T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:26/10/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:12/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin, ... İnşaat ... Ltd. Şti. yetkilisi vefat eden ...’in eşi olduğunu, ...’in davalı şirketten inşaat malzemeleri alarak yaklaşık 200.000,00 TL borçlandığını, ayrıca davalı şirket yetkilisi ...’dan 100.000,00 TL elden olmak üzere toplamda 300.000,00 TL’ye yakın banka yoluyla borç para aldığını, ...’in almış olduğu malzeme ve para borçlarına karşılık parça parça toplamda 600.000,00 TL tutarında davalı şirket yetkilisi ...’ya senet verdiğini, ...’in asıl borçlusu, müvekkilinin ise kefil olarak imzası bulunan 340.000,00 TL’lik teminat olarak verilen senedin, davalı ... Yapı...A.Ş. tarafından Antalya 12. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, müvekkilinin eşinin zorlamaları sonucunda kefil olarak söz konusu senedi imzalamak zorunda kaldığını ve müvekkilinin kefil olarak borçlusu bulunduğu dosya borcunun karşılığını, gayrimenkulleri üzerinden fazlası ile ödendiğini, müvekkiline ait Antalya ili ... mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bulunan ... Konutları'ndan 1 adet dublex dairenin ...’ya verildiğini, Antalya ili Konyaaltı ilçesi ... mahallesine kayıtlı ... ada 1 parselde kayıtlı müvekkiline ait taşınmazın ise davalı şirket yetkilisi ... tarafından ... Bankası'ndan davalı şirket adına çekilen 1.000.000,00 TL tutarındaki kredi nedeniyle ipotek verildiğini, ... İnşaat...Ltd. Şti. yetkilisi merhum ... tarafından borçlarına karşılık müteahhitliğini yaparak, kendi arsaları üzerindeki inşa ettiği ...’in annesi ...’e ait Antalya ili Korkuteli ilçesi ... ada ... nolu parselde bulunan ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin de davalı şirket yetkilisinin eşi ...’ya verildiğini, tüm bunlara ek olarak ... tarafından 50.000,00 TL, 40.000,00 TL, 20.000,00 TL tutarlarında olmak üzere toplamda 100.000,00 TL’lik çek verildiğini ve 60.000,00 TL muhatap şirket yetkilisi ...’ya makbuzlu olarak elden ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından devredilen dairelerin, müvekkilinin ikamet etmiş olduğu daire üzerinden kullanılan ipoteğin, ... tarafından verilen gayrimenkuller dikkate alınmadan icra takibine girişildiğini, ayrıca müvekkilinin ortağı olduğu ... plakalı araç üzerine haciz konulduğunu ve satışı istenildiğini, davalı ... Yapı...A.Ş. yetkilisi ...’nın, Antalya 12. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağının bir kısmını diğer davalılara muvazaalı şekilde devrettiğini, ... Yapı...A.Ş.’ye, ... adına Antalya 11. Noterliği’nin 06/03/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız ve hukuka aykırı suç teşkil eden işlemlere ilişkin yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, arabuluculuk başvurularından sonuç alınamadığını beyan ederek, müvekkilinin, davalıya borçlu olmadığının tespitine, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı hareket etmek sureti ile başlatılan Antalya 12. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, davalının takibe konu miktarın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Antalya 12. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibinin, dava sonuçlanıncaya dek tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... Yapı...A.Ş. ve ... vekili, Antalya 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 15/12/2017 tarihinde, alacaklı ... Yapı...A.Ş. tarafından, borçlular ..., ... hakkında kambiyo takiplerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatıldığını, her iki borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiğini, icra takibinin kesinleşmesi üzerine alacaklı tarafça haciz işlemlerine başlanıldığını, borçluların menkul ve gayrimenkul malları üzerinde kaydi hacizler vs. talep edildiğini, 20/04/2018 tarihinde icra müdürlüğünde alınan ödeme taahhüdünün ihlali üzerine icrai işlemlere kalındığı yerden devam edildiğini ve dosyadan hacizli olup, borçlu ... adına kayıtlı otobüsün, ortaklığın giderilmesi yolu ile satışı işlemlerine başlandığını, davacının bu süreçte arabuluculuk kurumuna başvurarak, taraflarınca kabul olmayan bir takım ödeme iddiaları ile söz konusu icra dosyasından borçlu olmadığını beyan ettiğini, davalı ... Yapı...A.