T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:24/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:30/11/2022
DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:24/11/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı - karşı davalı vekili, müvekkilinin babası ...'in ölüm tarihinden bu yana ... San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin %10 hissesi oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin babası ... öldükten sonra, miras payları oranında hisse sahibi olan kardeşler arasında bu zamana kadar sürtüşmeler yaşanmış olsa da müvekkilinin büyük kardeş olarak hep alttan aldığını, davalı şirketin diğer ortağı olan erkek kardeş ...'in, diğer bütün kardeşlerden ve tarafların annesinden zamanla hisselerini devraldığını, şirketin %90 hissesi oranında ortağı konumuna gelmiş olup, ayrıca şirketin müdürü olduğunu, şirket yönetiminde büyük hisse sahibi olarak adeta tek ortak gibi hareket ettiğini, müvekkili ve kardeşleri, babalarının vefatının ardından; kendi aralarında paylaşım yapmış olup, diğer tüm kardeşlere hisselerini ...'e devretmeleri karşılığında; bu paylaşıma uygun olarak şirket müdürü olan ... tarafından şirkete ait bir kısım taşınmazların devri ya da şirket kasasından nakit ödeme yapıldığını, müvekkilinin de şirket hissedarlarının aralarında yaptıkları paylaşıma uygun olarak kendi hissesini devretmek istediğini bildirmesine rağmen, kardeşi olan şirket müdürü ...'in, "sana mal falan vermeyeceğim, senin elindeki malların da hepsini alacağım, şirketi dibine kadar borçlandıracağım, seni batıracak ama kendimi batırmayacak kadar akıllıyım." cevabını verdiğini, bunun yanı sıra müvekkilini sık sık tehdit ettiğini ve hakaretlerde bulunduğunu, 17/05/2021 tarihinde şirket genel kurul toplantısı yapılmış olup, genel kurul toplantısının yapılacağı hakkında müvekkiline davetiye gönderilmediğini, bu genel kurul toplantısında kardeşlerden birinin şirketteki hisselerini ...'e devredeceğini müvekkilinin tesadüfen öğrenip toplantıya katıldığını, toplantıda müvekkilinin diğer ortak ...'e "geriye sadece ikisinin kaldığını, kendisinin de hissesini yaptıkları paylaşıma uygun olarak devredebileceğini" söylediğini, bunun üzerine diğer ortak, şirketi batıracağından ve müvekkilini zor duruma düşüreceğinden bahisle hakaretler ve tehditler savurduğunu, sonrasında da müvekkilini darp ettiğini ve yaralanmasına neden olduğunu, darp olayının yaşandığı anda ...'in küfür ettiği ve şekerlik fırlattığı sıradaki ses kaydının mevcut olduğunu, bu olayın üzerine 17.05.2021 tarihinde müvekkilinin diğer ortaktan şikayetçi olduğunu, ayrıca 1 ay süreyle de diğer ortak ... aleyhine koruma kararına hükmedildiğini, müvekkilinin yaşadığı bu darp olayının ardından, diğer ortak ... tarafından her gün korkutulmaya devam ettiğini, ... ile müvekkilinin aynı binada yaşamakta olup, müvekkilini her sabah ayakkabılarını binanın farklı katlarına fırlatılmış halde bulduğunu, ...'in ara sıra müvekkilinin kapısını tekmelediğini, yaşanan bu olaylarin müvekkilinin psikolojisini derinden etkilediğini, kabuslar görmeye başladığını ve yalnız başına dışarıya çıkamayacak hale geldiğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisi sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, ortaklığın devamının müvekkili için çekilemez hale geldiğini, diğer ortak ..., baba ...'in ölümünden bu yana şirkete ait taşınmazların birçoğunu elden çıkardığını, başkalarının üzerine geçirdiğini, bilgi alma hakkının ana sözleşmeyle yahut herhangi bir organın kararı ile kaldırılması yahut sınırlandırılması yahut sınırlandırılmasının mümkün olmadığını, aynı zamanda şirketin müdürü olan diğer ortağın her defasında şirketi batıracağını, borçlandıracağını söylemekte olduğundan; öncelikle ve ivedilikle dava süresince şirket mallarının korunması için şirkete ait taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyatı tedbir konulmasına, davalı şirkete tedbiren temsilci/yönetici kayyumu atanmasına, bu talebin uygun görülmemesi halinde davalı şirkete tedbiren denetçi kayyumu atanmasına ve yapılacak tüm işlemlerin kayyum denetim ve gözetimine tabi tutulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bu sebeplerle müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, şimdilik 1.000,00-TL ayrılma akçesinin (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ileride rayiç değerlere göre ortaklık payının tespiti halinde artırılmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine, bu taleplerimiz kabul edilmediği takdirde aynı gerekçelerle ve haklı sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı karşı davacı vekili, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin iki kurucu ortak tarafından kurulduğunu, kurucu ortaklardan birisinin hala şirket yetkilisi olarak görevinin ifaya devam eden ..., diğerinin ise hem müvekkili şirket yetkilisi ...'in hem de davacı ...'un babaları ... olduğunu, kurucu ortak ...'in kısa bir süre önce vefat ettiğini, müvekkili şirket ortaklarının kardeş olduklarını, murisin vefatı sonrası mirasçılar arası yapılan sözlü taksim anlaşması neticesinde mirasın, mirasçılar arasında paylaştırıldığını, davacı ...'un payına 18/05/2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 92 numaralı sayfasında da görüleceği üzere beheri 200,00 TL değerinde 3500 adet paya karşılık gelen 700.000,00 TL ile %10 hisse payının müvekkili şirketin sermaye ortağı olduğunu, diğer mirasçılarla sorunsuz bir şekilde anlaşılmış ve şirkette mirasen intikal eden hisselerini ...'e devir ettiklerini, ...'in şirkette kurucu ortak olup şirketin gelişmesi, piyasada itibarlı bir konuma gelmesi için önemli katkılarda bulunduğunu, davacı ...' nin ise mirasen intikal eden ortaklık payı dışında şirketle hiç bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'in ...'a hisse devri konusunda payının gerçek değerinin gayrımenkul değerleme uzmanı ve mali müşavir ve makine mühendisinden bir kurul oluşturalım hissenin rayiç değerini belirlesinler belirlenen rakam üzerinde anlaşalım teklifinde bulunduğunu, davacı ...'nin önce ...'in eşi ...'in bindiği aracın kendisine verilemesini şirketin adına kayıtlı taşınmazların yarısının kendisi adına tescil edilmesini, ...'in makam odasının kendisine tahsis edilmesini, ...'in şirkete gelmemesini şirkete tek yetkili müdür olarak kendisinin atanmasını hatta kendisinin araç kullanmayı bilmediğini bu nedenle bir makam şoförü ve birde koruma verilmesini eşine de bir makam aracı istediğini bunlar yapıldıktan sonra hisse devrini düşünebileceğini beyan ettiğini, davacının %10 payı ile orantısız taleplerinin kabulünün elbette mümkün olmadığını, piyasada bilinen tanınan ticari itibarı olan bu güne kadar kimseye bir kuruş borcu olmayan bir şirkete 150,00 TL teminat karşılığında çok ağır bir tedbir olan denetim kayyımı atandığını, davacının %10 pay değerini müvekkili şirketin bir aylık cirosu karşılamaya yettiğini, öncelikli olarak ticaret sicilinde yer alan davacının %10 hisse payı değerinin karşılığı olan 700.000,00 TL üzerinden eksik harçların yatırılması ve teminat bedelinin gerçek dava değeri üzerinden tamamlanması gerektiğini, davacının, dava esas değerini 1.000,00 TL göstererek kötüniyetli davrandığını ortaya koyduğunu, davacının ivedilikle 700.000,00 TL pay değeri üzerinden dava harçlarını tamamlaması ve yine dava değerinin gerçeğe uygun düzeltilmesi ardından ihtiyati tedbire yönelik olarak dosyaya depo edilen %15 teminat bedelinin tamamlanması gerektiğini, arada mevcut fark göz önüne alındığında müvekkili şirketin tüm mal varlığının çok cüzzi bir bedel ile kısıtlandığını, ihtiyati tedbire ve teminat bedeline itirazları saklı kalmak üzere davacının