T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:10/11/2021
ASIL DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:21/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin donatanı olduğu ... adlı motor yata teknik ve idari işlemlerde hizmet verildiği iddiası ile 16/02/2018 tarih ve ... sıra numaralı irsaliyeli fatura düzenlendiğini, faturanın TTK'nın 21. maddesine göre düzenlendiğini, müvekkiline de tebliğ edilmediğini, faturaya dayanılarak Antalya 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, borca da itiraz ettiklerini, fatura içeriğindeki hizmetler yerine getirmediğinden müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, faturaların davacıya 22/02/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, itiraz edilmediğini, faturalar nedeniyle Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yetkisiz vekaletname ile itiraz edildiğini, itirazın icra müdürlüğünce kabul edilmediğini, davanın reddi ile davacı yanın söz konusu davayı haksız yere ikame ettiği için hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacı yanla müvekkili şirketin ticari ilişkisinin 27/07/2017 tarihinde başladığını, davalı yana ait olan ... kaptanı ...'nun 27/07/2017 tarihinde müvekkili şirket ile iletişime geçerek acentecilîk hizmeti almak ve çalışmak istediğini maille bildirdiğini, yatın 30/08/2017 tarihinde müvekkili şirket kontrollerinde Bodrum'dan Türkiye'ye giriş yaptığını, bütün resmi kayıt işlemlerinin müvekkili şirketin partneri olan ve Bodrum'da yer alan "... İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti." acenteliğince yapıldığını, 02/09/2017 tarihinde Marmaris ... Marina'da kaptanla buluşulup görüşmeler yapıldığını, bütün istediklerinin müvekkili şirket acenteliğinde karşılandığını, giriş ve tekneye kayıt işlemleri, ... Yat Marina'ya rezervasyon işlemleri, kaptanların kiralanacak evlerinin emlak işlemleri, evlerin elektrik, su, internet aboneliğinin alınması, şirkete ait yabancı plakalı aracın Türkiye'ye kaydının yapılması, ... ve ... Yatları'nın bakımları gibi bütün işlemlerin müvekkili şirket acenteciliği tarafından karşılandığını, verilen hizmetlerin faturalandırılarak karşı tarafa 22/02/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre 8 gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, faturalara dayanılarak Antalya 11.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 12.834,27 Euro karşılığı 59.737,50 TL (1 Euro = 4,6434 TL) üzerinden icra takibi başlattıklarını, takibe vekilin yetkisiz olarak itiraz ettiğini, yapılan itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, itirazının iptaline, davalının asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, itirazın iptali davasını kabul etmediklerini, aleyhlerinde Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine süresinde 14/03/2018 tarihinde itiraz ettiklerini, icra müdürlüğünce takibe itirazlarının haksız olarak reddedildiğini, bunun üzerine icra hukuk mahkemesine başvurularak, icra müdürünün işlemini şikayet yoluyla iptalini istediklerini, Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile şikayetlerini kabul ederek, icra müdürünün anılan işlemini iptal ettiğini, davacı tarafça bu kararın istinaf edildiğini, istinaf talebinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile esastan reddedildiğini, bu ret kararının davacı tarafça temyiz edildiğini, dosyanın Yargıtay’da olduğunu, davacı tarafın takibin durduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde bu davayı açması gerekirken, huzurdaki davanın 09/09/2019 tarihinde 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafın alacak iddiasına dayanak faturalar incelendiğinde müvekkilinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, cari hesap mutabakatının da olmadığını, faturaya konu hizmetin verilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Asıl dava yönünden; davacı taraf, süresinde icra takibini durdurmuştur. Bu nedenle menfi tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Çünkü; icra takibine yapılan itirazın yetkisiz (itiraza yetkisi olmadığı iddia edilen gemi kaptanı) bir kişi tarafından yapıldığı, bu nedenle geçersiz olduğu, dolayısıyla takibin kesinleştiği iddiası ile davalı alacaklı tarafından icra müdürlüğüne yapılan itiraz icra müdürünce kabul edilmiştir. Bunun üzerine davacı 25/04/2018 tarihinde icra müdürünün işleminin şikayet yoluyla iptali için Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nde dava açmış, mahkemenin 22/06/2018 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile davacının şikayeti kabul edilerek, icra müdürünün işlemi kaldırılmış, bu karara karşı yapılan istinaf talebi Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12. Hukuk Dairesi'nin 22/03/2019 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararıyla reddedilmiş, bu karar da Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2020 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Davacı taraf bu süreci beklemeden, icra takibine süresinde yaptığı itirazın hukuka uygun olup olmadığı, diğer bir anlatımla durdurulup