T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:17/01/2022
DAVANIN KONUSU:Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:24/02/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... model ... marka ... plakalı aracın kasko sigortasının davalı şirket tarafından yapıldığını, araç seyir halinde iken yanmaya başladığını, kullanılamaz hale geldiğini, davalı yana zararın karşılanması için müracaat edildiğini ancak taleplerinin reddedildiğini, Antalya 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik iş sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını, 179.214,00 TL hasar tespit edildiğini, müvekkilinin aracını 10/11/2020 tarihinde 60.000,00 TL bedel ile piyasa koşullarının altında satmak zorunda kaldığını, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan 24/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının öne sürdüğü masrafların teminat dışında olduğunu belirtmiş davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntısı ile açıklandığı üzere motor bloğunda meydana gelen hasarın kaza ile alakalı olmadığı, daha önce hesaplanan tutarlarda buna ilişkin masrafların da yer aldığı, taraflar arasındaki sözleşmede yangın teminatının olduğu meydana gelen hasarların yangın kaynaklı hasarlar olduğu bununla bağlantılı olmayan hasarların ayrı şekilde değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu halde raporda belirtilen hasarların sözleşmedeki yangın teminatı kapsamına girdiği davalının bunları karşılamakla yükümlü olduğu anlaşılmış..." şeklindeki gerekçe ile, davanın 92.170,77 TL üzerinden kabulü ile; bu tutarın 18.09.2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Araçta yangın tüpünün olduğunu, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, sundukları listedeki parçaların yangın dolayısı ile zarar gördüğünün izahtan vareste olduğunu, belirttikleri parça ve işçilik bedellerinin hasara dahil edilmesini talep ettiklerini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an olsun sürücünün olaya müdahalesinde hafif kusurlu olduğu düşünülse bile zararın tamamının müvekkili üzerine bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, sürücünün hafif kusuruna hükmedilmesi halinde dahi hakkaniyet ilkesi gereği belirttikleri kalemlere ilişkin tazminat miktarının kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini, aracın motor bloğunda bakımsızlık sonucu yağsızlık sebebiyle vuruntulu/darbeli çalışmanın söz konusu olmadığını, motor bloğunda meydana gelen kırılmanın ispat külfetinin davalıya ait olduğunu fakat davalının iddia ettiği gibi yağsızlık durumunun söz konusu olmadığını, bu sebeple meydana gelen zararın yangın neticesinde ortaya çıktığının kabulünün gerektiğini, motorda oluşan çatlağın yangın sebebiyle ortaya çıktığının kabulü halinde mekanik işçiliği, motor inme binme ve onarım işçiliklerinin de teminat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu aracın hasarsız 2. El piyasa değerinin 210.000 TL olmasının mümkün olmadığını, hesaplanan KDV bedellerinin tazminata dahil edilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun; olayın hemen akabinde araç yangını konusunda uzman adli bilirkişi ... tarafından bizzat incelenmek suretiyle tanzim olunan "harici araştırma raporundaki" tespitler dikkate alınmaksızın, bu tespitler afaki yorumlanmak suretiyle yanlış ve hatalı bir takım çıkarımlara gidilerek ve hatalı düzenlendiğini, olayın asıl meydana gelme sebebi ve buna bağlı olarak da olayın kasko sigortası teminatında olduğu yönünde afaki nitelikte hatalar yapılarak genel şartların hatalı değerlendirildiğini, zararın teminat dışı olduğunu, veriler bir arada değerlendirildiğinde; hasarın ana sebebinin motor bloğunun patlaması sonucu ortaya çıktığının, motor bloğunun patlamasının sebebinin ise kiralık araç olarak kullanılan bu aracın bakımlarının, özellikle yağ değişimin zamanında yapılmamasının, oldukça yüksek kilometrede olan bu araçta normal aşıntı sonucu da oluşabileceğinin tespitlerinin yapıldığını, davacı yan aracın bakımlarını tam ve eksiksiz yaptırsa idi böyle bir yangının ortaya çıkmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, ayrıca hesaplanan tazminatın fahiş ve kabul edilemez olduğunu, bir an için aksi düşünülse dahi sigortalının zararın önlenmesi, azaltılması ve engel olunması için imkanlar almakla da yükümlü olduğunu, sigortalının bu yükümlülüklerini de yerine getirmemiş olduğunun anlaşıldığını, kusur indirimi yapılması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigortası yapılan araçta oluşan hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/(1). maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olup, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün TTK'nın 1409/(2) maddesi hükmü gereğince sigortacıya aittir.
TTK'nın 1427 vd maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir(Yargıtay 17 HD 15.12.2011 tarih ve 2011/4075 E. - 2011/12321 K.,28.03.2016 tarih ve 2015/17481 E. - 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih ve 2015/14700 E. 2016/4229 K.,17.03.2014 tarih ve 2014/4531 E. - 2014/3704 K.).
Sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmine mecbur olduğundan, hasar bedeli nedeniyle davacının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu gereğince ödenmesi gereken KDV’yi de davacıya ödemekle yükümlüdür. Bir başka deyişle; sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.).
