T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:21/09/2021
DAVANIN KONUSU:Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 03/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacı bankanın davalının konkordato komiserliğine yaptırdığı alacak kaydının bir kısmının davalı tarafından kabul edilip, bir kısmının ise reddedildiğini, müvekkili banka tarafından ... Gıda ve Üretim Paz. Ltd. Şti. lehine Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'ne istinaden kredi hesapları açılıp krediler kullandırıldığını, ayrıca davacı banka nezdinde ... Gıda ve Üretim Paz. Ltd. Şti.’ne ... Tarımsal Ürünler Pazarlama Tic. ve Tur. Ltd. Şti.’nin müteselsil kefaleti bulunmakta olduğunu, davalı borçlu şirketin açtığı Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı konkordato davasında, 14/08/2020 tarihinde konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini ve bu kararın 26/08/2020 tarihinde ilan edildiğini, konkordato komiserliğine süresinde ibraz edilen 12/04/2019 tarihli alacak bildiriminin yapıldığını, konkordato kesin mühleti verilen borçlu şirketten 19/02/2019 tarihi itibariyle asaleten ve müteselsil kefalet nedeniyle olmak üzere toplam 894.059,18 TL alacağının bulunduğunu, tasdik edilen konkordato projesinde, davacı bankanın alacak tutarının eksik ve hatalı yer aldığını, borçlu tarafından davacının alacağının bir kısmının kabul edilmediğini, borçlu şirket tarafından kabul edilmeyen tutarın ne kadar olduğuna ilişkin olarak davacı bankaya ne borçlu davalı şirketten ne de konkordato komiserliğinden hiçbir bildirim yapılmadığını, bu nedenle de İİK'nın 302. maddesi kapsamında davacı bankanın itiraz hakkını da kullanamadığını, mahkemeye sunulan ve mahkemece tasdik edilen ödeme planı dahilinde davacı banka nakti/gayrinakti alacağının 186.427,69 TL (894.059,18 - 707.631,49) kısmının davalı borçlu şirketçe reddedilmiş olduğunun anlaşıldığını, konkordato projesinin tasdikine karar veren Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı kararı ile verilen süre içinde, davalı borçlu tarafından davacı bankanın konkordato komiserliğine bildirdiği alacağının reddedilen kısmı için çekişmeli alacaklar yönünden işbu davanın açıldığını belirterek, davacı bankanın davalı-borçludan konkordatoya kesin mühlet tarihi olan 19/02/2019 tarihi itibarıyla 186.427,69 TL (894.059,18-707.631,49) nakdi/gayri nakdi (konkordato projesinde yer almayan kısım) bulunduğunun tespiti ile bu alacağın da davalıdan tahsiline (nakit alacakları davalıdan alınarak müvekkili bankaya ödenmesine, gayri nakdi alacaklarının da müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine) karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülen konkordato davası neticesinde adi alacaklılar yönünden davalı şirketin sunmuş olduğu konkordato projesi kabul edildiğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 17/01/2020 tarihinde verilen ara karar ile de, “... Bankası'nın adi alacaklılar arasında bulunduğu görülmekle davacı ... Ltd. Şti.'nin ve ... Ltd. Şti. kabulünde olan alacak tutarı için kesin mühlet tarihi olan 19/02/2019 tarihine kadar işleyecek faiz ve bu faizin BSMV'si ile birlikte nakdi alacak miktarı tespit edilerek, bu miktar üzerinden nisaba katılmasına, bunun dışında kalan alacak için fazlaya ilişkin talep yönünden ise asgari ispat düzeyinde delil ibraz edilmediğinden reddine” karar verildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Bilirkişi ...'in 10/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 19/02/2019 konkordato kesin mühlet tarihinde banka alacağının; 797.793,55 TL asıl alacak, 35.834,59 TL işlemiş faiz, 1.779,12 TL gider vergisi toplamı 835.407,26 TL nakit alacak ve 56.410,00 TL gayri nakti alacak olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında konkordato talep edenin kabul ettiği 707.631,49 TL alacak üzerinden konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, davacının bilirkişi raporuna göre toplam talep edebileceği alacağın kesin mühlet tarihi itibari ile 835.407,26 TL nakit ve 56.410,00 TL gayrinakit olarak belirlendiği, çekişmeli hale gelen alacağın 127.775,77 TL nakdi, 56.410,00 TL gayrınakdi olmak üzere