(3713 S. K. m. 1, 3, 5, 7) (5237 S. K. m. 53, 62, 220, 314)
DAVA: Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 30/06/2017 tarihli iddianamesiyle; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/224 esas - 2018/240 karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 3, 5, TCK'nun 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına arar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık yerel Mahkemede alınan savunmasında: "Cezaevinden alınarak 30.03.2018 tarihi itibariyle TEM şube müdürlüğünden toplam 14 sayfadan ibaret ifade verdim. Bu ifademi dosyaya ibraz ediyorum. Özgeçmişimi o ifademde ayrıntılı olarak anlattım. Kumluca'da avukatlık yapıyordum. Kemer'de bir şahsın cemaatin avukatı olduğum iddiası ile soruşturmaya başlanılmıştır. Ancak bu husus doğru değildir. Benim bu yapının kurum ve kuruluşları ile ilişkim tamamen vekil müvekkil boyutunda kalmıştır. Hiçbir zaman bu yapı ile organik bağ kurmadım. Hiyeyarşik yapıya dahil olmadım. Yaşanan darbe girişimi sürecinden sonra kendi çalışmalarım ile bu yapı ile irtibatlı olduğunu tespit ettiğim kurumların vekaletinden de 25.07.2017 tarihi itibariyle istifa ettim. 2002 yılında şuan sınav koleji olarak faaliyette bulunan o zamanki adı ile Çözüm Akdeniz Dershanelerinin avukatlığını üstlendim. Yine Sancak Kolejinin de avukatlığını yapıyordum. Bu nedenle hem okul ve dershane mevzuatına hem de inşaat davaları hususunda yoğun bir tecrübem olduğu için inşaat mevzuatına da hakimdim. A. S. isimli Kumluca'da ziraat mühendisi olan, Kamer Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş bünyesinde resmi bir görevi bulunmayan ancak kendi beyanına göre yönetimde bulunduğunu belirten bir kişi aracılığı ile onun tavsiyesi ile o zamanlar cemaat olarak bilinen bu yapının kurum ve kuruluşlarının vekaletini 2014 ortalarından itibaren almaya başladım. İlk önce Kumluca'daki Kumluca Kolejinin 49 yıllık kiralanması ile ilgili benden bilgi talebinde bulundular sözleşmeyi inceledim, hukuki yorumumu belirttim. 8-9 ay sonra yine bu okulun önünden Kumluca Belediyesi yol geçirmiş. Bunlar aleyhine evi yıkılan bir kişi men-i müdahale ve tazminat davası açmış. Davalı vekili olarak benim bu davayı takip etmemi istediler. Daha sonra da bu yapının okul ve dershaneleri çeşitli davalar nedeni ile bana vekalet vermeye başladılar. Ücretlerimi aldıklarımı takip ettim. Almadıklarımı takip etmedim. Bu yapı ile örgütsel anlamda hiçbir ilişki kurmadım. O nedenle sohbetlerine katılmadım. Hiçbir faaliyetleri içerisinde yer almadım. Kişilik ve yaşam tarzı olarak da bu yapının içerisinde bulunmam da mümkün değildir. Darbe süreci öncesinde bende bu yapıyı cemaat olarak biliyordum. Darbe girişimi ile birlikte örgütsel bir yapı olduğunu anlayınca tüm vekalet ilişkimi ve iş ilişkimi de sonlandırdım. Hatta alacaklarım da kaldı. Hakkımda şikayette bulunan kişi ile aramızda vekalet alacağına ilişkin dava mevcut olup, husumet söz konusudur. C. C.'i 8-9 yıldır tanırım. Abisini 2001 yılından beri tanırım. Tanışmamız hususunda anlattıkları dahi olmak üzere ifadesinin tamamı yalandır. Biz kendisi ile daha öncesinden tanışıyorduk. Hatta bana bir taşınmaz işi ile ilgili vekalette vermişti. Bu kişiden 4-5 yıllık hizmetim karşılığında doğan vekalet alacaklarımı istedim. Vermeyeceğini söyledi. Davadaki tarife gereği tayin edilen vekalet ücreti ile yetinmem gerektiği yönünde cevap verdi. Hatta son celse karar duruşmasında başka bir avukata vekalet vermiş, ben bu kişi hakkında Kemer Asliye Hukuk Mahkemesinde vekalet ücretinden kaynaklı alacak davası açtım. Bu dava halen Yargıtay aşamasındadır. Ben Gökkuşağı Vakfı'nın düzenlediği kermese de katılmadım. E. K.'yu cami imamı olarak tanıdım. Yine bu kişi bir davası nedeni ile bana vekalet verdi. Bu şahsın bu yapı ile irtibatı hususunda bir bilgim yoktur. Gizli tanığın ifadeleri de soyuttur. Kabul etmiyorum. Bylock hususunda daha sonra savunma yapmak istiyorum. 04.09.2016 tarihinde Kalkan'da bir motosiklet kazası geçirdim. Vücudumda açık yaralar oluştu. Bedenen nezaret ve tutukluluk sürecini kaldırabilecek durumda değildim. Yaşanan süreç nedeni ile endişeye katıldım. Bu nedenle bir süre saklanmayı tercih ettim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1-)Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-)Tanık beyanları
