(AİHS. m.. 10) (2709 S. K. m. 13, 14, 25, 26, 90) (3713 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 43, 53, 62) (5271 S. K. m. 223) (8.CD. 04.07.2012 T. 2009/13825 E. 2012/23385 K.)
DAVA: Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Antalya C. Başsavcılığının 10/01/2018 tarihli iddianamesiyle; sanığın silahlı terör örgütü propagandası yapmak (FETÖ/PDY ) 3713 Sayılı TMK'nun 7/2, 7/2-2.cümle, 43/1, TCK'nun 53/1-2-3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/09/2018 Tarih, 2018/21 Esas, 2018/230 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığa yüklenen suç açısından kastının bulunmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, bu karara karşı O yer C. Savcısı tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dairemizce sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı ve diğer eksikliklerin değerlendirilmesi için davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık yerel Mahkemede alınan savunmasında: "Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum, daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim. Orada da belirttiğim gibi iddianameye konu facebok hesabı bana aitir, iddianame belirtilen " ey halkım oyuna gelme" ile biten ilk sıradaki paylaşımı darbe gecesi kendim yaptım, bu paylaşımları yaparken daha darbe gecesi neyin ne olduğunun anlaşılamadığı bir zamanda askerlere yapılan kötü muamelelere yönelik haberlerin de çıkması üzerine olaylardan etkilenerek asker ve polisin çatışmasından endişe ettiğim için tamamen iyi niyetle bu paylaşımı yaptım. İddianamede belirtilen diğer paylaşımların içeriği ise sosyal medyada başkalarına ait olup yine benim yukarda belirttiğim saiklerle yapmış olduğum paylaşımlardır. Ben bu paylaşımları da ilk paylaşımımdan kısa süre sonra yapmıştım. benim fetö/ pdy silahlı terör örgütü ile hiç bir ilgim alakam olmadığı gibi bu örgütün propagandasını yapmam da söz konusu değildir. Yakınlarım ve akrabalarım içinde dahi bu örgütle alakalı işlem görmüş hiç kimse yoktur .suçsuzum beraatimi talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemizde alınan savunmasında:
"BAŞKAN: D.Ö.Y., Deniz hanım daha önce sizin hakkınızda Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne terör silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan yaptığınız paylaşımlardan dolayı dava açıldı ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda beraatinize karar verildi Cumhuriyet savcısı aleyhe istinaf etmesi nedeniyle bizde yapılan inceleme sonucu suçun oluşup oluşmadığı yönünde yeniden duruşma açılmasına karar verdik. Yaptığınız bu paylaşımlarla ilgili öncelikle şunu sorayım bu paylaşımlar size mi ait
SANIK : Bir tanesi bana ait diğerleri de bana ait ama başkalarından alıntı olarak yapılan paylaşımlardır
BAŞKAN : Siz paylaştınız
SANIK : Evet doğrudur ben paylaştım
BAŞKAN : Sosyal medya hesabınızdan
SANIK : Evet doğrudur
BAŞKAN : Peki aynı gün mü paylaştınız bu paylaşımları
SANIK : Hayır hepsini farklı farklı günlerde paylaştım
BAŞKAN : Farklı günlerde paylaştınız
SANIK : Sadece darbe gecesi bir paylaşımım oldu. Darbe gecesindeki paylaşımımda da olayın sıcağıylada daha neyin ne olduğunu anlamamışken askerlerede kötü müdahele yapıldığı hakkında çıkan haberler doğrultusunda asker ve polisin birbirine düşman olmaması amacıyla ve kışkırtma olmaması amacıyla endişelendiğim için böyle bir paylaşımda bulundum ama amacım halkı kışkırtmak yada terör ile alakalı bir propaganda yapmak değildi tamamen iyi niyetimle yaptığım bir paylaşımdı ama tabii kide şuanda bu paylaşımdan dolayı üzgün ve pişmanım çünkü buralara kadar bu aşamaya geleceğini düşünemeden tamamen iyi niyetimle yaptığım bir paylaşımdı. Vatanına milletine sağdık bir insanım zaten soruşturma aşamasında da belli olduğu üzere de herhangi bir FETÖ ile bağlantım bağım bulunmamaktadır, bir okulunda okumamışımdır, herhangi bir banka hesabı kullanmamışımdır, çevremde bu tür insanlar mevcut
BAŞKAN : Ne iş yapıyorsunuz
SANIK : Öğrenciyim inşallah staja başlıyacağım
BAŞKAN : Ne öğrencisi
SANIK : Hukuk
BAŞKAN : Anlamadım
SANIK : Hukuk
BAŞKAN : Hukuk fakültesinde okuyan bir öğrenci kelimelerini, paylaşımlarını daha dikkatli seçmesi gerekmez mi Deniz
SANIK : Doğru söylüyorsunuz evet daha iyi bir şekilde seçmesi gerekirken oan olayın sıcaklığıyla kişisel olarak endişelendiğim için böyle bir paylaşımda bulundum ve bunun için gerçekten çok üzgün ve çok pişmanım, tekrar böyle birşey olmasını asla ve böyle birşeye kalkışmam neyin ne olduğunuda çok iyi anlamış durumdayım.
