T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:22/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:15/01/2026
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:22/04/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'a karşılığı olmayan ve herhangi borç ilişkisine dayanmayan 01 Ağustos 2016 düzenleme, 08 Eylül 2016 ödeme tarihli ve 200.000,00 TL bedelli senet keşide edip teslim ettiğini, senedin düzenleme amacının o dönem ekonomik olarak sıkıntı yaşayan davacının malları üzerine 3. kişiler tarafından haciz konulmasının bir nebze önüne geçilmesi ve ekonomik sıkıntı bitene kadar mallarının haraç mezat satılmasını önlemek için olduğunu, bahsi geçen senedin ... tarafından Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 21 Eylül 2016 tarihinde takibe konulduğunu, taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığından icra dosyasının kesinleşmesi için gereken tebligat işlemlerinin alacağı sürelerin bertaraf edilmesi için ödeme emrinin müvekkili tarafından 22 Eylül 2016 tarihinde elden, icra müdürlüğü kaleminden bizzat tebliğ alındığını, bu sayede 3. kişilerden evvel müvekkilinin mallarına haciz konulmasını sağladığını ve hatta aynı gün borçlu görünen müvekkilinin Konyaaltı ve Aksu Tapu Müdürlükleri'nde kayıtlı iki taşınmazının haczedildiğini, davacının ekonomik yönden sıkıntılarını atlattıktan sonra ve piyasaya olan borçlarını ödedikten sonra alacaklı görünen davalı ...'ın taşınmazların satışından vazgeçmiş ve hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğini, bunun üzerine haricen tahsil harcı ödenerek dosyanın 30 Kasım 2018 tarihinde işlemden kaldırıldığını, müvekkili ... tarafından ...'a ait yahut icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadan, ...'ın satıştan ve hacizlerden vazgeçmesinin haricen tahsil harcı ödenip, hacizlerin kaldırılması sonrasında icra takibi üzerinden hiçbir icrai işlem yapılmamış olmasının senedin karşılıksız olduğunu ortaya koyduğunu, her ne kadar bahsetmiş oldukları şekilde aslında senet bir borç ilişkisine dayanmasa da davalı tarafından takibe konulmuş, icra dosyası üzerinden uzunca bir süre işlem yapılmadan beklenilmiş ve en nihayetinde davacı tarafından haricen tahsil harcının ödenmesi ile dosyanın infaz edildiğini, haricen tahsil harcının ödenmesi senet dolayısı ile borç ilişkisinin ortadan kalktığını, dava konusu bononun konu edildiği takibin 2 yıl işlemsiz bırakıldığını ve yine işlemsiz bırakılan dosyanın yaklaşık 2 yıl sonra yenilenmek istendiğini, bu da bononun aslında karşılıksız olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden davalının herhangi bir mal yahut hizmet alışverişine dayanmayan bono nedeniyle alacaklı olmadığını ortaya koyduğunu, bu sebeplerle, davanın kabulü ile, davacının davalıya Antalya 9. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı doyasına konu edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, ve takibin iptalini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, takip tarihinin 21/09/2016 olduğunu, borçlunun hem Aksu hem de Konyaaltı ilçelerine bağlı tapu müdürlüklerindeki taşınmazlarına haciz konulduğunu, çünkü borçlunun borç isterken bu gayrimenkullerinin bulunduğunu, paranın teminatı anlamında haciz konulabileceğini bildirdiğini, bu şekilde tarafınca borç verildiğini, zaten kendisinin de dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere o dönem banka vs. büyük borçlar altında hiçbir kredisi kalmadığını ve bu şekilde kendisiyle irtibat kurarak borç istediğini, zaten bu sebeple de haciz işlemlerinin hızlanması, paranın teminatı olarak taşınmazların gösterilmesi sebebiyle dairede tebligat yapıldığını ve taşınmazlara haciz konulduğunu, İcra İflas Kanunu'nun açık hükümleri dairede tebligat yapılması, sürelerden feragat edilmesi vs. hususlar sanki suçmuş gibi ifade edildiğini, bunun dahi, borçlunun kötü niyetini gösterdiğini, hacizlerden sonra her iki taşınmaz için de satış talep edildiğini, daha sonrasında borçlunun taşınmazlardan birini satacağını, her türlü bağlantıyı anlaşmayı yaptığını hemen satış sonrası paranın ödeneceğini söyleyerek ödeme teklifinde bulunduğunu, aradaki başka iş ilişkileri ve bir tane yenilenmesi düşmesi vs, hususların icra dairesinin işlemi olduğunu, kaldı ki bu hususta, dosyasının hacizli gayrimenkul nedeniyle satış talebinin de olduğunu diğer taşınmazında satış avansının yattığını, satış talebi de devam ettiğini ve halen devam etmekte olduğunu, borçlunun taşınmazın satışı sonrası taraflarına para ödemediği gibi, türlü bahanelerle şahsını işlerini takip eden oğlunu sürekli oyaladığını, borçlunun bir dönem oğlu ile ortak işleri bulunması ve bu para alışverişi dahil işlerinin oğlu tarafından takip edilmesi sebebiyle uzun süre parayı süresinde tahsil edilemediğini bilmediğini, dosyada alacağın garantisi sayılabilecek bir haciz baştan beri bulunmakta olup bunun da yasal haciz ve satış koşullarını yerinde getirildiğini ve ödemenin beklendiğini, uzun zaman sora parayla ilgili tahsilatta problemler yaşanınca haciz işlemleri olduğunu ve kötü niyetli davacının iş bu davayı açtığını, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Mahkememizin ... Esas ... karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi uyarınca senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğu, aynı kanunun 201.maddesi uyarıncada senede karşı tanıkla ispatı mümkün olmadığı, davalının senedine karşı iddianın da ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafından yukarıdaki belgeler dışında herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, davacının başvurduğu yemin delili neticesinde de davacısını ispat edemediği anlaşılmakla kesin delillerle ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen karar istinaf edilmesi üzerine dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı ilamı ile, mahkemenin, somut dosyada ispat külfetinin davalıda olduğunu gözeterek, deliller ışığında yargılama yapıp, karar vermesi gerekirken, ispat külfetini yanlış tarafa yükleyerek, davanın reddine karar vermesi hatalı olduğuna yönelik karar verilerek dosyamız mahkememiz ... esas sayılı dosyasına tevzi olunduğu anlaşılmıştır.
