(2709 S. K. m. 138) (5237 S. K. m. 3, 53, 58, 61, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 3, 5) (5271 S. K. m. 101, 156, 188, 289) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2017 tarih ve 2017/447 Esas 2017/109 numaralı iddianamesiyle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/07/2017 Tarih, 2017/75 Esas, 2017/256 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; 17/07/2017 Tarih, 2017/75 Esas, 2017/256 Karar sayılı hüküm ile sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 Sayılı kanunun 3/1, TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dairemizin 2018/1876 tarih, 2017/2506 esas - 2017/1981 Sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair ilamı temyiz edilmekle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/05/2018 tarih, 2018/131 esas - 2018/1876 karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık yerel Mahkemede alınan savunmasında:
Sanık M. E. Ü. 06/04/2017 tarihli duruşmada:
Sanık: Bana gelen iddianamede Bank Asya'ya para yatırdığım kısmı yazmıyor, sadece bana yatırılan maaş ödemeleri yazıyor.
Başkan: Şöyle Bank Asya'da 07/11/2016 tarihli yazısına göre şüphelinin 2440296 numaralı hesabımın bulunduğu, doğru mudur?
Sanık: Doğrudur.
Başkan: Şüphelinin Bank Asya'da bulunan hesabında 09/02/2015 ile 26/12/2015 tarihleri arasında toplam 5 adet işlem yaptığı, yaptığı işlemlerin toplam tutarının 1.141,75 TL olduğu hesap hareketleri işlem içerikleri incelendiğinde, maaş ödemesi ve havale yapıldığı şeklinde, yani bu hesabı kullandığın iddiası var.
Sanık: Yani hesabı kullandığım doğrudur, oradan maaş yatırılmıştı ben oradan maaş olarak çektim yani benim para yatırma gibi bir durum söz konusu değil, orada yazıyordu iddianamede para yatırmadığı gözükmüştür diye.
Başkan: Peki Bylock programı ile ilgili ...?
Sanık: Bylock ile alakalı ben işte savunmamı yapmıştım kendi çapımda şöyle bir şey Mahkemenize 2 adet dilekçe yazmıştım bilgi ve belgeler istemiştim, başka bir şey varsa daha kapsamlı bir şey yapayım diye.
Başkan: O dilekçende bylock içeriklerini, kiminle görüştüğünü, ondan sonra.
Sanık: Onlar gelmediği içim kendi çapımda buraya yazdım bunu vermek istiyorum birazdan ama.
Başkan: Ben savunmanı dinleyeyim onları biz talep olarak alacağız, onunla ilgili de karar vereceğiz,
Sanık: Dün koğuşta bir tanesinde gördüm, avukatı bulmuş gelmiş herhalde bylock tespit tutanağını sonra birazcık inceledim baktım benimde ismim vardı T.C. kimlik filan işte 2014 yılında kullandığım tespit edilmiş galiba, ama Ekim ayındaki ilk tespit tutanağında galiba benim şeyim yok, ben çıkmamışım, yani 3 yıl boyunca çıkmamışım ondan sonra 2 ay içerisinde bir çıkmış diğer 1 ay içerisinde bir çıkmış herhalde, yani 3sene geçmesine rağmen tespit edilememiş, 3 ay içinde 2 kere tespit edilmiş öyle bir şey anladım gördüğüm kadarıyla onu ben şöyle düşünüyorum şahsen, sizde takip etmişsinizdir belki televizyonda sosyal medyada, gazetelerde bu şey görüş bu Ersan Şen var profesör Anayasa Hukukçusu galiba tam bilmiyorum ama televizyonlarda hep aynı şeyi bahsediyor, en son Yeni Şafak gazetesinde okumuştum ama 17 mart yazısında Y. K. şeyden bahsediyor bu kriptolu fetöcülerin şey yapılamayan tespit edilemeyen kripto fetöcülerin herkese bylock isnatta bulunup işte fetöcülerin çoğunluğun içerisinde kaybedilmeyi filan işte bu duruşmaların sulandırılmasından filan bahsediliyor, ben öyle bir şey olacağını düşünüyorum çünkü bylock kullanmadım ben, şöyle bir şüphem var hani indirdim mi indirmedin mi diye düşüyorum ben, bilgisayar mezunu olduğum için bilgisayarla çok uğraşan bir insanım, işte whatsapp kullandığımda mesela altta şey olarak geliyor bunu indirenler bunu da indirdi diye tavsiye olarak geliyor, onu ben indirip indirmediği bilmiyorum, ama kesinlikle kullanmadım eminim, ama bir de şöyle bir şey var benim tam başladığım anda başlamış bylock kullanmam yurda giriş tarihimle çıkış tarihimden 15 gün önceye kadar kullanılmış öyle gözüküyor, onuda yani ne bir gün öncesine ne bir gün sonrasına denk gelmemiş olması da bana işte şey geldi tuhaf geldi şahsen.
