T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:28/09/2021
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:13/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalıya ait aracın müvekkili şirket tarafından sigortalandığı, 09/08/2016 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalıya ait araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu, dava dışı araçta oluşan 7.023,97.-TL hasar bedelinin ödendiğini, rücuan tazmin için Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğinin, itirazla takibin durduğunu belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkilinin araç kiralama yaptığını, aracını ... isimli şahsa kiraya verdiği, İran vatandaşı olan şahsın sürücü belgesinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davalı işletenin sürücü belgesinin geçerliliğini koruduğunu ispat edememesi sebebiyle rücu koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davalının hasar bedeline açıkça bir itirazının olmaması sebebiyle bu konuda ayrıca bir inceleme yapılmamış, dava dilekçesi ekinde sunulu ekspertiz raporunda belirtilen 7.023,97.-TL hasar tutarına itibar edilmiştir. Davacı sigorta şirketinin hasara uğrayan aracın sigortacısı olan ... sigorta A.Ş'ye 28/09/2016 tarihinde yaptığı 2.153.366,76.-TL ödeme içerisinde dava konusu 7.023,97.-TL hasar bedelinin de olduğu, davacının bu hasar bedelini ve ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyen faizi davalıdan talep edebileceği takipte istenen tutarların yerinde olduğu anlaşıldığından davanın tam kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, usul ekonomisine göre davacı tarafın iddiasını ispat ile mükellef olduğunu, davacı sigortanın davasını ispatlayamadığını, yerel mahkemece ispat külfetinin kendi taraflarındaymış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya evrakı incelendiğinde, eldeki davanın zorunlu mali sorumluluk poliçesi kapsamında ödenen tazminat tutarının davalı sigortalıya rücu istemine ilişkin olduğu, rücu gerekçesi olarak sigortalı aracın sürücüsünün ehliyetsiz olmasının gösterildiği anlaşılmaktadır.
Poliçenin tanzim tarihinde ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 01/06/2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalısına rücu hakkını düzenleyen B.4 maddesinin b bendine göre; Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortacı ödediği bedeli sigortalısına rücu edebilir.
2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi uyarınca da sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu düzenlemeler uyarınca sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu belgelere göre sigortalı aracın 08/08/2016 tarihinde 5 aylığına İran uyruklu ... isimli kişiye kiraya verildiği, İran makamlarınca düzenlenen B sınıfı sürücü belgesinin incelenmesinde, bu belge ile otomobil kullanılabileceği, belgenin veriliş tarihinin 15/10/2001 olup, geçerlilik süresinin 10 yıl olarak belirlendiği, açıklamalar bölümünde 10 yıllık sürücü belgesinin sahiplerinin suç işlememeleri halinde ehliyetlerini yasal olarak kullanabileceklerinin ve süre uzatmalarına gerek bulunmadığının yazılı olduğu görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince davacının kaza sırasında sürücü belgesinin geçerli olmadığı kabul edilmişse de, yapılan değerlendirme eksik incelemeye dayalıdır. Mahkemece, İran Devleti mevzuatına göre, süresi biten ehliyetnamenin sürücüye araç kullanma yetkisi verip vermediği, hususu araştırılarak sürücünün kaza tarihinde geçerli ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bunun yanında mahkemece açıkça hasar miktarına itiraz olmaması gerekçesiyle rücu edilebilecek tazminat tutarı için, araç sürücüsünün kusur durumu konusunda herhangi bir değerlendirme ve rücuya konu zararın gerçek zarar olup olmadığı ile ilgili bilirkişi incelemesi de yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf gerek takibe yaptığı itirazla gerek cevap dilekçesinde açıkça hasar miktarına itiraz etmiş olup, itiraz etmemiş olsa dahi rücu edilebilecek gerçek zararın ispatı davacı tarafa düştüğü hususu, mahkemece nazara alınmayarak hatalı değerlendirme yapılmıştır. Bu durumda mahkemece kusur durumu tespit edilerek gerçek zarar konusunda bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya göre karar vermesi usul ve yasaya uygun değildir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/09/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...