T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 16/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 18/05/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 17/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili hakkında her ne kadar davalı ... Bankası tarafından kefil olduğu iddiası ile takip başlatılmış ise de, müvekkilinin kefil olarak 11/05/2012 tarihinde imzasının alındığını, ancak diğer borçlular tarafından müvekkilinin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine ilişkin borcun ödendiğini, daha sonra icra takibinde adı geçen diğer borçluların müvekkilinin imzası olmaksızın 2015 tarihinde kredi kullandıklarını, takip konusu ödenmeyen borcun müvekkilinin imzasının bulunmadığı 2015 yılında kullanılan krediye ait borç olduğunu, müvekkilinin 2015 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde herhangi bir imzasının bulunmadığını, "..Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." hükmü dikkate alındığında müvekkilinin kefil olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, daha sonra kullanılan kredi bakımından müvekkilinin kefil olarak sorumluluğunun doğmadığını, müvekkili açısından borçlu olmadığının tespiti ile bu zamana kadar haksız olarak maaşından kesilen tutarların ve sair ödemelerin faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, aynı zaman da müvekkilinin imzası bulunmamakla birlikte, Temmuz 2012'de yürürlüğe giren BK 584 hükmü maddesince eş rızası kapsamında kefillik bakımından müvekkilinin eşinin rızasının bulunmadığını, bu nedenlerle Yerleşik Yargıtay Kararları değerlendirilerek müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile bugüne kadar sehven ödenmiş olan maaş kesintilerinin ve sair ödemelerin faizi ile birlikte davalı bankadan istirdadına, ayrıca davalının haksız ve kötü niyetli dava değerinin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd.Şti. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi sözleşmesi doğrultusunda adı geçene kredi kullandırıldığını, davacı iş bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, ödemelerin aksatılması, borçlunun piyasaya borçlandığının istihbar olunması üzerine müvekkili bankanın sözleşmenin kendisine verdiği yetkiye dayanarak sözleşmeyi feshettiğini, iş bu borcun ödenmesi hususunda asıl borçlu ... San. Tic. Ltd.Şti. ‘ne ve kefil ... ayrı ayrı sırası ile Nazilli 1. Noterliği’nin 08.02.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamelerin karşı taraflara tebliğ edilmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusu yapıldığını, alınan karar ile Denizli 2.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı genel haciz yolu ile icra takibi açıldığını, davaya konu kredi sözleşmeleri incelendiğinde; davacının, müvekkili bankanın asıl borçlu dava dışı ... San. Tic. Ltd.Şti. açtığı ve açacağı kredilerin teminatı olmak üzere kefalet sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşmenin içeriğine bakıldığında kefaletin yalnızca mevcut bulunan borç için verilmediğinin anlaşılacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre inceleme yapılacağı kabul edilse dahi; adı geçen kanunun 598.maddesi ile kefalet ilişkisine 10 yıllık bir sınırlama getirilmiş olması dikkate alındığında; davaya konu sözleşmenin tarihi (04.05.2011) ile ihtarname tarihine (08.02.2017) bakıldığında 10 yıllık sürenin dolmadığını ve hukuken sürenin kesilmiş olduğunu, bu nedenle davacı borçlu hakkında açılan icra takibinin yasaya uygun olduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484.maddesi ile kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin kefilin sorumlu olacağı miktarın yazılmasına bağlandığını, Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi incelendiğinde; davacının 150.000,00 TL müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını ve davacının GNGKS’de yer alan müşterek ve müteselsil kefalete ilişkin sözleşmeyi bizzat imzalayarak kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenlerle müvekkili banka aleyhine doğabilecek herhangi bir zarar sonucu açılacak her turlu dava ve tazminat hakları saklı tutularak davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacı-borçlunun takibe konu asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Genel Kredi Sözleşmeleri cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesidir. Cari hesap şeklinde işleyen kredilerden banka sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde ve sözleşmede kararlaştırılan limit dahilinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alan aldığı krediyi ödemek suretiyle yeniden sözleşme imzalamaya gerek duymaksızın, yeniden kredi isteyebilmektedir. Alınan bilirkişi raporu ile takibe konu kredinin davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 11/05/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmadığı tespit edilmiştir. Buna göre her ne kadar davalı vekilince davacının imzaladığı kefalet sözleşmesi ile asıl borçlunun doğmuş ve doğacak borçları için kefalet verildiği, kefaletin yalnızca mevcut borç için verilmemiş olduğundan davacının sonradan kullandırılan kredi borçlarından da sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de dava konusu kredi borcunun, davacının imzasının bulunmadığı 26/05/2015 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, davacının