Ş. ile davacı ...’in müteveffa eşi ...'in sahibi bulunduğu dava dışı ... İnşaat ... Ltd. Şti. arasında 2017 yılı başından itibaren ticari ilişki bulunduğunu, davalı firmadan mal alımı yapan ...’in dönem dönem davalı firma yetkilisi ...'dan ayrıca borç para da aldığını, işbu mal alım satımı ve borç ilişkisinden doğan borçlarına karşılık davalı firmaya senetler verdiğini, alınan bu senetlerden birinin de eldeki davaya konu icra takibine dayanak yapılmış olan, 05/12/2017 ödeme tarihli, asıl borçlusu müteveffa ..., kefili ise huzurdaki davada davacı olan ... olan senet olduğunu, ...'in vefatı üzerine, davacı ...’in, işbu borçlardan kurtulmak adına, haksız ve yasal dayanaktan yoksun şekilde, yargı yolunu kullanmaya başladığını, hatta davacının reddi miras davası da açmış olduğunu duyduklarını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği bir kambiyo evrakına bağlı bulunan işbu alacağın aksinin ispatının ancak senetle mümkün olduğunu, davacının bu yönde tanık dinletmesine kesinlikle muvafakat etmediklerini, davanın davalılardan ... yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davanın esasına ilişkin dosyanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, davacı ... tarafından açılan davada ileri sürülen kişisel defiler, davalı ...’a karşı ileri sürülemeyeceğini, dava dilekçesinde yer alan bir takım iddiaların, kişisel defi niteliğinde olduğunu ve yasa gereğince tarafları bağladığını, bu sebeple davalı ...'a karşı işbu davada husumetin yöneltilemeyeceğini, davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini beyan ederek, davacının açmış olduğu haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle esasa girilmezden evvel usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddi ile davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava şartı olarak arabuluculuk müssesine başvurulmaksızın, müvekkili ... yönünden açılan davanın esasa girilmeksizin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacının 27/05/2019 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurarak bir takım ödeme iddiaları ile söz konusu icra dosyasından borçlu olmadığını beyan ettiğini, dosyanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, davacı ... tarafından ileri sürülen kişisel defilerin müvekkili ...’e karşı ileri sürülemeyeceğini, bu sebeple müvekkili ...'e karşı işbu davada husumet yöneltilemeyeceğini, davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini, davalılardan ... Yapı...A.Ş. yetkilisi ...'nın ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik süreç nedeniyle nakit ihtiyacı nedeniyle davalı ...'den Haziran 2018'de banka havalesi ile iki kalem halinde toplamda 115.000.00 TL borç para aldığını davalının verilen ödünç paranın iadesini sağlamaması üzerine, davalılardan ... Yapı...A.Ş. yetkilisi ...’nın, ...'e alacaklı bulunduğu Antalya 12. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasının borç meblağı kadarlık kısmını temlik etmeyi teklif ettiğini ve akabinde yasaların uygun gördüğü şekil ve usulde temlik işleminin gerçekleştirildiğini, işbu borç ve karşılığında yapılan temlik konusunda temlik sözleşmesinin tarafları arasında ihtilaf bulunmadığını, davacı tarafın, eldeki davada bedelsizlik iddiasında bulunduğunu, bedelsizligi ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, borçlunun bedelsizlik iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının bu yönde tanık dinletmesine kesinlikle muvafakat etmediklerini beyan ederek, davacının açmış olduğu haksız ve mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddi ile davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...takibe dayanak bonoda malen kaydının bulunduğu, dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin taraflarca kabul edildiği, bunun yanında borç para alışverişinin olduğunun da beyan edildiği, davalının ticari defter ve belgelerinde, bonoda belirtilen tutarda dava dışı şirketten alacaklı olunduğu görülmüştür. Davacı tarafça, takibe dayanak kambiyo senedindeki borcun davalı şirket temsilcisinin eşine ait taşınmazın devri, davalı şirket temsilcisinin bankadan çektiği krediye taşınmazın ipotek olarak verilmesi karşılığında ayrıca başkaca bir kısım taşınmazların devri suretiyle ödendiği iddia edilmiş ise de; buna ilişkin yazılı bir delil dosyaya ibraz edilmemiş, davalı tarafça da bu devirlerin takibe dayanak senede ilişkin olduğu hususu kabul edilmemiştir. Davacının, davanın ispatına ilişkin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu görülmüştür. Mahkememizce davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadıkları sorulmuş, bu hususta yemin deliline dayanmadıkları görülmüştür. Alacağın temliki suretiyle icra takip dosyasındaki alacağın bir kısmını temlik alan davalılar ... ve ... yönünden de yazılı delil sunulmadığı görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı tarafça İİK'nın 72/4. maddesi kapsamında davacı aleyhine tazminat talep edilmiş ise de; takipten sonra açılan menfi tespit davasında mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediği görülmekle koşulları ve yasal unsurları oluşmayan tazminat