T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ :28/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:02/11/2021
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:28/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı "... HİZMETLERİ A.Ş."nin, müvekkili şirket nezdinde “...” numaralı Yurt İçi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, İstanbul' dan Antalya' ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 54 palet muhtelif cins ve ebatta Gıda ürünleri ve oyuncak emtiasının ... ve ... plakalı araç ile davalı borçlunun sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında meydana gelen 27/07/2018 tarihli trafik kazası sonucu hasarlandığını veya zayi olduğunu, ekspertiz raporuna göre 225.329,40.-Tl zarar tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından poliçede teminat kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalı firmaya bu bedelin ödendiğini, davalı borçlunun sigortacısının dava dışı ... Sigorta şirketi olduğunu tarafından 150.000,00.-TLödeme yapıldığını, bu bedelin mahsubu ile icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, davalının itirazlarının iptaline, %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar kaza sonrasında dava dışı ... Ltd. Şti firması adına taşınan bir kısım emtiaların hasara uğramışsa da taşınan emtianın büyük bir kısmının hasara uğramadığını, tüm emtialar hasarlıymış gibi davacı sigorta şirketince ödeme yapıldığını, hasarlanan ürünlerin bedelinin müvekkili davacı şirketin sigortacısı ... Sigorta A.Ş tarafından ödendiğini, bu nedenle davacı sigorta şirketinin rücua konu bir alacağının kalmadığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Tüm dosya kapsamı ve yasal düzenlemeler uyarınca dava dışı ... kargo lojistik hizmetleri A.Ş'ye ait malların davacı sigorta şirketi tarafından “...” numaralı Yurt İçi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, sigorta kapsamındaki malların İstanbul' dan Antalya' ya gönderilmek üzere davacıya taşıyıcıya ait araca yüklendiği ve taşıma esnasında sürücünün araç hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği ve dava dışı sigortalıya ait malların hasar gördüğü, hasarın davacı sigorta şirketince karşılandığı ve hasardan taşıyıcının sorumlu olduğu iddiasıyla sigortalıya ödenen bedelin rücuen tazmini için davalı ve dava dışı sürücü aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin davalı yönünden durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın ikame edildiği görülmüştür.......6102 Sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortacı hasar bedelini ödemekle sigortalısının halefi olduğundan zararın oluşuna sebep veren sorumlulara rücu hakkı vardır. Bu nedenle davacının hasar ödemesinin yerindeliğini, hasarın oluşundaki sorumlular ile sorumlu oldukları miktarı ispatlaması gerekir.......... denetime elverişli bilirkişi ek ve kök raporları ve hasar dosyası kapsamında göre taşınan mallarda kaza nedeniyle 231.579,04.-TL zararın meydana geldiği, tam ziyaa uğramamakla birlikte hasarlı olarak depoya çekilen ancak hasarlı hali ile kullanımının ve satışının imkanı olmayan, insan sağlığı için tehlike arz eden malların sovtaj bedelinin 4.250,00.-TL olduğu, bu miktarların somut olayın özelliklerine, faturalara ve bilirkişi raporuna göre reel olarak kabul edilebileceği, sigorta poliçesi kapsamında 2.000,00.-TL muafiyet bedeli de düşüldüğünde sigortacının yaptığı 225.329,04.-TL ödemenin kabul edilebilir bir ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu miktardan dava dışı kasko sigortacısı ... Sigorta'nın limit dahilinde ödediği 150.000-TL mahsup edildiğinde davacı sigortacının bakiye 75.329,04- TL. Zararının kaldığı anlaşılmıştır.......TTK'nın 882/1. maddeye göre taşıyıcının sorumluluğunun üst sınırı bakımından Özel Çekme Hakkı üzerinden, taşıma belgesi, ürün ağırlığı dikkate alınarak mahkememizce yapılan hesaplamaya göre : hasara uğrayan 54 palet ürünün yaklaşık ağırlığının 22.092-kg. Olduğu, taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki özel çekme hakkının 6,7828-TL olduğu anlaşılmakla sonuç olarak ( 22.092x8,33x6,7828=) 1.248.213,99-TL civarında bir bedele ulaşacağı, bu nedenle mahkememizce yukarıda hesaplanan hasar bedelinin, taşıyıcının sorumluluk sınırının içinde kalan gerçek zarar olduğu ve dava dışı kasko sigortacısından tahsil edilen kısmın dışında kalan bakiye