T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 26/09/2023
DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evrak İptali (Bono İptali)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 17/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalının ... İlçesi ... mah. ... ada .. nolu parselin 1/3 hissesini satın alıp kendisine satması hususunda tarafından talepte bulunduğunu, davalıya belirtilen yeri satması hususunda resmi şekilde düzenlenmemiş “taşınmaz satış vaadi sözleşmesi” yaptıklarını, yapılan sözleşmeye göre, davalının masraflar için 15.000.TL ödemede bulunacak ve taşınmazın satış bedelini de tapu deviri sırasında ödeyecek olduğunu, kendisinin ise taşınmazın ihalede pazarlık suretiyle satılması yasal zorunluluk olduğundan dolayı, taşınmazı ihalede alarak davalıya satacak olduğunu, bu amaçla 08.04.2021 tarihli sözleşme düzenlediklerini, masraflar için kendisine 09.04.2021 tarihinde 15.000.TL ödemede bulunulduğunu, ancak ihalede taşınmazı satın almasının mümkün olmadığını, bu nedenle, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden vazgeçtiğini karşı tarafa telgraf ihtar ile bildirdiğini, davalının, kendisinde teminat olarak bulunan senedi iade etmeyeceğini ve vadesi geldiği gün işlem yapacağını beyan ettiğini beyanla 08.04.2021 tarihli ve kanunen geçersiz bulunun “taşınmaz satış vaadi sözleşmesi” ne göre davalıda bulunan “08.04.2021 düzenleme tarihli, 15.11.2021 vade tarihli borçlusu ... olan ve alacaklı kısmı boş olan 150.000.TL'lık bono'dan dolayı borçlu olmadığımın tespiti ile belirtilen bononun/senedin iptaline, elinde haksız ve bedelsiz olarak bulundurduğu bonoyu iade etmeyen ve yasal işlem yapacağını beyan eden davalınım kötüniyetli eylemlerinden dolayı ve ileride icra takibine konu etmesi halinde senet bedelinin/takip bedelinin % 20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak tarafına verilmesine, bonodan dolayı henüz icra takibi yapılmadığından ve icra takibi yapılınası halinde bedelsiz olan bir bonodan dolayı uğrayacağı mağduriyet göz önüne alınmak suretiyle, İcra İflas Yasası'nın 72 ve HMK'nun 389. vd. maddeleri uyarınca aleyhime yapılacak olası icra takibinin ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle durdurulmasına, geçersiz sözleşmeye göre, davalının bankadan tarafına göndermiş olduğu 15.000.TL'nın yargılamanın kesinleşmesiyle birlikte davalıya verilmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili adına haksız ve mesnetsiz açılmış olan işbu davadan haricen haberleri olduğunu, davacının işbu davaya konu ettiği bonoda borç ilişkisinin davacı ... ile ... arasında kurulduğunu, müvekkili ...'in söz konusu borç ilişkisinin tarafı olmadığını, davanın, borç ilişkisinin tarafı olan ... karşı yöneltilmesi gerekmektiğini, müvekkilinin ilgili olayda husumeti bulunmadığını ve davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca sayın davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini, davanın konusunun menfi tespit davası olması nedeniyle yetkili mahkemenin HMK m.6 vd. Genel yetki Hükümlerine göre belirleneceğini, dosyanın öncelikle yetki yönünden değerlendirilmesi ve yetkiye olan itirazları sebebiyle de dosyanın yetkili olan Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davaya konu bono üzerinde açıkça Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini, bu sebeple davanın yine Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...incelenen protokol ve tarafların beyanlarından anlaşılacağı üzere adi yazılı protokolde bono ve taşınmaz alacaklısı olarak belirlenen kişi dava dışı .... ... tüm aşamalarda bu kişi adına vekaleten hareket etmiştir. Bononun vekaleten davalı ...'a teslim edilmiş olması, davalı ...'a alacaklı sıfatı kazandırmamaktadır. Dava dilekçesine ekli bononun lehtar kısmı ise zaten boştur. Ancak ... tarafından başlatılan takip dosyasında bononun lehtar kısmında ... adı yazılı olup, lehtar kısmının sonradan doldurulduğu ve bononun geçerli olmadığına yönelik davacı iddiaları ile bononun düzenleme sebebinin ne olduğu bu kişiye karşı açılan menfi tespit davasında çözüme kavuşturulacak bir husustur. Eldeki davada davalının lehtar olmadığı, bonoyu da ... adına vekaleten teslim aldığı, tüm aşamalarda ... temsilen hareket ettiği hususları ihtilafsız olup, bu haliyle kendisine husumet düşmeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı ...'