yalnızca %10 sermaye payı oranı olmasına ve müvekkili şirket yetkilisi ...'in payı oranı %90 olmasına rağmen davacının haksız kayyum talebinin kabul edilmiş ve müvekkili şirkete denetim kayyumu atandığını, davacının müvekkili şirkete muris ...'ten kalan miras payı oranında ortak olduğunu, davacının müvekkiline ağza alınmayacak hakaretler ve küfürler ettiğini, davacının şirketin feshi ve tasfiyesine yönelik talebi kötü niyetli bir talep olup davacının amacının müvekkili şirketin %90 pay sahibi ve yetkilisi ...'i hakaret küfür ve tehditlerle yıldırarak %10 payından fazlasını almak olduğunu, müvekkili şirketin aktif ve pasif dengesi açısından karlı bir şirket olup şu ana kadar ödenmemiş hiç bir borcunun olmadığını, piyasada bilinen tanınan ve uzun bir geçmişe sahip bir şirket olduğunu, şirketin feshi ve tasfiyesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini, davacı ...'un şirketten haklı nedene dayanarak ayrılması talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine müvekkili şirket yetkilisi ...'in, her zaman ve her durumda davacı ...'u korumaya ve kollamaya çalıştığını, ortak ...'un, muris ...'ten payına düşen miras ile yetinmemiş diğer mirasçı kardeşlerinin ve annelerinin de paylarına yönelik taleplerde bulunduğunu, şirket hisse payı oranı %10 olmasına ve pay değeri 700.000,00 TL olmasına rağmen milyonlarca değerinde istekleri ile şirket faaliyetini zora sokmayı istediğini, dava öncesi yapılan tüm anlaşmaya yönelik konuşmaların her birinde istediği bedeli arttırarak müvekkili şirketi kendi ortakları arasında husumet yaşanmasına sebep olduğunu,davacının haksız ve kötü niyetli olarak açtığı ortaklıktan çıkartılmasına izin verilmesi talepli davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Karşı dava dilekçesin de ise , ... ve diğer üç kardeşinin hisse devri konusunda sorunsuz bir şekilde anlaşmışlar ve devirlerin yapıldığını, ancak davacı karşı davalı ... %10 payıyla şirket merkezinin bulunduğu binanın yarısını,şirketin merkezinin bulunduğu binanın yanındaki arsanın tamamını yani şirketin yüzde ellisini istemiş birde bu isteğine ilave olarak ...'in eşinin kullandığı aracı ve ...'in şirketteki makam odasını istediğini, davacı ...'un amacının şirketi ticari ve ekonomik anlamda zorda bırakmayı istediğini, müvekkili şirketin iş yaptığı diğer şirket ve kişiler ile iletişime geçerek "...'e zaten kayyum atandı, her şeyi kaybedecekler, borçlarını ödeyemeyecekler, hala niye niye iş yapıyorsunuz" şeklinde söylemlerde bulunarak müvekkili şirketin hem ticari itibarı aleyhine hem de ekonomik durumu aleyhine, ortak sıfatına yakışmayan iş ve söylemlere giriştiğini,davacının ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin Genel Kurul Kararı alındığını bu nedenlerle davanın kabulü ile %10 hisse payı oranına sahip ...'un ortaklıktan çıkarılması taleplerinin kabulü ile ...'un ortaklıktan çıkarılmasına ve %10 payının Şirketin %90 pay sahibi ve yetkilisi ...'e devrine veya ...'un payının müvekkili şirket tarafından devir alınmasına karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...asıl dava yönünden mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; 6102 sayılı TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca; ''her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Yasa kapsamında haklı nedenlere ilişkin olarak her hangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre; haklı nedenler somut olayın özelliğine göre ortaya konulup değerlendirilmek durumundadır.Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların niteliği, şirket ortağının ortak sıfatının devamında yarar kalmaması gibi haller, limited şirket ortaklığından çıkma gerekçesi olarak gösterilebilecektir.Davalı şirket iki ortaklı olup diğer ortak davacının kardeşi aynı zamanda davalı şirketin müdürü olup davalı şirket müdürü ile davacı aynı aile apartmanında ikamet etmektedir.Dosya içine alınan Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacının şikayeti üzerine davalı şirket müdürü ... aleyhine, işyerinde Silahla Yağmaya Teşebbüs, Hakaret suçlarından cezalandırılması için kamu davasının açılığı görülmüştür.Bilgisine baş vurulan tanık beyanlarından davacı ile davalı şirket müdürünün aynı apartmanda ikamet etmesi nedeniyle aralarında sürekli gerginlik olduğu,kavga çıktığı ve sık sık polis çağrıldığı,tarafların aralarındaki sorunlar nedeniyle daire girişlerine dahi güvenlik kamerası taktırdıkları anlaşılmakla davalı şirketin aile şirketi olması ,her iki ortağın kardeş olmaları ve miras paylaşımı üzerine yaşanan sorunlar nedeniyle aralarında güven ilişkisinin kalmadığı sonucuna varılarak davacının davalı şirketten haklı nedenlerle ayrılmasına izin verilmesi koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılarak mahkememizce yapılan keşif neticesinde düzenlenen heyet bilirkişi raporuna göre davacının tespit edilen ayrılma akçesinin kararın kesinleşmesi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karşı dava yönünden yapılan yargılama neticesinde;TTK'nın 640. maddesine göre, bir ortak, ortaklar genel kurulu kararı ile şirketten çıkarılabileceği gibi haklı sebeplerle şirketin açacağı çıkarma davası ile de ortaklıktan çıkarılabilir.Haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. Karşı davacı tarafça bu yönde alınan genel kurul kararı dosya
kapsamına sunulmuş ise de, kararın incelenmesinde genel kurula sadece diğer ortağın katıldığı ve onun olumlu oyu ile karar alındığı gözlenmektedir. TTK’nın 621. maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur karar yok hükmündedir. Bu nedenle işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı gözetilerek karşı davanın dava şartı yokluğundan reddi"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin eski ortaklarının hisselerini dava dışı ...'ya devrettiklerini, hisse bedellerinin ...'nın şahsi hesabından değil, şirket kasasından ya da taşınmazların devri ile ödendiğini, mahkemece lehlerine faize hükmedilmesi gerekirken faize hükmedilmediğini, gerekçesinin de yazılmadığını, şirkete ait taşınmazların bir çoğunun diğer ortak/müdür tarafından elden çıkarıldığını, şirket ortaklarına usulsüz ödemeler yapıldığını, bankalardaki şirket hesap bakiyelerinin istenilmediğini, mal satışı bedeli olarak alınan aracın kimin adına tescil edildiğine yönelik inceleme yapılmadığını, yine tapu kayıtlarının istenilmediğini, davalının tanıklarının dahi şirket taşınmazlarının kiralık olduğunu beyan etmesine rağmen, kira gelirlerine yönelik bir inceleme yapılmadığını, davalı şirketin 9 adet kiracısı olduğunu, yine şirket çatısında ... vericisinin olduğunu, buradan da kira geliri elde edildiğini, kök raporun 14/01/2022 tarihli olduğunu, yaklaşık bir yıl önce tespit edilen rayiç değerler üzerinden karar verildiğini, arsa ve taşınmazlar yönünden güncelleme yapılmadığını, raporlarda eksiklikler olduğunu, yine trafonun değeri noktasında önceki rapordaki verilerin esas alındığını, nitekim trafoya girilmesinin keşif esnasında engellendiği için bedelinde farazi düzenlendiğini, makineler yönünden de eksiklikler olduğunu, ekipman listesindeki 35,36,37, 44 numaralı makinelerin güncel değerinin yazılmadığını, kök rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, yine bilançoda ortaklara borç görünmesinin çelişkili olup karı bulunan, sermaye yedeği bulunan bir şirketin ortağa borçlanmasının mümkün olmadığını, şirket ortağının öz sermayeyi azaltıcı işlem yaptığını, dönem varlıkların 1 yıl süre ile aynı kaldığının kabul edilmesinin beklenemeyeceğini, rapordaki ... plaka sayılı aracın değerinin 626.000,00 TL olduğu ekspertiz raporunda tespit edilmiş iken, mutabakatın 551.200,00 TL bedelle