Başkan: Peki sen nerede çalışıyordun?
Sanık: Dinar'da yurtta çalışıyordum.
Başkan: ... isimli yurtta çalışıyordun.
Sanık: Evet.
Başkan: Öğretmen olarak.
Sanık: 6 aylık bir çalışmışlığım var tam o 6 aya denk geliyor o bylockta.
Başkan: Peki bu yurt örgüte müzahir olduğu gerekçesi ile kapatıldı.
Sanık: Kapatıldı ama benim olduğum zaman iki kere Milli Eğitim tarafından müfettiş gönderilerek teftiş edilmiş durumdaydı.
Başkan: Peki bu yurttan ayrıldıktan sonra nerede çalıştın?
Sanık: Ben ondan sonra Ankara'da çalıştım.
Başkan: Nerede çalıştın?
Sanık: Orada yazıyor, bilgisayar öğretmeni olarak B. Erdoğan Ortaokulunda çalıştım.
Başkan: Evet var mı savunmana eklemek istediğin bir husus, taleplerin varsa onları da alabiliriz,
Sanık: Talebim yani yargılanmamak hani beraat isterim o ayrı bir konuda yani şey isteğim.
Başkan: Bylock programı ile ilgili?
Sanık: Bylock konusunda hiçbir diyebileceğim hiç bir şey yok, yani kanıtlayabileceğim de bir şey yok içerik filan olsa, bir şey olsa ona göre bir şey desek, belki bir mantık olacak ama şu anda diyebileceğim hiç bir şey yok, yani kendimi savunmam için diyebileceğim hiç bir şey yok,
Cumhuriyet Savcısı: Cep telefonu numarasını sen mi kullandım buradaki numarayı 0 535 950 61 62.
Sanık: Evet.
Cumhuriyet Savcısı: Bir de bu arkadaşının açtığı kurum kapandı mı o da örgüte müzahir olduğundan.
Sanık: Kapandı galiba.
Cumhuriyet Savcısı: O da mı örgüte aitti diye kapatıldı.
Sanık: Örgüte ait diye kapandı.
Üye Hakim: Afyon'dan önce bir yerde çalıştı mı?
Sanık: Yok hayır hiç bir yerde çalışmadım.
Üye Hakim: Ne zaman başladın çalışma hayatına?
Sanık: Yani tam evlendiği ana denk geldi bir de şöyle bir şey ekleyebilirim, ben 2012 KPSS' in de 79 puan aldım, ama 78 puanla kapatmalarına rağmen beni almadılar şeye KPSS'ye hatta burada yani fetö mağduru bile olabilirim tam bilmiyorum ama, almadılar bende o sırada evleneceğim için her yere başvurdum, bunlardan teklif gelince mecburen çalışmak zorunda kaldım yani.
Başkan: M. E. Ü., cumhuriyet savcısı örgüt üyeliği suçlaması ile cezalandırılman yönünde görüş beyan ediyor, görüşe karşı süre alacak mısın zaptı verelim mi, yoksa savunma yapacak mısın?
Sanık: Alabilirim. Bir şey ekleyebilir miyim ben, yeni bir tanede daha iddianame geldi elime okuma fırsatı bulamadım ama orada benim ifadem olarak geçen yerlerde benim söylemediğim şeyler yazıyor onun düzeltme imkanım var mı.
Başkan: Dinliyoruz seni.
Sanık: Orada A. İ. K. diye birisinin işte sohbet yaptığımdan filan bende katılmışım filan ben öyle bir şey demedim, bana isimler hepsini sorulduğunda ben zaten tanıdığım ve tanımadığım kişileri söylemiştim, ama A. İ. K. diye birisini tanıdığımı söylemedim. Mesela yurtta sohbetlerin veya toplantıların olduğunu söyledim, ama benim katılmadığımı söylemiştim o da katıldı olarak geçiyor.
Başkan: Zaten bununla ilgili sana bir soru sormadım yani o toplantılara katılıp katılmadığın ile ilgili.
Sanık: Yazıyordu yani şey olmasın diye.
