Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/2016 tarih, 2016/3542 Soruşturma ve 2016/1307 Esas sayılı iddianamesi ile; "15/07/2016 günü, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacı ile eyleme geçildiği, Atatürk Havalimanı kontrol kulesinin ele geçirilerek tüm yurtiçi ve yurtdışı uçuşların durdurulduğu, stratejik öneme sahip karakollar, limanlar, köprüler ve meydanlarda, örgüt mensubu askerlerin tank ve zırhlı araçlar ile hâkimiyet kurmaya çalıştıkları, örgüt mensubu askerlerce milli iradeye sahip çıkmak üzere Boğaziçi Köprüsü’nde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlar ile ateş açıldığı, çok sayıda sivil vatandaşın yaşamını yitirmesine sebebiyet verildiği,
Eş zamanlı olarak Ankara’da milli egemenliğin oluştuğu Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 savaş jetlerinin alçak uçuş yapmaya başladıkları, TBMM ana binasının bulunduğu yerleşkenin bombalandığı, sokağa inerek, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkan vatandaşların üzerine helikopterlerden ateş açıldığı, çok sayıda vatandaşın şehit edildiği ve yaralandığı, Milli İstihbarat Teşkilatı binasına kobra tipi iki helikopterden ateş açılarak saldırıda bulunulduğu, Polis Özel Harekât Eğitim Merkezi binasının tank ve savaş uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı, saldırılar esnasında 47 özel harekât polisinin şehit düştüğü, kamu binaları önünde, cadde ve meydanlarda toplanan vatandaşlara karşı uzun namlulu silahlar ile saldırıldığı, ülke genelinde gerçekleşen çatışmalar sonucu 246 kişinin şehit olduğu, 2.186 kişinin yaralandığı FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimine ilişkin olarak;
Şüphelinin, kullanmakta olduğu ...... kullanıcı adlı facebook sosyal medya hesabında 16/07/2016 günü;
- Saat 10:17' de "Neydi şimdi bu? 45 dakikadır aralıksız ezan okunuyor, bunu başka bir parti yapsa hemen dinsizlikle suçlarsınız. Ama konu ...... olunca camiler bile seferber oluyor. O inandığınız yüce makamı bile alet ettiniz yalanlarınıza...Kimi kandırıyorsunuz ulan siz? Evcilik oynar gibi darbe mi yapılır? Genel Kurmay başkanı ......'ın bir numaralı ...... partili olduğunu adımdan daha iyi biliyorum artık. ......ten it gibi korkan adam mı darbe yapıcak? Senaryoyu anlatayım size; 3-5 askeri şehre indirdiler, yalandan bir darbe konuşturması yaptırdılar. Millet korktu darbe olucak diye. Sonra ne oldu? ...... Paşa çıktı dedi ki askerden korkmayın sokağa çıkın. Bakın asker lan asker. Sana bir şey olmasın diye canını veren insandır asker. Halk ile askerin karşı karşıya getirmekti amaç. Çünkü askeri suçlayacak hiç birşey kalmadı ellerinde..!” şeklinde,
- Saat 16:17' de de “Türkiye Cumhuriyetinin en büyük tezgahlarından bir tanesine daha şahit oluyoruz... Bu bir darbe girişimi ya da darbe değil..! İki köprüyü kapatmayla 8-10 tankla kurulmuş, iş saati çıkışı ortaya koyulmuş resmen oyun..! Darbe ya da darbe girişimi olmuş olsa, eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve Siyasi Parti liderleri göz altına alınırdı. Özel kanallarda dahil hepsi ele geçirilirdi. İnternet yayınları kesilirdi..! Hükümet üyeleri kanal kanal canlı yayındalar..! Halk darbe yapılıyor kandırmacasıyla aldatılıyor. Sabaha karşı darbe bastırıldı diye haber yapılır. Yine insanlar aldatılıyor..! Demokrasi Kahramanı yaratılmaya çalışıyor... Olayın özü bu..! Önümüzdeki günlerde Başkanlık Sistemini gündeme getirip, halk oylamasına gidelim denilecek... ...... tekrar aday olacak, seçtirilecek ve yedi yıl daha görevde başkan olarak kalması sağlanacak.. Çok zekice kurulmuş bir kumpas.. kurtardı. Çok yaşa ...... Paşa! Yarın öbür günü gelecek olan başkanlık sistemini kabul ettirmek için yapılan bir mağdur edebiyatıydı bu. Şuan sokakta bağıran insanlar varya hani tutun birini kolundan “ne yapıyorsun sen” diye sorun. Mal gibi bakıcaklar suratına emin ol. Çünkü kendileri bile bilmiyorlar ne yaptıklarını. Çünkü ...... Paşa sokağa çıkın beni kurtarın diye emir verdi. 