BAŞKAN : Peki Cumhuriyet savcısından soruldu, savcı bey
Cumhuriyet savcısı : Evet okunan belgelere ve sanık beyanlarına bir diyeceğimiz yoktur yargılamanın genişletilmesi talebimiz yoktur görüşümüzü bildirebiliriz.
BAŞKAN : D.Ö.Y. Cumhuriyet savcısının görüşünü duydun savcı bey propaganda suçundan dolayı cezalandırılman yönünde görüş beyan ediyor varmı biraz önceki savunmalarına eklemek istediğin son savunmaların nelerdir
SANIK : Ben bu olaydan dolayı çok üzgünüm gerçekten çok pişmanım bu tür bir durumla karşılaşmak istemezdim bunları özellikle isteyerek terör örgütüne propaganda yapmak amacıyla asla yapmadım Türk Milleti ve Türk Vatanı adına böyle bir paylaşımı bu derece yapmam mümkün değil ben beraatimin onanmasını istiyorum
BAŞKAN : Peki şunu soralım ceza sınırları içerisinde kaldığı taktirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ediyormusun
SANIK : Evet kabul ediyorum
BAŞKAN : Peki son sözün nedir karar vereceğiz
SANIK : Pişman ve çok üzgünüm" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1- )Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2- )Facebook sosyal medya inceleme tespit ve çözüm tutanağı,
3- )İhbar evrağı ile ek paylaşımlar,
4- )Arama ve El Koyma Tutanakları,
9- )Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
İSTİNAF İSTEMİ:
O yer C. savcısı, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "...
Sanığın sosyal medya paylaşımlarında terör örgütünü, üyelerini ve eylemlerini övücü ve destekleyici bir nitelikte bulunduğu, zincirleme şeklinde terör örgütü propagandası suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla;
İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak sanığın zincirleme şeklinde terör örgütü propagandası yapmak suçundan, eylemine uyan 3713 Sayılı Kanun'un 7/2, 7/2.2.cümle, TCK 43/1, 53/1, 2, 3. maddeleri ile cezalandırılmasına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu bakımından ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280 ).
Terör örgütü propagandası yapmak suçu bakımından ise; "Terör" kelimesi kelime itibari ile "korkudan titreme" "titremeye sebep olma" anlamlarına gelen Latince "terrere" kelimesinden gelmektedir. Oxford İngilizce sözlükte de terör kelimesi " genellikle siyasi nedenlerle halkın gözünü korkutmak ve halkı yıldırmak için dehşet ögesini kullanmak" olarak tanımlanmaktadır.
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda da "cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler" “Terör” olarak, bu amaçlar doğrultusunda suç işlemek için kurulan ve faaliyette bulunan örgütler de “Terör Örgütü” olarak tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 90/5 maddesi hükmü uyarınca 10.03.1954 tarih ve 6366 Sayılı Kanun ile onaylanmış bulunan “İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi” (AİHS ) iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası haline gelmiştir.
