T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/11/2022
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacı müvekkili ... çiftlik sahibidir ve çiftliğinde tarım işleriyle uğraştığını, arazisindeki sulama sistemini yenilemesi için davalı ... yetkilisi ... ile anlaştıklarını, sözleşme gereği borçlu olduğu 50.000,00 TL'nin 45.000,00 TL'sini ödemiş fakat davalı şirket eksik ve hatalı imalatları düzeltip işi teslim etmediği için bakiye 5.000,00 TL'yi ödemediğini, bugüne kadar da davalı şirket eksik ve hatalı imalatları düzeltip işi teslim etmediğini, davacı müvekkili ile davalı ...'nin arasındaki ticari ilişkinin tamamen sona ermesinden yaklaşık 9 yıl sonra 27.02.2020 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davacı müvekkili aleyhine 15.04.2018 tanzim tarihli 20.05.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli senede dayalı icra takibi başlatıldığını, davacı müvekkili, alacaklı olduğunu iddia eden şirkete herhangi bir senet düzenleyip vermediği ve aradan yaklaşık 9 yıl geçtiği için takibe dayanak olan senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını düşünerek Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. Sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiğini, yapılan yargılama neticesinde imzanın davacı müvekkiline ait olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini, 08.06.2011 tarihinde de ... Nolu 1.005 TL bedelli sipariş doldurarak 15.04.2018 tanzim tarihli 20.05.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli senet haline gelmiştir, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile bu senede dayalı icra takibi başlatıldığını, altında senet metni olan sipariş fişi orijinal haliyle davacı müvekkilinde olduğunu, bu nedenlerle davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine haksız olarak yapılmış olan icra takibinin iptalini, kötü niyetli davalı aleyhine, davacı müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği dosya kambiyo senedinden kaynaklanan kıymetli evrak, senedin tanzimine sebeb olan asıl borç ilişkisinin (temel ilişki) senetten anlaşılmasına imkan bulunmayan kıymetli evrak olduğunu, mücerret senetler, bir temel münasebete dayanmayan senetler olmadığını, yani bunlar da bir sebebe dayandığını, bu temel münasebet genellikle herhangibir akitle olduğunu, senet bu hukuki muameleden doğan alacağı ihtiva ettiğini, ancak senetle, söz konusu hukuki münasebet arasında bir bağ kurulmadığını, senede bakarak, alttaki münasebetin ne olduğunun tesbiti mümkün olmadığını, dolayısıyla herhangi bir ihtilaf halinde, hamil davasını sadece bu kıymetli evraka dayandırabileceğini, temelde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini isbat zorunda olmadığını, geçerli bir temel münasebetin bulunmadığının veya buna ilişkin defilerin dermeyanı ve isbatı meselesi borçluya yüklenmediğini, bu prensibin en üst seviyede uygulandığı senetler, kambiyo senedi olduğunu, davacı taraf senetten borcu olmadığını HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince hukuken kabul edilebilir yazılı delil ile ispat etmediğini, davacının soyut iddialarından başka delil bulunmadığından davanın reddine kötüniyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve cevap vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava icra takibinde sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olup, davacı taraf takibe konu bononun hile ile alındığı ve sonradan doldurulduğu iddiası ile borçlu olmadığını talep etmiştir. TBK'nın 36.maddesi gereğince öncelikle irade fesadına dayandığından dolayı tanıkla ispat mümkün olduğundan davacı tarafça gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Ancak dinlenen tanıkların senedin düzenlenme anında davacının yanında olmadığı ve bilgilerinin duyuma dayalı olması nedeni ile tanık beyanlarına itibar edilmemiş ve hile ile senedin elde edildiği iddiası ispatlanamamıştır. Söz konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulmasına ilişkin itirazların incelenmesinde ise söz konusu senedin kambiyo senedi vasfı olması nedeniyle sebepten mücerret olduğu söz konusu anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının ancak yazılı delille ispat edileceği dosya kapsamında davacı tarafından bu iddianın da kesin delille ispatlanamadığı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada da ... soruşturma ve ... kararı ile KYOK verildiği ve bu kararın itiraz üzerine kesinleştiği senedin kambiyo vasfına haiz olduğu anlaşılmakla davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı görüldüğünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında mahkememizin tensip ... nolu ara kararı doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu karar uygulanmış olmakla İİK 72/4 maddesi gereğince davalı lehine icra tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ...'ın çiftlik sahibi ve çiftliğinde tarım işleriyle uğraştığını, Arazisindeki sulama sisteminin yenilemesi için davalı ... yetkilisi ... ile anlaştığını, sözleşme gereği borçlu olduğu 50.000,00 TL’nin 45.000,00 TL’sini ödediğini fakat davalı şirket eksik ve hatalı imalatları düzeltip işi teslim etmediği için bakiye 5.000,00 TL’yi ödemediğini, davalı şirketin eksik ve hatalı imalatları düzeltip işi tam ve eksiksiz teslim etmediğini, müvekkili ile davalı ...’nin arasındaki ticari ilişkinin tamamen sona ermesinden yaklaşık 9 yıl sonra 60.000,00 TL bedelli senede dayalı icra takibi başlatıldığını,08.06.2011 Tarihinde de ... Nolu 1.005 TL bedelli sipariş fişinin altını imzalattıktan sonra alt nüshasını davacı müvekkiline teslim ettiğini, ancak hileyle alt tarafını senet metni haline getirdiği için yırtarak ayırdığını, yaklaşık 9 yıl geçtikten sonra da hile ile aldığı belgeyi hukuka ve aralarındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurarak 15.04.2018 tanzim, 20.05.2018 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli senet haline getirdiğini ve bu senede dayalı icra takibi başlattığını, buna ilişkin delilinin duruşmada ilk derece mahkemesine sunulduğunu, takibe konu bonoda davacı müvekkilinin imzasının bulunduğu yerde "borçlunun" olarak değil "alıcının" şeklinde ibare olduğunu, bu nedenle bono vasfını taşımadığını, müvekkilinin borçlu sıfatının olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının senetteki imzaya itirazının bulunmamasına, davalı hakkında dava konusu senet nedeniyle , açığa imzanın kötüye kullanılması, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan başlatılan savcılık dosyasının takipsizlikle sonuçlanmasına, davacının senedin hile ile alındığı iddiasını tanık beyanlarıyla ispat edememesine, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ise kesin delillerle ispat edememesine bu sebeplerle kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...