16 Temmuz 2016 not alın bu tarihi. Bugün camiler ...... için ezan okuyup anons yaptı. Kısa günün karı: Suriyelilere vatandaşlık gündemden düştü...Diploma unutuldu...Hırsızlıklar arsızlıklar kapatıldı...Yargıda yapılan darbe örtüldü...Yeni Anayasa cepte...Başkanlık Garanti...Birileri yine amacına ulaştı...Ha unutmadan; Bu ülkenin yüzde 60'ı aptaldır diyen Aziz Nesin'i de unutmayın, hatırlayın...” şeklinde paylaşımda bulunduğu,
Şüphelinin, bahse konu paylaşımların doğru olduğunu ve kendisinin yaptığını, olay günü balıkta olduğunu, cep telefonundan ulaşabildiği bilgilerle yapılan darbeyi algılamaya çalıştığını, kendisinin paylaştığı şekilde yazılmış yazılar olduğunu, onları kopyalayarak kendi ekranında paylaştığını, bahse konu paylaşımların tamamının başkalarının yazıları olduğunu, kendisinin hiçbir cümlesini yazmadığını ancak paylaştığını, okudukça ne kadar yanlış yaptığını ve vahim olduğunu anladığını, hatta ertesi gün okuyunca ne kadar ağır bir yanlış yaptığını görerek hesabını kapattığını ve BİMER'e kendisiyle ilgili yanlış yaptığını söyleyerek yazı yazdığını, Fetullahçı Terör Örgütü ile hiçbir bağlantısı olmadığını, evlerinde kalmadığını, dershanelerine gitmediğini, sohbetlerine katılmadığını, yaşam tarzı itibariyle de kesinlikle onlara yakın olmadığını, kendisini milliyetçi birisi olarak ifade edebileceğini, toplum psikolojisine kapılarak bahse konu paylaşımları yaptığını, pişman olduğunu, yanlış yaptığını kısa süre sonra algıladığını beyan ettiği,
Şüphelinin yaptığı paylaşımlarla, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya ve bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye yönelik darbe girişiminde bulunan; Milli Güvenlik Kurulunca 26/01/2014 ila 26/05/2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantılarda milli güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan, devlet içerisinde legal görünüm altıda illegal faaliyetler yürüten, illegal ekonomik boyutu bulunan, diğer terör örgütleri ile işbirliği yapan bir terör örgütü olarak devletin tüm kurum ve birimleri ile birlikte etkin mücadele yapılması gerektiği şeklinde aldığı kararla terör örgütü olarak değerlendirilen FETÖ/PDY terör örgütünün propagandasını yaptığı..." iddiası ile 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 7/2. Maddesi ile 5237 Sayılı TCK.nun 53, 63. Maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Burdur Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2016 tarih, 2016/287 Esas ve 2016/224 Karar sayılı hükmü ile 3713 Sayılı Yasanın 7/2. Maddesi ile TCK.nun 62/1, 53, 63. Maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
SAVUNMA
Sanık ...... yerel mahkemede alınan 22/11/2016 tarihli savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Daha önce ifademde de belirttim. Bu şekilde örgütle bir bağım bağlantım yoktur. Paylaşımları darbe teşebbüsü gününde arkadaşlarımla balıktaydım. Sarhoştum, bilmeden bu paylaşımları yaptım. Daha sonra yaptığım yanlışı fark edince BİMER'e kendim özür dilekçesi yazdım. Bu paylaşımlardan dolayı çok pişmanım. Öncelikle tahliyemi, sonra da beraatimi talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ...... Dairemizde alınan 22/02/2017 tarihli savunmasında; "Benim hiçbir şekilde fetö terör örgütüyle uzaktan yakından bir ilgim yoktur sırf muhalefet düşüncesiyle anılan paylaşımları yaptım fetö örgütü de cezaevine girince öğrendim, durumu anladığımda zaten bimer'e yazarak özür diledim ve hatamı telafi etmeye çalıştım ancak hiçbir şekilde suç kastıyla davranmadım..." şeklinde beyanda bulunarak suçlamayı reddetmiştir.
