T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 13/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 27/02/2019
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 13/01/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı şirket ile dava dışı ...nin taşınmaz inşaatının tamamlanması hususunda anlaşma imzaladıklarını, davalının yapımını üstlendiği bahse konu inşaatın mermer işini davalının gayri resmi ortağı dava dışı ...'in üstlendiğini, yapılan anlaşmaya göre müvekkilinin bahse konu inşaatta kullanılacak mermerleri temin edeceğini, dava dışı ...'in ise bu mermerleri atölyesinde işleyecek ve montajlarını gerçekleştireceğini, bunlara karşılık davalı taraf ise kooperatiften hak ediş olarak devir alacağı ... blok ... nolu bağımsız bölümü, temin edilen mermerlerin bedeli olarak müvekkili şirkete devir edeceğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği bu inşaatta kullanılacak mermeri temin ettiğini ve ince işçiliğinin yapılması için dava dışı ...’e ait atölyeye mermerleri teslim ettiğini, davalı tarafın kendileri ile yapılan sözleşmede üzerine düşen edimi yani dava dışı kooperatiften hak ediş olarak aldığı ... blok ... nolu bağımsız bölümü müvekkili şirkete devir etmediğini, davalı şirketle yapılan sözleşmede devir edilecek olan dairenin bedelinin 150.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalı şirket yetkilisi ...’nın sözleşmede de belirtildiği üzere taraflarına 150,000,00 TL değerinde teminat senedi verdiğini, bu senette davalı şirket yetkilisi ...’nın müteselsil kefil olduğunu, sözleşmeye göre bahse konu dairenin en geç 15/05/2013 tarihinde taraflarına devir edilmesi gerektiğini, davalının bu devri gerçekleştirmeyip daireyi 3. kişi üzerine geçirdiğini, müvekkili şirketin alacağının tahsili için dava konusu icra takibinin yapıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durdurulduğunu beyan ederek, takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalılar vekili, davacı tarafın müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yaptığı inşaata mermer vermek üzere anlaştıklarını, ancak davacı şirketin, müvekkiline ve inşaatına mermer getirmediğini ve teslim etmediğini, bu nedenle davacının herhangi bir alacağının olmadığını, verilen teminat senedinin bedelsiz, karşılıksız kaldığını, davacı vekilinin mermerleri müvekkiline teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... beyan ederek ... karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...tarafların ticari defter ve kayıtlarından davacının davalı tarafa mal teslim ettiğine ilişkin taraf defterlerinde bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış olup davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. İspatlanamayan davanın reddine" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın borçtan kurtulmaya yönelik çelişkili ve sürekli değişen beyanlarda bulunduğunu, tanık olarak gösterdikleri ...'in, müvekkili şirketin 150.000,00 TL tutarında mermeri gönderdiğini ve kendisinin de bu mermeri işleyerek davalının inşaatında uyguladığını ifade ettiğini, bunun mahkeme içi ikrar niteliğinde olup, kesin delil olduğunu, bono yazılı delil başlangıcı olup, tanık beyanı ile davanın ispatlandığını, müvekkili firmanın ve dava dışı ... edimlerini yerine getirdiğini, davalının dava dışı ...'in edimini yerine getirdiğini mahkeme huzurunda ikrar ettiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, bilirkişilerin müvekkili firmanın 150.000,00 TL tutarında mermer teslim edip etmediğini araştırmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, bonoya dayanılarak başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında varlığı ihtilafsız 15/11/2012 tarihli sözleşmeye göre, davacı şirketin, davalı şirkete mermer satıp teslim edeceği, karşılığında davalı şirketin inşaat yapımını üstlendiği kooperatiften, kendisine düşecek olan bir dairenin tapusunu davacı şirkete devredeceği, devretmediği takdirde daire bedeli olarak kararlaştırılan 150.000,00 TL'nin davacı şirkete nakit olarak ödeneceği ve bu tutarda davacı şirkete teminat bonosu verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı taraf, mermerleri anlaşıldığı şekilde, davalının kooperatif yapımında adi ortağı olan ... isimli kişiye teslim ettiğini, davalının işi bitirip kooperatiften taşınmazı devralmasına rağmen tapusunu kendisine devretmediğini, sözleşmede belirtilen 150.000,00 TL'nin de ödenmediğini iddia ederek, buna ilişkin alınan bonoyu takibe konu etmiş, davalı ...'nın bonoda çift imzası sebebiyle şahsi sorumluluğu bulunduğundan, takipte onu da borçlu gösterdiğini belirtmiştir.
Davalı şirket, sözleşme ilişkisini kabul etmekle birlikte, teslimatın ...'e yapılacağı yönünde bir anlaşmanın bulunmadığını, davacı şirketin mermerleri teslim etmediğini savunmuştur.
Takip konusu bononun, ... düzenleme tarihli, 150.000,00 TL bedelli olup, herhangi bir vade tarihi içermediği, keşidecisinin davalı şirket olduğu, davalı şirket kaşesi üzerine şirket yetkilisi ...'nın iki imzasının bulunduğu, lehtarın davacı şirket olduğu görülmektedir. TTK'nın 777/2. maddesi ile 778/1-b maddesi atfıyla bonolarda da uygulama alanı bulan 704. maddesi uyarınca, bonoda vade tarihi kararlaştırılmadığından, düzenleme tarihine göre görüldüğünde ödenmek üzere ibraz için gereken bir yıllık sürenin de 02/06/2016 takip tarihi itibariyle geçtiği ve bononun kambiyo senedi vasfını yitirdiği, bu nedenle ilamsız takibe konu edildiği anlaşılmıştır.
Sözleşmeye göre, davacı, mermerleri teslim etme yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra davalı taşınmazı devir veya nakit ödeme borcunu ifa edeceğinden ve bono bu ifanın teminatını oluşturduğundan, davacının öncelikle mermerleri teslim ettiğini ispatlaması gerekir. Bono, davacının edimini teminat altına almadığından, yazılı delil başlangıcı sayılarak, tanık dinlenilmesiyle mermerlerin teslim edildiği ispatlanamaz. Kaldı ki, davalının kabul etmemesi, sözleşmede de bu yönde hüküm bulunmaması karşısında, davacı, mermerlerin ...'e teslim edileceği yönünde anlaşma bulunduğu iddiasını ispat edememiştir. Tarafların ticari defterlerinde de bu konuda herhangi bir kaydın bulunmadığı, ...'in ticari defterlerinde bu kişinin davacıya borçlu olduğu yönünde bir kaydın bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça sunulan faturaların da davalı şirkete hitaben düzenlenmediği, dava dışı... adında bir şirkete düzenlendiği görülmektedir.
Sonuç olarak, iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamayan, yemin deliline de başvurmayan davacı taraf, iddiasını ispatlayamadığından aynı yönde verilen mahkeme kararı doğru bulunmuş, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...