Başkan: Evet iddianamedeki iddialardan birisi olabilir. " şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M. E. Ü. tarihli duruşmada:
Sanık: İki tane takım elbise falan, ceket istedim. Ceketi gönderirlerken bizimkiler sağolsunlar içine hiç bakmadan direk yollamışlar, o içerik incelendiğinde en az 3 yıllık kayıt olduğu gözükür. Çünkü ben kilo almamdan dolayı o ceketi giyemiyordum, üç yıl kadar giyemedim yani, direk o şekilde yollamışlar. Yıkatıp ta yolladık diyorlar, nasıl çıktığını bilmiyoruz diyorlar onlarda gerçi ama, yani öyle bir durum söz konusu.
Başkan: Peki bu sana mı ait bu SD karttaki görüntüler tabi ki sana ait senin cekette çıktıysa, bu beyanına göre. Ne amaçla bunu doldurdun, 10 GB, 20 GB boyutunda, görüntüler, videolar, şiirler?
Sanık: İşte dediğim gibi o çok eskiye dayanan görüntüler olması lazım, bu yeniye dayanmadığı için içinde neler olduğunu da bilmiyorum. Ama o benim ceketimin cebinde kalmış belli ki. Ben zaten üç yıldır giymediğim için o ceketi direk gönderince o da gelmiş oldu yani. Yani onu buruya sokma gibi bir amacım yoktu, zaten bunun bir karşılığı olmadan burada onu kullanmamda. Zaten detaylı aramada da bunun karşılığı çıkmadı zaten burada. Yani o öyle bir maalesef.
Başkan: Sen geçen celse avukat tutmak için yeniden bizden süre istemiştin, ancak yeniden avukatın yok, tutulmadı, Cumhuriyet Savcısının geçen celsede alınan görüşünü biliyorsun. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılman istemi ile kamu davası açıldı. Bu mütalaaya karşı ne diyorsun savunmanda?
Sanık: Ben ilk tutuklandığımda, göz altına alındığımda da bütün samimiyetimle her şeyi anlatmıştım. İsterseniz bir özet geçeyim oradan sonuca bağlayayım.
Başkan: Yani mütalaaya karşı savunma yapacaksın.
Sanık: Tamam. Aynı şeyi tekrarlayacağım da sadece özet olarak belirtmek istiyorum. 2007 de dershaneye gittiğimi belirttim bir sene. Daha sonra 2009 da evlerinde kaldığımı belirttim. Mesele bunlar savcılığın veya emniyetin bir tespiti değildir. Benim kendi vermiş olduğum bilgidir, çünkü ben samimi bir şekilde bildiğimi anlatmaya çalıştım orada, hatta daha fazla detaylı bilgiler varda şimdi onları girmeme izin verir misiniz bilmiyorum ama. İşte devam edeyim, daha sonra 2012 KPSS ye girdim, aldığım puanla atanacağımı düşünüp evlilik planı yaptım, evlendim. Daha sonra işte bunu da ÖSYM den teyit edebilirsiniz. 79 puan almama rağmen 78 puanla atananlar vardı, ben atanamadım. Böylelikle ortada kalmış olduk, işte yeni evlendim, eşim hamileydi, mecburen yapabileceğim tek iş olan öğretmenlik konusunda her yere başvurdum, bunlardan dönüş oldu, bende kabul etmek zorunda kaldım. 2014 Aralık ayıydı galiba tam hatırlamıyorum tarihi ama, orada işe başladım. Tamamen mecburen çalıştığımın kanıtı olarak da şöyle bir şey belirtmek istiyorum. Sizin ifadesine itibar edeceğinizi düşündüğüm için o zamanki benim yurt müdürü vardı ..., ben onun benim lehime tanıklık yapabileceğini düşünüyorum aslında. Hani oraya bir ne diyorlar ona tayinle değil de direk böyle iş arayarak geldiğimi, mecburen çalışmak zorunda kaldığımı, ...'ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum. Zaten aleyhimde de hiç bir şey yok, tanık ifadesi yok. Ben maalesef çalışmak zorunda kaldım, hani bunların hepsini kabul ediyorum, suçsa o suçu da işledim maalesef, bundan dolayı da büyük bir pişmanlık duyuyorum. Ama şu durumda bu geçmişi değiştirebilme gibi bir durumunda söz konusu değil, bunun cezasını da çekeceksem şöyle bir şey 6 aydır burada, hani bunu da onaylatabilirsiniz burada etrafımda olan cezaevi görevlilerinden. 8 kişilik yerde üçüncü kişi kalıyoruz biz şuanda ve benim kaldığım yer bu insanların ardiye olarak kullandığı merdiven altı, 6 aydır merdiven altında bir yatakta kalıyorum ben şuanda.
