T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/07/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 17/01/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı şirketin, 250.000 TL bedelli 06/09/2011 tanzim tarihli bono ile davacı aleyhine icra takibi başlattığını, 21/05/2015 tarihinde şirket yetkilisi tarafından, davacı ...'e ve Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında alacaklarının kalmadığını belirten ibraname verildiğini, bu evraka rağmen davalı şirketin kötüniyetli olarak takibe devam ettiğini, ibranın üzerinden 5 yıl geçtikten sonra 17/02/2020 tarihinde, davacının banka hesaplarına, araçlarına ve taşınmazlarına haksız bir şekilde haciz işlemi uygulandığını, davacının haksız haciz nedeniyle bankalardan kredi alamadığını ve ticari itibarının zarar gördüğünü beyanla davanın kabulüne; davacının borçlu olmadığının tespitine; takibin ve bononun iptaline, kötüniyetli davalının, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacının bahsetmiş olduğu Antalya 9. İcra müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasından, davadan önce davacı lehine takipten vazgeçildiğini, bu sebeple davacı tarafın korunmaya değer bir menfaati bulunmaması nedeniyle hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davalı tarafından verilen ibraname ile birlikte davacı ...’ün halen derdest olan bu takipten soyutlandığını, aleyhine herhangi bir takip işlemi yürütülmediğini, ayrıca davacı tarafa verilen ibraname metninden anlaşılacağı üzere dosya harçları istisna tutularak kısmi ibraname verildiğini, dosyada eksik harçlar olması sebebiyle ... hakkında takip süre gelmeye devam ettiğini, ... hakkındaki takibin devam etmesi konusunda, taraflarına kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, dava dilekçesinde de belirtilmiş olan 17.02.2020 tarihli haciz işlemine ilişkin talebin, dosyada müteselsil borçlu olarak bulunan ...'e ilişkin talep olduğunu, haciz talebindeki "Borçlular" ibaresi ...'ün borçlu olarak gözükmesi sebebiyle sehven düzenlendiğini, talep doğrultusunda ...'ün de malvarlığına hacizler konulduğunun öğrenilmesi üzerine 24.03.2020 tarihli hacizlerin kaldırılması talebiyle derhal hacizlerin kaldırıldığını, davacı ... hakkında, karşılıklı akdedilen ibranameler nedeniyle, 28.02.2020 ve 24.03.2020 tarihli takipten vazgeçme taleplerinin mevcut olduğunu, bu talepler doğrultusunda davacı aleyhine yürütülen takipten vazgeçildiğini, söz konusu işlemler neticesinde davacı tarafın herhangi bir zararının doğmadığını beyanla davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karış tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davacı tarafça menfi tespit istemine ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde ibraz edilen ibranameye dayanıldığı, davalı tarafça ise 20/05/2015 tarihli icra müdürlüğünde düzenlenen ibranameye dayanıldığı görülmüştür.Dava dilekçesi ekinde sunulan ibraname davalı vekili tarafından 08/03/2021 tarihli dilekçe ile kabul edilmiş, ibranameye bir diyeceklerinin bulunmadığı beyan edilmiştir.21/05/2015 tarihi itibariyle davacı ...'ün Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından alacağının bulunmadığı, davacı şirket kaşesi ve üzerindeki imzada beyan edildiği, ancak buna rağmen dosyada borçlular yönünden hacizlerin devam ettiği görülmüştür.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 04/05/2016 tarih, ... Esas,... Karar sayılı emsal içtihadında; ".... Her ne kadar alacaklı vekili bu bonoya dayanarak davacı aleyhine girişmiş olduğu icra takibinden vazgeçmiş ise de, bono halen alacaklı elinde bulunduğundan davacının bu bonoyu hükümden düşürmek amacı ile dava açmakta hukuki yararı mevcuttur. O halde davanın konusuz kaldığından da söz edilemez. Hal böyle olunca mahkemece davalı alacaklı vekilinin takipten vazgeçmiş olmasının alacaktan vazgeçme anlamına gelmeyeceği gözetilmeksizin davacının talebi yönünden işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde olaya uygun düşmeyen gerekçelerle hüküm kurulması doğru değildir..." şeklinde belirtilmiş olup, davalı tarafça davacı yönünden icra takibinden vazgeçildiği ve dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi talep edilmiş ise de; bononun halen davalının elinde olduğu anlaşılmakla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekmiştir. İbranamenin davacı tarafça kabul edilmesi nedeniyle davacının takibe dayanak bono yönünden borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı ve manevi tazminat talebine yönelik yapılan değerlendirmede: Davalının kötü niyet tazminatı yönünden yasal koşulların oluşmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığı, manevi tazminat yönünden de kişilik haklarının zarar gördüğü hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla taleplerinin reddine"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davalı tarafın ibranameye rağmen takibe devam ettiğini, müvekkilinin taşınmazlarına haksız haciz uygulandığını, işlerinin aksadığını, manevi olarak zarara uğradığını, manevi tazminat davasının reddi kararının ve kötü niyet tazminat talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ibraname nedeni ile 28/02/2020 ve 24/03/2020 tarihli dilekçeleri ile takipten vazgeçtiğini, huzurdaki davanın 08/07/2020 tarihinde açıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bononun tek borçlusunun ... olmadığını, dava dışı ...aleyhine takibe devam edildiğini, bu nedenle bononun iade edilmediğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, cevap dilekçesinde davacının borcunun bulunmadığını kabul ettiklerini, ancak davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunduklarını, bu nedenle HMK'nun 312. Maddesi uyarınca yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İİK.nun 72.maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı(borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı(borçlu)’nun üzerindedir.
Somut olaya gelince davalı taraf takibe devamında ‘haksız’ ise de, ‘kötüniyetli’ olarak takibe devam ettiği ispatlanamadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.
Manevi tazminat yönünden ise, davacı taraf 17/02/2020 tarihinde müvekkilinin mal varlığı üzerine haciz işlemi uygulandığını, bu nedenle ticari itibarının zarar gördüğünü iddia etmiş ise de, haciz işleminin hemen akabinde davalı alacaklının 28/02/2020 -24/03/2020 tarihli dilekçeleri ile icra dosyasında hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş olması, davacının ticari itibarının zarar gördüğünü somutlaştırıp ispat edememesi karşısında ilk derece mahkemesince manevi tazminat davasının reddi kararı yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Takibin incelenmesinde, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmış olması, takibin bonoya dayalı olması, bonoda keşidecinin davacı olması, söz konusu takipten dolayı davacının ibra edilmesine rağmen takibe devam edilmiş olması, takipten vazgeçilmiş olmasının alacaktan vazgeçme anlamına gelmeyeceği gözetildiğinde davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı her ne kadar davacının borçlu olmadığını cevap dilekçesinde kabul ettiklerini, HMK'nun 312. maddesi uyarında aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunmuş ise de " kabul" HMK'nun 309/4. maddesi gereğince kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Davalı ise cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Bu nedenle davalının cevap dilekçesindeki beyanları davanın kabulünü talep ettiği şeklinde yorumlanamayacağından davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gerekli 22.011,49 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 5.502,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.508,62 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, menfi tespit davası yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak, manevi tazminat davası yönünden ise, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
..