isteminin reddine" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'in ve ...'in borçlu olduğu yönündeki değerlendirmelerin yerinde olmadığını, müvekkilinin kefil olarak borçlusu bulunduğu dosya borcunun karşılığını gayrimenkulleri üzerinden fazlasıyla ödediğini, müvekkiline ait Antalya ili ... mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bulunan ... Konutları'ndan 1 adet dublex dairenin ...'ya verildiğini, şuan itibariyle davalı şirketin merkezinin bu adres olduğunu, bu hususun ticaret sicil kayıtlarından açıkça anlaşılabildiğini, davalı şirket yetkilisinin eşi ...'nın ya da davalı şirketin bu gayrimenkul için ödeme yapmadığını, davalı şirketin ticari defterlerine de bu evin kaydının hiçbir şekilde tahsilat olarak düşülmediğini, bu gayrimenkulün müvekkilinin cari hesap ilişkisine dayalı olarak verdiği gayrimenkul olduğunu, mahkemece bu hususta araştırma yapılmadığını, davalı şirket yetkilisinin müvekkilini zor durumda bırakma, devredilen taşınmazlar ve yapılan ödemeleri etkisiz bırakıp hukuki çözümü zorlaştırma adına kötüniyetli olarak hareket ettiğini, ... ve müvekkilinin borçlarının karşılığını fazlasıyla ödemiş olmalarına rağmen ödemeler dikkate alınmadan icra takibine koyulduğunu, ... ve ...'nın söz konusu taşınmazların alımına ilişkin isticvap edilmediğini, ...'nın söz konusu taşınmazların devir tarihindeki ekonomik durumunun belli olduğunu, resmi olarak 3 adet gayrimenkul için hiçbir bedel ödenmediğini, 3 gayrimenkulün bedelini nasıl ödediğinin araştırılmadığını, taşınmazların açıkça borç karşılığı devredildiğinin belli olduğunu, devri yapılan taşınmazların, devir tarihindeki bedelleri tespit edilerek, dosya içerisine alınması ve devrin hangi amaçla, hangi ödeme yoluyla yapıldığının, davalı şirket yetkilisi ... ve eşi ...'ya sorulması gerektiğini, bu noktadaki ispat yükünün davalı şirkette olduğunu, mahkemece bu hususların araştırılmadığını, deliller toplanmadan karar verildiğini, ...'ün şirketin ortağı ve borçlu iken bir anda alacaklı konumuna geldiğini, söz konusu iş ve işlemlerin kötüniyetli olarak gerçekleştirildiğini, muvazaalı bir şekilde temlik işlemi yapıldığını, davalı şirket yetkilisi ve eşi tarafından ...'in birden çok taşınmazının alınmasının ayrıca 1.000.000,00 TL tutarında ipotek işlemi tesisinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu icra dosyasına ilişkin tüm borcun ihtirazı kayıtla ödendiğini, istirdat davası olarak devam edileceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Katılma yoluyla davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi ile borcun varlığının tespit edildiğini, davacı borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak davayı açtığını ve soyut iddialarla süreci uzatma gayesi içerisinde olduğunu, bu nedenle tazminat isteminin reddi yönünde kurulan hükmün kaldırılarak, tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının tazminat yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, takip konusu bononun ödendiği iddiasıyla avalist tarafından açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Takip konusu 17/07/2017 düzenleme tarihli, 05/12/2017 vade tarihli, 319.230,43 TL bedelli bononun incelenmesinde; keşidecisinin dava dışı ..., avalistin davacı ..., lehtarının ise davalı şirket olduğu, takibin davalı şirket tarafından keşideci ve avaliste karşı başlatıldığı, takipten sonra noterde düzenlenen 2 ayrı belge ile alacağın bir kısmının davalı ...'a, bir kısmının davalı ...'e temlik edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK'nın 702. maddesinin birinci bendine göre; aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmiş ise aynen onun gibi sorumlu olur. Bu hükümden anlaşılması gereken, aval veren ile lehine aval verilenin sorumluluklarının (şartı ve derecesinin) aynı olduğudur. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'i nitelikte değildir.
Dava konusu bono, şekli açıdan unsurları tam olup kambiyo senedi vasfındadır. Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Somut olayda; davacı borçlu, emre yazılı bu senetten kaynaklanan borcu fazlasıyla ödediğini ileri sürdüğüne göre bu hususu ispatla yükümlüdür. Davacı taraf senede karşı senetle ispat kuralı gereği iddiasını aynı kuvvette kesin bir delille ispatlamalıdır.
Davalı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, takip konusu bono, ...'in davalıya olan açık hesaptan kaynaklı 319.230,43 TL borcuna ilişkin olarak tahsilat amaçlı kaydedilen bir bonodur. Bono bedeli ile açık hesaptan kaynaklı borcun tutarı aynıdır. Bunun dışında defterlere göre davalı şirketin, ...'in yetkilisi olduğu ... İnş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den de 453.465,43 TL alacağı mevcuttur.
