T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:22/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:08/12/2022
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:22/04/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Müvekkili lehine Denizli 5. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasıyla fatura alacaklarına dayalı ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın takibe 24/03/2021 tarihinde borca ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkilinin davalıya toplam 40.058,51 TL tutarında mal ve hizmet sattığını, bu satışı gösteren 3 fatura düzenlediğini, davalı tarafın söz konusu malları teslim almadıklarını iddia ederek borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, davalı tarafın söz konusu faturalara itiraz etmediğini, icra takibi aşamasında davalı tarafça borca itiraz edildiğini, faturanın sahteliğinin iddia edildiğini, müvekkilinin söz konusu faturalara ilişkin malları teslim ettiğini ancak malların bedellerini tahsil edemediğini, davanın kabulü ile Denizli 5. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağa yasal faiz hükmedilmesine, %20'den aşağı olmamak üzere alacağa icra inkar tazminatının hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Faturaların tanzim tarihleri itibariyle davacı şirket çalışanı ... tarafından olmayan bir ticari ilişki için alım satım varmış gibi sahte olarak düzenlendiğini, söz konusu faturalarda veya varsa sevk irsaliyelerinde müvekkilinin veya müvekkiline ait şirketin hiçbir çalışanı ya da temsilcinin imzasının olmadığını, davacı şirket çalışanı hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma numaralı dosyası üzerinden soruşturma açıldığını, davacı taraf ile davalı şirket arasında dava konusu faturalara yönelik akdi bir ilişki olmadığını, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Taraflar arasında kablo malzemesi alışverişinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, takibe konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup her iki tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığı, 6100 sayılı HMK 222.madde kapsamında delil vasfını taşıdığı, malın teslim edilmediği iddiasında bulunan davalının ise iddiasını ispat yükümlülüğü bulunduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların aksini gösterir dosya kapsamına kesin delil niteliğinde herhangi bir delil de sunulmadığı, mahkememizce yemin delilinin hatırlatılması neticesinde davalı tarafından yemin delilinin kullanıldığı, davacı şirket yetkilisinin ise 08/12/2022 tarihli duruşmaya gelerek yemini eda ettiği bu haliyle davalı tarafın takibe konu alacağı ödemediği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne dair karar verilmiş olup takibe konu alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Denizli 5. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasına dayanak gösterilen üç adet faturanın, davacı şirket çalışanı ... tarafından gerçekte olmayan bir ticari ilişki için sahte olarak düzenlendiğini, adı geçen kişinin savcılık hazırlık soruşturması dosyasında verdiği ifadede bu hususu ikrar ettiğini, fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini açıkça itiraf ettiğini, söz konusu faturalarda veya sevk irsaliyelerinde müvekkiline veya müvekkiline ait şirketin hiçbir çalışanı veya temsilcisinin imzasının bulunmadığını, müvekkili şirketin takip müstenidatı fatura muhteviyatı hiçbir mal veya hizmet satın almadığını, fatura konusu malların taraflarına teslim edilip edilmediği yönündeki ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, bu nedenle taraflarına yemin teklifi hususunda ara karar kurulmasının ve ispat külfeti yer değiştirilerek eda ettirilen yeminin hukuken geçersiz olduğunu, fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediğinin bilirkişi ek raporuyla doğrulandığını, fatura konusu malların taraflarına teslim edildiğine dair bir teslim tesellüm tutanağı veya bunun yerine kaim yazılı bir delil olmadığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında dava konusu faturalara yönelik akdi bir ilişkinin bulunmadığını ve kendilerine teslim edilen bir emtianın olmadığını, davacı tarafın da bunu ispat edemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davada, fatura ve içeriğinin teslim edildiğini ispat külfeti davacıya, teslim olgusunun ispatından sonra bedelinin ödendiğini ispat yükü ise davalıya aittir.
6100 Sayılı HMK'nın 222. maddesinde; Mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı düzenlenmiştir.
Taraflar tacir olup, mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş, mali müşavir bilirkişinin raporu ile davaya ve takibe konu faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davalının yasal süresinde faturaya itiraz etmediği, tarafların kayıtlarında fatura nedeniyle ödeme kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Yapılan ticari defter incelemesinde davalının içeriğini ve teslimini kabul etmediğini beyan ettiği faturayı defterine işlediği anlaşılmaktadır. Davalı ticari defterlerine işlediği bu faturadaki malların teslim edilmediğini ispat yükü altındadır. Bu faturaların ticari deftere işlenmesi ile teslimin karineten gerçekleştiği kabul edilir, aksini ise davalının yazılı delille ispatlaması gerekir. (Yargıtay 19 H.D. 2013/7951 E. 2013/12822 K.)
Bu durumda, davalının ticari defterlerinin aksini yazılı delil ile ispatlaması gerekirken davalının yazılı delil bildirmediği, davalının bu hususu yemin deliliyle de ispat edemediği sabit olmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinafının reddi gerekmiştir.
Neticeten HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.736,40 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 684,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.052,30 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...