Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 08/11/2017 tarih ve 2017/3560 Esas 2017/951 nolu iddianamesiyle; Sanık ..... hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan 3713 sayılı yasanın 7, 5. maddeleri ile TCK'nın 314/2, 53, 54, 55, 58, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda 22.02.2018 tarih 2017/727 esas 2018/112 karar sayılı hüküm ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMY'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, bu karara karşı o yer C. Savcısı tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık Yerel Mahkemede alınan savunmasında:
Başkan: İddianame geldi mi?
Sanık: Evet hakim bey.
Başkan: Okudunuz mu iddianameyi?
Sanık: Okudum.
Başkan: Hakkınızdaki suçlamayı biliyorsunuz.
Sanık: Evet.
Başkan: FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olma iddiası ve suçlaması var. Bu kapsamda örgüte müzahir olan ..... isimli dernek üyeliğiniz var. Fethullah'ın derneklerindenmiş bu dernek iddia öyle. Yine haklarında soruşturma bulunan kişilerle birlikte 2014 yılının Haziran ve Ocak aylarında yurtdışı çıkışlarınız gezileriniz var, örgüt hiyerarşisi ve örgüt ideoljisinin aşılanması yardım toplanması amaçları doğrultusunda iddia bu yönde. Yine örgüt elebaşının talimatından sonra örgütün finansal kuruluşu olan Bank .....'ya talimattan sonra 81.954 TL gibi yüklü bir miktarda para yatırdığınız ve örgütün bankasına sahip çıktığınız iddiası var. 2014-2015, 2014-2016 ve 2014-2016 yılları arasında çocuklarınız bu örgüte müzahir olan okullarda da eğitim aldıkları iddiaları var ......
Sanık: Başlayayım mı hakim bey?
Başkan: Dinliyoruz.
Sanık: Yazılı savunmamı ayrıntılı bir şekilde sundum.
Başkan: Yazılı savunmanızı sundunuz.
Sanık: Evet. Kısa kısa diğer savunmaları bildirmek istiyorum.
Başkan: Buyurun dinliyoruz.
Sanık: Dernekten başlamak istiyorum izin verirseniz. 2000'li yıllardan beri aynı mahallede serbest eczacılık yapıyorum. Mahalle eczacısı olduğum için insanlarla ilişkilerimiz birebir olunca her türlü kesimden zaman zaman davetler aldım. Adı geçen örgütün, Süleymancıların, Müftülük çalışanların, ..... Partisinin programlarına bizzat katıldım. 2003 yılından sonra bu örgütün düzenlemiş olduğu Eskişehir ve Konya gezilerine davet edildim. Gezi dönüşlerinde bana hem gezi hem yardımlaşma amaçlı dernek kuracaklarını, eğer üye olursam da yaptıkları faaliyetlerinden gezilerden daha öncelikte haberdar olacağım söylendi. Yanlış hatırlamıyorsam 2006 yıllarında da bayanlara yönelik umre ziyareti düzenlemişler. Ben de gitmek istediğim için pasaportumu verdim, eczaneme mesul müdür ayarladım, her işlerimi yaptıktan sonra telefon açtılar kontenjanımız doldu sizi götüremeyeceğiz dediler. Ben de tabi buna tepki gösterdim, şimdi o gezinin özel bir zamanda olması ve katılımcıların kısıtlı olmasından dolayı anladığım kadarıyla benim yerine farklı bir kişi ayarlanmıştı ve bana haber vermekte geç kalmışlardı. Döndüklerinde beni ekarte ettiklerinin, benim yerime farklı kişilerin götürüldüğünün farkında olduğumu söylediğimde bana mantıklı bir açıklama yapamadılar, çünkü o zaman o dernek üyelerinin genel bir özelliği de kurucuların ve genel gördüğüm intiba eşleri zengin fabrikatör Afyon'un elit kesiminden oluşuyordu. Tabi benim gibi Afyon'lu olmayan çevre edinmemiş bir kişi sanırım çok cazip görülmüyordu.
Başkan: Yani bu dernek bu Fethullah'ın kurdurttuğu bir dernek miydi? ..... derneği?
Sanık: Şimdi hakim bey inanın oradaki gezideki katılımcalara baktığımızda bakımlı, böyle modern bayanlardı, hiç bir böyle dini grup algısı hayatta oluşmadı, çünkü öyle bir kesim aman efendim namaz kılalım dini sohbet yapalım biz şöyle yapalım öyle bir hava yoktu. Daha sonra işte dediğim gibi bu bayanlar arasında üniversite mezunu yok denecek kadar azdı. Belli ki benim eczacı kimliğim gezme ve çevre edinme merakımdan dolayı bu derneğe üye yapılmak istenmiştim. Bundan dolayı güven duygumu kaybettiğim için aralarında da bulunmak istemediğimden irtibatımı kestim. Bir de aynı süreçte SSK'lı hastalar serbest eczanelerden ilaç almaya başladılar, benim bir anda iş yoğunluğum arttı. Sorunlu hamilelik ve doğum sürecimden dolayı ne bu örgütün ne de diğer kesimlerin bir de Kent Konsey Kadınlar Meclisindeydim ona da katılamadım, yani ara vermiş oldum yani o kısımlara, daha sonra 2015 yılında bu derneğe soruşturma başlatılmış, soruşturma esnasında 2013 yılında kapandığını ..... adı altında farklı bir dernek açtıklarını öğrendim. Soruşturmayı yürüten Savcı bey ben dahil oradaki dernek üyelerinin hepsini çağırdı tek tek dinledi, bizleri de birbirimize sormuş. Ben uzun yıllar aralarında bulunmadığım için beni hatırlayan çıkmamış. Ben de 2016'dan sonra gitmediğim için faaliyetlerinden de haberdar değildim. Savcı bey çok geniş çaplı araştırma yapılacağını söyledi.