İfade hürriyetini düzenleyen AİHS'nin 10. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak kamu makamlarının müdahaleleri olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü, haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar”, ikinci fıkrasında ise, “Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” denilmektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.07.2012 tarih ve 2009/13825 Esas 2012/23385 Karar sayılı ilamında da açıkça yer verildiği üzere; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında, kamuyu ilgilendiren sorunların kamuya açık olarak tam bir serbestlik içerisinde tartışılabilmesi, şiddeti teşvik eden eylemler hariç bu tartışmanın boyutlarının Devlet organları tarafından maksimuma çıkarılması gerektiği vurgulanmaktadır. Süreklilik gösteren bu kararlarda, kamuoyunun bir bölümünün ve hatta çoğunluğun hoşuna gitmeyen, ürkütücü, şok edici fikirlerin de sözleşmenin 10. maddesi tarafından korunduğu belirtilmektedir. (Handyside / Birleşik Krallık, Castells / İspanya vb. Kararlar)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında, ifade hürriyetinin iki istisnası olduğuna işaret edilmektedir. Birinci istisna şiddeti teşvik edici ve övücü söylemler, ikinci istisna ise azınlıklara karşı nefret söylemidir. Bunun için önce yazı veya sözün içeriğine bakılmalıdır.
Yazı veya Sözler;
a- )Şiddet, bir araç olarak öngörüyorsa,
b- )Kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam istiyorsa,
c- )Benimsenen düşünceler için şiddete başvurmanın meşru olduğu ileri sürülüyorsa,
d- )İnsanda saldırgan duygular uyandıracak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtıyorsa, ifade hürriyetinden yararlanmayabilir. (Sürek / Türkiye, no.1 Büyük Daire, numara 26682/95, Güzel ve Özer / Türkiye, 6 Temmuz 2010 kararı )
Yazı veya sözün kim tarafından, nerede, nasıl bir ortamda, hangi koşullar altında yazıldığı veya söylendiği değerlendirilmelidir. Mahkeme “yakın ve mevcut tehlike” ölçütüne yaklaşarak sözleri söyleyen kişinin ne kadar etkili olduğu, söylenilen yer ve zaman bakımından söylenenlerin şiddet yaratmaya müsait olup olmadığına bakılması gerektiğini kabul etmektedir. (Zana / Türkiye, 25 Kasım 1997 kararı )
İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birini oluşturup, toplumun ilerlemesi ve her bir bireyin gelişimi için temel koşullardan biridir. İfade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan “haber” ve “düşünceler” için değil, fakat aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın “demokratik toplum” olamaz. Sözleşme'nin 10. maddesinde belirtildiği üzere, bu özgürlüğün istisnaları vardır; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalıdır. (23.09.1994 tarihli Jersild - Danimarka kararı; 21.01.1999 tarihli Janowski - Polanya kararı; 25.11.1999 tarihli Nilsen ve Johnsen - Norveç kararı; 25.07.2001 tarihli Perna - İtalya kararı ).
Bu kapsamda şiddete, silahlı direnmeye veya isyana teşvik niteliği taşıyan yaklaşımlar ile azınlıklara yönelik nefret söylemi içeren açıklamalar sözleşmenin koruduğu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. (02.10.2003 tarihli Kızılyaprak-Türkiye kararı; 27.05.2004 tarihli Yurttaş-Türkiye kararı; 09.03.2004 tarihli A. Aydın-Türkiye kararı )
Yazının içeriğine, şiddeti teşvik edip etmediğine, yazının hangi bağlamda yayınlandığına, yani şiddeti yaratmaya elverişli olup olmadığına bakılmalıdır. (Gözel ve Özel / Türkiye, 6 Temmuz 2010 kararı )
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13, 14, 25, 26 ve AİHS'nin 9/2, 10/2, 17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde Devlet yahut halkın bir bölümü için rahatsız edici, hoşa gitmeyen, kural dışı, endişe verici, fakat şiddet ve şiddet kışkırtıcılığı içermeyen nitelikteki, sözler de ifade hürriyeti kapsamındadır.
Propaganda; “Belli bir görüşün toplum içinde yayılmasını, fikir ve kanaatlerin kökleşmesini sağlamak için, bu amacın gerçekleşmesine yönelik olarak her türlü maddi ve manevi araca başvurarak telkin, teşvik ve etkide bulunmak, başkalarını kendi yanına çekmek amacıyla bir düşünceyi bir görüşü yaymak, birden fazla kişinin bilgisine ulaştırmaktır.
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 maddesinde terör örgütlerinin propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır.