Başkan: Mütalaaya karşı savunma yapar mısın, mütalaaya karşı savunma yap.
Sanık: Mütalaayı tam hatırlamıyorum ama ben genel bir şekilde anlatsam olmaz mı?
Başkan: Olmaz mütalaaya karşı savunma yap, biz cezaevi koşullarını dinlemek için burada değiliz, hakkındaki suçlamaları biliyorsun, bu suçlamalara yönelik olarak son savunmanı yap.
Sanık: Yanlış anladınız, ben cezaevini anlatmak için değil de, hani 6 aydır cezamı çekiyorum. Zaten bu örgütle ismimin geçmesi ve sicilimin hayatım boyunca beni etkileyeceğinden dolayı da yine bir ayrı bir cezada çekeceğim. 26 yaşındayım, hayatımın geri kalanını kazanacak olduğum bir yaşta eğer hüküm verirseniz buradan çıktığımda hayatımı kazanmamda, hayatı sunmamda gerçekten çok zor olacak. Dışarıda beni bekleyen 18 aylık kızım ve bir tane eşim var işte, onlarda her ay bir yerde kalmak suretiyle ona buna muhtaç yaşıyorlar. Diyebileceğim çok fazla bir şey yok, ben her şeyi anlatmaya çalıştım bildiğim kadarı ile. Kaldım, evlerinde kaldım, yurtta çalıştım, mecburende olsa çalıştım, pişmanım, ama dediğim gibi değiştirebileceğim bir konu değil, yani o şekilde. Ama ...'ın ben tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum, çünkü o dediklerimi onaylayacaktır. Benim bunların kurumunda çalıştığım sürece, yada içinde bulunduğum sürede hiç bir eylemimde olmamıştır onların lehine olan.
Başkan: Tanık dinletme talebinin reddine karar verdik, daha söyleyeceklerin şeye hiç girmedin BYLOCK konusuna.
Sanık: BYLOCK konusu da tespit tarihine bakarsanız eğer hani ona diyebileceğim bir şey yok zaten Siz kullandın diyorsunuz, ben kullanmadım diyorum, bu nasıl ispatlanır onu da bilmiyorum ama. Tespit tarihlerine bakarsanız tam benim yurtta çalıştığım güne denk geliyor, ne bir gün öncesine, ne bir gün sonrasına. Hani orada bulunduğum süre içerisinde benim wifim üzerinden işte telefon wifimin üzerinden kullanılmıştır, kullanılmamıştır, ihtimal var mıdır, yok mu dur artık o sizin takdiriniz, ben öyle bir şey olduğunu düşünüyorum veya işte ilk duruşmada söyledim gibi, bu gizli bilgilerin artık suçsuzlara herkese BYLOCK iftirası atarak gerçek suçluların saklanması çalışılıyor olabilir. Bu enim tezim ama eğer tespit tarihlerine bakarsanız tam yurtta çalıştığım zamana denk geliyor. Çünkü ben öğrencilerimin kullanması için, akşam ödev yapmaları için çoğu zaman wifi mi açtığım oluyordu, yani bilmiyorum o şekilde olabilirse.
Başkan: Peki, son sözün nedir?
Sanık: Son sözüm, yani maalesef bulaşmış olduğum bu örgütten dolayı çok pişmanım. Artık ceza boyutunu da geçtim ama bana tahliye vermeniz yönünde bir karar çıkarsa yani tahliyemi talep ediyorum. Çünkü genç yaştayım onu tekrar vurgulayayım da, yaşım 26, hayatımı, geleceğimi kazanabilmem için bu yaşa ihtiyacım var. Bunu içeride geçirirsem eğer çıktığımda çok fazla hayata tutunabileceğimi zannetmiyorum. Çünkü az uz rakamlar değil cezalar." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M. E. Ü. tarihli duruşmada:
Başkan: Geçen celse savcı bey görüşünü sunmuştu. Geçen celselerde. 15/06/2017 tarihli celsede ki görüşünü sunmuştu, cezalandırılman yönünde görüş beyan etmişti. Savunmaların nelerdir ? o görüşünde senin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı cezalandırılman talep edilmişti. Nedir savunmaların M. E. Ü. seni dinliyoruz /
Sanık: İlk tutuklandığımda zaten genel bir ifade vermiştim baya detaylı o sizin önünüzde vardır galiba, işte orada bildiğim her şeyi anlattım. Daha sonra işte yurt da çalışma durumum söz konusu işte 2014 yılında 6 aylık bir çalışmam söz konusu. İşte o zaman yeni evlenmiştim, eşim hamileydi, sigorta işleri falan doğum için ondan mecbur kalıp çalışmıştım. Zaten dosya elime ulaşmadı ama, dosyam büyük ihtimal bildiğim kadarı ile BYLOCK un tespit tarihi de o yurtta çalıştığım zamana den geliyor.
