T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:08/09/2021
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:10/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, kooperatif adına, ... Bankasından kredi kullanılmak suretiyle, 2016 yılında Antalya ili ... ilçesi ... Mah. .../ada ... parselde kaim taşınmazı edindiğini, banka kredisi kullanmak suretiyle edinilen taşınmaz üzerine; ... Adet Villa + AVM yapılması projelendirildiğini; kooperatife ait inşaatların yapıldığı arsanın edinilmesi ve inşaatın yapımı için kullanılan kredi geri ödemesi kooperatifin bankaya olan borcu, kooperatif üyelerinin mali yükümlülüğü olarak her bir hisse bedeli olarak ferdileştirildiğini, Şubat 2017 ayı içinde her bir üye tarafından mali yükümlülüğünün karşılığı ödemesi gerekirken; davalı Şubat 2017 tarihinde mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini; davalının kooperatife karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle taşınmazın edinilmesi amacıyla ... Bankası tarafından kooperatif kredisine “mahrum kalınan kâr payı" işletildiğini ve kooperatifin zararına neden olunduğunu; davalının 6 Ekim 2017 tarihinde kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, davalının 15 Şubat 2017 tarihinde kooperatife karşı mali yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekirken, mali yükümlülüklerini yerine getirmeyip 6 Ekim 2017 tarihinde istifa etmesi nedeniyle; 15 Şubat 2017 tarihi ile davalının istifa tarihi olan 6 Ekim 2017 tarihleri arasında ... Bankası tarafından kooperatifin kredi borcuna işletilen mahrum kalınan kar payı nedeniyle kooperatifin zararına neden olunduğundan, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin 15 Şubat 2017 tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk son tutanağı usulsüz olduğundan, dava şartı eksikliğinden dolayı davanın reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava olarak mı ikame edildiği HMK 31 gereğince Sayın Mahkeme tarafından davacıya sorulması gerektiğini, kooperatifin müvekkiline rücu edebilmesi için önce bu zararı karşılaması gerektiğini, rücu için aranan şart gerçekleşmediği için davanın usulden reddi gerektiğini, davacının yönelttiği talebin bir dayanağı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için müvekkilinin taahhüt altına girdiği düşünülse bile, müvekkilinin sorumluluğu bir pay değeri olan 100 TL'yi aşamayacağı, davacının talebi zamanaşımına uğradığını, kooperatif yönetiminin, Kooperatifi adeta "bakkal dükkanı" yönetirmişçesine idare ettiğini, hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerinden uzak olmaları ve usulsüzlüklerle ile ilgili ortalıkta dolanan söylentiler sebebi ile müvekkilinin 06.10.2017 tarihinde Kooperatif üyeliğinden istifa edip, müvekkilinin annesinin müvekkili adına Kooperatif hesabına yatırdığı 107.000 TL’nin iadesini talep ettiğini, kooperatifçe müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin istifasından sonra yapılan 10.12.2017 tarihli genel kurula sunulan Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu, müvekkilinin dürüstlük ve iyi niyet ilkelerine uygun olarak hareket ettiğinin ve Kooperatife zarar vermediğinin ispatı niteliğinde olduğunu, davacı Kooperatif tarafından konut bedeli usulüne uygun şekilde belirlenmediği gibi, müvekkiline konut bedel tespitine dair rapor noter kanalı ile yahut elden imza karşılığı tebliğ edilmediği, dolasıyla Kooperatif yönetimi, Ana Sözleşme'den kaynaklanan bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dolayı, ortada bir zarar varsa bunun sorumlusu Kooperatif yönetimi olduğu, davacı kooperatifçe, müvekkiline konut bedelleriyle ilgili olarak taksitlendirmeye ilişkin bir bildirim yapılmadığı gibi, bono da alınmadığını, talep dahi edilmediğini, kredinin ferdileştirilmesi aşamasına geçilmediğinden, müvekkilinin herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğü doğmadığını, kooperatifin iflasın eşiğinde olduğu ve yönetim ve denetim kurullarındaki usulsüzlükler gerekçe gösterilerek 20 üyenin imzasıyla verilen 16.10.2018 tarihli şikayet dilekçesine istinaden Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... Soruşturma no’lu dosyasında Kooperatif yöneticilerinden ..., ... ve ... hakkında soruşturma başlatıldığı, 19.04.2019 tarihli İddianame düzenlenerek ağır ceza mahkemesinde gönderildiğini, Kooperatif üyelerinin talebi üzerine, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyasında 03.12.2018 tarihli tensip ... no'lu ara kararla Kooperatife tedbiren kayyum atandığını, kooperatifçe bu güne kadar en az 4-5 müteahhit ile inşaat sözleşmesi akdedildiğini, hiçbir sözleşme nihayete eremediği, bildiğimiz en son sözleşme ise ... yapı sistemleri san. ve tic ltd şti. ile 27.02.2019 tarihinde akdedildiğini, bu sözleşmeye göre, yüklenici ... Ltd şirketi Kooperatifin tüm banka/kredi borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda Kooperatifin rücu edebileceği somut bir zaran olduğundan söz edilemeyeceğin, kooperatif yönetiminin üyelere karşı eşit davranma yükümlülüğü olmasına rağmen, istifa etmeyen ancak üyelik vecibelerini de yerine getirmeyen ortaklara karşı bu güne kadar bir yaptırım uygulanmadığını, davacının dilekçesindeki faiz talebi de hatalı olup bu talebin de reddi gerektiğini, kooperatif yönetimi Kooperatif adına her seferinde piyasa rayicinin üzerinde faiz oranlarıyla kredi kullandığını, kendi yönetim kusurlarını örtmeye çalışan davacı kötüniyetli olduğundan hmk 329. maddesi ve avukatlık kanunu 169. maddesi uygulama alanı bulması gerektiğii, davacının davasının öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddini, davacı taraf aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesini ve Avukatlık Kanunu’nun 169. Maddesi gereğince karşı tarafa yüklenecek olan vekalet ücretinin davacının kötüniyetli olmasından ötürü 3 kat artırılarak hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, Kooperatif yöneticileri hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Davalının kooperatife geçerli bir üyeliğinin bulunduğu ve 16.10.2017 tarihinde istifa ettiği; davacı Kooperatifin üyelerine Genel Kurul Kararı ile belirlemiş olduğu bir mali yükümlülüğün bulunmadığı; davacı kooperatif, 24.12.2015 tarihli genel kurul kararı ile kredi kullanmaya yönelik karar aldığı, 15.0.1.2016 tarihinde kredinin kooperatif adına kullanıldığı, kredinin son ödeme tarihi olan 15.02.2017 tarihinde bir kısım kredi borcunun yaklaşık 1/3'ünün ödenmediği, ödenmeyen borcun mükerrer kez yapılandırıldığı, kredilerin ferdileştirme işlemleri ticari defterlerde yapılı olmadığı; yapılandırılan krediden dolayı mahrum kalınan kar payının da hesaplanarak üyelere payı nispetinde yükletildiği ve tahsil edildiğine yönelik 31.12.2018 tarihi itibariyle ticari defterlerde ortaklardan faiz yükü hesaplanıp tahsil edildiğine dair herhangi bir kayıta rastlanmadığı; bilirkişi marifeti ile incelenen 2015-2016-2017-2018 yılı defter kayıtlarına göre; davalının istifasından sonra (16.10.2017) ve 31.12.2018 kapanış yılına kadar 'BB Bağımsız Bölüm' için ortak veya yeni üye yerine alınmadığı, anacak bir kaç ortağın birden fazla bağımsız bölüme sahip olarak belirlenen yükümlülük tutarından daha fazla ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla da davacı kooperatifin davalıya karşı konut bedellerinin tespiti hususunda ana sözleşmeye uygun davranmadığı, davalının üyeliği devam ettiği süre içinde kooperatif genel kurullarında, konut kredi borcunu ödemeyen ortaklara ait konut kredi borcunun paylaştırılarak ferdileştirmesine ilişkin alınan herhangi bir kararın alınmadığı, kooperatifin tüm ortaklarına eşit davranması Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinin bir gereği olduğu halde yapılandırılan krediden dolayı davalının üyeliği devam ettiği zaman dilimi içerisinde mahrum kalınan kar payının hesaplanarak üyelere payı nispetinde yükletilmediği, bir kaç ortağın birden fazla bağımsız bölüme sahip olarak belirlenen yükümlülük tutarından daha fazla ödeme yaptığı, talep edilen kooperatif banka borcuna işletilen kar payından kaynaklı zarara ilişkin davalının üye bulunduğu zaman aralığı içinde alınan herhangi bir genel kurul kararının da bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine, davacı her ne kadar davasını ispat edememişse de kötü niyetli olduğu sabit olmadığından 6100 Sayılı Kanun 329. Maddesi uyarınca davalı tarafın vekili