DELİLLER
1-Yukarıda özetlenen sanık savunmaları,
2-Burdur İl Özel İdaresi'nin 29.07.2016 tarih, 79032126-000-E.6133 sayılı suç duyurusu müzekkeresinin ekindeki suça konu olduğu iddia edilen herkese açık facebook sayfasında yaptığı 16/07/2016 günlü saat 10:17 ve 16:17'de yaptığı paylaşım metinleri,
3-Sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile sabıkasına esas ilam örnekleri,
4-Burdur Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2016 tarih, 2016/287 Esas ve 2016/224 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
BURDUR AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Burdur Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 22/11/2016 tarih, 2016/287 Esas ve 2016/224 Karar sayılı hüküm ile sanığın yukarıda iddianame ve deliller kısmında alıntılanan 16/07/2016 günü saat 10:17 ve 16:17'deki paylaşımları yaptığı, bu şekilde üzerine atılı FETO/PYD terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit eylemlerini meşru gösteren ve öven paylaşımlarla terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle 3713 Sayılı Yasanın 7/2, 62/1, 53. Maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tahliyesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık müdafi Av. ...... 24/11/2016 havale tarihli süre tutum, 20/12/2016 havale tarihli gerekçeli istinaf dilekçesi ile suç unsurlarının oluşmadığını iddia ederek Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarih, 2016/287-224 E.K. sayılı kararının bozulmasını talep etmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet Savcısı dairemizde yapılan yargılama sırasında 22/02/2017 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; "İncelenen dosyada sanık ......, Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarih, 2016/287-224 esas sayılı kararı ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesi, TCK'nun 62, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmış ve kısa kararda Bölge Adliye Mahkemesi yolu açık olmak, gerekçeli kararda ise Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere denerek her iki kararda çelişki yaratılmış ise de, kararın istinafa tabi olması nedeniyle incelenebilir olduğu görülmüştür.
Yargılamaya konu eylem terör örgütü propagandası suçu olduğundan, hem propaganda suçu, hem de doğrudan bağlantısı nedeni ile fikir hürriyeti, kapsamı, sınırları, sınırlama yöntemlerinin incelenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda hiyerarşi sırasına göre metinler incelendiğinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 19.maddesinde"Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar." şeklindedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesi ise aynen;
Madde 10 – İfade özgürlüğü
1.Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir.
2.Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir." şeklindedir.
Görüldüğü gibi madde fikir hürriyeti ve hürriyeti sınırlandırmanın gerekçeleri ve yöntemlerini düzenlemiştir.
Bu düzenlemeye koşut olarak Anayasamızın 26 ve 13.maddeleri ise;
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26 - Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
II. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANMASI
" Madde 13 - (Değişik madde: 03/10/2001 - 4709 S.K./2. md.)
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." şeklindedir.
Terör örgütü Propagandasını yapma suçunu düzenleyen 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesi ise aşağıdaki gibidir.
TERÖR ÖRGÜTLERİ
Madde 7 - ........
(Değişik fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./8. md) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga bent: 27/03/2015-6638 S.K./10.md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi."
Suç olarak düzenlenmiştir.
Gerek İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, gerek Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ve gerekse Anayasamızdaki düzenlemelerde esas olan ve güvence altına alınan husus bireylerin fikir hürriyeti olup, bu hürriyet bilgi alma, yayma, bilgi verme, ülke sınırları gözetmeksizin bu hakları kullanma, yayın organlarından ve basından yararlanma hakkını da kapsar.
