T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:07/10/2022
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:16/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı firma ... Belediyesinin açmış olduğu atık toplama kutusu ihalesine katıldıklarını, söz konusu ihaleyi müvekkilinin firmasının kazandığını, ihale sonrasında davalı firma yetkilisinin davacıyı arayarak ihale konusu üretimin ham madde tedariği için fiyat teklifinde bulunduğunu, Bu teklif üzerine, müvekkilinin ihale teknik şartnamesine uygun numune çalışarak onay alınması gerektiğini kendisine ilettiğini, karşılıklı mutabakatla numune ürünün, ... Belediyesince onaylanmasına mukabil müvekkili firma; davalıya oluşan ticari ilişkiye matuf sözleşme hazırlayarak, sözleşmenin imzalanmasına mukabil 60.000 adet atık toplama kutusunun bedelini davalı firma hesabına göndereceğini bildirdiğini, davalı firma cevaben ilk aşamada 5000 adet üretip göndereceğini, gönderilen ürünlerde bir sıkıntı yaşanmaması halinde kalan 55.000 atık toplama kutusunun diğer partide gönderileceğini iletmiş ve bu sebeple müvekkili firmanın hazırladığı sözleşmeyi imzaladıklarını, davalı firma ilk etapta 5000 adet kutuyu müvekkili firmaya göndermiş davacı firma da kutuların baskılarını yaparak ... Belediyesine sevkettiğini, bu süreçte; davacı firma ... Belediyesi'nin ihalesini almış ; bu ihale için gerekli hammadde de yine davalı firmaya sipariş verildiğini, bu ihale için gereksinim duyulan hammadde siparişi davacı firmaya ulaştığında; sevkiyat aracındaki farklı paletlerden alınan numuneler baskıya uygunluğunun tespiti için muayene edildiğinde, gönderilmiş olan levhaların; serigrafi baskının tutması için uygulanan korona işleminin yeterli şekilde yapılmadığı için boyanın kazındığının tespit edildiğini, bu durum fotoğraflanarak davalı firma yetkilisine gönderilmiş ve gönderilen ürünün baskıya uygun olmadığı davalı firma yetkilisine bildirildiğini, davalı firma durumu kabul etmiş ve mutabakatla, bu sevkiyatla gönderilmiş olan 16000 adet atık toplama kutusu davalı firmaya iade edildiğini, sonrasında 55000 adet kutunun bedeli; davalı firma hesabına gönderilmiş olmasına rağmen iş yoğunluğu vs. çeşitli bahanelerle ürün sevkiyatı devamlı ertelendiğini, sonrasında ... Belediyesinden alınmış olan ihale için teslim zamanı dolmak üzere olmasına rağmen, gönderileceği söylenen 55000 adet hammadde kutunun ivedilikle gönderilmesi istenmiş fakat davalı firma yetkilisi bedeli ödenmiş olmasına rağmen söz konusu 55000 adet kutuyu göndermeyeceklerini beyan ettiğini, akabinde davalı firma yetkilisinin kendilerine yapılmış olan ödemenin bir kısmını iade etmeyeceğini söyleyerek; 101.739,21 TL dışında kalan bakiyeyi müvekkilinin hesabına iade ettiğini, davalı firma bedelini aldığı halde hammaddeyi göndermediği için müvekkili firma ... Belediyesine taahhüdünü yerine getiremediğini, ... Belediyesinin müvekkili firmanın ihale kesin teminatı olan 39.000,00 TL'yi paraya çevirerek irat kaydettiğini, yine müvekkili tarafından teslimi gerçekleştirlen 5000 adet ürün de cezai şart olarak belediye tarafından irat kaydedildiğini, dahası müvekkili firma tarafından ihale yükümlülükleri yerine getirilemediği için 2 yıl boyunca herhangi bir kamu ihalesine giremeyecek olup ihale yasağına maruz kaldığını, bütün bu süreç sonradan farkedildiği üzere; davalı tarafın, birlikte girmiş olduğu ihaleyi kaybetmiş olması sebebiyle müvekkiline kasıtlı olarak kurguladığı kötüniyetli planlı bir operasyondan ibaret olduğunu, neticeten halihazırda müvekkilinin davalı firmadan icra takibine konu edildiği şekliyle alacaklı durumda olduğunu, davalının haksız, maddi ve hukuki gerekçeden yoksun ve ısrarla ödemekten kaçındığı, halen yedinde bulunan