3-)Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı
4-)HTS analiz raporu
5-)HIS/CGNAT kayıtları
6-)Kurum ve kuruluşlardan gelen cevabi yazılar
7-)Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu
8-)Arama el koyma tutanakları
9-)Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
10-Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/224 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık müdafi, müvekkilinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/09/2018 tarih 2017/224 (E) ve 2018/240 (K) sayılı kararı ile sanık Ertuğrul GEYLANİ hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan netice itibari ile verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine açılan duruşmada; Dosyadaki delilere göre;
Gizli Tanık Ş.'in ifadesinde, 2010-2012 yılları arasında Antalya ilinde görev yapan avukatlar tarafından kurulan KURAL- Hukukçular Derneği tarafından organize edilen iftar ve mesleki toplantılara davet edilerek bir kaç kez katıldığını, bu toplantılarda yardım da toplandığını, E. G. isimli şahsında bulunduğunu, sanığın Fetö örgütü üyesi olduğunu, Antalya'da örgüt adına etkinliklerde bulunduğunu ve avukat yapılanmasının en üstünde bulunan kişilerden olduğunu beyan ettiği,
Yargılandığı dosyada sanık olarak ifadesi alınan C. C. (Kemer CBS 2016-2272 soruşturma) beyanında; sanığın örgütün avukatı olduğunu, vakıf kermesinde sanığı da gördüğünü beyan ettiği,
Tanık Oğuz C. beyanında; sanığın Fetö üyesi olduğunu, bu yapının okul ve yurtlarından yetiştiğini kendisinin ifade ettiğini, örgütsel toplantılara katıldığını, kendisinden de kurban parası istendiğini ve verdiğini, sanığın fetö üyesi olduğunu Kumluca'da herkesin bildiğini beyan ettiği,
Sanığın kullanımında olan 0533 … .. .. numaralı GSM hattı ile 01333500309427, 35584306208300, 35354006565171, 35799705115473 İMEİ numaraları ile 4 ayrı cihaz kullanarak, 354460 User ID numarası ile FETÖ/ PDY örgütünün kendi aralarında gizli haberleşme programı olarak kullandıkları bylock programını kullandığının anlaşıldığı,
Sanığın yine 121397 User ID numarası ile örgütün kriptolu haberleşme programı Bylock'u kullandığının anlaşıldığı,
Sanığın örgütün finans kurumlarından Bank Asya'daki hesabı üzerinde bilirkişi inceleme raporunda; sanığın örgütün sözde liderinin Bank Asya'ya destek olun talimatından sonra 2 ayrı katılım hesabı açtığı gibi 2013-2016 yıllarında toplam 3.853.036,35 TL lik hesap hareketi olduğu, sanığın bu şekilde terör örgütüne maddi destekte bulunduğunun anlaşıldığı,
Tanık olarak ifadelerine başvurulan tanıklar C. Y. ve Ş. D. beyanlarında sanığın, yapının avukatı olarak bilindiğini, bağış ve kurban adı altında paralar topladığını, örgütün "sohbetlerine" toplantılarına ve kermeslerine katıldığını beyan ettiklerinin anlaşıldığı,
Sanığın eylemlerindeki süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk unsurlarına göre sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, bu şekilde örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşıldığı,
Sanık etkin pişmanlık talebinde bulunmuş, bu konuda ifadesi de alınmış ise de; dosyada delil olarak belirtilen tanık beyanları, Bylock içerikleri ve Bank Asya işlemlerinin tamamını reddettiği, örgütteki kaldığı süreye ve konumu ile uyumlu olmayacak bir şekilde 10 kadar haklarında daha önce soruşturma ve kovuşturma yapılan kişiler hakkında teşhiste bulunduğu, bu kişiler hakkında herhangi bir iddiada bulunmadığı, sanığın bu beyanlarının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilemeyeceği düşüncesi ile;
Sanık müdafiinin istinaf isteminin esastan reddine, sanığa atılı suça, delil durumuna ve ceza miktarına göre tutukluluk halinin devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
TCK'nın 314. maddesi bakımından; bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşullar yanında, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu suçu, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1. maddesinde; terör örgütlerini kurma, yönetme ve üye olma suçları düzenlenmektedir. Maddede; "TCK 314. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı" hükmüne yer verilerek 314. maddenin ceza hükümlerine atıf yapmıştır.