İfade hürriyetinin diğer tamamlayıcı hürriyetlerle birlikte güvence altına alınmasının temel sebebi çoğulcu demokratik rejimde toplumsal hoşgörünün sağlanarak çoğulculuğun yerleştirilmesi ve geliştirilmesidir. Zira çoğulculuğun olmadığı farklı fikirlerin ileri sürülmediği toplumlar durağan bir hal alır ve gelişmeleri sekteye uğrar. Ancak ve ancak farklı fikirlerin ortaya atılması ve tartışılması doğrunun bulunmasını ve dolayısı ile toplumların doğru istikamette ilerlemelerine olanak sağlayabilir. Öğle ki ifade özgürlüğünün tam olarak gerçekleştirilmesi amacı ile yukarıda belirtilen gerek uluslararası metinler gerekse ulusal metinler kamu otoritelerine bu özgürlüğün tam ve genişçe kullanılması yani en üst seviyeye çıkartılması için bazı ödevlerde yüklemiştir. Devlet ve kamu otoriteleri bu özgürlüğün maksimum derecede kullanılması amacı ile gerekli tedbirleri alacak ve bu ortamı sağlayacaklardır.
Bilindiği gibi ifade hürriyeti sadece zararsız, gereksiz, kimseye dokunmayan özellikle de kamu otoriteleri v e karar vericilerine yönelmeyen fikirleri güvence altına almamaktadır.
Özellikle kamuoyunun bir bölümünün ya da çoğunluğunun beğenmediği ürkütücü, şok edici, hoşa gitmeyen kamu otoritesi ve karar alıcıları eleştiren görüşlerin de güvence altına olduğu kuşkusuzdur. Zira ast olan da bu husustur.
Yukarıdaki metinlerden de görüldüğü gibi ifade hürriyetinin kullanılması ancak sınırlı sebeplerle ve yasa ile sınırlandırılabilir. Ancak bu sınırlandırma her halükarda "demokratik toplumun gereklerine, hakkın kullanılmasının özüne," dokunamayacağı gibi kısıtlamalarda " ölçülülük ilkesi"'ne de dikkat edilmesi gerekir. Yani sayılan sınırlı sebeplerle olsa bile bu ilkelere aykırı olarak ifade hürriyetinin sınırlandırılması mümkün değildir.
Yukarıda bahsedilen ilkeler ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararının bulunduğu birçok kararının da bu ilkelere atıflar yaptığı görülmüştür. Örneğin:
"ifade özgürlüğüne ilişkin olarak kamuyu ilgilendiren sorunların kamuya açık olarak tam bir serbestlik içerisinde tartışılabilmesi, şiddeti teşvik eden eylemler hariç bu tartışmanın boyutlarının devlet organları tarafından maksimuma çıkartılması gerektiği, kamuoyunun bir bölümünün hoşuna gitmeyen şok edici fikirlerin de sözleşmenin 10. Maddesi kapsamında bulunduğu belirtilmiştir. (Handyside/ Birleşik Krallık, Castells/ ispanya kararları)
Yine yazı veya sözün kim tarafından nerede, nasıl bir ortamda hangi koşullar altına yazıldığı ve söylendiği değerlendirilmelidir. Yakın ve mevcut tehlike ilkesi çerçevesinde sözleri söyleyen kişinin ne kadar etkili olduğu, söylenenlerin yer ve zaman bakımından şiddet yaratmaya uygun olup olmadığına da bakılması gerekmektedir.
23/09/1994 tarihli Jersild/Danimarka kararı, 21/01/1999 tarihli Janowski/ Polonya kararı, 25/11/1999 tarihli Nilsen ve Jhonsen/ Norveç kararı, 25/07/2001 tarihli Perna / İtalya kararlarında da sadece hoşa giden düşünceler değil çarpıcı ve rahatsız edici düşüncelerin de ifade özgürlüğü kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Yine mahkeme birçok kararında ifade hürriyetinin sınırlarını da belirtmiş olup özellikle 02/10/2003 tarihli Kızılyaprak/Türkiye, 07/05/2004 tarihli Yurttaş/Türkiye, 09/03/2004 tarihli Abdullah Aydın/Türkiye kararlarında "şiddete, silahlı direnmeye veya isyana teşvik niteliği taşıyan yaklaşımlar ile azınlıklara yönelik nefret söylemi içeren açıklamalar ifade hürriyetinin kapsamı dışındadır" şeklinde tespitlerde bulunmuştur.