Başkan: İlk tespit tarihi 2014 yılı 11. Ayın 25 i
Sanık: Evet tam benim yurda sigortama da bakarsanız başlama tarihi ile alakalı, yani ne öncesi, nede sonrasında öyle bir şey yok. Şöyle bir şey bunu da ispat olarak
Başkan: Diğer bir BYLOCK da 2015 Haziranın 13 ü
Sanık: Yani oda yine sigortamın olduğu denk gelen yere denk geliyor. İşte onu kullanmadığımı ifade ettim. Mecburiyetten çalıştığımı da ifade etmiştim. Bunun da delili olarak şöyle bir şey sunabilirim belki, çünkü sözlerine itibar ettiğiniz bir kişi olarak düşündüğüm, benim o zamanki yurt müdürü vardı, kendisi hiç tutuklanmadı ve sizden de hiç ceza almadı ...
Başkan: Ceza aldı.
Sanık: Ben kendisinin lehime tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum ama.
Başkan: Sanık savunmasına devamla
Sanık: Hakkımda hiç aleyhime konuşan birisi yok, benim bu yapıyla alakalı bir eylemim yok, mesela onların lehine yapmış olduğum bir eylemim yok. Sadece işte o yurt ve BYLOCK kısmı var, bununla ilgili ben savunma düşünmüştüm ama reddedilince tabi diyebileceğim çok bir şey yok.
Başkan: BYLOCK ları kabul etmiyorsun.
Sanık: Etmiyorum.
Başkan: Peki son sözün ne ? karar vereceğiz.
Sanık: Son sözüm şöyle; 26 yaşındayım ben şuanda hayatımın geri kalanını kazanabileceğim bir yaştayım ve hüküm ile beraber içeride kalırsam eğer cezaevinde, çıkınca tekrar hayata tutunabilir miyim bilmiyorum. Şimdi eşim ve bir yaşında bir kızım var, dışarıda her ay bir yerde kalmak suretiyle orada burada yaşıyorlar. Yani aile bütünlüğü de bozulmuş durumda yani takdir sizin artık. Ben her türlü adli kontrol tedbirlerine razıyım tahliyemi talep ediyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemizde alınan savunmasında:
"BAŞKAN: Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/05/2018 tarih, 2018/131 esas - 2018/1876 karar sayılı bozma ilamı tebliğ oldu mu size
SANIK: Evet oldu
BAŞKAN: Evet, ne diyorsun bu bozma ilamına
SANIK: Genel bir savunma şeklinde mi yapayım yoksa orada yazan şeyler üzerine mi konuşayım nasıl yapayım
BAŞKAN: Uyulması veya direnilmesi yönünde, avukat hanım
Sanık Müdafi: Uyulsun
BAŞKAN: Sanık vekili uyulsun, Cumhuriyet savcımız
Cumhuriyet savcısı: Uyalım
BAŞKAN: Evet oybirliğiyle uyma kararı aldık, Yargıtay bozma ilamına, M. E. Ü., Y. K. ve A. oğlu, 1990 Emet doğumlusun
SANIK: Evet doğru
BAŞKAN: Kütahya Emet Dere mahallesi nüfusuna kayıtlı, evet tutuklanmadan önceki adresin ne tebligat adresin
SANIK: Kütahya Merkez tam adresi söyleyeyim mi
BAŞKAN: Evet A. Paşa mı
SANIK: A. Paşa mahallesi, Şehit K. Kurt Caddesi No:4/2
BAŞKAN: Evet tamam, daha önce yerel mahkemede ağır ceza mahkemesinde yapmış olduğun savunmalar var, Yargıtay'a başvururken yapmış olduğunuz yazılı savunmalarınız var, bunlara eklemek istediğiniz birşey var mı
SANIK: Yok hayır, yani şu anda var da
BAŞKAN: Şu an söyle o zaman savunman var mı ne
SANIK: O zaman ben en baştan itibaren alarak başlayayım
BAŞKAN: Yani o savunmalarınıza farklı bir savunmanız mı var, şu an dilekçeleriniz var bizde, ağır cezada yapmış olduğunuz savunmalar var, bize göndermiş olduğunuz savunmalar var yazılı
SANIK: Evet ek olarak da çok kısa birşey söyleyebilirim
BAŞKAN: Tabi buyrun