ile aralarında kararlaştırdıkları vekalet ücreti ödemesine karar verilmesine ve disiplin para cezasına çarptırılmasına yer olmadığına"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ... villa + AVM projesinin inşa edileceği taşınmazı ... Bankasından "proje kredisi" kullanmak sureti ile edindiğini, taşınmaz edinimi ve projenin gerçekleştirilmesi için ödenecek inşaat maliyetleri, kooperatif üye sayısına bölünmek sureti ile her bir üyenin villa maliyetinden doğan mali yükümlülüğünün 645.000,00 TL olarak belirlendiğini, davacı kooperatifin üyelerinden doğrudan bir para toplama yöntemi benimsemediğinden her üyenin mali yükümlülüğü olan 645.000,00 TL'yi son ödeme vadesi olan 15/02/2017 tarihinde bankaya ödediğini, bir kısım üyelerin mali yükümlülüklerini ödememeleri nedeni ile kredi borcunun kapatılamadığını, dönemsel olarak yapılandırıldığını, bu yapılandırmalarda ... Bankası tarafından kooperatif kredisine sözleşme ve yapılandırma taksitlerinde yer alan faiz oranları dışında " mahrum kalınan kar payı" faizi işletildiğini, kooperatifin kredi borcunun sürekli olarak arttığını, mahrum kalınan kar payından davalının istifa tarihine kadar sorumlu olduğunu, kooperatifçiliğin temelinde ortaklaşa çalışma ve birlikte iş yapma düşüncesi bulunduğunu, davacı kooperatifin ...'da bir kooperatif olduğunu, davacı kooperatifin edindiği kredinin geri ödemesi, projenin imalat bedelleri doğrudan ... Bankasından yükleniciye yapılacağından kooperatifin üyelerinden doğrudan üyelik bedelli olarak topladığı bir bedelin bulunmadığını, üyenin mali yükümlülüğünü bankaya karşı yerine getireceğini, bu yönü ile her bir üyenin ödeme şeklinin birbirinden farklılık arz ettiğini, bu nedenle davacı kooperatifin genel kurulunda üyenin bankaya karşı yerine getireceği sorumluluk yönünden alınmış bir karar bulunmadığını, kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülüklerinin eşit olduğunu, davalının kooperatifin zararına sebep olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, istifa ile kooperatif üyeliğinden ayrılan davalının mali yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebi ile kooperatifin zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı kooperatifin 24/12/2015 tarihli genel kurulunda yönetim kuruluna verdiği yetkiye dayalı olarak çekilen banka kredisi tutarı dikkate alınarak 10/12/2017 tarihli genel kurulda üyelerden villa hariç tahsil edilecek üyelik bedelinin belirlendiği, gerek bu genel kurulda, gerekse de 18/06/2017 tarihli genel kurulda kredi yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyelerden ödeme gününe kadar bankaca işletilecek faiz ve masraf giderlerini ödemedikleri tutar ile orantılı olarak tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, bu yönü ile talep edilen zararın genel kurul kararlarına dayandığının sabit olduğu anlaşılmıştır.
Kooperatif, ana sözleşmede hüküm bulunması koşulu ile kooperatif amacının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca ortaklardan alınmasına karar verilen ve arsa, inşaat, aidat ve benzeri giderleri veya gider taksitlerinin iadesini istifa eden üyelerden (istifa tarihine kadar oluşmak kaydı ile) talep edebilir. İhraç edilen veya çıkan ortak istifa iradesinin kooperatife ulaştığı veya ihracın kesinleştiği tarihine kadar olan aidat borçlarından faizi ile birlikte sorumludur ( Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarihli 2023/2925 Esas- 2024/2161 Karar sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 06/03/2019 tarihli 2016/4507;881 emsal ilamı).
İstifa eden veya ihraç edilen ortağın çıkma alacağının bulunması, davacı kooperatifin ortaktan olan aidat ve gecikme faizi alacaklarını takip etmesini engel olamaz.
Bu nedenle; davacının kalan ana para borcuna son ödeme tarihinden itibaren istifa tarihine kadar işletilen faizden sorumlu olduğu gözetilmeden hatalı değerlendirme ile yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken, davacının talep edebileceği talep edebileceği zararın yukarıda anlatılan esaslara göre belirlenmesinden ibarettir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/09/2021 tarih ve ... Esas... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...