yapıldığını, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda rayiç değerin 410.000,00 TL yazıldığını, 640 ada 2 parseldeki rayiç değer tespitinin hatalı yapıldığını, burada artezyen kuyusu bulunduğunu, arsanın etrafının çevirili olduğunu, elektrik mühendisi tarafından sadece trafo yönünden inceleme yapıldığını,bina içerisindeki elektrik tesisatının değerlendirilmediğini, elektrik tesisatının gayrimenkul yapı değerine de eklenmemiş olduğunu, makineler yönünden ekipman sayısında eksiklik bulunduğunu, üçüncü kalite kontrol makinesinin yazılı olmadığını, yük vinci sayısının yanlış yazıldığını, stokların doğru incelenmediğini, şirketin isim hakkının parasal değerinin dikkate alınmadığını, kök rapor ile ek rapor arasında yaşanan dönemde döviz kurlarında %50 oranında artış meydana geldiğini, şirketin sattığı makinelerin sadece uzman görüşünde belirlenen değerler dikkate alınarak hesaplamaya dahil edilmesinin yanlış olduğunu, bu makinelerin satımının şirketi zarara sokacak nitelikte olduğunu, uzman raporunda makinelerin değerinin düşük gösterildiğini, satışı yapılan makinelerin değerinin araştırılmadığını, yargılama devam ederken şirketi büyük bir borç altına sokan sözleşme imzalandığını, şirkete zarar verildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesi verilmesi olmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl davada, davacının şirketten çıkmasına izin ve davacı tarafa ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmiştir. Söz konusu ayrılma akçesine ilişkin verilen hüküm yukarıda belirtilen nedenler ile davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır. (6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır.
Buna göre alınan bilirkişi raporlarına davacı tarafın ciddi itirazları bulunmasına rağmen bu itirazlar incelenmeden ve davacı tarafın dava dilekçesinde faiz talep ettiği gözetilerek, faiz hususunda da bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, öncelikle şirketin banka kayıtlarının, vergi müdürlüğündeki, SGK'daki alacak borçlara ilişkin kayıtların, tüm tapu kayıtlarının, şirket üzerine kayıtlı araç listelerinin, şirketin varsa icra dosyalarının da istenilerek, yine bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen hususlarda ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu gözetilerek, yeniden davacı itirazlarını karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınarak makinelerin sayısının rayiç değerinin tespit edilmesi, gayrimenkullerin rayiç değerinin tespit edilmesi( ... ada ... parselde artezyen kuyusu bulunduğu, yerin çevrili olduğu belirtilmekle bu hususun gerçekliğinin araştırılması), ... plaka sayılı aracın rayiç değerine itirazın değerlendirilmesi, bina içi elektrik tesisatının rayicinin tespit edilmesi, üçüncü kalite kontrol makinesi, yük vinci sayılarına itiraz bulunmakla bunların araştırılması, şirket eski ortaklarına ödemelerin gerçekten davalı şirket tarafından yapılıp yapılmadığının ticari defter ve banka kayıtları ile araştırılması, şirketin gerçekten kiracısı bulunup bulunmadığının (kesin deliller ile davacı tarafından ispatı gerekli) araştırılması, şirkete ait olup başka kişi adına kayıtlı olduğu iddia edilen araca ilişkin davacının delillerinin sorularak bu hususun değerlendirilmesi, şirketin isim hakkının değerinin tespit edilmesi yani özetle alınan raporlara itirazların karşılanarak ve en nihayetinde bu araştırmalar yapılırken tüm malvarlığının karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerinin esas alınması gerektiği gözetilerek, yukarıda belirtilen ilkelere göre hesap yapılıp, hasıl olacak sonuca göre faiz hakkında da bir karar verilerek sonuca varılması gerekmektedir.
Sonuç olarak, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacı karşı davalıya İADESİNE,
5-Davacı karşı davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...