Mahkemece, dava dışı ... şirketinin ticari defterlerinin incelenmesi konusunda bu şirkete HMK'nın 221. maddesi uyarınca muhtıra çıkartılmış ise de, defterler sunulmadığından, herhangi bir incelemenin yapılamadığı ve davacı vekilinin gerek rapora itiraz dilekçesinde, gerekse istinaf dilekçesinde bu konuda herhangi bir beyan ve itirazda bulunmadığı görülmüştür.
Davacının ödeme iddiası, davalı şirket yetkilisi ...'nın eşi ...'ya yapılan taşınmaz devirlerine, ... tarafından ayrı ayrı 3 adet olmak üzere toplam 110.000,00 TL tutarlı verilen çeklere, 60.000,00 TL elden yapılan ödemeye ve kendisine ait hisseli aracın davaya konu takip dosyasında ortaklığın giderilmesi yoluyla satılarak, paraya çevrilmiş olmasına dayanmaktadır.
Davalının kabul etmemesi ve taşınmaz devirlerinin bedeli ödenerek yapılan devirler olduğunun savunulması, tapu kayıtlarında devir sebebinin satış olarak gösterilmesi, devrin hukuki ilişkinin tarafı olmayan ...'ya yapılmış olması karşısında, bu taşınmaz devirlerinin takip konusu bono borcuna istinaden yapıldığının ispatlanamadığına yönelik mahkeme kabulü isabetli görülmüş olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. Aynı şekilde davacı tarafça verilen ipoteğin, bono borcuna istinaden verildiğini gösteren herhangi bir yazılı delil bulunmamaktadır. 60.000,00 TL elden ödeme iddiasının incelenmesinde ise, davacı taraf bu konuda var olduğunu iddia ettiği makbuz konusunda herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemiştir.
Dava dilekçesinde sadece miktarları yazılı olan çeklerle ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, davacıdan çeklerin tüm ayrıntısıyla bilgisinin alınıp, suretlerinin dosyaya celbi sağlanarak, bu çeklerin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadıkları, kayıtlı iseler borçtan düşümünün yapılıp yapılmadığı, muhatap bankalara müzekkere yazılarak, çeklerin varsa önlü arkalı görüntülerinin istenip, ödenip ödenmediklerinin sorulması, iddia edilen çeklerin var olduğunun, ödendiğinin ve ayrıca çeklerin davalı defterlerinde borçtan mahsubunun yapılmadığının anlaşılması halinde, ödemenin takip konusu bononun düzenlenme tarihinden sonra yapılmış olması durumunda TBK'nın 101/2. maddesindeki karinenin değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Davacının ödeme iddiaları arasında yer alan, kendisine ait hisseli aracın takip dosyasında ortaklığın giderilmesi yoluyla satılarak, paraya çevrilmiş olması ile ilgili olarak, davacının ileri sürdüğü bu sebep, takipten sonra ve fakat davadan önceki bir sürece ilişkin olup, davacı takip konusu bono borcunun takipten önce fazlasıyla ödenmiş olduğunu ileri sürdüğüne göre, takip sırasında aracının satılarak paraya çevrildiği iddiasını da ancak bir istirdat talebinin dayanağı olarak belirtebilir. Diğer bir anlatımla, takip borcunun takipten evvel zaten ödendiğini belirten davacı, takip sırasında aracı satılarak yapılan ödeme tutarını menfi tespit talebine bir sebep olarak ileri süremez; sadece istirdat talebine konu edebilir. Dava ise sadece menfi tespit istemli açılmış olup, dava dilekçesinde istirdata yönelik bir talep bulunmamaktadır. İstinaf dilekçesinde takip dosya borcu ödendiğinden davanın istirdata dönüştüğünün belirtilmesi ise, dava sırasında dosya borcunun ödenmesi sebebiyle menfi tespit davasının istirdata dönüşmesi kuralı ile ilgilidir. Bu nedenle adı geçen araç satışının irdelenmediğine yönelik istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Davalıların katılma yoluyla istinaf başvurularının incelenmesinde; İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, alacaklı lehine tazminata karar verilebilmesi için verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararının bulunması gerekli olup, eldeki davada bu madde uyarınca verilen bir tedbir kararı olmadığından, davalılar lehine tazminata hükmedilmemesi isabetli bulunmuş, davalılar vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Sonuç olarak, davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ... vekili istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince katılma yoluyla istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ... vekili ilk derece mahkemesi kararına ilişkin katılma yoluyla istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
6-Davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ...'ın istinaf başvuruları reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ...'dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
8-Davalılar ... Yapı...A.Ş. ve ...'ın istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,
9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...