alacaktan davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, takip talebinde ve davada ayrıca işlemiş faiz alacağının da konu edildiği, rücu hakkı 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesinden doğan bir hak olduğundan sorumlulara rücu edebilme tarihi, sigortanın hak sahiplerine ödeme yaptığı tarih olup kanundan kaynaklanan bu temerrüt hali için ayrıca bir ihtara gerek olmadığından davacının ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi talebinin yerinde olduğu, ödeme tarihi ile takip tarihi dikkate alındığında rücuya konu 75.329,04-TL yönünden; 10.745,22-TL işlemiş faiz talebinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının hasara ilişkin taleplerinin kabul edilmesi gerektiği, ancak hasarın miktarı ve değerlendirilmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği.." şeklindeki gerekçe ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi kök raporunda, “eksper raporunda tümü hasarlı olarak değerlendirilen gıda emtiasının piyasa değeri olarak ekonomik değerinin tespit edilmediği, dava dosyasındaki fotoğraflardan alınan izlemine göre, hasarlı, az hasarlı ve hasarsız emtialar olduğu, tespit isteminin olay zamanı yapılması ve hasarsız gıda emtiasının ekonomik değerini ortaya çıkartılması, olay zamanında, uzman bir bilirkişi tarafından hasarsız, az hasarlı ve hasarlı ayırımının yapılması, hasarsız ürünlerin ekonomik değer hesaplamasının yapılması gerektiği, detaylı bir tespitin yapılmadığı, gıda olarak kullanımı mümkün olabilir gıda ürünlerinin bulunduğu” şeklinde tespite yer verildiğini, buna göre bir kısım ürünlerin hiç hasara uğramamış, bir kısım ürünler az ve çok az hasara uğramasına karşın, hangi ürünlerin hasarlanıp bozulduğu ve kullanılmaz hale geldiği ya da ekonomik değerinin ne olduğu yönünde bir tespit yapılmadan tümü hasarlıymış gibi sigorta bedeli ödemesi yapıldığını, bu nedenle yeterli ve gerçek zararı tespit eder şekilde ayrımlar içermeyen ekspertiz raporunun yerinde olmadığını, mahkeme kararının kendi içinde çelişkiler barındırdığını, davacının, hasarlı, az hasarlı ve hasarsız ayrımını yapan, uzman bir bilirkişi tarafından tespit ve inceleme yapmadan, tüm ürünler hasarlıymış gibi kabul ederek, tek taraflı düzenlenen tazminat faturalarına istinaden ödeme yaptığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmeyen, gerekli tespitleri uzman bilirkişilerce yapmayan sigorta şirketinin, müvekkili davacının elinde, ürünlere ilişkin fotoğrafların bulunabileceğini hesaba katmadığını, bu nedenle davacı sigorta şirketinin, hasar miktarını ispatlama yükümlüğünü yerine getirmediğini, bir an olsun tüm emtianın hasarlandığı kabul edilse bile bu hasarlanan emtianın hasarlı da olsa müvekkil şirkete tesliminin dahi yapılmadığını, zira hasarlandığı iddia edilen emtianın, bu haliyle de olsa parasal bir karşılığı bulunduğunu, hasarlandığı iddia edilen emtianın hasarlı halde teslimi bile yapılmadığını, muhtemelen, dava dışı ... firmasınca paraya çevrilerek kazanç temin edildiğini, bununla birlikte, davacı sigorta şirketinden, ayrıca sigorta bedelinin tahsil edilmediğini, dava dışı sigorta şirketinin, taşınan emtianın hasarlı olmayanlarını ayırarak deposuna götürmesi, daha sonra bu emtiayı nakde dönüştürmesi ve dava dışı ... Sigorta A.Ş.'den tahsil olunan 150.000,00 TL de nazara alındığında, dava dışı sigortalı ... şirketinin ve halefi davacı sigorta şirketinin kaza nedeniyle meydana gelen bir zararı kalmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taşıma işleri, 6102 sayılı TTK’nin dördüncü kitabında 850 ilâ 930. maddeleri arasında düzenlenmiş olmakla birlikte taşıma sözleşmesinin tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca taşıma hukukuna ilişkin diğer özel düzenlemelerde de taşıma sözleşmesinin tanımı yer almamaktadır. Ancak 6102 sayılı TTK’nin 850/1 maddesinde taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyıcı; “taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkılarak taşıma sözleşmesi; “ücret karşılığında taşıyıcının eşyayı bir yerden bir yere taşımayı, yolcuyu ise bir yerden bir yere götürmeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme” olarak tanımlanabilir. Buna göre taşıma sözleşmesinin temel unsurları taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunması ve gönderenin veya yolcunun ise taşıma ücretini ödemeyi borçlanmasıdır (6102 sayılı TTK, m. 850/2).