durdurulmayacağını beklemeden menfi tespit davası açmıştır. İtirazı yapan gemi kaptanının böyle bir yetkisinin olup olmadığı yönündeki tartışmanın sonuçlanmasının beklenmesi gerekmektedir. Gemi kaptanının itiraz yetkisinin olmadığı, böylece takibin kesinleştiğine karar verilmesi halinde ancak menfi tespit davası açılabilir. Zira davacı taraf zaten icra hukuk mahkemesinin kararı ile icra müdürünün işlemini iptal ettirmiş ve icra takibini durdurmuş durumdadır. Bu nedenle menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne, takip konusu alacak (59.737,90 TL) üzerinden %20 hesabıyla 11.947,58 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden; alınan bilirkişi raporuna göre: davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2018 yılı ticari defterlerinin TTK'nın 64/3. maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Davacının ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıya vermiş olduğu hizmetlere karşılık 16/02/2018 tarih ve ... sıra nolu, 12.834,27 Euro bedelli fatura düzenlemiştir. Fatura bedelinin ödenmemesi üzerine takibin de bu tutar üzerinden (işlemiş faiz de eklenerek) başlatıldığı görülmüştür. Dava açılırken faiz çıkartılarak asıl alacak üzerinden itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi gereğince; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi raporunda ... yazışmalarından yola çıkılarak fatura içeriğindeki hizmetin verilip verilmediği tartışılarak bir sonuca ulaşılmış ise de bu görüş kabul edilmemiştir. Zira HMK'nın 222. maddesi buna engeldir. Bu nedenle davacının davasının kabulüne, davacı her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz de talep etmekte ise de dava açılırken bundan vazgeçilerek ana para yönünden itirazın iptali istenmiştir. Alacağın faturaya dayalı olup likit (belirlenebilir) olduğu anlaşıldığından, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine" gerekçesiyle asıl davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-h. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın kabulü ile, davacının Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... (Eski: Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ...) Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine itirazın iptaline, takibin 12.834,27 Euro (işlemiş faiz çıkartılmak suretiyle) asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının açıldığı tarihte takibin kesinleştiğini ve haciz kararı alınarak infaz edildiğini, dolayısıyla mahkemenin takip kesinleşmeden menfi tespit davasının açıldığına yönelik gerekçesinin yerinde olmadığını, haciz yapılması sebebiyle bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu, icra müdürlüğünün haksız şekilde takibe itirazlarını reddetmesi sebebiyle icra hukuk mahkemesine başvurarak bu işlemin iptalini sağladıklarını, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dolayısıyla itirazla takibin durduğunu ve eldeki menfi tespit davasının konusunun kalmadığını, mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, yine davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabul edilmesinin de hatalı olduğunu, yasanın verdiği imkana dayalı olarak tedbir istenmesinde kötü niyetin bulunmadığını, birleşen dava açısından davacının hukuki yararının bulunmadığını, zira işbu davanın açıldığı tarihte icra hukuk mahkemesinin iptal kararının henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla ortada kesinleşen bir itiraz yokken davacının itirazın iptalini dava etmekte hukuki yararının bulunmadığını, davanın bir yıllık sürede açılmadığını, davacının sunduğu faturalarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, dolayısıyla fatura konusu hizmetlerin verilip verilmediğinin belli olmadığını, alınan raporda talep edilebilecek alacağın ancak 8.838,20 Euro olabileceğinin tespit edildiğini, bu tespitin taraflar arasındaki görüşme kayıtlarına dayandığını, bu kayıtların davacının deliller listesinde de bulunduğunu, mahkemenin bu kayıtları göz önüne alması gerekirken sadece ticari defterlere göre karar vermesinin hatalı olduğunu, davaların birleştirilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava; davalı tarafça faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takiple ilgili olarak açılan menfi tespit istemine, birleşen dava; aynı takibe ilişkin vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı ... Denizcilik Ltd. Şti. tarafından, davacı ... Ltd. Şti. aleyhine 21/02/2018 tarihli 12.834,27 Euro bedelli faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı, davacı borçlunun takibe süresinde 14/03/2018 tarihinde itiraz ettiği, icra müdürlüğünce, itiraz eden davacı şirket temsilcisinin buna yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmesi üzerine, bu işlemin iptali için Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğu, mahkemenin, borçlunun itirazında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle, icra memurunun itirazı ret işlemini iptal ettiği, bu kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, takibin 14/03/2018 tarihinde itiraz üzerine durmuş olduğu anlaşılmıştır.