Yukarıdaki kararlarında da belirtildiği ve açıklandığı gibi, bir fikrin ifade hürriyeti kapsamı dışında değerlendirilebilmesi için,
1-Şiddeti bir araç olarak görmesi,
2-Kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam almayı öngörmesi
3-Benimsenen düşünceler için şiddete başvurmayı meşru sayması,
4-İnsanda saldırgan duygular uyandıracak biçimde anlamsız nefret yaratarak, şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtması gerekmektedir.
Dolayısı ile bu unsurları taşımayan her açıklama ne kadar genel çoğunlukça kabul görmese, ürkütücü, şok edici de olsa ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendirilecektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında olay değerlendirildiğinde, sanık ......'ın başkasından alıntı olduğunu belirttiği facebook sitesinde paylaştığı 16 Temmuz 2016 tarih saat:10.17 ve 16:17'deki mesajda, mesajın tümü birlikte incelendiğinde, Türkiye'nin tarihsel süreci içerisinde yapılan bir çok darbenin yapılış şekli, sonuçları gözönüne alınarak bir değerlendirme yapıldığı, özellikle okuma alışkanlığı olmayan kuşaklarca da çeşitli yollarla öğrenilen 1960, 1971, 1980 Askeri darbelerinin yapılış biçimi de değerlendirilerek 15 Temmuz 2016 günü yapılan darbe girişiminin kurmaca olduğunu, zira darbenin başlaması, yapılma biçimi, sürecinin diğer darbe girişimlerine benzemediği, özellikle radyoların ve radyo vericilerinin ele geçirilmesi gerektiği, aynı anda Başbakan, Cumhurbaşkanı gibi etkili makamlarda bulunan kişilerin de göz altına alınmasının da gerekli olduğu, ancak söz konusu 15 Temmuz'daki darbede bu şekilde davranılmaması nedeniyle gariplikler olduğunu belirttiği, bunun bir darbe girişimi senaryosu olduğunu, nihai amacının başkanlık sistemini getirmek ve buna zemin hazırlamak olarak görülmesi gerektiğini, zira darbe girişimi sırasında bile birçok siyasinin basın yayın organlarına çıkabildiklerini, dolayısı ile darbenin önceden kurgulanmış senaryo olduğunu belirttiği görülmüştür. Yazının içerik olarak anlatmak istediği hususlar bu şekilde değerlendirildiğinde, paylaşılan içerikte darbeyi kimin yaptığının açıkça belirtilmediği, darbenin yapılması gerektiği ve yapanların iyi yaptığının da yazıda söylenmediği, darbenin desteklenmediği, darbe yapanların ve uyguladıkları şiddet unsurunun övülmediği, amacının meşru gösterilmediği, sadece ve sadece yazının bütünü itibari ile bakıldığında darbe girişiminin alışılagelmiş darbe yapma yöntemlerine uymadığının ve bu anlamda da senaryo olduğunun vurgulandığı, yazıda hele hele FETÖ/PDY örgütünün herhangi bir ibaresinin geçmediği gibi ima ve çıkarımlarla da yazıdan böyle bir sonucun çıkmayacağı, bu anlamda bakıldığında paylaşım içeriğinin darbeyi desteklemediği, darbecilerin uygulamış olduğu şiddeti meşru görmediği, övmediği, darbeye kışkırtma yapılmadığı, sadece ve sadece darbenin bir senaryo olduğunun belirtildiği, bu anlamda herhangi bir terör örgütünün övülmediği, onun eylemlerinin meşru görülmediği, uygulanan şiddetin teşvik ve övülmesi şeklinde bir paylaşımın bulunmadığı, dolayısı ile yapılan paylaşımın sadece ve sadece sanık ......'ın darbeye yönelik subjektif yorumları ve değerlendirmelerini içerdiği, bu haliyle eylemin yukarıda açıklanan uluslararası ve ulusal yasa maddeleri ile güvence altına alınmış fikir hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve terör örgütü propagandası yapılması suçunun unsurlarını taşımadığı, mahkemenin de bir paragraflık gerekçesinde paylaşım yapılan mesajı ayrıntılı olarak incelenmeden, hangi kelimelerin ve cümlelerin FETÖ/PDY örgütünün cebir , şiddet ve tehdit eylemlerini meşru gösterdiği, bu şiddeti övdüğü irdelenmeden dolayısı ile yeterli bir gerekçe gösterilmeden sanığın cezalandırıldığı, bu yönden de gerekçenin yetersiz olduğu anlaşılmakla;
Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarih, 2016/287-224 esas sayılı kararının CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Sanık ......'ın üzerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçundan, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK'nun 223/a maddesi uyarınca BERAATİNE karar verilmesi..." kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Sanık ......'ın 15/07/2016 gecesi FETO/PYD terör örgütü tarafından yapılan silahlı darbe girişiminden sonra 16/07/2016 günü herkese açık facebook sosyal paylaşım sitesinde saat "10:17 sıralarında "Neydi şimdi bu? 45 dakikadır aralıksız ezan okunuyor, bunu başka bir parti yapsa hemen dinsizlikle suçlarsınız. Ama konu ...... olunca camiler bile seferber oluyor. O inandığınız yüce makamı bile alet ettiniz yalanlarınıza...Kimi kandırıyorsunuz ulan siz? Evcilik oynar gibi darbe mi yapılır? Genel Kurmay başkanı ......'ın bir numaralı …… partili olduğunu adımdan daha iyi biliyorum artık. Tayyipten it gibi korkan adam mı darbe yapıcak? Senaryoyu anlatayım size; 3-5 askeri şehre indirdiler, yalandan bir darbe konuşturması yaptırdılar. Millet korktu darbe olucak diye. Sonra ne oldu? ...... Paşa çıktı dedi ki askerden korkmayın sokağa çıkın. Bakın asker lan asker. Sana bir şey olmasın diye canını veren insandır asker. Halk ile askeri karşı karşıya getirmekti amaç. Çünkü askeri suçlayacak hiçbirşey kalmadı ellerinde..!” şeklinde;
-Saat 16:17 sıralarında ise “Türkiye Cumhuriyetinin en büyük tezgahlarından bir tanesine daha şahit oluyoruz... Bu bir darbe girişimi ya da darbe değil..! İki köprüyü kapatmayla 8-10 tankla kurulmuş, iş saati çıkışı ortaya koyulmuş resmen oyun..! Darbe ya da darbe girişimi olmuş olsa, eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve Siyasi Parti liderleri göz altına alınırdı. Özel kanallarda dahil hepsi ele geçirilirdi. İnternet yayınları kesilirdi..! Hükümet üyeleri kanal kanal canlı yayındalar..! Halk darbe yapılıyor kandırmacasıyla aldatılıyor. Sabaha karşı darbe bastırıldı diye haber yapılır. Yine insanlar aldatılıyor..! Demokrasi Kahramanı yaratılmaya çalışıyor... Olayın özü bu..! Önümüzdeki günlerde Başkanlık Sistemini gündeme getirip, halk oylamasına gidelim denilecek... ...... tekrar aday olacak, seçtirilecek ve yedi yıl daha görevde başkan olarak kalması sağlanacak.. Çok zekice kurulmuş bir kumpas.. kurtardı. Çok yaşa ...... Paşa! Yarın öbür günü gelecek olan başkanlık sistemini kabul ettirmek için yapılan bir mağdur edebiyatıydı bu. Şuan sokakta bağıran insanlar varya hani tutun birini kolundan “ne yapıyorsun sen” diye sorun. Mal gibi bakıcaklar suratına emin ol. Çünkü kendileri bile bilmiyorlar ne yaptıklarını. Çünkü ...... Paşa sokağa çıkın beni kurtarın diye emir verdi. 16 Temmuz 2016 not alın bu tarihi. Bugün camiler ...... için ezan okuyup anons yaptı. Kısa günün karı: Suriyelilere vatandaşlık gündemden düştü...Diploma unutuldu...Hırsızlıklar arsızlıklar kapatıldı...Yargıda yapılan darbe örtüldü...Yeni Anayasa cepte...Başkanlık Garanti...Birileri yine amacına ulaştı...Ha unutmadan; Bu ülkenin yüzde 60'ı aptaldır diyen Aziz Nesin'i de unutmayın, hatırlayın.." şeklindeki paylaşımları yaptığı tüm dosya kapsamıyla sabittir.
