T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 21/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 20/04/2021
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 21/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin un ve yem imalatı yaptığını, müvekkili şirketi ile ... arasında 15/07/2015 düzenlenme ve 13/09/2015 faiz başlangıç tarihli fatura ticari ilişkiye istinaden düzenlendiğini, yine bu ticari ilişkiye istinaden cari hesap ekstresi mevcut olduğunu, davalı taraf borcunu ödemediği için davalı aleyhine Antalya 15 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, karşı tarafın yetkiye ve asıl alacağın tamamına, işlemiş faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, karşı tarafın itirazlarının yerinde olmadığını, yapılan alışverişin ticari bir iş olup her iki tarafında tacir olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlüğünü yerine getirdiğini, davalının ise borcunu ödemediğini, takibe konu olmuş ve haksız itirazda bulunan borçlu tarafından ödenmemiş fatura olduğunu, 20.274,00.-TL için itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bucak Mahkemeleri olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, davacı şirket tarafından yapılan icra takibinde asıl alacağın tamamına, işlemiş faiz ve gerilerine itiraz ettiğini, davacı şirketin bu davaya dayanak oluşturduğu 15/07/215 düzenleme tarihli faturaya dayanan ilamsız takibine ilişkin ödeme emrinde iddia edilen asıl alacak miktarının 17.346,97.-TL olduğunu, oysa ki fatura bedelinin 17.533,60.-TL olduğunu, bu nedenle takibe konu fatura bedeli ile takibe konulan alacak miktarının birbiri ile örtüşmediğini, ödemeleri şirket çalışanı olan ...a yaptığını, davacı şirket tarafından da tahsilat makbuzu verildiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir olarak davranmadığını, kendi çalışanına ait denetim yükümlülüğüne ilişkin görevini yerine getirmemesi şeklindeki kusurunu davalıya izafe etmesi hakkaniyetle bağdaşmayacağını, icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz etmediğini, davacı şirkete mükerrer ödemede bulunmamak için icra takibine itiraz ettiğini, yetki itirazında bulunduğunu, davanın red edilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, % 20 den aşağı olmamak üzere davacı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacı ile davalı arasında satış sözleşmesinden kaynaklı akdi ilişkinin varlığı, sözleşmeye konu malların teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taraf sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödediğini beyan etmektedir. Bu durumda davalının takibe konu fatura ve cari hesap bakiyesini ödediğini ispat yükünü üzerine almaktadır. Davacının usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında dava ve takip konusu alacağın kayıtlı olduğu, karşılığında ödeme kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın ise ödeme olgusunu dosyaya sunmuş olduğu tahsilat makbuzları ile dava dışı ...tarafından kredi kartıyla yapılan ödemelere dayandırmaktadır. Tahsilat makbuzlarında imzası bulunan kişi davacı şirketin çalışanı olduğundan davalı tarafın tahsilat makbuzları ile bilirkişi raporunda belirlenen 13.242,50 TL alacak bedelini davacıya ödediği hususunu ispat ettiği, davalı tarafın bu miktar yönünden borçtan kurtulduğunun kabulü gerekmektedir. Bakiye 7.030,00 TL bedel yönünden ise dava dışı ...tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin dava konusu alacağa ilişkin olduğuna ilişkin herhangi bir yazılı delil ve açıklama dosyaya ibraz edilemediğinden bu miktar yönünden itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da, davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takipteki faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap dökümleri ve faturalar ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının çelişkili olduğunu, 13.242,50 TL tutarında yapılan ödemenin ... tarafından yapılmasına rağmen, bu ödemeyi kabul edip yine aynı kişiye yapılan ödemeyi kabul etmemesinin çeliştiğini, tahsilat makbuzlarının borcun ödendiğine karine olmadığını, davalının borcu ödediğini kesin deliller ile ispatlaması gerektiğini, ödeme emrinin borçluya tebliği ile davalının temerrüte düştüğünü, kaldı ki faturanın tebliği ile 8 iş günü sonrasında da temerrüte düştüğünü beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, ticari ilişkiden kaynaklı borcunu ödediğini, 31/12/2016 tarihli mutabakat yazısında belirtilen borç tutarının ödendiğini, borcu kalmadığını, davacının takipteki alacağını faturaya dayandırmasına rağmen, eldeki itirazın iptali davasını cari hesaba dayalı açtığını, bu hususun takip ile sıkı sıkıya bağlılık ilkesine aykırılık olduğunu, kabule göre de; müvekkilince ödenen bedelin takipteki tutardan düşülmesi gerekirken, mahkemenin takipteki faizi de hesaba katarak ödemeyi mahsup etmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, cari hesap ve faturaya dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı taraf takibin faturaya dayalı başlatıldığını iddia etmişse de, icra takip talebinin incelenmesinde cari hesap ekstresine ve faturaya birlikte dayanıldığı görülmekle, davalının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında faturaya dayalı malların teslim edildiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilaf davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ...seri nolu 08/08/2015 tarihli 8.600,00 TL bedelli, ... seri nolu 02/08/2015 tarihli 10.000,00 TL bedelli, ... seri nolu 27/12/2016 tarihli 7.030,00 TL bedelli,... seri nolu 04/01/2017 tarihli 3.060.00 TL tutarlı, 14/12/2016 tarihli 3.100,00 ve 52,50 TL tutarlı makbuzlarda yer alan ödemelerin davacıya yapılan ödeme niteliğinde olup olmadığı, yine davacı tarafından davalıya gönderilen 26/01/2017 tarihli " 31 aralık 2016 tarihi itibari ile 3.059,01 TL borcunuz bulunmaktadır" yazısının mutabakat niteliğinde olup olmadığı hususlarıdır.
26/01/2017 tarihli " 31 aralık 2016 tarihi itibari ile 3.059,01 TL borcunuz bulunmaktadır" yazısının davalı tarafından cevap dilekçesinde sunulduğu, davacı tarafın ise HMK 208. Maddesi uyarınca sahtecilik iddiasında bulunmadığı, davacının ve davalının ticari defterlerine göre 31.12.2016 tarihinden sonra davacının davalı tarafa yeni bir fatura tanzim etmediği, 3.059,01 TL tutarındaki davalı borcunun ise ... seri nolu 04/01/2017 tarihli 3.060.00 TL tutarlı makbuz ile davacıya banka kanalı ile ödendiğinin 29/09/2020 tarihli rapordan 14/02/2021 tarihli rapordan sabit olduğu görülmekle; davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davanın reddinde ise sadece takibin haksız olması değil, aynı zamanda takibin de kötüniyetli başlatılması esastır. Davacının kötüniyetli takip başlattığı ispatlanamadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Davalının istinaf talebi yerinde görülmekle davanın reddine karar verildiğinden davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/04/2021 tarih ve ...Esas,...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3-Davanın REDDİNE
Kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 259,50 TL harcın mahsubuyla bakiye 355,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.01.2022 tarih ve ...Esas - ... Karar sayılı, ...Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.274,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı tarafından tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 340,75 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,
c-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
d-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerine BIRAKILMASINA
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...