İstinaf incelemesine konu dosyaya bakıldığında; ilk derece mahkemesince önce bir sigortacı ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten, davacının yaptırdığı tespit raporundaki değerin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı, değil ise olması gereken hasar miktarının tespitinin istendiği, makine mühendisinin, uzmanlık alanı gereği motorlu taşıt hasar tespitini yapamayacağına ilişkin dosyaya rapor sunduğu, sigorta eksperi tarafından düzenlenen 04/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise özetle; aracın ikinci el değerinin 220.000,00 TL, onarım yapıldıktan sonra değerinin 205.000,00 TL olduğunun ve onarımın 25 günde yapılabileceğinin bildirildiği, tarafların itirazlarının karşılanması için bilirkişiden ek rapor alındığı, 10/07/2021 tarihli ek raporda kök rapordaki tespitlerin teyit edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut delil tespiti yoluyla alınan bilirkişi raporu ile mahkemece aldırılan yukarıda anılan raporlar arasında çelişki olduğundan mahkemece talimat yolu ile sigorta eksperinden çelişkileri giderici rapor alınmıştır. 18/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hasarın teminat dahilinde olduğu, hasar bedelinin KDV hariç 78.110,82 TL, KDV dahil 92.170,77 TL olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;
"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2 nci maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3 üncü maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 20.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 31.05.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 18.05.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinde kastedilen; raporda ulaşılan sonuç hakkında taraflarca ileri sürülen iddiaların ispatına dair Kanun’da aranan düzeyde bir kanaatin oluşumu için hâkim tarafından yapılan muhakemedir. Ancak hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282 nci maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukuki sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir. Başka bir anlatımla; hâkim bilirkişi raporunu değerlendirirken dava konusu vakıaya ilişkin tutarlı, mantıklı ve hukuki gerekçeler ortaya koyması gerekmektedir. Bu kapsamda bilirkişinin uzmanlık alanı ve bilgisi, raporun mahkemece tanımlanan görev çerçevesinde düzenlenip raporda varılan sonucun somut olaya uygun ve anlaşılır olup olmadığı, raporun gerekçesi ve tutarlılığı gibi hususların bilirkişi raporunun değerlendirmesinde hâkim tarafından nazara alınması gerekmektedir(Erdoğan, Ersin/ Üçüncü, Sümeyye Hilal.: Bilirkişilik Kurumu ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, C. 10, S. 1, s. 372 vd.). Sözü edilen bu takdir hakkının kapsamı, hâkimin hukuki olmayan özel ve teknik bilgiye ilişkin konularda, doğrudan doğruya kendi yorumuna ve anlayışına göre hüküm verebileceği anlamına da gelmemektedir. Zira eksik inceleme ve araştırma ile hukuki olmayan yoruma dayalı olarak hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulamayacağı açıktır.
Dosya arasındaki bilirkişi raporlarındaki tespitler bakımından farklılıklar mevcuttur. Çelişkinin giderilmesi için alınan bilirkişi raporu da çelişkileri gidermemiştir. Ayrıca, iddianın ileri sürülüşü ve savunmanın kapsamına bakıldığında, araçta bir yangın olduğu, hasarın bu sebeple meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Yargılamanın amacına ulaşabilmesi açısından, somut olay bakımından da bilirkişi incelemesi zorunlu olduğundan, görevlendirilecek bilirkişinin veya bilirkişilerin somut olay bakımından özel ve teknik bilgiye sahip, konusunda uzman kişiler olması gerekmektedir. Uyuşmazlığın niteliği göz önüne alındığında, yangın konusunda uzman bir bilirkişinin de dosyada görevlendirilmesinin gerektiği açıktır. Ayrıca bilirkişi raporlarında ve eksper raporunda kaza tarihinde aracın rayiç değeri farklı farklı tespit edilmiştir. Ayrıca, hasar tespiti yapılırken işçilik masraflarının da, KDV'nin de hasar miktarına dahili gerekmektedir. 18/10/2021 tarihli raporda bir kısım taleplerin teminat dışı kaldığı belirtilmekle, bu hususta da raporlar arasında çelişki oluşmuştur. Dosyadaki bilirkişi raporları, hükme yeter derecede değildir. Eksik inceleme ve çelişki barındıran raporlara dayanarak hüküm verilemez.
Mahkemece, TTK'nın 1427 vd maddeleri gereğince sigortacının, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olduğu, motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zararın giderilmesi gerektiği, gerçek zararın, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsadığı hususları dikkate alınarak, dosyadaki bilirkişi raporları, delil tespiti dosyasındaki rapor, ekspertiz raporu arasındaki çelişkileri (hasar miktarı, giderler vb) giderici, tarafların aşamalardaki itirazlarının da net olarak karşılandığı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları
hükümlerinin dikkate alındığı, hasarın teminat kapsamında kalıp kalmadığının ispat külfeti çerçevesinde değerlendirildiği, sigortacı, sigorta eksperi, yangın uzmanı ve otomotiv/motorlu taşıt konularında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınarak, TTK m. 1448 hükmü gereği "Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü" gereği müterafik kusur değerlendirilmesi de yapılarak, aşamalardaki bilirkişi raporlarına itiraz edilip edilmemesi sonucu oluşan usuli kazanılmış haklara dikkat edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde taraflara İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 04/02/2022 tarihli ve ... numaralı, 170.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun İADESİNE,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi
...