ın yakın akraba olduğunu, davalı ...'ın da imzasının bulunduğu haricen ve adi yazılı belge ile "taşınmaz satış vaadi sözleşmesi" düzenlendiğini ve bu sözleşmede dava konusu senedin teminat senedi olarak tanımlandığını, sözleşmeye göre, ... Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun ihalesinde satılması öngörülen taşınmazın 1/3 hissesinin davacı ... tarafından ihaleden alınacak ve akabinde davalı ... devredileceğini, taşınmazın ihalede satın alınması halinde, ihale bedelinin ... tarafından da ayrıca ...'a ödenecek ve ... ilgili kuruma ödeyerek tapusunu alacağını, sözleşmeye göre davacı ...'un ihaleden alması gereken taşınmazın 1/3 hissesinin alınmadığını ve ihalenin dahi feshedildiğini, davacı ... telgraf yoluyla sözleşmeyi imza ettiği davalı ...'e ihtar çektiğini taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin fesih ettiğini ve sözleşmede masraflar için kendisine ödeneceği bahsedilen ve daha sonra banka kanalıyla havale edilen 15.000.TL masraf avansının da geriye verileceğini bildirdiğini, davacı ...'ın, satış vaadi sözleşmesinin feshedilmesinden sonra, esasen bedeli kendisine hiç ödenmeyen (yani karşılıksız olan) teminat senedinin de kendisine iade edilmesini talep ettiğini, davalı ...'in senedi iade etmediğinden dolayı, davacı ..., senedin vadesinden önce ve henüz icra takibinin yapılmadan önce olmak üzere, sözleşmeye göre senedin zilyetliğini elinde bulunduran ... aleyhine menfi tespit davası açtığını, senedin ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak, senedin vadesinin dolmasıyla birlikte, sözleşmenin tarafı olan ve davalı ... adına sözleşmeyi imza eden ..., senedin boş olan alacaklı kısmına ... adını yazılmasını sağlayarak, teminat olarak elinde bulundurduğu senedin zilyetliğini davalı ... verdiğini ve bedelsiz kalan senedi davacı ...'a iade etmediğini, senedi teslim alan ve senede kendi adını yazması gereken ... , kendi adını yazmayarak davalı ... adını yazmasındaki temel amacının, kendisi aleyhine icra takibi yapılamamasına dair mahkemeden verilen tedbir kararı olduğunu, aleyhine tedbir bulunmayan ... icra takibi yapmasının sağladıklarını, davalı ... ... ile amaç birliği içinde olduklarını, bedelsiz senedin iade edilmemesinden dolayı ... Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, yerel mahkemece davanını konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de davanın açılmasına neden olan kişinin davalı ... olmasından dolayı, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi gerektiğini, davalı ... ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında resmi makamların huzurunda davaya konu senedin gerçekte bir teminat senedi olduğu hususunu ikrar edildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının 08/04/2021 tarihli protokol başlıklı sözleşmenin tarafı olmadığı ,dava dışı ... vekaleten sözleşmede imzasının olduğu, davalının tüm aşamalarda bu kişi adına vekaleten hareket ettiği, bononun vekaleten davalı ...'a teslim edilmiş olması, davalı ...'a alacaklı sıfatı kazandırmayacağı, davalının bonoda lehtar veya ciranta olmadığının sabit olması, hususları birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince pasif husumet nedeniyle davanın reddine yönelik kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...