Borçlunun takibe itiraz ederek, takibi durdurmuş olması, bu takip sebebiyle ayrıca menfi tespit davası açmasına engel değildir. Borçlu, alacaklının itirazın iptali davasını açmasını beklemeden, borç ödeninceye kadar genel mahkemelerde menfi tespit davası açarak, borçlu olmadığını ileri sürebilir. Ancak alacaklının itirazın iptali davasını açması halinde, bu davada davalı olarak yer alan borçlunun, borçlu olmadığını savunma yoluyla ileri sürebilecek olması sebebiyle, sonrasında menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Somut olayda, asıl davada davacı borçlu, birleşen dosya ile açılan itirazın iptali davası açılmadan önce, asıl davaya konu menfi tespit davasını açtığından, davada hukuki yararının bulunduğu gözetilerek, işin esasına girilip, karar verilmesi gerekirken, asıl davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi hatalı bulunmuş ve fakat aşağıda aynı konuya ilişkin birleşen dava yönünden yapılan açıklamalar sebebiyle, asıl davanın esastan reddedilmesi kanaatine varılmış olup, bu halde, asıl davada ilk derece mahkemesinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi davacı açısından daha lehe olduğundan, istinaf edenin sıfatına göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, asıl davaya yönelik davacı borçlunun istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Asıl dava yönünden, verilmiş ve uygulanmış tedbir kararı sebebiyle İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca borçlunun kötü niyetli olup olmamasına bakılmaksızın alacaklı lehine tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı borçlunun bu konudaki istinaf sebebi yerinde değildir.
Birleşen dava yönünden; itirazın, davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi sebebiyle, bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı ve davanın süresinde olduğu görüldüğünden, davalı borçlunun bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.
Davalı borçlu, en başından beri fatura konusu hizmeti almadığını iddia etmektedir. Davacı alacaklı, taraflar arasında davacının, davalının 2 adet teknesi için acentelik hizmeti vermesi ile ilgili olarak ticari bir ilişkinin bulunduğunu, verilen hizmet gereği takip konusu faturanın kesildiğini belirtmiş ve delil olarak, taraflar arasındaki mail ve ... yazışmalarına dayanmıştır. Mahkemece, bir gemi mühendisi, bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten taraf defterleri de incelenerek, sonucuna göre rapor hazırlanması istenmiş, alınan bilirkişi raporunda, davacı alacaklının sunduğu defterler ile taraflar arasındaki mail yazışmaları incelenerek, fatura konusu 13 kalem hizmetin verilip verilmediği, bedelin piyasa şartlarına uygun olup olmadığı hakkında değerlendirmeler yapılıp, neticeten, faturada yer alan 3 kalem hizmetin bedelinin istenemeyeceği kanaatiyle davacının talep edebileceği alacağın 8.838,20 Euro olduğunun belirtildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki mail yazışmaları ihtilafsız olduğuna göre, mahkemece, bu delil göz ardı edilerek, sadece davalı borçlunun defterlerini ibraz etmediği gerekçesiyle, davacı alacaklının ibraz edilen defterlerindeki kayıtlar baz alınarak, HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca karar verilmesi hatalı olmuş, birleşen dosya açısından davalı borçlu vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Dairemizce yapılan incelemede; bilirkişi raporunda, faturada yer alan 13 kalem hizmet yönünden bu hizmetlerin verilip verilmediği noktasında, taraflar arasında varlığı ihtilafsız mail ve ... yazışmalarına göre değerlendirme yapıldığı, 6, 9 ve 13 numaralarıyla gösterilen hizmetler dışındaki hizmetlerin verildiği ve bedelinin rayice uygun olduğunun belirtildiği, 6 nolu kalemde, jeneratör yardımcı dizelinin bakım onarım işleri için yapılan teknik keşif gezisi ve yol bedelleri toplamı olarak 406,00 Euro belirlendiği, rapora göre ana makineler için aynı servisin tekneye gelmiş olması ve aynı anda bütün teknik dizel makinelere (jeneratöre) bakılabilmesinin mümkün olması karşısında, faturada yer alan bu servis bedelinin ekstra düzenlenmiş olduğu; 9 nolu kalemde, motorların bakım onarımı ile ilgili zamanla ömrünü yitiren malzemelere ait değişimleri kapsayan iş ve malzeme ile ilgili servis tarafından alınan malzeme bedeli olarak 2.506,50 Euro belirlendiği, rapora göre taraflar arasındaki yazışmalarda, bir takım malzemelerin servis tarafından alındığı veya stoğa çekildiği fakat filtre, yağ, kayış gibi standart motor malzemelerinin her zaman satılabileceği veya iade edilebileceği göz önüne alındığında, kaptan tarafından teslim alındığına dair yazılı bir teslim formu veya servis formu düzenlenmediğinden, bu bedelin istenemeyeceği; 13 nolu kalemde, tekneye ait kapı üzerinde yapılan güçlendirme işleri de devreye alma hizmet bedeli olarak 250,00 Euro belirlendiği, rapora göre bu hizmetin verildiği fakat kaptan tarafından kapının tam