T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/03/2022
DAVANIN KONUSU: Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 29/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili firma ile davalı arasında ... isimli ürünün 30 adet alımı şartı ile 19.10.2015 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin akdedildiği dönemde, davalı firmaca bu ürün için İstanbul bölgesinde yaklaşık 40 hastanın bu ürünü beklediğinin ve bu hastaların ürünün satışı için müvekkili firmaya yönlendirileceğinin ve 1 ay içinde müvekkili firmaca 30 adet ürünün satılacağının belirtildiğini, ancak sözleşme akdedilmesinden sonra, müvekkili firma tarafından yapılan görüşmeler ve hastane çalışmalarının ardından, davalının belirttiği gibi herhangi bir müşteri portföyünün olmadığının ortaya çıktığını, bunun üzerine müvekkili firma tarafından 14.01.2016 tarihinde iade faturaları düzenlenerek ürünlerin davalıya iade edilmek istendiğini, ancak bu talebin davalı firmaca kabul görmediğini, 2016 yılının Mayıs ayı içerisinde sözleşmeye konu ürünün... belgeleri ile ilgili sorun olma ihtimalinin ortaya çıktığını ve ürünün satışının durdurulması gerektiği hususunun müvekkiline bildirildiğini, bu konuda da davalıya bilgi verildiğini, ancak yine davalı tarafça Türkiye dağıtıcılığında yetkili olan...'in iade kabul etmediği gerekçesiyle iade taleplerinin reddedildiğini, ürünlerin son kullanma tarihi olan 2016 Temmuz ayının geçmesinin ardından müvekkil firmaca 18.08.2016 tarihinde tekrar iade faturası düzenlendiğini, kargoya verilen ürünlerin kabul edilmediğini, tüm bunlarla birlikte ürünün Türkiye'ye getirilmesini sağlayan genel dağıtıcı asıl firma olan ... firmasının dahi ürünlerin iade alınması taleplerini kabul etmesine rağmen, davalı tarafça iade taleplerinin reddedildiğini, müvekkili firmanın bu süreçte sözleşme konusu ürünlerin piyasaya göre oldukça fahiş bedellerle satın aldığını, çıkış fiyatı 200,00TL olan ürünün müvekkili firmaya 1.550,00 TL'ye verildiğinin öğrenildiğini, müvekkili şirkete, davalı firmaca her ne kadar Antalya 10. Noterliğinin 19.09.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini bildirmiş ise de, 19.10.2015 tarihli bayilik sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin mağdur duruma düştüğünün açık olduğunu, nitekim bu zararların tazmini için Kadıköy 5. Noterliğinin 03.10.2016 tarih, ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ürünlerin iadesinin kabulü ile müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmininin davalıdan talep edildiğini, ancak işbu dava tarihi itibariyle müvekkili şirkete herhangi bir dönüş yapılmadığını beyanla, sözleşme ediminin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu 10.000 TL maddi zararın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının iddialarının aksine sözleşmenin 19.10.2015 tarihinde değil 21.10.2015 tarihinde yapıldığını, sözleşmenin 5.1. maddesi uyarınca sözleşmenin 1 yıl için taraflar arasında geçerli olacağının kararlaştırıldığını, bu 1 yıllık sürenin son gününün 21.10.2016 tarihi olduğunu, müvekkilinin 1 yıllık sürenin sonunda sözleşmenin 5.1. maddesi uyarınca sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedilmesi yönünde karar aldığını ve Antalya 10. Noterliğinin 19.09.2016 tarihli...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin sona erme tarihi olan 21.10.2016 tarihinden sonra sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davacı tarafa bildirdiğini, davacı tarafın cevabi ihtarnamesi ile ürünlerin iadesinin kabul edilmesi ve 48.546,00TL'nin kendilerine ödenmesini talep ettiğini, davacının ihtarnamede zarar bedelini net olarak bildirmesine rağmen bu davayı kısmi olarak açmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin basiretli tacir gibi hareket yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı şirketin dava dilekçesinde sözleşme tarihinde kendisine hazır müşteri bulunduğunun bildirildiğini, ancak sonra müşteri portföyünün bulunmadığının öğrenildiğini, bunun üzerine ürünlerin müvekkiline iade edilmek istendiğini, ancak bu talebin kabul edilmediği yönünden beyanlarının kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin yapıldığı tarihte davacının sözleşme konusu ürünlerin piyasada satılıp satılmayacağının bizzat araştırması gerektiğini, bu araştırma yapılmaksızın akdetmiş olduğu sözleşme sonrası piyasaya satış yapamadığı gerekçesi