Buna göre Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütünün unsurları şu şekilde kabul edilmektedir;
Üye sayısı; en az 3 kişiden oluşur. (TMK 7/1, TCK 220-314 maddeleri.)
Amaç ve saik; terör örgütü siyasi maksatla faaliyet gösterir. Bu doğrultuda, “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetlerini yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak” amacıyla faaliyet gösterir. (TMK m.1)
Yöntem; terör örgütü cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle hareket eder. (TMK 1-7.md.)
Elverişlilik; terör örgütünün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir. (TCK 220.md.)
Araç gereç; terör örgütü silahlı bir örgüt türüdür. (TCK 314. madde) Silah suçun unsurudur. Üyelerinin tamamının silahlı olması gerekmez, nitelik ve nicelik bakımından amaç suçu işlemeye yetecek kadar elemanında silah bulunması yeterlidir. Örgütün silahlı olup olmaması sahip olunan silahların cins, nitelik ve miktarı somut tehlikenin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Örgütün, silahlı örgüt vasfını kazanması için mensuplarının silah sahibi olmaları gerekmez. Silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkanının olması gerekli ve yeterlidir. Elverişlilik somut olaya göre hakim tarafından takdir edilecektir.
Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında, bir oluşumun, örgüt niteliğinde bulunup bulunmadığı ve niteliğinin belirlenmesi hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargılama safahatında, dava ya da soruşturmaya konu oluşumun nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu, ülke genelinde amaca elverişli eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler ilgili Devlet kurumlarından dosyaya getirtilmek suretiyle dosyada mevcut olay ve deliller doğrultusunda yargılama makamlarınca belirlenmekte ve yargı kararının kesinleşmesi ile oluşumun suç, terör ya da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmektedir.
Bir oluşumun örgüt olarak kabulü için uygulanacak kriterler yukarıda açıklanmıştır. Bu oluşum çıkar amaçlı suç örgütü olabileceği gibi, terör örgütü ya da silahlı terör örgütü olarak da yapılanmış olabilir. Örgütün niteliklerinin mahkemece belirlenmesi bir tespit kararıdır. Önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de, örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri açısından, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından işledikleri fiile göre sorumlu olacaklardır.
