T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:15/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:08/12/2022
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:15/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davacı şirket ile davalı/borçlu arasında ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap bulunmakta olduğunu, işbu cari hesaba ilişkin olarak davalı/borçlunun, 05.08.2021 - 17.09.2021 tarihleri arasındaki dönemden kalan 26.436,99-TL tutarındaki borcunun tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olması nedeniyle 21.01.2022 tarihinde Antalya Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, 14.02.2022 tarihinde yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlunun yapmış olduğu borca itirazın haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki; Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında gönderilen dayanak belgeler incelendiğinde 05.08.2021 - 17.09.2021 tarihleri arasındaki cari hesap dönemine ilişkin faturaların yer aldığının görüleceğini, fatura içeriği hizmetin yerine getirildiği halde davalı borçlu faturaya konu borcu ile ilgili olarak herhangi bir ödeme yapmadığını, cari hesap dönemine ilişkin alacak ve borç kalemlerinin davacı şirket'in açılış ve kapanış tasdikleri yapılmış ticari defterlerine de işlendiğini, davalı/borçlu da bu borcunun olmadığına ilişkin herhangi bir delil veya belge sunmadığını, iş bu sebeplerle borca itirazın iptalinin gerektiğini, bu sebeplerle takibin devamı ile borçlunun % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Davacı taraf davalı adına fatura kesildiğini ve bu faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia etse de işin aslının öyle olmadığını, bahsi geçen ürünlerin 66.257,00TL miktarındaki ürünün davalı tarafından teslim alınmış olup teslim alınmadan önce 05/08/2021 tarihinde 30.000,00 TL, 06/08/2021 tarihinde 30.000,00 TL ve ürün teslim alındıktan sonra da 6.270,00 TL daha ödeme yapıldığını, bu durumda davalının 13,00 TL alacaklı duruma geçtiğini, akabinde davalının tekrar ürün almak için davacı tarafa 10/09/2021 tarihinde 20.000,00 TL daha ödeme yapmasına rağmen davacı tarafça davalıya herhangi bir ürün teslim edilmediğini, yapılan telefon görüşmeleri ve davalının ürünün geciktiğini bu sebeple müşterilerine karşı taahhüt ettiği işleri yerine getiremediğini ve bunun kendisinin ticaretine zarar verdiğini söylemesi ve en azından tarafımızca gönderilen 20.000,00 TL'nin iade edilmesi gerektiği yönünde ısrarcı olunca davacı tarafın 17/09/2021 tarihli ve 46.449,99 TL bedelli fatura düzenleyerek söz konusu ürünün davalıya teslimi sağlanmış imajı yaratılmaya çalışıldığını, söz konusu 46.449,99 TL bedelli faturadaki ürünün hiç bir şekilde davalıya teslim edilmediğini, davacı tarafın dava dilekçesine ek sunduğu iki fatura incelendiğinde bu hususun açıkça ortada olduğunu, söz konusu 46.449,99 TL bedel ve 17/09/2021 tarihli faturadaki imza ve ismin de davalıya ait olmadığını, davacı tarafın bahsettiği şekilde davalıya söz konusu ikinci parti ürünün teslim edilmediğini, söz konusu faturadaki imzanın davalıya ait olmadığını, ürünün davalıya teslim edilmediğini, başkasının sipariş vermiş ya da teslim almışsa da davalının haberi olmadığını ve davalının teslim almadığını, fakat davacı tarafa diğer ürün siparişinde olduğu gibi önceden 20.000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen ne ürün teslim edildiğini ne de davalıya 20.000,00 TL'nin iade edilmediğini, buna rağmen davalının kalan 26.436,99 TL borcu olduğuna ilişkin takip başlatıldığını ve faiz işletildiğini, bahsi geçen borcun davalıya ait bir borç olmadığı için açılan takibe itiraz edildiğini, davalının takibe itiraz etmesi sonrasında bu davanın açıldığını, 46.449,99 TL bedel ve 17/09/2021 tarihli faturanın kimin adına kesilmiş ve yine bahsi geçen fatura alacağına konu ürünlerin kim tarafından teslim alındığını davalının bilmediğini, bu yüzden sayın mahkemenizden davaya konu faturaların istenip incelenmesini ve kimin adına kesildiğini ya da kimin tarafından ürünlerin teslim alındığının tespit edilmesini talep ettiklerini savunarak davalı hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, devamında haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı malın teslim edildiğini ispat yükü altındadır. Davacı teslime ilişkin imzalı faturalar sunmuş olup davalının 66.257,00 TL lik faturaya ve faturadaki imzaya itirazı bulunmamaktadır. İhtilaf konusu olan 46.449,99 TL lik faturanın ise ... isim ve imzasına tebliğ edildiği, davalının bu faturayı kabul etmediği, SGK cevabi yazısına göre böyle bir çalışanın bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde davacının sunduğu faturalarında kayıtlı olmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamış olduğu anlaşılmakla davacının dava konusu malı teslim ettiği ispatlanamadığından davacının alacaklı olduğu hususu da ispata muhtaçtır. İspatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacının kötü niyeti sabit olmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedilmemiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe dayanak belgelerde cari hesap dönemine ilişkin faturaların yer aldığını ve hizmet yerine getirildiği halde davalının borcu ödemediğini, cari hesap dönemine ilişkin alacak ve borç kalemlerinin müvekkil şirketin ticari defterlerine işlendiğini ve davalının borcun olmadığına ilişkin herhangi bir delil veya belge sunmadığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında 26.436,99-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ancak davalının ticari defter kayıtlarında müvekkil şirketle ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığını, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davalının ticari defterlerinin delil niteliği taşımadığını, bilirkişi raporunda belirtilen ... isimli şahsın davalı ile ilgili kişi olmadığı ve malın davalıya teslim edildiğinin kabul edilmemesi durumunda davacının bir alacağı olmayacağı tespitine itiraz edildiğini, zira böyle bir durum söz konusu olsa idi davalının ihtarname göndermesi, menfi tespit davası açması veya yazılı olarak iade metni göndermesi gerektiğini, ancak davalının bu eylemlerin hiçbirini gerçekleştirmediğini, ürünlerin 17.09.2021 tarihinde eksiksiz teslim edildiğini ve teslim edildiğine ilişkin belgelerin imzalatıldığını, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait olduğu iddiasıyla kestiği faturalardan sadece 66.257,00 TL'lik faturanın ticari işi kapsadığını, diğer 46.449,99 TL'lik faturanın müvekkile teslim edilen bir mala ilişkin olmadığını, bu durumun bilirkişi raporuyla da ortaya çıktığını, 46.449,99 TL'lik faturanın ... isimli bir kişi tarafından imzalandığını ve bu şahsın müvekkil şirketle veya müvekkil ile hiçbir ilgisi veya bağlantısı bulunmadığını, bunun SGK müzekkere cevabında da belirtildiğini, ... isimli kişinin müvekkil ve müvekkile ait şirkette hiçbir zaman çalışmadığının ortaya çıktığını, müvekkilin adı geçen kişiyle işçi işveren ilişkisi veya başka bir bağlantısının bulunmadığını, müvekkiline ait defter incelemesinde defterlerin açılış ve kapanışlarının usule uygun olduğunun ve delil değeri taşıdığının bilirkişilerce tespit edildiğini, bu defterlerde de davacının iddiasını doğrulayan bir kaydın bulunmadığını, SGK kayıtlarında müvekkilinin böyle bir çalışanının olmadığının açıkça ispatlandığını ve bilirkişi raporunda ... isimli şahsın müvekkili ile ilgili bir kişi olmaması durumunda davacının alacağının olmayacağının değerlendirildiğini davacının takibi kötü niyetle başlattığını, lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemenin bu talebi reddetmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ticari satım sebebiyle oluşan açık hesap alacağının tahsili amaçlı başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun, hüküm kurmaya elverişli olmasına, uyuşmazlık konusu 17.09.2021 tarihli 46.449,99 TL bedelli irsaliyeli faturanın davalının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olmamasına, faturada teslim alan kısmında ismi ve imzası yer alan kişinin davalının çalışanı olduğunun ispat edilememesine, davacının alacağını kesin delillerle ispatlayamaması sebebiyle dava reddedildiğinden davacının kötü niyetli olduğunun da ispatlanamamış olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin dava tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...