Kaldırma ilamı doğrultusunda mahkememizce davalı vekiline yazılı delillerini bildirmek üzere süre verilmiş, yazılı delillerini bildirmemesi üzerine yemin metni sunmak üzere süre verilmiş, verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen davalı tarafın yemin metni sunmadığı anlaşılmıştır. Alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat külfeti kural olarak davacıdadır. Ancak, beyan dilekçelerinde de geçtiği üzere, davalı/icra dosyası alacaklısı, icra dosyasında haciz kaldırma talep etmiş, bunun üzerine icra müdürlüğünce haciz kaldırma yazısı yazılmış ve 30/11/2018 de haricen tahsil harcı alınmıştır. Borçlu taşınmazlarından bir kısmının dahi üzerindeki hacizlerden vazgeçilmesi alacağın haricen tahsil edildiğine karinedir. Uyuşmazlığa konu dosyada da icra takibine konu bonodan kaynaklı alacağın tahsil edildiğine yönelik karine mevcut olduğundan, uyuşmazlıkta ispat külfeti yer değiştirerek davalıya geçmiştir. Davalının üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmediği kanaatine varılmakla ..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olduğu belliyken mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davacının gerçek bir borcunun söz konusu olmadığını, sadece üçüncü kişileri aldatmak amacıyla muvazaa olduğunu beyan ettiğini, muvazaa iddiasını ispatlama külfetinin davacı tarafa düşmekteyken davacı tarafın dosyaya bununla ilgili hiçbir yazılı delil sunamadığını, hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemezken yerel mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda her ne kadar icra takibine konu bonodan kaynaklı alacağın tahsil edildiğine yönelik karine mevcut olması sebebiyle ispat külfetinin davalı müvekkilinde olduğu belirtilmiş olsa da bu durumun hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin satış talebinden vazgeçtiği için hacizlerin kaldırılmasını istediğini, alacak hakkının özünden feragat etmediğini, icra dosyasına gönderilen talebin taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması yönünde olduğunu, dosya borcunun haricen tahsil edildiği yönünde bir talebin icra dosyasında bulunmadığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece ilk önce ... Esas sayısı üzerinde yapılan yargılama sonunda yargılama aşamasında ispat külfetinin davacıda olduğu kanaatiyle, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ve davalının yemini eda etmesi üzerine davanın reddine karar verilmiştir. Kararın istinaf kanun yoluna getirilmesi sonucunda Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile, somut dosyada ispat külfetinin davalıda olduğunu gözeterek, deliller ışığında yargılama yapıp, karar vermesi gerekirken, ispat külfetini yanlış tarafa yükleyerek, davanın reddine karar vermesi hatalı olduğundan bahisle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ortadan kaldırma kararından sonda yapılan yargılamada davalının ispat külfetini yerine getirmediği, yemin teklifinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, borçlu taşınmazlarından bir kısmının dahi üzerindeki hacizlerden vazgeçilmesinin alacağın haricen tahsil edildiğine karine olmasına (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/5775 E., 2021/408 K., 2016/17731 E., 2017/9947 K., 2016/22006 E., 2017/13731 K., 2019/8322 E., 2020/5001 K., 2020/5775 E, 2021/408 K, 2022/11853 E, 2023/3639 K, 2020/7534 E, 2021/2515 K), uyuşmazlığa konu dosyada da icra takibine konu bonodan kaynaklı alacağın tahsil edildiğine yönelik karine mevcut olduğundan, uyuşmazlıkta ispat külfetinin davalıda olmasına ve davalının ispat külfetini yerine getirmemesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 13.662,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.246,5 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
...