(5237 S. K. m. 58, 314) (3713 S. K. m. 3, 5) (5271 S. K. m. 286, 289) (16.CD. 20.02.2019 T. 2018/5404 E. 2019/1142 K.)
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2017 tarih ve 2017/2652 Esas 2017/666 numaralı iddianamesiyle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2017 tarih, 2017/484 esas - 2017/543 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nun 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık yerel Mahkemede alınan savunmasında: "
06/11/2017 tarihinde;
Başkan: İddianame geldi mi sana?
Sanık :Ulaştı efendim.
Başkan: Okudun mu iddianameyi ?
Sanık : Okudum efendim
Başkan: Hakkındaki suçlamayı biliyorsun. Silahlı terör örgütü Fetöye üye olma iddiası ile dava açıldı. Bu kapsamda iddialardan bahsedeyim. Bir daha öne bu örgüt ile iltisaklı olan kurumda çalıştığın iddiası var, U... A.Ş de. Yine Bank Asya örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asya da aktif bir şekilde kredi kartı kullanımı olduğu gözüküyor. O. G. tanır mısın ?
Sanık : Tanımam efendim.
Başkan: Bu MASAK raporuna göre EFT aldığın iddiası var 1350TL, A. K. tanır mısın ?
Sanık : Mahalleden daha önceden onu tanırım.
Başkan: Buna EFT gönderilmiş posta çeki 1987TL, hakkında da Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından örgüt suçundan davası var. S. B.
Sanık : Onu da mahalleden tanırım.
Başkan: Yine bununla ilgili de posta çeki gönderdiğin iddiası var. ... sana ait bir numara mı?
Sanık : Bana ait
Başkan: Bu numarada örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock programı kullandığın iddiası var, Bylock analiz tutanağına göre Bylock'a ilk bağlanma tarihi 08/02/2015, bağlandığı yer Ankara, son bağlanma tarihi 17/02/2016, bağlandığı tarih bu, bağlandığı son bağlandığı il Afyonkarahisar. Bu telefon numarası üzerinden telefon üzerinden 12 ay süre ile Bylock serverlerine bağlandığın, bağlanma yerleri de, Ankara, Afyonkarahisar ve Burdur olarak gözüktüğü iddiaları var, neler söyleyeceksin bu iddialara ilişkin olarak ?
Sanık : Ben kısaca kendimden bahsetmek istiyorum
Başkan: Öz geçmişin burada var, sadece iddialara karşı cevapların lütfen
Sanık : Ben eğitimi devlet okullarında yaptım. Evliliğim görücü usulüdür. Herhangi bir örgüt ve cemaat ile bağlantım bulunmamakta. Bu konuda iddianamede zimmi olarak örgüt veya suçla alakam olmadığı kabul edilmektedir. Ancak yinede savcılık soyut bir takım iddiaları gerekçe göstererek dava açmıştır. İddialar genel olarak değerlendirildiğinde sizinde bahsettiğiniz gibi Ufuk Özel Eğitim Hizmetlerinde çalıştığımdır, bu şirket özel hukuk tüzel kişisidir, anonim şirkettir. Çalıştığım dönemlerde de bu şirketin kurucuları hakkında açılmış dava veya şikayet yoktu. Bende işsiz olduğum için de böyle bir yerde çalıştım. Avukatlarımın yine araştırdığına göre bu şirket ortakları hakkında herhangi bir mahkeme kararı yoktur. Bu kurumun daha sonra kayyum atanmış ise de benim çalıştığım dönemde kayyum atanma ihtimali dahi söz konusu değildi. Valiliğin takdir ettiği bir kurumdu, böyle bir durum söz konusu değildi. Hatta o dönemde Marmaris de ikamet eden şuanda milletvekili olan T. Ö.'ün çocuğu da bu kurumda eğitim görmekte idi. Yine aynı şekilde şuanda iktidar partisinin il başkanı Muğla il başkanının iki çocuğu o kurumdan mezun oldu. Yine milli eğitim müdürü sık sık kuruma gelirdi, önemli toplantılarını orada yapardı. Şuanda aktif görevdedir. Valilik bu kurum hakkında işlem yapmadığı gibi savcılığın dahi soruşturması yoktur. Bu kurum her ne kadar cemaat veya örgüt ile alakalı değil ise de o dönemde muhafazakar okullar ve cemaat ile ilişkili kurumlara adalet bakanı dahil kefil olmuş, teminat vermiş, devlet güvencesinde olduğunu bildirmiştir. Bank Asya hakkında, bu konu ile benim çalışmam 2003 yılında zaten iddianamede belirtiliyor dayanmaktadır. Devletin teminatında yerli faizsiz bir bankaydı. Devlet yöneticileri de bu banka ile çalıştığı için bende muhafazakar olmam nedeni ile faizsiz düşüncesi ile bu banka ile çalıştım. Bu çalışmam veya o tarihlerde para yatırıp çekmiş olmam birilerinin talimatı ile değil, tamamen kendi şahsi ihtiyacımdır. Vadeli mevduatların diğer finans kurumlarına göre daha karlıdır.