Sanık arkadaşlarıyla birlikte alkol olarak balık tuttukları sırada cep telefonuna gelen suça konu yazıları muhalefet düşüncesiyle paylaştığını ve daha sonra cezaevine girdiğinde FETO örgütünün ne olduğunu öğrenerek BİMER'e yazıp özür dilediğini ve hatasını telafi etmeye çalıştığını savunmuştur.
Bilindiği gibi ifade özgürlüğü T.C. Anayasasının 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alındığı,
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
a-Müdahalenin kanunlarda öngörülmüş olması gerektiği,
b-Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya birkaçını korumaya yönelik olmasının lazım geldiği,
c-Müdahalenin demokratik toplumun gereklerine uygun olmasının gerektiği,
İfade özgürlüğünün, terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardan olduğu, bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde" yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS'ne uygun hale getirilmesinin amaçlandığı,
Terör ile mücadelenin kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelenin de bir hukuk rejimi olduğu,
Bu teorik bilgiden sonra somut olayımızın değerlendirilmesinde, sanığın kendisine ait kullandığı "......" profilli facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde 16/07/2016 tarihli paylaşımları incelendiğinde, suça konu yazılarda FETO/PYD terör örgütünü ya da örgüt liderinin adı geçtiği herhangi bir ibarenin bulunmadığı, sanığın yaptığı paylaşımların bütünün değerlendirildiğinde 15/07/2016 gecesi yapılan darbeyi de meşru gördüğü, övdüğü, kışkırttığı yolunda bir sonuç çıkarılması mümkün olmadığı, sanığın anılan darbeye yönelik gerçekle bağdaşmayan subjektif yorumlar yaparak darbenin yapılış tarzı itibariyle bir senaryo olduğu yolunda görüşler paylaştığı anlaşılıp, bu nedenle sanık hakkında terör örgütü propagandası suçunun unsurları oluşmadığı halde yerel mahkemece mahkumiyet hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yerel Mahkemenin kabulüne göre de, sanığın eylemi sabit kabul edildiği takdirde eylemin facebook sosyal paylaşım sitesinde basın yayın yoluyla işlenmesi karşısında cezanın 3713 Sayılı Yasanın 2. maddesinin 2. cümlesi gereğince arttırılması gerekmektedir.
Tüm anlatımlar karşısında yerel mahkemece yanılgılı olarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olması nedeniyle dairemizce CMK.nun 281/1. Maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarihli, 2016/287-224 E.K. sayılı mahkumiyet kararı kaldırılarak sanık ......'ın unsurları oluşmayan propaganda suçundan aşağıdaki şekilde beraatine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
Sanık ...... müdafiilerinin istinaf isteminin kabulü ile Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarih, 2016/287 Esas ve 2016/224 Karar sayılı sanığın 3713 sayılı yasanın 7/2. maddesi ile TCK.nun 62/1, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
Sanık ......'ın unsurları oluşmayan terör örgütü propagandası suçundan CMK.nun 223/2-a. Maddesi uyarınca BERAATİNE,
Sanık ......'ın, CMK.nun 141/2. maddesi uyarınca gözetimde ve tutuklulukta kaldığı günler yönünden tazminat hakkı bulunduğunun sanığa bildirilmesine, (bildirildi)
Sanık yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden tarifesine göre hesaplanmış 990 TL. ücreti vekaletin hazineden alınıp, sanığa verilmesine.
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına.
Sanıık ...... ve müdafii Av. ......'ın yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ...... (….)'ün huzuru ile talebe uygun CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca kararın tefhiminden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suretiyle ya da dairemize ulaşacak şekilde yerel mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle yargıtaya temyiz yolu açık, süresinde temyiz edilmediği takdirde kesinleşeceği ihtaratıyla oy birliği ile verilen karar açıkça okunarak usulen tefhim kılındı. 22.02.2017 (¤¤)