(5271 S. K. m. 141, 223, 280) (5237 S. K. m. 30, 53, 58, 63, 314) (3713 S. K. m. 5) (YCGK. 11.11.1991 T. 1991/9-242 E. 1991/305 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 tarih, 2017/2023 esas sayılı iddianamesi ile sanık ...... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan 3713 Sayılı Kanunun 7. Maddesi delaletiyle TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1 ve TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/03/2018 Tarih, 2017/65 Esas, 2018/87 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği gerekçesiyle eylemine uyan TCK'nun 314/2, 220/7, 3713 sayılı Yasanın 3, 5/1, TCK'nun 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık ...... yerel Mahkemede alınan savunmasında: "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği ile herhangi bir irtibatım yoktur. Hakkımdaki iddialar ve bu iddiaların dayandığı deliller mesnetsizdir. Bir yıldan uzun süredir suçsuz yere cezaevinde tutuluyorum. Bu nedenle beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum. Suçsuzum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ...... Sulh Ceza Hakimliğindeki beyanında özetle: Üzerine atılı suçla alakası olmadığını, darbe teşebbüsünde bulunanları lanetlediğini beyan etmiştir.
Sanık ...... Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında özetle: Yalvaç'lı olduğunu, Öğretmen iken hakkındaki soruşturma nedeniyle ihraç edildiğini, …….'e …….'ın yönlendirmesi ile üye olduğunu, terör örgütü üyesi olmadığını, terör örgütünün hiçbir eylemine katılmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Sanık ...... Kolluktaki beyanında özetle: Öğretmen iken hakkındaki soruşturma nedeniyle ihraç edildiğini, ……'e o dönemde devlet desteği aldığı için ve meşru bir sendika olduğu için üye olduğunu, terör örgütünü lanetlediğini beyan etmiştir.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Tanık beyanı,
3-Sendika kayıtları,
4-HTS analiz raporu,
5-Sanığın kamu görevinden ihraç edildiğine dair İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yazısı,
6- Yalvaç İlçe Jandarma Komutanlığının 14 Kasım 2017 tarihli yazısı ve ekindeki 13/11/2017 tarihli tutanak,
7-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
8-Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
Tanık ….. talimatla alınan beyanında: "Bana okumuş olduğunuz iddianameye konu olayı anladım. Ben …., …. ve …. gazetelerinin dağıtıcısı olarak 2014-2015 yıllarında çalıştım. ...... benim okuduğum lisede öğretmen olarak görev yapardı. Bu yüzden kendisini tanırım. ......'in gazete abonesi olup olmadığını bilmiyorum. Gazete dağıtıcılığı yaptığım sırada bana isim verilmezdi. Sadece adres verilirdi. Gazete bıraktığım adreslerde kimin oturduğunu bilmediğim için ......'in de gazete abonesi olup olmadığını bilmiyorum. ......'in Fetö isimli terör örgütü ile ilişkisi olup olmadığını bilmiyorum. Sohbete gidip gitmediğini bilmiyorum. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücret talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık müdafi, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/03/2018 tarih 2017/65 (E) ve 2018/87 (K) sayılı kararı ile sanık ...... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan netice itibari ile verilen 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine açılan duruşmada dosya kapsamındaki deliller,
1-Öğretmen olan sanığın örgüte müzahir ...... Sendikasına (...... 15/04/2015 tarihinde üye olması, bu üyeliğinin sendika kapatılana kadar devam etmesi,
2- Sanığın haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılan kişiler ile irtibatının olduğunun HTS kayıtlarından anlaşılmasından ibaret olduğu,
Sanık hakkındaki bu delillerin örgüt üyeliği suçunun unsurlarını barındırmadığı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun unsurlarının ise oluşmadığı anlaşıldığından,
İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatine" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sy. kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek somut olay gözetildiğinde;
Her ne kadar ilk derece mahkeme tarafından;
Yalvaç İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 04/11/2016 tarihli yazısı ve ekindeki listeye göre sanığın FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatının belirlenmesi nedeniyle 667 sayılı KHK ile kapatılan ….. Sendikasına (......) 15/04/2015 tarihinde üye olduğu ve üyeliğinin bu sendika kapatılana kadar devam etmesi,
Tanık ……'un, zaman gazetesini dağıttığı dönemlerde bu gazeteden bir adedini de her gün sanığın evine bıraktığı yönündeki beyanı,
HTS kayıtlarına göre aldırılan bilirkişi raporuna öre sanığın çok sayıda FETÖ/PDY şüphelisi ile HTS irtibatının da tespit edilmesi,
Yalvaç İlçe Jandarma Komutanlığının 14 Kasım 2017 tarihli yazısı ve ekindeki 13 Kasım 2017 tarihli araştırma tutanağı içeriğine göre, süreçten sonra da örgütü öven konuşmalar yapması, okul idarecilerinin tavsiyelerine rağmen ......'den ayrılmamış olması, öğrencileri cemaatin dershanelerine yönlendirmesi, kendisinin, "cemaatin bana faydası dokundu onları bırakamam" şeklinde beyanlarda bulunması, bir dönem cemaatin sohbet şeklindeki toplantılarına katılması, FETÖ'den haklarında soruşturma yapılan ….. ve ……. ile irtibatının bulunması gerekçeleriyle sanığın TCK'nun 314/3 ve 220/7-1.cümlesi yollamasıyla TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. ceza Dairesinin 2015/3 E.sy.kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen eylemlerinin, sanığın konumu, dosyaya yansıyan kişisel özellikleri ve aşamalarda alınan savunmaları nazara alındığında sempati boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında kabul edilemeyeceği gibi terör örgütüne yardım etme olarak da değerlendirilemeyeceği, 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesindeki eylemlerin TCK'nun 30/1. maddesi anlamında silahlı terör örgütünün unsurlarında yanılgı kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmakla Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan sanık ...... hakkında verilen Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/03/2018 tarih, 2017/65 esas - 2018/87 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık...... hakkında verilen Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/03/2018 tarih, 2017/65 esas - 2018/87 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e. maddesi uyarınca BERAATİNE,
3-Sanığın CMK'nın 141. maddesi uyarınca gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği günler için tazminat isteyebileceğinin bildirilmesine, (bildirildi)
4-Sanık, kendini vekil temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2.725,00.-TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
5-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi ağır ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi ağır ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olarak Cumhuriyet savcısı …. (…..) ile sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2019 (¤¤)