Başkan: M. H.,
Sanık : Evet buyurun efendim.
Başkan: Savunma elindeki yazılı metinden değil, oraya bakabilirsin ama aynen okuyamazsın, tamam notlarına bak ama okuyarak değil, usul cevaz vermiyor,
Sanık : Daha önceden ziynetlerimi de bu bankaya yatırdım. O da şöyle 2006 tarihinde evlenmiştim, ziynetlerimi anneme bıraktım, 2012 tarihinde de annem yaşlılığından dolayı altınlarımızı almamızı istedi, bize hırsızlık gibi nedenlerden dolayı bu bankaya yatırdık. Banka daha sonra TMSF ye devredildi, TMSF.ye devredildiği halde ben hesabımı kapatamadım, şuanda kapatıldı, en son kapatıldığında da hesaplarım mevcuttu.
Başkan: Yani TMSF ye devredildikten sonrada altın hesabın devam etti mi?
Sanık : Evet devam etti efendim. Şuanda zaten mağdurum, mağduriyetimde söz konusu. Orada kredi kartı noktasında da ben diğer kredi kartlarını da kullandım, yani diğer bankaların kredi kartlarını aktif şekilde kullandım. Bu şey kredi kartı kullanmamda da genelde benim muhasebe işletme mezunu olduğum içinde devletime katkı sağlamak açısındandır. Bu Bank Asya yada diğer kredi kartları ayırt etmeden, çünkü alışverişe gittiğiniz zaman kredi kartı ile yaparsınız afişinizi alırsınız, faturanızı verirsiniz. Araştırıldığında diğer bankalarda da kredi kartlarım yoğun bir şekilde olduğunu göreceksiniz.
Başkan: Peki Bylock iddiası var.
Sanık : Ben böyle bir programı kullanmadım. Ancak değişik telefon programlarına merakım vardı. Bazı müzik programlarına giriyordum, indiriyordum. Yanlışlıkla böyle bir şey oldu mu onu da bilmiyorum. Edindiğim bilgiye göre de, ... şirketi ile ilgili sitelere girildiğini bu tip iz bırakıyormuş. Ben bu programı kullanmadım. Telefonumu zaman zaman kızım kullanır, memleketime gittiğim zaman arkadaşlarım işte yanımdaki yeğenlerim onlara veririm, onların kullandığı olmuştur ama onlarda böyle bir şey indirdi mi onu bilemiyorum, bu kadar efendim. En son olarak da efendim, ben kendim işsizim şuan daha önceden PTT de çalışıyor idim, ihraç oldum, işsizim, eşimde aynı şekilde işsiz, onları babamın yanına taşıdım, babamda rahatsız, kendisi 80 yaşında, dosyada da mevcuttur, kendi bakıma muhtaç raporu da vardır. Başkasının yardımı olmadan kendisi hayatını ikame edemiyor. Bu noktada yine aynı şekilde bankadaki paralarım, yine aynı şekilde arabam üzerlerinde tedbirleri vardır, bunların kaldırılmasını sizden istiyorum talep ediyorum. Savcılığın karartacak delil kalmamıştır, iddianame mahkemece kabul edilmiştir, kaçma ihtimalim de yoktur, bu noktada ihraç olduğumda Antalya da memleketime gittim, telefonlarımı polis merkezine verdim. PTT müdür vekilliğinde görev yaptığım için polis memuru arkadaşlarda tanır onlara da verdim. Aramaları sonucunda geldim ifademi verdim, tekrar memleketime döndüm, imzan var dediler gelemeyeceğimi maddi durumumdan dolayı gelemeyeceğimi bahsettim. Jandarma aradı memleketimdeki jandarma aradı oraya da kendim gittim, herhangi bir şey olmadı onların araması ile gittim teslim oldum. Tutukluluk süremde kaçma ihtimalim yoktur, sabit ikametgahımda mevuttur. Tutukluluk sürem ve cezaevi şartları dikkate alındığında tutukluluk amacını çoktan geçmiştir. Cezaevi koşullarında 12 kişilik koğuşlarda şuanda üçüncü kişi kalıyor
Başkan: M. H., Cumhuriyet savcısını duydun, savcı bey silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı cezalandırılman yönünde görüş beyan ediyor. Biraz önceki savunmalarına eklemek istediğin, görüşe karşı son savunmaların nelerdir?