Bu açıklamalar ışığında; 5237 Sayılı TCK'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı irade ile bile örgüte katılmak mümkündür. Silahlı örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin anayasal nizamını; cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY örgütü silahlı bir terör örgütüdür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosya arasında mevcut ByLock KOM raporuna göre, sanığın, 0533 … .. .. GSM numaralı hat ile, ilk kez 11/08/2014 tarihinde Bylock programını kullandığının belirlendiği,
Dosya arasında mevcut ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığın, 0533 … .. .. GSM numaralı hat üzerinden, ID numarası "121337", kullanıcı adı "geylani", şifrenin "geylani1680", ilk online tarihinin 10/11/2014, son online tarihinin 09/12/2014 olacak şekilde Bylock programına bağlantı sağladığı, 121337 ID numaralı Bylock kullanıcısını ekleyen diğer kullanıcıların "ertuğrul" ismini verdiklerinin anlaşıldığı, ayrıca şifre bölümünde yer alan 1680 ibaresinin sanığın baro sicil numarası olduğu,
Dosya arasında mevcut ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığın, ID numarası "354460", kullanıcı adı "egeylani", şifrenin "e.g.1680", son online tarihinin 17/12/2015 olacak şekilde Bylock programına bağlantı sağladığı, 121337 ID numaralı Bylock kullanıcısını ekleyen diğer kullanıcıların "Av. …." ismini verdiklerinin anlaşıldığı, ayrıca şifre bölümünde yer alan 1680 ibaresinin sanığın baro sicil numarası olduğu, GSM numarası ibaresinin boş olduğu,
Dosya arasında mevcut HIS/CGNAT kayıtlarına göre sanığın, 0533 … .. .. GSM numaralı hat üzerinden, 11/08/2014 ila 12/08/2014 tarihleri arasında Bylock sunucu IP'lerinden olan ...137 Hedef IP numarasına toplam 314 defa bağlantı sağladığının görüldüğü,
Sanığın örgütün finans kurumlarından Bank Asya'daki hesabı üzerinde bilirkişi inceleme raporunda; sanığın örgütün sözde liderinin Bank Asya'ya destek olun talimatından sonra 2 ayrı katılım hesabı açtığı gibi 2013-2016 yıllarında toplam 3.853.036,35.-TL lik hesap hareketi olduğunun görüldüğü,
Dosya arasında mevcut ihbar tutanağına göre; sanığın FETÖ mensubu olduğunu, darbe teşebbüsüne kadar sohbet adı altında düzenlenen toplantılara katıldığı yönünde ihbarda bulunulduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan tanık C. C.'in beyanına göre; "abimin oturduğu site bahçesinde abimle sanığı gördüm, sanık gidince abime kim diye sordum, o da bana cemaatin avukatı dedi, o da bana hocaların öğretmenlerin davalarına bakarım dedi" şeklinde beyanda bulunduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan C. Y.'ın beyanına göre; "Kumluca'da FETÖ'nün bir hukuki işlemi olunca bu sanığın adı geçerdi, ilçe imamı A. Güngör ile sürekli görüşürdü, sanığın FETÖ içinde sözü geçerdi" şeklinde beyanda bulunduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan H. G.'nin beyanına göre; "sanık sohbetlere gelirdi" şeklinde beyanda bulunduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan Bilal Keskin'in beyanına göre; "2011 öncesi sanık da sohbetlere gelirdi" şeklinde beyanda bulunduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan O. C.'in beyanına göre; "sanık bu yapının üyesidir, okullarında okudum, evlerinde kaldım diye anlatırdı, kurban toplardı, hatta ben kurban parasını sanığa verdim" şeklinde beyanda bulunduğu,
Dosya kapsamında beyanı alınan gizli tanık Şimşek'in ifadesinde, 2010-2012 yılları arasında Antalya ilinde görev yapan avukatlar tarafından kurulan KURAL-DER tarafından organize edilen iftar ve mesleki toplantılara davet üzerine bir kaç kez katıldığını, bu toplantılarda E. G. isimli şahsında bulunduğunu, bu toplantılara katılan avukatların bu tür toplantıları organize eden şahıslar olduğunu, Hukuk Fakültesinde okuyan öğrencilere burs adı altında para toplandığını beyan ettiği görülmüştür.
5237 Sayılı TCK'nun 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri silahlı terör örgütleri bakımından da uygulanacaktır.
5237 Sayılı TCK'nun 221/4. maddesinde; "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezadan üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır." düzenlemesi, aynı yasanın 5. fıkrasında "Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi 3 yıla kadar uzatılabilir." düzenlemesi, yine aynı maddenin 6. fıkrasında "Kişi hakkında bu maddede etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz." düzenlemesi mevcuttur.
5237 Sayılı TCK'nun 221. maddesiyle bir tehlike suçu olan silahlı örgüt kurma, yönetme ve üye olma suçları ile ortaya çıkan tehlikenin sanığın etkin pişmanlık içeren ve maddede gösterilen koşulları sağlayan çabaları sonucunda azaltılması veya ortadan kaldırılması amaçlanmakta ve bu amacın gerçekleşme düzeyi ile sanığın oluşturduğu tehlike halinin yoğunluğuna göre bir cezasızlık ve ceza indirimi öngörülmektedir. Anılan bu yasa maddesi hükümleri yasa koyucunun bu amacı nazara alınarak yorumlanmalıdır.