bedeli ödememeye dönük itirazının kötüniyetli olduğu yargılama süreci dahilinde delillerin toplanması ve değerlendirilmesi neticesinde alacaklı olduğunu, bu nedenlerle Antalya Genel İcra Müd.nün ... Esas sayılı icra takip dosyasından yapılan itirazının iptalini, icra takibinin bu miktar yönünden takip talebinde yazılı olan koşullarla aynen devamını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile %20 den az olmayacak şekilde tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında bir süredir devam eden ticari ilişki mevcut olduğunu, davacı şirket müvekkili şirketten üretim hammaddesi talep etmekte, müvekkili ise verilen özelliklere uygun ürünleri hazırlayıp davacı firmaya teslimini yaptığını, aralarında bu şekilde devam eden ticari ilişkileri mevcutken, davacı şirket müvekkili şirkete talimat vererek yaptırdığı üretimi, bu arada daha ucuza başka bir firmaya yaptırmış ve müvekkili tarafından gönderilen ürünleri kötü niyetli olarak ve ayıplı olduğunu ileri sürerek teslim almamış ve müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin, özel olarak davacı şirkete ürettiği hammadde, davacının talimatına uygun üretilmiş olmasına, korona işlemi yapılmış olmasına ve ürünlerde hiçbir ayıp olmamasına rağmen, davacı yanca teslim alınmamış, müvekkiline aynı gün iade edildiğini, aynı gün hiçbir tespit yapılmasına mahal vermeyecek kadar kısa sürede hatta ve hatta ürünlerin teslim alınmadan iade edilmiş olması bile davacı tarafın kötü niyetini gösterdiğini, davacı firma 01.01.2020 tarihi ile 10.10.2020 tarihleri arasındaki 10 aylık sürede müvekkili şirkete yaptırdığı üretimler neticesi borçlu iken 28.09.2020 tarihinde 375.000 TL ödeme yaparak 310.838,50 TL alacaklı durumuna geçtiğini, davacı 2 kez daha sipariş vermiş ve alacağı 301.787,53 TL'ye düştüğünü, bu arada müvekkilinin, davacı şirketin talebi üzerine üretim yaptığı beyaz koronalı hammaddenin davacı yanca kötü niyetli olarak teslim alınmaması üzerine müvekkili şirket ticaretlerinin devam edemeyeceğini anlamış ve teslim alınmayan ürünlerin parasını düşüp kalan 201.787,53 TL'yi davacı firmaya havale ettiğini, cari borç olarak görünen 100.000,00 TL davacının talebine uygun olarak üretilmiş olan ve hiçbir ayıbı bulunmayan beyaz koronalı hammaddeye ilişkin olduğunu, ayıplı olduğu iddia edilen ve halen müvekkilinin elinde bulunan dava ve sözleşme konusu ürünlerin üzerinde konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif yapılıp ayıplı olup olmadıkları, ayıbın gizli veya açık ayıp şeklindeki niteliği ve ayıplı ise ayıpların ağırlığına göre TBK'nın 475. maddesindeki seçimlik haklar yönünden, eserin reddini ve sözleşmeden dönmeyi bedelde tenzili ya da onarımı gerektirecek nitelikte olup olmadığı ile tenzili gereken miktar veya onarım bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındığında davacı taraf borcunun olmadığını, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına yapılan itiraz haksız ve kötü niyetli olmadığını, bu nedenlerle davacının davasının reddini ve müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini talep ve cevap vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının defterlerinin incelenmesi konusunda İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat numarasıyla alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin ticari ikametgahına gidilerek yerinde yapılan inceleme ile beyan edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde, ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, dava dilekçesinde belirtilen alacağın davacı şirketin defterlerine işlendiğini, dava tarihi itibarı ile ve 2021 açılış fişinde aynı olmak üzere davacı şirketin davalı şirketten 99.999,94.-TL alacağı bulunduğu rapor edilmiştir.