Başkan: Dernek üyeliği bu.
Sanık: Evet. 16 Şubat 2016 tarihinde de hakkımda takipsizlik kararı verildi.
Başkan: Yurt dışı çıkışlarınız?
Sanık: Evet söyleyeyim hakim bey. İstanbul, Edirne, Makedonya'yı içeren yurtdışı çıkışım eşimin avukat arkadaşı olan .....'ın eşi de Milli Eğitim personeli, geziyi düzenleyen şu anda işte ..... Orta Okulu Müdürü olan .....'nun düzenlediği gezinin tamamı otobüs yolcuğundan ibaret olduğu için ..... bey de eşimin uçak fobisi olduğunu biliyordu davet etmiş, katılımcılar da hep eşlik ettiği için bana dedi işte böyle bir gezi var katılır mısın diye.
Başkan: Katılımcıların neredeyse tamamına yakını hakkında FETÖ soruşturması var.
Sanık: Hakim bey ben Milli Eğitim çalışanları diye biliyorum oradakileri, hani gördüğüm hep böyle okuldan öğretmenler konuşuldu, ben orada kimlerin olduğunu bilmiyorum.
Başkan: Zaten bu örgütün rezervi öğretmenler.
Sanık: Şimdi yani içeriğini çok bilmiyorum çünkü neden eşim bana dedi ki böyle böyle otobüsle gezi var.
Başkan: Peki 2014'ün Ocak ayındaki yurt dışı?
Sanık: Onu da söyleyeyim hakim bey. Şimdi o gezinin özelliği 45 yaş altı, şimdi şöyle söyleyeyim Diyanet İşleri Şubat tatilinde ve yaz aylarında öğrenci, öğretmen, velilere yönelik umre turları düzenliyor. Bunun da özelliği 45 yaş altı bayanları yanlarında mahremleri olmadan ziyaretlerini yapıp görevlerini yerine getirmesi. Eşim de bana uçakla eşlik edemeyeceği için ben Diyanet İşlerine kendim başvurdum, ücretini Diyanet İşleri Başkanlığına yatırdım ve bizi orada Diyanet görevlileri karşıladı, otele yerleştirdi, gezdirdi.
Başkan: Umre gezisi mi?
Sanık: Evet hakim bey, oradaki iddianamedeki isimlerden iki kişiyi pardon bir kişi .....'nu basından bir de oturduğumuz sitenin mimarı olduğunu biliyorum, bir de gezideyken tanıdığım işte Kent Konsey Kadınlar Meclisindeyken bildiğim şu anda ..... Başkan Yardımcısı ..... hanımefendi vardı, beraber otobüste yolculuk yaptık, aynı otelde kaldık, ne yolcuk esnasında ne de orada bu örgütün propagandasıyla ben karşılaşmadım.
Başkan: .....'i hiç duymadınız mı?
Sanık: Hiç duymadım. Çok geniş bir.
Başkan: ..... FETÖ soruşturması bulunan hakkında mahrem imamı olduğu iddia olunan kişi.
Sanık: Hakim bey iddiaları ilk defa duydum.
Başkan: ....., ..... bunların hepsi ..... emniyet imamlarından olduğu iddia edilen kişiler bunlar.
Sanık: Hakim bey çok geniş bir katılım kitlesi vardı, yani grup gruptu, otobüsler vardı.
Başkan: Bize etkin pişmanlık bulunanlar şunu ifade ettiler, umre gezisi de Makedonya gezisi de Bosna Hersek gezisi de Kıbrıs gezisi de Suriye gezisi de Gürcistan gezisi de tamamı örgütün düzenlediği ve bağlılığı oradaki örgütün yapmış olduğu faaliyetleri gösterme amaçlı olarak yapılan gezilerdir. Bakın ben size kaç tane gezi sordum.
Sanık: Örgüte karşı bir insanım, hep mücadele ettim hakim bey.
Başkan: Peki örgüte karşı olan bir insansınız, Bank ..... 16/12/2014 tarihinden sonra 81.954 lira gibi yüklü miktarda para yatırdığınız iddiası var.