5237 Sayılı TCK'nun 221/4. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın yakalandıktan sonra yargılama aşamasında pişmanlığını dile getirmesi, örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi vermesi, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte olması gerekmektedir.
Sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin değerine ve elde edilen olumlu sonuca göre fail etkin pişmanlıktan yararlanır. Bununla birlikte sanık; sırf etkin pişmanlıktan yararlanmak için yanıltıcı, yanlış veya eksik bilgi verirse, bu durumda failin samimi olmadığı ve gerçek anlamda etkin pişmanlık göstermediği, etkin pişmanlığın görünürde kaldığı sonucuna varılır ki; bu durum TCK'nun 221. maddesinin tatbikinden vazgeçilmesi sonucunu doğurur.
Sanığın istinaf aşamasında Dairemize göndermiş olduğu dilekçeyle etkin pişmanlık iradesini beyan ettiği ve Dairemizce duruşma açılarak sanığın yargılanmasına devam edildiği, ancak sanığın Dairemizce yapılan yargılama sırasında verdiği bilgilerin konum ve örgüt içerisindeki hiyerarşisine uygun olmadığı gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile de örtüşmediği, sanığın etkin pişmanlık beyanı kapsamında verdiği isimlerin daha önce haklarında soruşturma yapılmış FETÖ şüphelisi ve sanığı olan şahıslara ve bu şahısların bilinen eylemlerine yönelik olduğu, 5237 Sayılı TCK'nun 221. maddesiyle silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçları ile ortaya çıkan tehlikenin sanığın etkin pişmanlık içeren ve maddede gösterilen koşulları sağlayan samimi çabaları sonucunda azaltılması veya ortadan kaldırılmasının amaçlandığı ve bu amacın gerçekleşme düzeyi ile sanığın oluşturduğu tehlike halinin yoğunluğuna göre ceza indiriminin öngörüldüğü, bu yasa düzenlemesinin uygulanabilmesi için sanığın yargılama aşamasında pişmanlığını dile getirmesi, örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili samimi ve eksiksiz bilgi vermesi, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte olmasının gerektiği, Dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılama sırasında etkin pişmanlığa ilişkin ifade veren sanığın pişmanlık iradesini göstermesi bakımından örgüt hakkında bildiği tüm bilgileri konum ve hiyerarşisine uygun olarak iradesinin oluştuğu andan itibaren tüm açıklığı ile ve herhangi bir eksik olmaksızın soruşturma ve kovuşturma makamlarına iletmesinin kanun koyucunun bu yasal düzenlemedeki amacı olduğu, sanığın etkin pişmanlık iradesini göstermesinden sonra bazı bilgileri saklamasının bu iradesini sakata uğratacağı ve yasaların bu durumu korumayacağı, sanığın etkin pişmanlıkta bulunacağını beyan ederek Dairemizde vermiş olduğu ifadelerinin konum ve örgüt içindeki hiyerarşisi ile uygun olmaması ve dosya kapsamındaki kanıtlar ile uygunluk arz etmemesi nedenleriyle bu beyanının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık E. G. hakkındaki verilen hükümde eylemin oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde tespit edilip suç niteliğinin tayin edildiği, verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1-)Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık E. G. hakkındaki verilen hükümde eylemin oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde tespit edilip suç niteliğinin tayin edildiği, verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-)Sanığa verilen ceza miktarı ve bu ceza ile ölçülü olması açısından hükümle birlikte TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, hüküm özetinin Kapalı infaz kurumunda sanığa tebliğine,
Tutuklama kararına karşı sanığın bu günden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize dilekçe vermek ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine itiraz hakkının olduğunun bildirilmesine(bildirildi),
3-)İlk derece Mahkemesince ve Dairemizce yapılan toplam 1.176,70.-TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-)SEGBİS kayıtlarının tutanağa geçirilerek dosya içerisine alınmasına,
Yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi ağır ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi ağır ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oybirliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olarak Cumhuriyet savcısı A. S. (34816) ile sanık ve müdafi Av. O. E.'in yüzüne karşı, sanık müdafi Av. İ. Ç.'in yokluğunda, tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2020 (¤¤)