T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:10/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:21/06/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:10/11/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davalı tarafın icra takibine konu fatura alacaklarına konu hizmeti ifa etmediğini, faturaların haksız ve kötü niyetli bir şekilde düzenlenerek takip konusu yapıldığını, davalı tarafın icra takibine dayanak yapmış olduğu faturaların 19.06.2021 tarihli sözleşmede belirtilen ve davalı tarafça verildiği iddia edilen hizmete binaen düzenlendiğini, sözleşmede davalı tarafın yaşlı bakım ve huzur evi işletmekte olan müvekkili şirketin işletmesinde kalan 100 yaşlıya sözleşme süresince haftanın her günü belirtilen şartlarda ve standartlarda 3 öğün yemek teslimi yapılacağının belirtildiğini, müvekkili şirketin buna karşılık davalı tarafa aylık 100 kişi için 26.000,00-TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın 19.06.2021 tarihi ile19.07.2021 tarihi arasında müvekkil şirkete sözleşmede kararlaştırılan şekilde yemek tesliminin sağladığını, müvekkili şirketin de bu hizmete binaen davalı şirkete 26.000,00-TL ödeme yaptığını, davalı şirketin müvekkili şirketin sözleşemeye göre ödeme yapmış olmasına rağmen bu ödemenin kendilerini kurtarmadığını ve sözleşmede belirtilen ücretin artırılmasını talep ettiğini, müvekkili şirketin de bahsi geçen bu anlaşmayı önceki çalıştığı firmalardan 1.000-2.000-TL daha uygun olduğu için imzaladığını ve sözleşmeye aykırı olarak talep edilen rakamın hiç bir anlamı olmadığını bildirdiğini, davalı tarafın müvekkil şirkete artık yemek vermeyeceğini bildirdiğini ve müvekkil şirketi zor durumda bırakarak sözleşmeyi haksız bir şekilde sonlandırdığını, müvekkilinin de davalı şirkete güvenerek imzalamış olduğu bu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak tek taraflı ve bildirimsiz olarak feshedilmesi nedeniyle zor durumda kalındığını, davalı tarafın müvekkili şirketten hiç bir alacağının olmamasına rağmen dava konusu icra takibini kötü niyetle başlattığını, davalı tarafça düzenlenen ilk 19.07.2021 tarihli ve 26.000,00-TL bedelli faturanın 1 yemek bedeli için düzenlendiğini, müvekkili firmanın bu bedeli 19.06.2021- 19.07.2021 tarihi arasında ödemiş olduğunu, davalı tarafın bu ödemenin üzerinden 8 gün sonra ikinci bir fatura düzenleyerek müvekkiline geçen bu 8 güne binaen 101.400,00-TL. bedelli, 27.07.2021 tarihli takibe konu ikinci faturayı düzenlediğini, davalı tarafın bahsi geçen bu faturalara ek olarak yine hiç bir yemek teslimi yapmamış olmasına rağmen 23.08.2021 tarih ve 16.466,00-TL'lik faturayı 1 yemek bedeli olarak düzenlediğini belirterek davaya konu Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, aksi halde takibin uygun bir teminat karşılığında durdurulmasına veya icra dosyasında yapılan tahsilatların davalı tarafa ödenmemesine, devamında ise müvekkili şirketin davalı şirkete borcu olmadığının tespitine, dava konusu İcra takibinin iptaline, davalı tarafın aleyhine iddia edilen alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 19.06.2021 tarihli sözleşme uyarınca düzenlenen faturalardan kalan bakiye alacakla ilgili olarak Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile davacı aleyhine icra takibine başlatıldığını, ödeme emrinin davacı tarafından tebliğ alınarak borca itiraz edilmeden takibin kesinleştiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile yemek teslim edilmesi konusunda davacı tarafla anlaşıldığını, sözleşmeye istinaden müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacı tarafın sözleşme yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, sözleşme ve faturalar uyarınca müvekkilinin yemek teslim işini eksiksiz ifa ettiğini, davacı tarafın davaya ve icra takibine konu faturaları tebliğ almış olmasına rağmen fatura içeriğine ya da bedeline ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacı tarafın basiretli tacir gibi davranarak faturalara ve içerikleri konusunda müvekkiline bildirimde ve itirazda bulunmadığı halde icra takibi sonrası işbu davayı açmasının kötü niyetli hareket edildiğini gösterdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde 100 kişiye günde 3 öğün yemeğin 30 gün boyunca toplam 26.000 TL. bedelle verilebilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığını, sözleşmeye göre 100 kişi için 3 öğün yemeğin aylık toplam 9000 yemek olduğunu, bu sayıda yemeğin 26.000 TL karşılığında verildiği düşünüldüğünde öğün başına 2.88 TL'ye geldiğini, bu fiyata yemek verilebilmesi veya verileceğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşmanın esasında kişi başına günlük KDV dahil 26,00.-TL olduğunu, buradaki karışıklığın birim fiyatının sanki toplam fiyat gibi yazılmış olmasından kaynaklandığını, sözleşmede maddi bir hata olarak bu rakamın yazılmış olması ve taraflarca da gözden kaçırılmış olması neticesinde davacı tarafın bu hususa dayanmasının kötü niyetli olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...dava dilekçesine ekli taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan 19/06/2021 tarihli yemek hizmet sözleşmesinin incelenmesinde davalı tarafça davacıya ait huzurevi işletmesine haftanın her günü 3 öğün yemek hizmeti verilmesi konusunda tarafların anlaştıkları, hizmet bedeli ve ödemeye ilişkin 4. Maddede günde bir kahvaltı, iki menü yemeği ve üç ara öğün şeklinde hizmet verileceği, belirlenen aylık ücretin 1 ay (100 kişi) için 26.000,00.-TL olduğu, fiyatın 19/06/2022 tarihine kadar geçerli olduğu, yemek birim fiyatının her bir sözleşme dönemi için yıllık değerleme oranlarına göre yeniden belirleneceğinin yazılı olduğu, sözleşmenin 1 yıl süreyle yapıldığı görülmüştür.