Sanık : Ben hiç bir terör örgütüne kesinlikle üye olmadım, üyede değilim. Hakkımda isnat edilen suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum, illegal hiç bir faaliyet içerisinde olmadım şuana kadar. Daha önceden de çalıştığım kurumlarda sıralı amirlerimin emri dışına çıkmadım. PTT de çalıştığım Sinanpaşa da benim istememe rağmen memur iken veznedar kadrosu verdiler, buda müdürümüzün teklifi ile Baş Müdürlüğümüzün onayı ve Genel Müdürlüğümüzün onayı ile veznedar oldum. Daha sonra Müdürlüğümüzün de emekli olması üzerine müdür vekilliğini bize verdiler. Bunu ben istemedim, iş yoğunluğu, diğer şeyler, diğer arkadaşlarda istemiyorlardı. Ama biz yaptık ve çalışmalarımızda Sinanpaşa’daki bu PTT merkezini Afyon’daki 18 PTT merkezi arasında ilk üçe, dörde taşıdık. 2016 Mayıs ayında çalışmalarımızdan dolayı PTT de Baş Müdürümüz bana teşekkür belgesi verdi. Bunlardır diyeceklerim bunlar efendim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
04/12/2017 tarihinde;
Başkan: M. H., iddianame geldi mi okudun mu?
Sanık : Duruşmamız olmuştu.
Başkan: Bu iddianamede ki çalışma kayıtları gözüküyor ya M. H., bu U... A.Ş, ne olarak görev yapmıştın sen orada?
Sanık : Evrak işlerini takip ediyordum.
Başkan: Ne kadar süre ile çalıştın ?
Sanık : Üç buçuk, dört yıl çalıştım.
Başkan: Savcı beyin 06/11/2017 tarihli celsedeki görüşü okundu, o görüşünde senin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı cezalandırılman yönünde görüş beyan etmişti. Bu görüşe karşı savunmanı yapmıştın, son bir cümle ekle avukat hanıma savunma hakkı vereceğiz ve sana son sözünü soracağız.
Sanık: Ben herhangi bir yani kasti bir terör örgütüne üye olma kastım olmadı. Bankadır, okulda çalışmadır ve diğer şeylerde herhangi bir terör örgütüne üyelikle alakalı bir şeyim olmadı. Bu noktada üzgünüm, ailem de aynı şekilde, yani terör örgütü ile yargılanmaktan, huzurunuzda bulunmaktan ben üzgünüm. Uzun yıllar memuriyetim oldu, başka bir diyeceğim yok.
Başkan: Son sözün nedir M. H. karar vereceğiz?