SANIK: Benim ilk olarak ... yurdunda 6 aylık kısa bir süre çalışmışlığım var, bunun sebebi tamamen geçimimi sağlamak içindi, örgütün üyesi veya mensubu olduğum için değildi, bunun en büyük kanıtı da o zamanki yurt müdürü olan ...'ın Dinar yapılanmasını komple anlatmasına ve bunun karşılığında hiç ceza almamasına rağmen ben hiç benden hiç bahsetmemiş olması bence en büyük kanıt olması lazım, ...'ın lehime tanık olarak dinlenmesini ben talep ediyorum çünkü benim orada hani örgüt mensubu olaraktan çalıştığımı değil tamamen geçimimi sağlamak için çalıştığıma en iyi herhalde yurt müdürü bilir. Zaten kendisi de hani ifadede verdiği ifadeler sonucunda hiç ceza almamış birisi yani ifadesine güvenilebilecek birisi olduğunu düşünüyorum ben, ...'dan sonra Dinar'da 2 kişi daha var sanırsam hani Dinar'ın yapılanmasına dair birşeyler bilip anlatan onlarda hakkımda hiçbir şekilde aleyhime konuşmamış durumdalar, yani aleyhime bir tane tanık bile yoktur, şahitlik yapmamıştır, bir tane aleyhime tanık yok bunu üzerine basa basa söylemek istiyorum, bu yapılanma ile ismimin geçtiği hiçbir organizasyonda yok, eylem birlikteliğimde yok, ne bir yurtiçi ne bir yurtdışı toplantılara katılmışlığım yok, eylem birlikteliğim yok, yani buna rağmen ben 2 yıldır tutuklu bulunuyorum, tutuklu olarak yargılanıyorum, şimdi buradan Allah korusun bir tutukluluk devam kararı çıkarsa ben tekrar Yargıtay sürecine gideceğim ve tutukluluk en az 1 yıl daha devam etmiş olacak ve toplam 3 yıla çıkmış olacak ve bunun sonucunda da maalesef hani cezamın yarısından fazlasını yatmış olacağım tutuklu olarak, yani sizde şeyden takip ediyorsunuzdur yani sizin daha iyi bilirsiniz medyadan takip ettiğiniz kadarıyla yani ne insanlar şu anda FETÖ'den suçlanmasına rağmen ya da benden daha çok iddiası olmasına rağmen tutuksuz yargılanıyorlar bunun birçok örneği var hani isterseniz burada sayabilirim ama buraya gelirken tamamen ümitli bir şekilde geldim neden çünkü burada bu mahkemede iki ay önce koğuşumdan bir arkadaş yargılanmıştı hatta isterseniz dosya numarası ve ismini de söyleyebilirim devlet memuru olmasına rağmen benden daha çok iddia ile yargılanmasına rağmen 6 yıl 3 ay ile serbest kaldı o bakımdan biraz ümitli olarak buraya geldim, dediğim gibi 2 yıldır tutuklu bulunmamdan dolayı psikolojik olarak da sağlık olarak da çok fazla yıpranmış bulunmaktayım, daha fazla tutukluluk halimin devamı kararını kaldırabilecek durumum da yok açıkçası, o bakımdan burada hani sizin sormak istediğiniz sorular varsa buna cevap vermek isterim daha fazla ekleyeceğim birşey de yok" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1) Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2) Arama tutanakları, Araştırma Tutanağı, yurt dışı giriş-çıkış kayıtları,
3) Bylock Sorgu Tutanağı,
4) Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
5) Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
YARGITAY İLAMI:
Dairemizin 2018/1876 tarih, 2017/2506 esas - 2017/1981 karar sayılı ilamı temyiz edilmekle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/05/2018 tarih, 2018/131 esas - 2018/1876 karar sayılı ilamıyla; "
...
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK'nın 101/3. maddesi gereğince tutuklamaya sevk edilen ve tutuklu olarak yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi gereğince resen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hâl nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle, yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri ile CMK'nın 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
2) Kabule göre de;
a) Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair ayrıntılı bylock tesbit ve değerlendirme tutanağının ilgili birimlerden sorulup dosyaya getirtilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 Sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinin" usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "...