toplam 184.185,77 TL olduğu ve davacının konkordato projesinde belirlenen dışında ayrıca bu miktar daha alacağının olduğu sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/08/2020 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile tasdikine karar verilen konkordato projesine davacının kayıtlı olan alacağının yanında ayrıca davalı ... Gıda Üretim ve Pazarlama Ltd. Şti. yönünden 127.775,77 TL nakdi, 56.410,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 184.185,77 TL ek alacağının dahil edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK'nın 294/3. maddesi gereğince tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağını, karara esas alınan kök bilirkişi raporu düzenlenirken Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile alınan raporun dikkate alınmadığını, söz konusu dosyada konkordato projesinin, alınan rapor doğrultusunda kabul edildiğini, işbu dosyada alınan rapor ile Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporun birbiri ile çelişkili olduğunu, bu çelişkinin neden kaynaklandığının rapora itirazları neticesinde açıklanmadığını, davalı şirketlere ait ticari defterlerinde gerekirse tekrardan incelenmesi gerektiğini, zira müvekkili şirkete kefaletten dolayı Antalya 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına da dava dışı şirket yetkilisi tarafından ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin toplamının bugüne kadar 472.786,96 TL olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında bu husus dile getirilmiş ise de dikkate alınmadığını, davalının konkordato sürecinde olması sebebiyle faizin işletilemeyeceğini, şayet faiz işletilecek olsa bile bankalarca uygulanabilir en yüksek faiz oranının, yasal faiz oranının %50 fazlasını geçemeyeceğini, bu oranın ise yıllık %13,5’a tekabül ettiğini, bu sebeple hesaplanmış faizin gerçeği yansıtmadığını, adil olmadığının ortada olduğunu, davacının davasını ispat için yeterli ve elverişli olmadığının açık olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, 2004 sayılı İİK'nın 308/b. maddesi uyarınca çekişmeli alacağın konkordato projesine dahili istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 308/b. maddesine göre: Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir.
Çekişmeli alacağın konkordato projesine dahil edilmesine ilişkin açılacak davaların, tasdik kararının ilan edildiği tarihten itibaren 1 aylık süre içerisinde açılmasının gerektiği, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/08/2020 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı konkordatonun tasdikine ilişkin kararının, Basın İlan Kurumu tarafından 26/08/2020 tarihinde ilan edildiği, eldeki davanın ise, yasal 1 aylık süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen bu noktada, dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk başvurusunun işbu dava için zorunlu olup olmadığı ve dolayısıyla süreye etkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca ticari davalarda dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir.
Anılan maddenin 1 numaralı fıkrası şu şekildedir: "Bu Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır".
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi zorunlu arabuluculuk dava şartını, "…konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları…" ile sınırlı tutmuştur.
Somut olayda, dava İİK'nın 308/b-1. maddesi uyarınca açılan çekişmeli alacağın tespiti ve konkordato projesine dahil edilmesi istemine ilişkin olup, davacı vekili, davalı borçlunun itirazı nedeniyle çekişmeli hale gelen alacak ile ilgili İİK'nın 308/b-1. maddesi uyarınca çekişmeli alacağın varlığı ile tutarının tespiti ve konkordato projesine dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bu dava ile çekişmeli alacağın konkordato projesi kapsamına dahil olup olmayacağı hususu belirlenecektir. Davanın kabul edilmesi belirli bir para alacağının tahsilini değil sadece konkordato projesine dahil edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu sebeple işbu dava zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından, davadan önce yapılan arabuluculuk başvurusunun dava açma süresine de etkisi bulunmamaktadır.