Davalı taraf sözleşmeyi kabul etmekle birlikte hizmet bedelinde maddi hata yapıldığını yapılan anlaşmanın esasında kişi başına günlük KDV dahil 26,00.-TL olduğunu, buradaki karışıklığın birim fiyatın sanki toplam fiyat gibi yazılmış olmasından kaynaklandığını savunmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ilk bir aydan sonra yemek hizmetinin verilip verilmediği, sözleşmede anlaşılan fiyatta maddi hata olup olmadığı, tarafların bu konuda gerçek iradelerinin ne olduğu, takip konusu faturaların yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bedel sözleşmenin esaslı unsurlarından olup, sözleşmede yazılı bedelden farklı bir fiyata anlaşıldığını ispat yükü bunu iddia edene aittir.
Sözleşmede yemek bedeli olarak aylık 100 kişi için 26.000,00 TL ücretin açık şekilde kararlaştırıldığı bu konuda tereddüt yaratacak bir ibarenin bulunmadığı görülmektedir. Zaten sözleşmeden tam bir ay sonra davalı tarafça kesilen 19.07.2021 tarihli fatura, 26.000,00 TL bedelli olarak düzenlenmiş ve davacı tarafça ödemesi yapılmıştır. Davalı vekiline kaç ay yemek hizmeti verdiği ve sözleşmede yazılı fiyatta maddi hata yapıldığı savunmasına karşılık ilk faturanın niçin sözleşmede yazılı bedelden kesildiği konusunda beyanda bulunması için süre verilmiş, davalı vekili 29.03.2022 tarihli beyan dilekçesinde o ay 100 kişilik yemek hizmeti verildiğini kişi başı 26,00 TL den toplam 26.000,00 TL lik fatura düzenlendiğini beyan etmiş, kaç ay yemek hizmeti verdiği konusunda ise açıklama yapmamıştır. Davalının savunmasına göre yapılan anlaşmanın kişi başına günlük KDV dahil 26,00.-TL olduğu düşünüldüğünde 100 kişi için bir günlük fiyatın 2600,00 TL aylık ise 78.000,00 TL olacağı hesaplanmaktadır. Davalının kestiği faturalar gerek tek başına gerekse toplam olarak bu fiyatla uyumlu değildir. Kaldı ki ilk fatura sözleşmedeki bedele uygun olarak kesilmiş ve davalının buna ilişkin açıklaması da yerinde bulunmamıştır. Zira davalı o ay 100 kişilik yemek hizmeti verildiğini kişi başı 26,00 TL den toplam 26.000,00 TL lik fatura düzenlendiğini beyan etmiş ancak kişi başı 26,00 TL üzerinden hesap yapıldığında 100 kişi için 26.000,00 TL değil, günlük 2600,00 TL tutara , aylık ise 78000,00 TL tutara ulaşılmaktadır. Davacı vekili de aynı hususu dilekçelerinde belirtmiştir. Neticeten hizmet bedeline yönelik sözleşme hükmünün açık olması, ilk ay kesilen ve ödemesi yapılan faturanın sözleşmedeki bedele göre kesilmesi, davalının bedel konusundaki açıklamalarının hesapla örtüşmemesi sebepleriyle davalının hizmet bedeli konusundaki savunmalarını ispat edemediği kabul edilmiştir.
