Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve Mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddine,
Ancak;
Her ne kadar yerel Mahkemece "sanığın kullanmış olduğu telefon hatlarının HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02.03.2018 tarihli HTS analiz raporuna göre, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma yapılan 232 kişi ile irtibatının tespit edildiği, irtibatı tespit edilen bu şahıslardan büyük bir kısımının sanığın kendisi gibi emniyet mensubu olduğu, irtibatı tespit edilenler arasında bulunan ....'un (..... kod adını kullanan, örgüt içerisindeki konumu öğretmen) örgütün emniyet mahrem yapılanmasında mahrem imam olarak yer alan kişilerden olduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de;
Dosya içerisindeki delillerden sanığın örgütün emniyet mahrem yapılanmasında mahrem imam olarak yer alan kişilerden olmadığı anlaşıldığından;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, tck'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun ve makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçelerle sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden ceza verilmesi;
Usul ve yasaya aykırı, sanık ve müdafiilerinin istinaf istemi bu nedenle yerinde ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık, 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a ve 303. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün (1) nolu bendinen "takdiren ve teşdiden 7" ibaresi çıkartılarak yerine "takdiren alt sınırdan uzaklaşılmaksızın 5", (2) nolu bendinen "10 yıl 6" ibaresi çıkartılarak yerine "7 yıl 6", (3) nolu bendinen "8 yıl 9" ibaresi çıkartılarak yerine "6 yıl 3 ay" ibaresi yazılmak suretiyle İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Sanığa verilen ceza miktarı üzerinden yeniden hüküm özeti düzenlenerek bulunduğu cezaevi müdürlüğüne gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunana tebliğine,
Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 07/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)