Sanık : Biraz öncede söylediğim gibi karşınızda bulunmaktan üzgünüm, ailemde aynı şekilde, terör örgütü suçu ile suçlanıyorum, bundan dolayı üzgünüm. Sohbet noktasında avukatımın dediği gibi hatta katıldığım polis ifadem de Sinanpaşa’da belediyenin izin verdiği belediyenin düğün salonunda kutlu doğum programı düzenlenmişti katıldığım sohbet budur. Çalışma noktasında şuanda herkes kayyum atanmış şirketlerde çalışanlar yargılanıyor mu acaba, bunların bir tane örneği Sinanpaşa’da bir belediye başkanı kayyum atanan bir şirketin müdürüydü,
Başkan: Evet son sözün
Sanık : Üzgünüm" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1- )Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2- )Yargıtay ilamı
3- )Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/409 Esas sayılı dosyası
4- )Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
5- )Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/484 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık müdafi, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
YARGITAY İLAMI:
Dairemizce verilen 11/04/2018 tarih, 2018/825 esas - 2018/1047 karar sayılı ilam, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/02/2019 tarih, 2018/5404 esas - 2019/1142 karar sayılı ilamıyla;"1-Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/409 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından derdest davanın bulunduğunun anlaşılması karşısında, mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenilmesi amacıyla sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu da nazara alınmak suretiyle; suç, iddianame ve yakalanma tarihleri göz önünde bulundurularak zaman ve mahiyet itibarıyla aynı faaliyetlere ilişkin olup olmadığı, söz konusu faaliyetler arasında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığının tespiti bakımından her iki dosya birleştirilip deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
2- )Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 Sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle,
Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bylock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı bylock tespit ve değerlendirme raporu getirtilmesi, yine temyiz aşamasında dosyaya gönderildiği anlaşılan sanık aleyhine beyanlar içeren Y. Cerit ifade tutanağı ile teşhis tutanağının duruşmada sanık ve müdafiine okunup değerlendirilip diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz bylock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- )Kabul ve uygulamaya göre;
a- )Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceği nazara alındığında, suç tarihinin “23.08.2016” yerine “19.08.2016” olarak gösterilmesi,
b- )Örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında TCK'nın 58/9 maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeyerek uygulama maddesi olarak TCK'nın 58/6 maddesinin yazılması,
c- )Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 Sayılı iptal kararı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi" usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "Sanık hakkında Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/409 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılamasının devam ettiği suç tarihinin 10/07/2010 olduğu, delillerin birlikte değerlendirilerek mükerrir yargılamaya meydan verilmemesi gerekeceğinden bu iki davanın birleştirilme hususu değerlendirilmek üzere 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1 ve 280/1. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına, sanığa atılı suça ve delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Sanık M. H.'nun Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/484 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılaması neticesinde verilen 04/12/2017 tarih, 2017/543 karar sayılı kararı ile silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan neticeten 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafi tarafından istinaf talebi ile Dairemize gönderilmesinin ardından Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; verilen hükmün esastan reddine karar verildiği, yine verilen bu kararın sanık müdafi tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/02/2019 tarih, 2018/5404 esas - 2019/1142 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği,
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/02/2019 tarih, 2018/5404 esas - 2019/1142 karar sayılı ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda;
Yapılan UYAP tetkikinde sanık M. H. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca 27/04/2018 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, açılan kamu davasının duruşmasının 21/05/2019 tarihine bırakıldığı ve yargılamanın halen derdest durumda olması, maddi gerçeğin ortaya çıkartılabilmesi için sanık hakkında Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/409 esas sayılı dosyasında yürütülen kamu davası ile istinafa konu iş bu davanın birleştirilerek görülmesinde yasal zorunluluk bulunması nedeniyle ve mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi bakımından 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1 ve 280/1. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına, dosyanın Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1- )Sanık hakkında Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/409 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılamasının devam etmesi, her iki dosyada birlikte değerlendirmesi gereken delillerin bulunması ve bu nedenle davaların birleştirilmesi zorunluluğunun bulunması dikkate alınarak 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1 ve 280/1. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Sanığa verilen ceza miktarı ve bu ceza ile ölçülü olması açısından hükümle birlikte TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Hüküm özetinin Kapalı infaz kurumunda sanığa tebliğine,
Tutuklama kararına karşı sanığın bu günden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize dilekçe vermek ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletmek suretiyle Antalya BAM 3. Ceza Dairesine itiraz hakkının olduğunun bildirilmesine ( bildirildi ),
Dosyanın Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Sanık ve müdafinin yüzlerine karşı karşı, Cumhuriyet savcısı A. S. ( 34816 )'ün huzuru ile talebe uygun olarak CMK'nın 286/2-a-b. maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi. 14.05.2019 (¤¤)