Sanığın eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarının bulunduğu, sanığın bu şekilde örgüt hiyerarşisine dahil olduğunun anlaşıldığı, örgüt üyeliği suçunun oluştuğu anlaşılmakla,
Sanığın eylemine uyan TCK 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 5/1, TCK 53/1, 58/9, 63. maddeleri uygulanarak cezalandırılmasına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere Fethullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için Asya Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bankasya'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık M. E. Ü.'ın üniversiteyi Isparta SDÜ Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliğinde okuduğu, Kütahya ilinde lise okurken üniversiteye hazırlık için Körfez Dershanesine gittiği, 2014-2015 yıllarında ... yurdunda belletmen olarak görev yaptığı, ancak resmi kayıtlarda görevinin yönetim memuru olarak geçtiği, bu eğitim kurumlarının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Müzahir kurumlarından olduğu, yine sosyal güvenlik kurumu kayıtlarına göre FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olan Dinar Suçıkan Özel Eğitim San. Tic. Ltd. Şti. İsimli şirkette 20.11.2014 tarihinde belletici olarak işe başlama ve 30.06.2015 tarihinde genel büro memuru olarak işten ayrılma kaydının bulunduğu,
Fetö/ PDY Silahlı Terör Örgütüne ait örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asya isimli finans kurumunda hesabının bulunduğu, hesabını aktif olarak kullandığı ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in 15.01.2014 tarihinde yayınlanan 15.12.2013 tarihli konuşmasında örgüt üyelerine vermiş olduğu "Bank Asya' ya para yatırın'' talimatı ile, örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda örgüte destek sağlamak amacıyla 09.02.2015 ile 26.10.2015 tarihleri arasında toplam 5 adet işlem yaptığı,
Haklarında soruşturma yürütülen örgüt üyeleriyle irtibatlı olduğu, sanığın uzun yıllardır örgüte müzahir eğitim kurumlarında çeşitli kademelerde çalıştığı, bu nedenle; örgütün bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla haftada bir yada iki defa düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığının değerlendirildiği, bu toplantılarda örgüt elebaşı Fetullah Gülen' in kitaplarının okunarak, CD' lerinin izlendiği örgüte kaynak sağlamak amacıyla bu toplantılarda burs ve kurban parası adı altında para toplandığı, toplanan bu paralara ilişkin herhangi bir kayıt tutulmadığı, gizlilik esasına riayet edildiği için paraların elden alındığı,
FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün Dinar ilçe yapılanmasının oluşturulmasında etkin bir rol oynadığı, örgüte ait kurumlarda yönetim memuru olarak çeşitli görevlerde bulunduğu, örgütün kendi içerisinde gizli haberleşme programı olan Bylock isimli kriptolu haberleşme programını kullandığı, örgütün finansal ayağını oluşturan Banka Asya' da bulunan hesabını örgüt elebaşının talimatı sonrası da aktif olarak kullandığı, sanığın uzun yıllardır örgüte müzahir kurumlarda çalışması nedeniyle örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, bu itibarla silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne üye olduğu yönünde Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; "...ByLock uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır. Özetle ByLock, kripto sistemi ile internet üzerinde haberleşmeyi sağlayan bir sistemdir.
ByLock iletişim sisteminde iki kullanıcı arasında iletilen verilerin kripto grafik algoritması kullanılarak şifrelendiğinin belirlendiği, kripto grafik algoritmanın bir tür açık anahtarlı/asimetrik şifreleme algoritması olduğu ve biri gizli diğeri açık olmak kaydıyla iki adet anahtar kullanılarak şifreleme yaptığı, bu şifreleme kullanıcılar arasında bilgi aktarırken bu yolda üçüncü kişilerin bilgiye ulaşmasının hacklemesini engellemeye yönelik bir güvenlik sistemi olduğu tespit edilmiştir.