ile müvekkilinin sorumluluğunu talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, ürünlerin CE sertifikasında sorun olmadığını, davacı tarafın buna ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, sadece ihtimalden bahsettiğini, ürünlerin son kullanma tarihinin geçmesinin ürünleri bekleten davacı yanda olduğunu, davacının dava dilekçesinde ürünlerin fahiş fiyatlarla kendilerine satıldığını belirttiklerini, bu iddialarını kabul etmemekle birlikte, bayilik sözleşmesi incelendiğinde, sözleşme ekinde, bayi ürün alış ve satış fiyatlarının belirlendiği ve bunun davacı şirket tarafından imzalandığının görüleceğini, davacı tarafça sözleşme serbestisi sınırları içerisinde kabul edilerek imza altına alınan ürün bedellerine işbu safhada fahiş oldukları gerekçesiyle itirazda bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın sözleşmenin başından beri basiretsiz hareket etmesinin sonuçlarını müvekkiline yükleyerek malların iadesini gerçekleştirmeye çalıştığını, bunun yapamayınca da haksız ve kötü niyetli olarak bu davayı açma yoluna gittiğini beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... dosya kapsamına göre: davaya konu ürünlerin ithalatçısı tarafından, davacı talebi üzerine, ürünlerin son kullanma tarihlerinin bitmek üzere olduğundan iade edilmesi konusunda görüş bildirildiği belirtilmiş ise de; davacı taraf sözleşmeyi ayakta tuttuğu, taraflar arasındaki düzenlenen bayilik sözleşmesinde, davalının ürünlerin satışı ile ilgili olarak müşteri portföyü taahhüdü ile satılmayan ve son kullanma tarihleri geçen ürünlerin geri alınacağına dair bir madde bulunmadığı (Emsal karak: Yargıtay 19 Hukuk Dairesi 06/05/2010 Tarihli 2010/3846 E. 2010/5634 K. Sayılı ilamı ) ve ayrıca davalı şirket tarafından taahhüt edildiği iddia edilen müşteri portföyünün bulunmadığı ve davacı tarafın ürünlerin son kullanım tarihlerinin geçmesi gerekçeleri ile düzenlemiş olduğu iade faturaların davalı şirket tarafından kabul edilmediğinden..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı firmanın gerek sözlü gerek mail yolu ile müşteri portföyünün iyi olduğunu belirterek müvekkili şirkete, müşteri listesi dahi gönderdiğini, müvekkili şirketin taahhüt edilen müşteri listesine ve davalı yana itibar ederek dürüstlük kurallarına aykırı davranmayacağı inancı ile davaya konu sözleşmeyi akdettiğini, davalı yanın müşteri taahhüdünü yerine getirmemesi dışında başka yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, sözleşmeye konu ürünlerin dava dışı üretici firma tarafından, müvekkili şirkete verilen bilgiler çerçevesinde, Brezilya'da üretilen davaya konu ürünlerin artık Amerika'da üretileceği, dolayısıyla CE belgelerinin değişeceği, mevcut son kullanımı yaklaşan tüm ürünlerin geri alınacağı, şimdilik Amerika üretimli yeni CE belgeli ürünlerin hemen temini mümkün olmadığından değişim yapılamayacağının bildirildiğini, bu bildirim üzerine davalıya bilgi verilmiş ise de davalının, dava dışı...'in iadeyi kabul etmediği gerekçesiyle müvekkil şirketin iade talebini bir kez daha reddettiğini, dava dışı ...n 10.05.2016 tarihli yazısında açık ve net bir şekilde ilgili ürünlerin ithalatının son bulduğundan, ürün değişiminin söz konusu olmaması sebebiyle iadelerinin zaruri olduğu belirtildiğini, ...'in cevaplarının çelişkili olduğunu, dağıtıcı asıl firma olan ...'in çelişkili müzekkere cevapları kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporu ile karar verildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, aldırılan bilirkişi raporlarının hükme ve denetime elverişli bulunmasına, dosya kapsamına uygun olmasına, taraflar arasındaki düzenlenen bayilik sözleşmesinde, davalının ürünlerin satışı ile ilgili olarak müşteri portföyü taahhüdü ile satılmayan ve son kullanma tarihleri geçen ürünlerin geri alınacağına dair bir madde bulunmamasına, davacının mail görüşmesi olarak sunduğu, ''... ekteki listede hastaların bir bölümü mevcut. Telefon numarası olmayan hastaların iletişim bilgisini yakında bildireceğiz.'' şeklindeki beyanların bilgi aktarımı olmasına rağmen konuşma içeriklerinin müşteri portföyü taahhüdünü göstermemesine, dava dilekçesinde CE belgeleri ile ilgili sorun olma ihtimalinin ortaya çıktığından bahsedilmesine rağmen dosyada bu iddiaya ilişkin davacının bir delilinin olmamasına, bu hususun ispat edilememesine, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...