Propaganda eylemi açısından; düşüncenin veya fikrin, yazıyla veya sözle açıklanış biçimi itibariyle, şiddeti bir araç olarak öngörüp görmediği, kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam isteyip istemediği, benimsenen düşünceler için şiddete başvurmanın meşru olduğunun ileri sürülüp sürülmediği ve insanda saldırgan duygular uyandıracak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtıp kışkırtmadığı hususları birlikte değerlendirilerek eylemin propaganda suçu kapsamında kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmelidir.
Propaganda suçunu düzenleyen 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesinde, 6459 Sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve madde Resmi Gazete'de yayınlanarak 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna göre, ceza miktarında herhangi bir değişiklik yapılmamasına rağmen, eylemin 3713 Sayılı Kanunun 7/2. maddesi anlamında propaganda suçunu oluşturabilmesi için "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde bir düzenleme yapılmıştır. Maddenin (b ) fıkrasının başına ise "Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi" cümlesi getirilmiş ve (1) ile (4) numaralı bentlerle "resim" ve "asılması" kelimeleri de eklenmiştir. 3713 Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesinde propaganda suçunun oluşabilmesi için getirilen ve eylemin "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin düzenlemenin aynı fıkranın devam eden bentleri için de aranması gerektiğine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamıştır. Mahkememizce, yasakoyucu tarafından bentleri de kapsayacak şekilde bir düzenleme yapma olanağı bulunduğu halde bu yönde açık bir düzenleme yapılmamış olması gözetilerek bentlerde özel olarak ayrıntılı ve açık olarak sayılan eylemlerin gerçekleştirilmesi halinde "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" olmasa dahi propaganda suçunun oluşacağı kabul edilmiştir. Esasen 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesinde yer alan bentler yönünden "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde" gerçekleştirilme şartının aranması gerektiği kabul edilecek olursa bentlerin yasada ayrıca ve açıkça sayılmasının da bir anlamı olmayacağı kabul edilmelidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında sanığa isnat edilen eylem değerlendirildiğinde;
Sanık D. Ö. Y.'nın ''D.Ö.Y.'' isimli facebook hesabının bulunduğu ve söz konusu facebook hesabından;
''Yapmayın lütfen inanmayın sokağa çıkma çağrısı yapmak suretiyle suç işleyenler buyurun önden siz gidin askeri polise polisi askere halkı halka kırdıramayacaksınız... EY HALKIM OYUNA GELME...'' şeklindeki yazıyı paylaştığı,
''A. K.'' isimli kullanıcının ''Türkiye öldü selası veriliyor cümleten cenaze namazına davetlisiniz sokağa çıkın evet evet çıkın. Bakın türk televizyonları (o kadar katliam oldu) ilk defa bu kadar yayın yasaksız bir ölümü yayınlıyor canlı yayınlarla. Çıkın efendim hadi milli iradeye sahip çıkın. Dışarı çıkın ölünüze sahip çıkın. Ölen Türkiye arkasından kahramanımızın yarattığı Yeni Türkiyeye sarılın. Halkla askeri kavga ettirin, oyunlar içinde insanlara travmalar yaratın nolcak ki efendim sağlıksız toplumun olmuş. Neyse ben iki rekat namaz kılacağım.'',
Yine ''Kimyamız Atatürk'' isimli kullanıcının ''Tabut tabut al bayraklara sarılan şehitlerim gelirken niye milleti sokağa çağırmıyordunuz...?! Ne olduda sokağa çağırıyorsunuz şimdi milleti?'',
''Ö. T. V.'' isimli kullanıcının paylaştığı ''F. A.'' isimli kullanıcıya ait olan ''BE HEY BRE GAFİLLER! :O APTAL #TÜRK MİLLETİ! Bu oyuna nasıl gelirsin? : ( Nasıl yersin bu oyunu? 15 yıldır #TSK başta olmakla devletin tüm kademelerine sızmış, kök salmış Tayyip #Erdoğan'a DARBE YAPILDIĞINI NASIL DÜŞÜNÜRSÜN? : ( BAŞKANLIK için MUTLAK ZAFER için #NARSİST'in SON ve BÜYÜK OYUNU!'' şeklindeki gönderilerini paylaştığı,
Sanık savunmasında "söz konusu facebook hesabının kendisine ait olduğunu ve yaklaşık 10 (on ) yıldır kullandığını, paylaşımlara baktığını, bu paylaşımlardan bir çoğunu internette değişik sayfalardan yada sosyal arkadaşı olan kişilerin sayfalarından alarak paylaştığı resim ve yazılar olduğunu,
''Yapmayın lütfen inanmayın sokağa çıkma çağrısı yapmak suretiyle suç işleyenler buyurun önden siz gidin askeri polise polisi askere halkı halka kırdıramayacaksınız... EY HALKIM OYUNA GELME...'' şeklindeki paylaşımı kendisinin yazarak sayfasında paylaştığını," ikrar ettiği,
