T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:25/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:09/09/2025
DAVANIN KONUSU:Konkordato
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:25/11/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP EDENİN İDDİALARININ ÖZETİ:
Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin yetkilisi ve tek ortağı olduğunu, davacı şirketin birçok ürünün ithalatını engelleyerek yerli üretim ve ihracat ile sektörde gelişim ve rekabet ortamı yarattığını, uzun yıllardır yurtiçi ve yurtdışında büyük firmalarda bayiliğinin bulunduğunu, dünya genelinde yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle şirketin zor bir döneme girdiğini ve yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle alacakların tahsilinin zorlaştığını, şirketin en büvük sorunu alacakların tahsilindeki gecikmeden kaynaklandığını, yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle portföyde daralmaya gidildiğini, kredi limitlerinin buna izin vermediğini, şahısların alacakları için şirketin ve müvekkilinin tüm mal varlıklarını ipotek ettirdiğini ancak süreci yönetemediklerini, bu durumda bankaların kredi vermediğini, tüm bu nedenlerle şirket yönetimi tarafından işletme sermayesinin yeniden oluşturulması, piyasa bozulmasının yarattığı kayıpların telafi edilmesi, yatırımların ve projelerin tamamlanarak alacaklıların alacaklarına tam olarak kavuşmalarını temin amacıyla işbu konkordato projesinin hazırlanmasına ve borçların vade ertelemesi ile bu proje çerçevesinde ödenmesinin teklif edildiğini, müvekkilinin bütün borçlara kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu ve haliyle şirketin borçlarından sorumlu olduğunu, ancak şirketin konkordato süreci içerisinde borçlarını ödemesi halinde müvekkilinin kefaletinin kalkacağını, dolayısıyla müvekkilinin kefaletinden dolayı, mağdur olması açısından konkordato kapsamına alınmasının uygun olacağını, bu nedenlerle konkordato kesin mühlet kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Talep, ilk önce ... Esas sayılı esasında açılmış olup, iş bu talepteki, talep eden ile birlikte, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin de talep eden olarak gösterildiği, uyuşmazlık dosyasında talep eden ... yönünden açılan talebin tensip tutanağı gereğince tefrikine karar verilmesi üzerine dosyanın talep eden ... yönünden başka esas sırasına kaydedildiği anlaşılmaktadır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..dosya kapsamına göre davacının iflasa tabi olmayan gerçek kişi konumunda olduğu, her ne kadar ortağı ve yöneticisi olduğu şirketin mali durumlarının bozulduğu ve şirketin konkordato davası açmak zorunda kaldıklarını ve kendisinin de şahsi mal varlığı ile adı geçen şirketlere müteselsil kefil olarak bankalara karşı, borç ve yükümlülük altına girdiği, müteselsil kefil olarak asıl borçlu sıfatıyla sağlamış olduğu teminatların aleyhine yürütülmesi riski doğduğundan bahisle eldeki davayı açmışsa da TBK'nun 585. maddesinde düzenlenen adi kefalette dahi asıl borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi halinde alacaklının doğrudan kefile başvurabileceği düzenlenmiş olup, eldeki davada davacı müteselsil kefil olup, TBK'nun 586. maddesi gereği kanunen adi kefilden daha fazla yükümlülük ve sorumluluk altına girmektedir. Somut olayda asıl olarak kefalet borçlarından dolayı konkordato talep eden davacının, TBK'nun 590/2-son maddesi uyarınca aynı güvence karşılığında konkordato kararına kadar kendisine yöneltilen takiplerin durdurulmasına karar verilmesini isteme hakkı da bulunmakta iken ön proje sunmaksızın konkordato talep etmesinin İİK 286 ve devamı maddelerine uygun olmadığı, şirketten ayrı ve bağımsız bir ön projesinin olmadığı, borçlarının sadece şirketin borçlarına olan kefaletten kaynaklandığı, ödemenin de proje gibi şirketin borçlarının ödenmesine bağlı olduğu, ticari bir faaliyetinin olmadığı anlaşılmakla, geçici mühlet kararı verilmesine ve konkordato reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ekine şirketten ayrı, kendi adına hazırlanmış ön projeyi sunduğunu, mahkemenin davacının kendi adına hazırlanmış ön proje sunmadığına ilişkin gerekçesinin açıkça eksik incelemeden ibaret olduğunu, emredici yasa hükmüyle de açık olduğu üzere dosya üzerinden eksik belge olmaması halinde mahkemece derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini, mahkemeye evrakların eksik olmaması halinde geçici mühlet kararı verilmesiyle ilgili bir takdir yetkisi verilmediğini, mahkemenin güvence karşılığında konkordato kararına kadar kendisine yöneltilen takiplerin durdurulmasına karar verilmesini isteme hakkı bulunduğu bu nedenle hukuki yararın olmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının ticari faaliyetinin olmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Talep, geçici mühlet verilmesi ve konkordato istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK 74. maddesinde açıkça yetki verilmemiş ise vekilin, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlasma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremeyeceği belirtilmiş olup, somut talepte, vekilin özel yetkili vekaletnamesinin olduğu anlaşılmıştır.