Davalının defterlerinin incelenmesi sonucu ... tarihli bilirkişi raporunda; davalının 2019-2021 yıllarına aitticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, ticari defterlerin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanununda belirlenen usul ve kurallara uygun ve eksiksiz tutulduğu, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olduğu, davalı yanın defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin delil niteliğine haiz olduğunu, davacı yanın ticari defterleri üzerinde Bilirkişi ... tarafından yapılan inceleme sonucu tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava dilekçesinde belirtilen alacağın davacı şirketin defterlerine işlendiği, dava tarihi itibarı ile davacı şirketin davalı şirketten 99.999,94.-TL alacağı bulunduğunun belirtildiğini, bilirkişi ... tarafından tanzim edilen ... tarihli Bilirkişi Raporuna karşı davacı vekili tarafından, raporun küçük bir hesap hatası içerdiği, gerçek alacaklarının takibe konu ettikleri 101.739,21.-TL asıl alacak olduğunun beyan edildiği, dosyada yer alan davacı yana ait cari hesap hareketleri dökümününe göre davacı yanın alacağının 101.739,21.-TL olduğunu, davalı yanın 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defter kayıtları üzerinde Bilirkişiliğimizce yapılan incelemede; davacı şirket ile davalı şirket arasında 2019 yılında 734.021,45-TL, 2020 yılında 1.140.946,11-TL tutarında ticari işlem gerçekleştirildiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin defter kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirketten 100.179,94-TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin, davacı şirketin talebine uygun olarak üretildiğini ve hiçbir ayıbı bulunmadığını ileri sürdüğü 16.000 adet beyaz koronalı hammaddenin bedeline karşılık cari hesap bakiyesi olan 100.179,94-TL yi davacı şirkete iade etmediğinin anlaşıldığını, davacı şirket tarafından iade edilen ürünlerin ayıplı olduğunun mahkemece kabul edilmesi halinde, davacı şirketin davalı şirketten 100.179,94-TL alacaklı olduğu, aksi halde takibe konu edilecek alacak bulunmadığı rapor edilmiştir.
Taraflar arasında alım satım sözleşmesinin varlığı ve davalıya yapılan ödemelerin avans olarak yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkememizce keşifte incelenen hammaddelerin davacı tarafından iade edilen mallar olup olmadığı taraflar arasında çekişmeli olup söz konusu malları davacının iade ettiği mallar olduğu kabul edilse dahi davalının karşı tarafın gönderdiği malları teslim alarak iade edilen mal bedeli olarak 201.787,53 TL'yi davacıya iade etmesi tacirler arasındaki ayıp ihbarının şekle aykırılığını kabul ettiğini gösterdiği gibi, daha sonra ayıbı ileri sürmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil eder. Davalının sözleşme gereğince davacıya teslim etmesi gereken hammaddelerin tamanının da davacıya teslim edilmediği sabit olmakla davacının ticari defterlerine göre davacıdan alacaklı olduğu ve iade edilmeyen emtia bedeli 99.999,94 TL'yi talep edebileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ve alacağın da likit olması nedeni ile icra inkar tazminatına da karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ürünlerin ayıplı olmadığının anlaşıldığını, keşifte incelenen hammaddelerin davacı tarafından iade edilen mallar olup olmadığının ispat yükünün davacıda olduğunu, ayıp ihbarını kabul etmediklerini, iyi niyetli olmayanın davacı olduğunu, sadece ticari defterlere göre karar vermenin doğru olmadığını, inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptaline ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının ayıplı olduğunu ileri sürerek geri gönderdiği ürünlerin davalı tarafça ihtirazi kayıtsız kabul edildiğinin yani ayıbın varlığının kabul edildiğinin dosya kapsamından anlaşılmasına, inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının mevcut olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.830,99 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,24 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
...