Sanığın yapmış olduğu ilk paylaşımın darbeye teşebbüs edilen gece yapıldığı eylemlerinin silahlı terör örgütü konumunda olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün cebir ve şiddet içerdiği konusunda tereddüt bulunmayan silahlı eylem ve yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek, ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olduğu,
Sanığın üzerine atılı suçu sosyal medya hesabı üzerinden herhangi bir kısıtlama olmaksızın belirsiz sayıda kişinin görebileceği şekilde gerçekleştirmesi sebebiyle basın ve yayın yoluyla ayrıca savunmasına göre suça konu paylaşımları farklı tarihlerde yaptığı nazara alınarak aynı suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Usul ve yasaya aykırı görülerek terör örgütü propagandası yapmak suçundan sanık D.Ö.Y. hakkında verilen Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/09/2018 tarih, 2018/21 esas - 2018/230 karar sayılı hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 3713 Sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca, aynı Yasanın 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı suçu basın yayın yoluyla işlemesi nedeniyle cezasının 3713 Sayılı Kanun'un 7/2-2. cümlesi uyarınca 1/2 oranında arttırılarak 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın suç teşkil eden birden fazla suç işlemesine karşın zincirleme suç hükümleri uyarınca hepsinin tek suç sayılmasına ancak hükmedilen cezanın TCK'nun 43/2. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırılarak 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın duruşmadaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanığa verilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın neticeten 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması, Dairemizce sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi ve suç nedeniyle maddi bir zararın bulunmaması nedeniyle 5271 Sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1- )Terör örgütü propagandası yapmak suçundan sanık D.Ö.Y. hakkında verilen Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/09/2018 tarih, 2018/21 esas - 2018/230 karar sayılı hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2- )Sanık D.Ö.Y.'nın üzerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 3713 Sayılı yasanın 7/2-b. maddesi uyarınca, aynı kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3- )Sanığın üzerine atılı suçu sosyal paylaşım sitesinde gerçekleştirmesi nedeniyle cezasının 3713 Sayılı yasanın 7/2-2. cümlesi uyarınca 1/2 oranında arttırılarak 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4- )Sanığın aynı eylemini farklı tarihlerde birden fazla gerçekleştirmesine karşın zincirleme suç hükümleri uyarınca hepsinin tek suç sayılmasına ancak hükmedilen cezanın TCK'nun 43/2. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
5- )Sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından TCK'nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
6- )Kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkumiyetine hükmedilen sanığın, 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddenin 1. fıkrasında belirtilen haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası ile 3. fıkranın ilk cümlesi gözetilmek suretiyle yoksun bırakılmasına,
7- )Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması, Dairemizce sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi ve suç nedeniyle maddi bir zararın bulunmaması nedeniyle 5271 Sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
8- )Sanığın, CMK'nun 231/8 maddesi uyarınca BEŞ YIL SÜRE İLE DENETİME TABİ TUTULMASINA, sanığın şahsi ve sosyal durumu göz önüne alınarak hakkında takdiren DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, CMK 231/10-11 maddeleri uyarınca denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği, aksi halde mahkemenin hükmü açıklayacağı hususunun sanığa ihtar edilmesine,
9- )Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden 5237 Sayılı TCK'nun 50 ve 51. maddelerin uygulanmasına yer olmadığına,
10-Dairemizce ve ilk derece Mahkemesince yapılan 29,00.-TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer ceza evi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek yada tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Antalya 3. Ceza Dairesine İTİRAZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oybirliği ile verilen karar, mütalaaya uygun olarak Cumhuriyet savcısı A. Soytürk (34816 ) ile sanığın yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2020
Yargılama giderleri:
İlk derece Mahkemesince ve Dairemizce yapılan toplam 29.00 TL yargılama gideri mevcuttur. (¤¤)