T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:22/11/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:03/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili davacı şirket yetkilisi ile dava dışı ...'in babası arasındaki dostluğa binaen, adı geçenin müvekkili şirkete 05/03/2020 ile 12/06/2020 tarihleri arasında sorumlu müdür olarak atandığını, babası ile olan dostluğunun hatırına bedelsiz olarak ve emaneten %50 hisseli ortak edildiğini, ...'in sahibi olduğu şirketin borçları sebebi ile davalıya verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerine, gerçekte daha sonra düzenlendiği halde müvekkili şirketin yetkilisi olduğu dönemde düzenlenmiş gibi dava konusu bonoyu düzenleyerek ve müvekkili şirketi de borçlu hale getirmek suretiyle ... tanzim, 05/07/2020 vade tarihli 203.000,00 TL bedelli bonoyu davalıya verdiğini, bonodaki müvekkili şirkete atfen basılı kaşenin gerçekte müvekkili şirkete ait olmadığını, davalı ile ... birlikte hareket ederek müvekkili şirketi zarara uğratmak için bu işlemi yaptıklarını, müvekkili şirketin davalıyla böyle bir senede imza atması için bir ilişkisi olmadığı gibi borcunun olmadığını, bu bononun müvekkilinin ticari kayıtlarında da bulunmadığını, bu yüzden senedin dayanak edildiği icra dosyasından dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacı ile ...'in yetkilisi olduğu ... Gayrimenkul Ltd. Şti.'nin, ... Dayanaklı Tüketim A.Ş.'nin ana yüklenicisi olduğu kentsel dönüşüm projesinde bu şirketten iş alan şirket olduğunu, inşaat ve kalıp işleri yaptıklarını, bu sebeple düzenlenen hak edişlerin davacı şirket adına, borçların ise ...'in yetkilisi olduğu ... Gayrimenkul Ltd. Şti. üzerine alındığını, alacaklıları zarara uğratmak amacıyla bu şekilde bir ilişkiye giren davacı şirketin, dava konusu bonoyu da aval veren olarak imzaladığını, her ne kadar imza ... tarafından atılmış ise de bu senedin düzenlenmesi sırasında davacı şirket yetkilisinin de müvekkilinden satın alınacak malın pazarlığına iştirak ettiğini, müvekkilinin bu ilişkiden doğan alacağını teminatlandırabilmek için başlangıçta ipotek talep etmiş ise de ...'in yetkili olduğunun anlaşılması sebebiyle davacı şirket adına aval veren sıfatıyla atılan imza üzerine bu senedi teslim alındığını, müvekkilinin ticari ilişkisinin dava dışı ... Gayrimenkul Ltd. Şti. ile olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"....'in 05/03/2020 tarihinde davacı şirkete ortak olduğu, ortaklık ilişkisinin 15/06/2020'ye kadar sürdüğü, bu sürede yetkili de kaldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu bononun keşide tarihi ise dava dışı ...'in 14/03/2020 yetki tarihinin imza sirküleri düzenlenmesi ile başladığı tarihten bir gün sonraki keşide tarihli olduğu açıktır. Davacı her ne kadar bu bononun daha sonra yani yetkisi bittikten sonra düzenlendiği iddiasına ise bunun yemin dahil ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine, tedbir kararının fiilen uygulandığı anlaşıldığından tedbire konu asıl alacağın %20'si oranındaki 40.600,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunda; davaya konu bononun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile karşılığının olmadığının ve davacı şirket ile davalı arasında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, dava dışı ... Gayrimenkul Ltd. Şti.'ne 09/03/2021 tarihli, 203.000,00 TL bedelli faturanın tanzim edildiği, dava dışı şirketten alınan iki çek ödenmediğinden, dava dışı şirket adına borç kaydı yapıldığı ve bunun üzerine davaya konu bononun verildiğinin tespit edildiğini, bononun düzenlenme tarihinin gerçeği yansıtmadığının ve dava dışı ... tarafından kötüniyetli olarak davacı şirketi borç altına sokmak amacıyla düzenlendiğinin tespit edildiğini, mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilmediğini, uyuşmazlığa ilişkin tespitin ve uygulanacak mevzuatın hatalı değerlendirildiğini, davalının, ...'den aldığı çekleri resmi kayıtlarından çıkarıp davaya konu bonoyu çekler yerine kaydettiği hususu değerlendirilmeden hatalı karar verildiğini, davalı tarafın, tanzim tarihinden sonra ve geçmişe dönük olarak bonoyu aldığı için ticari defter kaydında ancak 01/04/2020 tarihinde boşluk denk getirebildiğini ve işbu tarihe bonoyu kaydettiğini, bu bağlamda olağan ticari işleyişe ve hayatın olağan akşına aykırı durumun, davalının ticari defterindeki bu girişin kayıt tarihi ile de ispat edildiğini, davalı tarafın, ticari defter ve kayıtları ile davalının kötüniyetli olduğu ve davaya konu bono nedeniyle davacı şirketin borcunun bulunmadığının sabit hale geldiğini, ...'in münferiden temsile yetkili kılındığı 14/03/2020 tarihinden, 1 gün sonra 15/03/2020 tarihinde takibe konu bonoyu tanzim ettiğini, bononun malen kayıtlı olduğunu, müvekkili şirketin, hiçbir ticari ilişkisinin veya sebebi olmaksızın malen kaydı içeren bir bonoya aval verdiğini kabul etmenin yasaya aykırı olduğunu, ispat yükünün davalı şirket üzerinde bulunduğu dikkate alınmaksızın, ispat yükünün müvekkilinde bulunduğu kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ispat yükü altında olanın davalı taraf olmasına ve bu bağlamda yemin deliline dayanıp dayanılmadığı hususunun davalıya sorulması gerekmesine rağmen, müvekkiline sorulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, müvekkilinin delillerinin tam ve eksiksiz bir biçimde toplanmadığını, bildirdiği tanıkların dinlenmediğini, müvekkili ile davalı şirket arasında mal teslimi yapılmadığının davalı tarafça ikrar edildiğini, ayrıca davalının soruşturmasındaki ifadesinde, bononun sonradan alındığı ifade edilirken, davaya cevap dilekçesinde, mal satışı ile aynı anda alındığının savunulduğunu, mahkeme dışında savcılık aşamasında yapılan ikrarların mahkemece görmezden gelindiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, takip konusu bonodan kaynaklı olarak avalist tarafından açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı adına bonoya imza atan ...'in bononun tanzim tarihinde davacı şirket yetkilisi olmasına, bu bononun davalının defterlerine kaydedildiği 01/04/2020 tarihinde de ...'in davacı şirketteki yetkisinin devam ediyor olmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ... ve davalı şirket yetkilisi ... hakkında yürütülen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine ve bu karara yapılan itirazın Antalya 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 17/02/2021 tarih, ... D.İş sayılı kararı ile reddedilmesiyle takipsizlik kararının kesinleşmesine, davacının, bononun sonradan geçmişe dönük şekilde düzenlendiğini, aynı kuvvette kesin delillerle ispatlayamamasına, TTK'nın 702. maddesi uyarınca, davacı aval verenin borcunun bağımsız bir borç olup, aval ile teminat altına alınan borcun geçersiz olması halinde bile, avalin sorumluluğunun devam etmesine, aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olacağından, davacı avalin şekle ait noksanlıklar dışında temel ilişkiye yönelik herhangi bir itirazda bulunamamasına, bu nedenle davacı aval verenin bononun teminat amaçlı düzenlendiği ve karşılığının bulunmadığına yönelik itirazlarının dikkate alınamayacak olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...