ByLock indirilmesi yeterli olmadığından, bu programın kullanılması için özel kurulum gerektiği, ByLock uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarası) numarasının bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşma içeriğinin gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen "kullanıcı adı" (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya "ad soyad" bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan ByLock'ta muadil veya yaygın mesajlaşma uygulamalarından bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile ByLock uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin "kullanıcı adı/kodu" bilgilerinin bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID'sinin eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Uygulama üzerinde sesli arama, e-posta iletimi, yazılı mesajlaşma ve dosya transferi gerçekleştirilebilmektedir. Bu şekilde kullanıcıların örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirdikleri, gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinde belirli sürelerde manuel işleme gerek duymaksızın otomatik olarak silinmesi kullanıcıların haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsa dahi sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde programlandığı, böylece ByLock uygulamasının olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulması durumunda dahi uygulamada yer alan kullanıcı listesindeki diğer kullanıcılara ve uygulamadaki haberleşmelere ilişkin geçmiş verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı, ayrıca uygulamaya ait sunucu ve iletişim verilerinin, uygulama veri tabanında kripto olarak saklanmasının, kullanıcının tespitinin önlenmesi ve haberleşme güvenliği için alınan güvenlik tedbiri mahiyetinde olduğu tespit edilmiştir.
ByLock uygulamasının 46.166.160.137 IP adresine sahip sunucu üzerinde hizmet sunduğu görülmüştür. Sunucu yöneticisi uygulamayı kullananların tespitini zorlaştırmak amacıyla 8 adet ilave IP adresi (46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183) kiralayıp kullanıma sunduğu tespit edildiği;
ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve haberleşmenin içeriğinin tespiti mümkündür. Bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığının belirlenmesi kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterlidir. Haberleşmenin kimlerle yapıldığı içeriğinin tespit edilmesi kişinin yapının (terör örgütü) içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir. Diğer bir deyişle kişinin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumunu (örgüt yöneticisi/örgüt üyesi) tespit etmeye yarayacak bilgilerdir.
ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan sanıkların ağ içinde başka bir kişi/kişiler ile yaptığı görüşme içerikleri olması da gerekmez.
ByLock iletişim sistemi, yukarıda açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır..."
Yargıtay bozma ilamı sonrası sanığın ID:261396, Kullanıcı adı:UnalanGrup, Şifre:emin-evim, Adı:SerdarSaid, Message: "Azami Fedakarlik", Son Online Tarihi:2015-12-27 ve ID:414026, Kullanıcı adı:430632, Şifre: emin-evim, Adı: Hamza A., son online tarihi: 2015-12-22 olacak şekilde Bylock programını kullandığına ilişkin Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları Dairemize gönderilmiş olup, yazışma içeriklerinin incelenmesinde de sanığın ayrıca Fetö Pdy silahlı terör örgütünün haberleşme programı olan kakao talk programını kullandığının anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde Dairemizde de tam bir vicdani kanaat hasıl olduğundan dosyanın geldiği aşama ve dijital materyallerin incelenmesi hususunun dosyaya bir yenilik katmayacağı dikkate alınarak bu hususta verilen ara karardan vazgeçilmesine karar verilmiştir.
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü ile TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, sanığın yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanığın toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumu ve kaldığı süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranış ve kişilik özelliği bulunmayan sanık hakkında; fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkiler gözönünde bulundurularak takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerekirken, dosya kapsamına uygun yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden TCK'nın 62. maddesinin uygulamasına yer olmadığına karar verilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 Sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı görülerek; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık M. E. Ü. hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/07/2017 tarih, 2017/75 esas - 2017/256 karar sayılı ilamının 5271 Sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nun 62/1, 58/9 maddeleri uyarınca alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık M. E. Ü. hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/07/2017 tarih, 2017/75 esas - 2017/256 karar sayılı ilamının 5271 Sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2) Sanık M. E. Ü.'ın sabit görülen eyleminde TCK'nın 61. maddesi dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki gözönüne alınarak 3713 Sayılı kanunun 3/1. maddesi yollamasıyla eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3) 3713 Sayılı yasanın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5/1. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen cezada 1/2 oranında arttırım yapılarak sanığın 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4) Sanığın Dairemiz heyetine karşı saygılı tutumu, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK'nın 62/1. maddesi gereğince verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5) Sanık hakkında TCK'nın 58/9. maddesi yollaması ile aynı yasanın 58/9. maddesi uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin UYGULANMASINA,
6) Sanık hakkında Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK'nın 53/1. maddesinin UYGULANMASINA,
7) TCK'nın 63. maddesi uyarınca, sanığın hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran gözaltı süresi ile tutuklulukta geçirdiği sürelerin verilen cezadan indirilmesine,
8) İlk derece Mahkemesince ve Dairemizce yapılan toplam 331,40 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9) SEGBİS kayıtlarının tutanağa geçirilerek dosya içerisine alınmasına,
Yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oybirliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olarak Cumhuriyet savcısı … (34816) ile sanık müdafinin yüzüne karşı, sanığın yokluğunda verilen karar tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 04.02.2020 (¤¤)