Tefrik edilen asıl dosyada, şirket hakkında geçici mühlet kararı verildiği, tedbirlere hükmedildiği uyaptan verilen izin gereği yapılan dosya incelemesinden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konkordatoya ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709).
Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15).
Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve 2004 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (2004 sayılı Kanun md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286 ncı maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici üç aylık mühleti verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (2004 sayılı Kanun md. 287).
İİK m. 286'da konkordato talebine eklenecek belgeler gösterilmiştir. Belgeler sunulmamış ise, konkordato mehil talebine eklenmesi gereken belgelerin sunulması için kesin süre verilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Coşkun, Mahmut, Konkordato ve İflas, 3. Baskı, Seçkin yayınları, Ankara 2024, s. 70 ve orada anılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 12/05/2016, T., 1860/3097).
Somut dosyada ise, talep eden ön proje içinde sunmuştur. Bu nedenle, mahkemenin bu yöne ilişkin ifadesi yerinde değildir.
Ancak, somut dosyada, talep eden vekili, istinaf dilekçesinde, emredici yasa hükmüyle de açık olduğu üzere dosya üzerinden eksik belge olmaması halinde mahkemece derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini, mahkemeye evrakların eksik olmaması halinde geçici mühlet kararı verilmesiyle ilgili bir takdir yetkisi verilmediğini beyan etmiştir.
Mahkeme geçici mühlet kararı verirken tamamen şekli bir denetim yapmakla yetinmemelidir. Sunulan belgelere göre, konkordato başvurusunda borçlunun mali durumunda iyileşme ihtimali varsa, gerekli tedbirler alındığı veya iyileştirme planına göre konkordato tasdik edildiğinde borçlunun içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkabileceği sonucuna varılmış ve kanunun aradığı belgelerden borçlunun açıkça alacaklıları zarara uğratma amacı güttüğü belli değilse geçici mühlet talebi kabul edilmelidir (Coşkun, s. 71-72). Kurumun amacına uygun yorum da bunu gerektirmektedir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı için sunulan ön projede davacının şirket borçlarına olan kefaletinin dışında borcunun olmadığının belirtilmesinden sonra şirketin borçlarını ödenmesi şartlarına ilişkin açıklamalarda bulunulduğu, şirketin borçlarını ödeyecek yeterli kaynaklarının olduğundan bahsedildiği, şirkte mal varlığının dökümünün listelendiği, bu haliyle davacının sunduğu ön projenin, inandırıcı, kanunun amacına uygun, samimi ve gerçekleştirilebilir olmaktan uzak olduğu, şirketin konkordato başvurusunda sunduğu ön projeye bağlı olduğu, yasal şartların mevcut olmadığı hususlarının anlaşılmasına, sonuç olarak kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Talep eden vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli karar harçları alındığından, bu konuda başkaca karar verilmesine yer olmadığına,
3-Talep edenin istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 293/2. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
...