmesinin unsurlarının taraflar arasındaki sözleşmede bulunduğu dolayısıyla davanın dayanağının adi ortaklık sözleşmesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi "kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir." şeklindedir.
HMK'nin 2. maddesinde ise; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi getirilmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK m.114/1-c gereğince görev dava şartı olup HMK m.115/1 uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler.
Mahkemece hatalı değerlendirme sonucunda taraflar arasında hasılat kira sözleşmesi bulunduğu kabul edilerek, davaya bakmakla sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacı Site Yönetimi'nin tacir olmadığı gözetilerek ( davacı Site Yönetimi'nin dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden bu husus Dairemizce değerlendirilmemiştir. ) davaya bakmakla asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gözetilerek bir karar verilmelidir.
İzah olunan gerekçeler karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın kaldırma kararına uygun şekilde gereğinin yapılarak dava hakkında karar verilmesi için mahal mahkemesine geri gönderilmesine,
3-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin nitelikte verilen kararımızın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 362/1.c maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04/06/2026
....