Ne var ki, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bir kararında, arabuluculuk dava şartının yürürlüğe girdiği ilk zamanlarda açılmış olan bir davada, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı konusunda uygulamada birlik bulunmadığı gerekçesiyle, Anayasa'da düzenlenen hak arama hürriyetinden hareketle, mahkemeye erişimin engellenmemesine yönelik olarak arabuluculuk dava şartına tabi olmayan kayıt kabul davasında, arabuluculuk yoluna başvurunun hak düşürücü süreyi kestiğini kabul etmiştir.
Söz edilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı aynen şu şekildedir; "Dava, İİK'nın 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK'nın 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar...
Somut olayda,...kayıt kabul davası ise 12.03.2020 tarihinde, ret kararının tebliğinden itibaren 15 günlük süre geçtikten sonra açılmıştır. Bu şekilde kayıt kabul davası İİK'nın 235. maddesinde belirtilen yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmamıştır. Yargıtay uygulamasında, kayıt kabul davasında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olarak kabul edilmemektedir. Ne var ki, bu konuda uygulama birliği sağlanıncaya kadar bir çok mahkeme tarafından yasanın farklı yorumlanması neticesinde farklı kararlar verilmiştir...
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde "Hak arama hürriyeti" düzenlenmiştir. Maddede, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bir çok emsal kararında, 36. maddenin ihlali, mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.
Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı,bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), de mahkemeye etkili erişim hakkını "hukukun üstünlüğü" ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir.
Yukarıda ifade edildiği üzere, uygulamadaki belirsizlik neticesinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden, mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesi isabetli ve hakkaniyetli olacaktır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun...16. maddenin 2. fıkrasında ise "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmüne yer verilmiştir... Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde, davacının arabuluculuğa 26.02.2020 tarihinde başvurduğu, 12.03.2020 tarihinde ise, arabuluculuk süresinin bittiği anlaşılmaktadır, Sıra cetveli davacıya 18.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ esas alındığında dava, İcra İflas Kanunu'nun 235. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa da, davacı hak düşürücü süre içerisinde 26.02.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk son tutanağının 12.03.2020 tarihinde düzenlendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Yukarıda içeriğine yer verilen 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 15. fıkrası uyarınca 26.02.2020-12.03.2020 tarihleri arasında arabuluculukta geçen sürede, hak düşürücü süre işlemeyecektir. Dava 12.03.2020 tarihinde açıldığına göre; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Bu sebeplerle; işin esasının incelenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin dava şartının noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve istinaf mahkemesince de istinaf isteminin reddedilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir."
Dairemizce yukarıda belirtilen Yargıtay kararı dikkate alınarak, eldeki dava açısından yapılan değerlendirmede, davanın arabuluculuk dava şartının yürürlüğe girdiği ilk zamanlarda açılmış olması ve uygulamada hangi davanın arabuluculuk yoluna tabi olduğu konusunda görüş birliğinin bulunmaması sebepleriyle, hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde düzenlenen "Hak arama hürriyeti"ne ilişkin hakkın ihlal edilmiş olacağı gözetilerek, davacının dava açma süresi içerisinde arabuluculuk yoluna yaptığı başvurunun hak düşürücü süreyi kestiği kabul edilmiştir. Dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde, davacının arabuluculuğa 16/09/2020 tarihinde başvurduğu, 05/10/2020 tarihinde ise arabuluculuk süresinin bittiği, konkordato tasdik kararının 26/08/2020 tarihinde ilan edildiği, davanın, İcra İflas Kanunu'nun 308/b maddesinde belirtilen süre içerisinde açılmamışsa da, davacının aynı süre içerisinde arabuluculuğa başvurduğu, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 15. fıkrası uyarınca 16/09/2020-05/10/2020 tarihleri arasında arabuluculukta geçen sürede, hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, dava 12/10/2020 tarihinde açıldığına göre; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmış, Dairemizce re'sen incelenen süre konusundaki bu değerlendirmeler yapıldıktan sonra davalının istinaf sebepleri incelenmiştir.
Davalının rapora itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyana ve istinaf dilekçesine ekli belgelere göre aynı alacak için kefillere karşı başlatılan Antalya 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, kefiller tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak, ödeme yapılması halinde kalan alacağın tespiti konusunda bilirkişiden ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı verilen karar hatalı bulunmuş, davalının istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...