çalışmadığı şeklinde itiraz edilmesi sonrasında, servisin tekrar tekneye gideceğinin belirtildiği fakat sorunun çözülüp çözülmediğinin belli olmaması sebebiyle bu kalemin de istenemeyeceği belirtilerek, bu tutarların toplam fatura bedelinden mahsup edildiği ve neticeten davacının talep edebileceği alacağın 8.838,20 Euro olduğunun mütala edildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunda taraflar arasında varlığı ihtilafsız mail ve ... yazışmalarına göre değerlendirme yapılmış ise de, kabul edilmeyen 3 kalem hizmetten 6 nolu hizmetin ekstra olduğu ve 9 nolu hizmetin teslim edilmediği yönündeki görüşlerin bilirkişilerin şahsi değerlendirmelerine dayandığı, 13 nolu hizmetin ayıp sebebiyle kabul edilmediği, buna karşın davalı borçlunun faturadaki kalemler yönünden tek tek ayıp ve eksiklik savunması ileri sürmeyip, fatura konusu hizmeti hiç almadığını belirttiği, bu sebeple borçlunun ileri sürdüğü bir ayıp savunması olmadığına göre bilirkişilerin bu noktada kalem kalem hangi hizmetin eksik verildiği veya ayıplı yapıldığı konusundaki şahsi değerlendirmelerin dikkate alınamayacağı, takip konusu faturanın davalı borçluya 21/02/2018 tarihinde tebliğ edilmesi ve davalı borçlunun TTK'nın 21/2. maddesinde öngörülen 8 günlük süre içerisinde bu faturaya itiraz etmediğinin anlaşılması karşısında, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılan borçlunun, fatura konusu hizmetlerin verilmediği, eksik ve ayıplı ifa edildiği hususundaki ispat yükünü üzerine aldığı, borçlunun eksik ve ayıplı ifa savunmasında bulunmaması sebebiyle ileri sürülmeyen bir hususun ispatının da söz konusu olamayacağı, bu nedenle raporda eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı eksik belirlenen alacak tutarına itibar edilemeyeceği, faturaya süresinde itiraz etmeyen ve eksik ve ayıplı ifa savunmasında bulunmayan borçlunun toplam fatura tutarından sorumlu olduğu anlaşıldığından, birleşen davanın bu gerekçeyle kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç olarak, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dava yönünden kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen dava yönünden KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a-Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
b-Davalının tazminat talebinin kabulüyle; takip konusu 59.737,90 TL alacağın takdiren %20'si oranında belirlenen 11.947,58 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
c-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın, peşin yatırılan 1.117,87 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 502,47 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa İADESİNE,
d-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
e-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 11,00 tebligat gideri, 91,50 bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 102,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, istinafa gelen tarafın sıfatı gözetilerek ve aleyhe bozma yasağı gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
a-Davanın KABULÜ İLE;
b-Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... (Eski: Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ...) Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazının İPTALİNE, takibin 12.834,27 EURO asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faiz uygulanmak suretiyle DEVAMINA,
c-Asıl alacağın (12.834,27 EUR x 4,6434 TL = 59.594,64 TL) takdiren % 20'si oranında belirlenen 11.918,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.080,69 TL harçtan peşin olarak yatırılan 720,51 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.360,18 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
e-Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
f-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 720,51 TL peşin harç toplamı 764,91 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
g-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 45,50 TL tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
h-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, istinafa gelen tarafın sıfatı gözetilerek ve aleyhe bozma yasağı gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 8.565,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
ı-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Asıl davada davacı-birleşen davada davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 1.079,47 (840,04 + 59,30 + 180,13) TL istinaf karar harçlarının talebi halinde asıl davada davacı-birleşen davada davalıya İADESİNE,
b-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 324,20 (162,10 + 162,10) TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları, 64,80 TL posta masrafı, 5,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 394,50 TL yargılama giderinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-birleşen davada davalıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...