Davacının kabul etmemesi karşısında takip konusu faturalardan kaynaklı hizmeti verdiğini ispat yükü davalı taraftadır. Davacının usulüne uygun tutulan defterlerinde takip konusu faturalardan 23.08.2021 tarih 16.466,00 TL bedelli fatura ihtirazi kayıtsız şekilde kaydedilmiş olup davacı bu tutar kadar davalıya borçlu görünmektedir. Davalının da defteri bu yönde davacı ile uyumludur. HMK'nın 222. Maddesi de dikkate alındığında davacı defter kaydının aksini ispat edemediğinden takip konusu bu fatura bedeli ile bilirkişi raporunda bu fatura için hesaplanan temerrüt faizinden sorumludur. Takip konusu 27.07.2021 tarihli 101.400,00 TL bedelli faturadan kaynaklı bakiye borç için ise davalı hizmet verdiğini ispat edememiş, bu konuda tanık dinletmek istese de davacının muvafakatinin bulunmaması sebebiyle bu talebi reddedilmiştir. Yine bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının BA formunda davalı tarafça kesilen faturalar kayıtlı olsa da bu kayıt davacının alım beyanına göre oluşturulmuş bir kayıt olmayıp, davalının kestiği e-arşiv faturasını sisteme kaydetmesiyle otomatik olarak davacının BA formuna işlenen bir kayıttır. Neticeten davacının takip konusu asıl alacağın 16.466,00 TL si ile işlemiş faizin 377,82 TL si dışında kalan 101.400,00.-TL asıl alacak ile 2.380,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam borcun 103.780,73.-TL'sinden borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın bu tutar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kabul edilen kısım davalının alacağını ispat edememesi nedenine dayandığından ve bu nedenle kötü niyetli sayılamayacağından İİK.'nin 72/5 maddesindeki şartların oluşmaması sebebiyle davacının tazminat talebinin reddine, davalının tazminat talebi konusunda ise, Mahkememizce verilen tedbir kararı uygulandığından İİK'nin 72/4 maddesi uyarınca reddedilen asıl alacak olan 16.466,00.-TL'nin takdiren %20'si oranında belirlenecek olan tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesi" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul edilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin açık ve tek sayfalık bir sözleşme olduğunu, davalının savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın reddedilen kısmı yönünden ise, davalının hizmet teslimini ispat ettiğine yönelik mahkeme kabulünün hatalı olduğunu, davalının bir aylık hizmet dışında başka bir hizmet teslimi yapmadığını, davalının hizmet teslimini yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, 16.466,00 TL'nin takip dosyasına ödendiğini, bu nedenle davalının bir zararı bulunmadığından aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 16.466,00 TL tutarındaki faturayı ihtirazi kayıtsız olarak defterine kaydettiğini, takibin itirazsız kesinleştiğini, davacının faturayı teslim almasına rağmen, faturaya itiraz etmediğini, 100 kişiye her gün üç öğün yemek verildiğini, bunun 26.000,00 TL 'ye yapılmasının mümkün olmadığını, maddi hata ile sözleşmenin bu şekilde yapıldığını, sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin konusunun her gün üç öğün yemek teslimi, bir kahvaltı, iki menü yemeği, üç ara öğün şeklinde olduğunu, belirlenen aylık ücretin bir ay boyunca 100 kişi için 26.000,00 TL olduğunu, bu fiyatların 19/06/2022 tarihine kadar geçerli olacağının kararlaştırıldığını, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşmede 100 kişi için aylık yemek bedelinin 26.000 TL olarak kararlaştırılmış olmasına, davacının 29.03.2022 tarihli dilekçesinde söz konusu 26.000 TL tutarındaki faturanın düzenlendiği aylık 100 kişilik yemek hizmeti verildiğini beyan etmiş olmasına, yine 16.466 TL tutarlı faturanın her iki tarafın defterinde kayıtlı olmasına, bu fatura yönünden de hizmet verildiğinin ve bedelin kesinleştiğinin TTK 8. ve HMK 222. madde uyarınca kabul edilmesinin yerinde olmasına, 101.400 TL tutarlı fatura yönünden ise davacının hizmet verdiğini ispatlayamamış olmasına, taraflar arasında birim fiyat ihtilaflı olmakla davalının kötü niyetli takip başlattığının ispatlanamamasına göre davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olmasına, reddedilen kısım yönünden ise davacı taraf her ne kadar söz konusu bedeli icra dosyasına yatırdığını beyan etmiş olsa da, davada ihtiyati tedbirin 08.12.2021 tarihli olmasına, icra dosyasına yapılan ödemenin ihtiyati tedbir kararından sonra 14.01.2022 tarihinde yapılmış olmasına ve tedbir kararı gereği davalının alacağına kavuşamamış olmasına göre davacı aleyhine hükmedilen tazminatın da usul ve yasaya uygun olmasına, neticeten kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.089,87 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.773,0 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.316,87 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...