Eşya taşımalarında taşıyıcının taahhüdü, eşyayı kendi gözetimi ve sorumluluğu altında bir yerden başka bir yere nakletmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi ifade etmektedir. 6102 sayılı TTK’nin 875/1 maddesi “taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.” şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan 6102 sayılı TTK’nin 879. maddesi gereğince taşıyıcı; kendi adamlarının veya taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Bununla birlikte 6102 sayılı TTK’nin 875/1 maddesi ile düzenlenen taşıyıcının eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumluluğu, 6102 sayılı TTK’nin 876 ve 878. maddeleri ile hafifletilmeye çalışılarak genel ve özel olarak sorumluluktan kurtulma hâlleri düzenlenmiştir. Genel olarak sorumluluktan kurtulma hâli 6102 sayılı TTK’nin 876. maddesinde; “Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre taşıyıcı, tedbirli bir taşıyıcının gösterebileceği özen gösterilmiş olsaydı bile zıya, hasar veya gecikme yine de meydana gelecekse ve taşıyıcı bu durumu kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulacaktır. Özel olarak sorumluluktan kurtulma hâli ise 6102 sayılı TTK’nin 878. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri kapsamının değerlendirilmesin teknik bilgi gerektirmesi karşısında bu türdeki uyuşmazlıkların sadece hâkimin hukuki bilgisi ile çözümlenemeyeceği dikkate alınarak HMK ve 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/3 maddesinde belirtilen “Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” ilkesi de göz önüne alınmak suretiyle içerisinde taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/11-146 Esas, 2021/835 Karar)
Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince, gıda mühendisi ve sigorta eksperi bilirkişiden oluşan heyetten raporlar (kök ve ek) aldırılmıştır. Bilirkişi raporlarında, dava dosyasına delil olarak sunulmuş fotoğraflardan görüldüğü üzere; hasarlı, az hasarlı ve hasarsız gıdaların tümüyle hasarlı olarak rapor edildiği, fotoğraflardan görüldüğü üzere hasarsız gıdaların bulunduğu, gıda konusunda uzman tarafından tespit işlemi yapılmadığı, detaylı tespit yapılmış olsaydı ne miktarda ve hangi ekonomik değerde gıdaların insan tüketimi açısından kullanılabilirliği konusunda daha açıklıkla değerlendirilebileceği, bu tür bir hasar sonucu sadece Ekspertiz raporu hazırlanmasının yeterli olmadığı ve detay içermediği, gıdaların tüketilebilirliği ve tüketilebilir ise ekonomik değerlendirmesi açısından yetersiz kaldığı kanaatinde oldukları ayrıca ekspertiz raporu hazırlanırken Mesleki olarak Gıda Üretimi ve Gıda Güvenliği konusunda Uzman veya Mesleki Yeterliliği olan birinin ürünlerin tespitini yapıp, hasarlı/az hasarlı ve hasarsız diye ayrım oluşturarak , kalem kalem özellikle gıda emtialarını yazıp tespit yapılmasının, beraberinde hasarsız ürünler için ekonomik değer hesaplanmasının yapılmasının gerektiği ve soğuk zincirde taşınması gereken ürünler dışındaki emtiadaki; hasarsız kurtarılan gıda emtialarının olduğu (Davalı vekili tarafından delil olarak sunulmuş fotoğraflardan görüldüğü üzere) hususları da belirtilmiştir.
Aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu somut uyuşmazlığı net bir şekilde çözmeye yeterli değildir. Hasarlı, az hasarlı, hasarsız ürünlerin net tespitinin mevcut deliller ışığında tespit edilip edilemeyeceği, ekonomik değerin tespitinin yapılıp yapılamayacağı, bunun tazminata etkisi, davalının sorumluluğu, sorumluluğunun sınırlandırılmasının mümkün olup olmadığı konusunda, ispat külfeti de değerlendirilerek, gıda mühendisi, taşımacılık konusunda uzman bilirkişi ve nakliyat sigortaları konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyetten denetime elverişli, dosya kapsamına uygun, uyuşmazlığı çözer nitelikte bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya 4. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 24/02/2022 tarihli ve ... numaralı ... Bankası ... / Antalya / DÖŞEMEALTI ŞUBESİ. ait 160.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun/nakdi teminatın yatırana İADESİNE,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...