imzalamış olduğu 11/05/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmadığı ve sözleşmeler arasında herhangi bir hukuki irtibatın da bulunmadığı göz önüne alındığında davacının sorumluluğunun ilelebet devam edeceği, imzalamadığı sözleşmelerden kaynaklı kredi borçlarından da sorumlu tutulacağı yönündeki bu savunmanın kabulü mümkün değildir. Buna göre, davacının dava konusu borçtan sorumlu olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İİK'nun 72/5 maddesi hükmü "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamaz."düzenlemesini içerir. Buna göre, yasal koşulları oluştuğu kanaatiyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmetmek gerekmiştir ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istirdat davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davacı müvekkili bankanın asıl borçlu dava dışı ... San. Tic. Ltd.Şti.'nin açtığı ve açacağı kredilerin teminatı olmak üzere kefalet sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kefaletin yalnızca mevcut bulunan borç için verilmediğinin anlaşılacağını, öncelikle sözleşme hükümlerinin irdelenmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, yerel mahkeme tarafından müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, banka alacağı nedeniyle başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacı ... davalı banka tarafından Denizli 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla başlatmış olduğu takibe yönelik borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; takip konusu borcun davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 11.05.2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, 2015 yılında imzalanan kredi sözleşmelerinden kaynaklanıyorsa borçtan davalının sorumlu olup olmadığı, kefaletin yalnızca mevcut borç için verilip verilmediği, borç 2015'deki krediden kaynaklanıyorsa davalının kefaletinin eş rızası yönünden de geçerli olup olmadığı, dava tarihi itibariyle ferileriyle birlikte borç miktarı konularında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile dava ve takip konusu kredi borcunun, davacının imzasının bulunmadığı 26/05/2015 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, davacının imzalamış olduğu 11/05/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmadığı ve sözleşmeler arasında herhangi bir hukuki irtibatın da bulunmadığı tespit edilmiş olup davacı tarafın imzasının bulunmadığı kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan sorumlu tutulamayacağından ilk derece mahkemesince menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur( Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 19 .Hukuk Dairesinin ... E... K. 21.03.2013 tarihli kararı). Buna göre davacının sorumluluğunun ilelebet devam edeceği, imzalamadığı sözleşmelerden kaynaklı kredi borçlarından da sorumlu tutulacağı yönündeki davalının savunması yerinde görülmediğinden davalı vekilinin buna ilişen istinafının reddi gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı borçlunun itirazında haklı görülerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmiş ise de alacaklının takipte kötüniyetinin tespitine ilişkin haksızlığının yanı sıra ayrıca kötüniyetli takip başlattığının da ispatı gerekmekte olup dosya içeriğinden davalı bankanın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından aleyhe tazminata karar verilmiş olması isabetli olmamıştır(Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 11 .Hukuk Dairesinin ... E. ... K. 25.09.2024 tarihli kararı). Bu sebeple davalı vekilinin buna ilişen istinafının kabulü gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesinde ''Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmü yer almaktadır.
Mahkemece menfi tespit hükmü kurulup ödenen 41.125,00 TL'nin iadesine karar verilmesi gerekirken, iadesine karar verilen tutarın yazılmaması suretiyle HMK 297 maddesine aykırı, infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden davalı vekilinin istinafının resen sebeplerle de kabulü gerekmiştir.
Ancak, bu yanılgıların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/05/2021 tarih ve .... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ İLE,
a-Denizli 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ve davacı tarafından ödenen 41.125,00 TL'nin davacıya iadesine,
b- Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
c-Alınması gerekli 10.246,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.561,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,88 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d-Dava öncesi yapılan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
e-Davacı tarafından yapılan peşin harç dahil 2.623,83 TL ilk masraf, 523,00 TL davetiye, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.146,83 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine,
g-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına
h-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince hesaplanan 18.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30TL maktu ve 2.502,33 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,
b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 48,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 210,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...