Sanık: Anlatayım hakim bey onu da. Benim bu bankayla ticari olarak çalışmam 2005 yılında banka kapasına kadar devam etmiştir. Biz eczacıların Sosyal Güvenlik Kurumundan alacakları reçete bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı bankalardan bizim tercih ettiğimiz banka hesabına yatmaktadır. Benim tercihimle de SSK alacaklarının ..... Bankasında Haziran 2011 yılına kadar ..... Bankasındaki hesabıma yatmıştır. O dönemde ..... Bankası temsilcimiz senet tarihlerini hatırlatmaması üzerine 2 tane senedim arkası yazılıp protesto oldu ve aynı zamanda ..... Bankasının SGK alacaklarımızı aynı gün yatırmaması bekletmesi kesinti yapmaları EFT ücreti almalarından dolayı o dönemde SGK ile anlaşmaları olan Bank ..... çalışanlarının iş yeri ziyaretlerinde bize kesinti yapmayacağız, EFT ücreti almayacağız vaat etmelerinden dolayı da Ağustos 2013 yılına kadar Bank .....'daki hesabıma yatmıştır, ta ki 2013 yılında devlet yetkilileriyle bu örgüt üyeleri arasında sıkıntılar yaşanmaya başlayınca daha bankayla ilgili olumsuz söylemler yokken tarafımı belli atmak adına böyle olması gerektiğini düşündüğüm için kuruma dilekçe verdim. 30 Eylül 2013 tarihinden sonra tüm kurum alacaklarımın tekrar ..... Bankasına yatmasını sağladım. Çünkü her ay toplu olarak.
Başkan: Katılım hesabınızı anlatın bize ......
Sanık: Şimdi anlatacağım geleceğim hakim bey. Ben bu parayı diğer bankaya aldırırken hem çevremi hem de meslektaşlarıma örnek olmak istedim. 2012 yılında kredi çekmem gerekti, 1.150.000 TL'lik kredimi Türkiye .....tan kullandım, ikinci kredimi de .....'ten kullandım. Bir tane işyerimde kullandığım ticari kredi kartı var, o da ..... Bankasından. Yani kısacası meslek hayatımda ticaret hayatım boyuncu yaptığım banka seçimlerim kendi çıkarım ve menfaatlerime göre belirledim. O dönemde örgüt içerisinde olan eşim 2014'ün ortalarından sonra sebebine anlam veremediğim şekilde bankalardaki hesaplarımı Bank .....'daki mevduatımı sorgulamaya başladı. Ben de Bank .....'da da Türkiye .....'ta da .....'te de paralarımız olduğunu söyleyerek geçiştirmeye çalıştım. Ancak ilerleyen zaman içerisinde bu sorgulama Bank .....'daki paramı arttırma talebine dönünce ben de yaptığım değişiklikleri anlatmak durumunda kaldım, çünkü haberi yoktu. 2013'ün sonundan sonra dedim kurum alacaklarımı ben ..... Bankasına aktardım, artık gerekmedikçe Bank .....'da para bulundurmuyorum, aktif olarak da ..... Bankasında ve Türkiye .....la çalışıyorum dedim.
Başkan: ..... tekrar soruyorum. Bize bankacılık hesaplarınızı anlatmayın. İddia şu katılım hesabı açtığınız iddiası var. Çevirip eşinizin sizi zorla Bank .....'ya katılım hesabı açtırdığına mı getirmeye çalışıyorsunuz eşinizin?
Sanık: Evet.
Başkan: Niye dolanıyorsunuz sağda solda, ben sizin ne diyeceğinizi daha hesap başlarken anladım. Neyi anlatın o zaman, onu söyleyin.
Sanık: Bir tane değil iki tane değil üç tane vardı bu tür şeyler. Kira gelirlerim ..... Bankasına yatıyordu oraya yatır dedi kabul etmedim, araba satışımız oldu onun nakit satışını satıcıya dedi ki.
Başkan: Bu para nereden gelen bir para ..... hanım? Birikimleriniz mi bu para?
Sanık: O zaman şöyle söyleyeyim, benim bayramda günlerdi bayramdı bu durum aile sıkıntısı çok ciddi olmaya başlamıştı artık bize, ev içerisine de yansıdı. Ben dedim ki karışmıyorum artık istediğini yap dedim. Benim hesaplarımı Bank .....'ya EFT yaptı, ben de onun haberi olmadan Ocak ayı içerisinde tekrar Türkiye .....a gönderdim. Yani hesaplarımdan Bank ..... benim katılımdaki hesabımdan gönderdi. Ben bütün paralarımı Türkiye .....ta değerlendiriyordum, orada tutuyordum, hatta dosyaya sizlere de sordum 650.000 TL'lik o dönemde katılım hesabım vardı, onlardan bir tanesi iki tanesine hakim bey iki tane, iki tane EFT yapmış, evet bayram zamanıydı iki tane EFT yapmış, ben de onları haberi olmadan Ocak ayı içerisinde tekrar Türkiye .....a gönderdim.
Başkan: Yani siz birbirinizden habersiz o bir bankaya yatırıyor siz tekrar başka bankaya mı aktarıyorsunuz. Neyi anlatıyorsunuz siz?
Sanık: Hakim bey eşim yani ben onu cemaat içerisinde olduğunu biliyorum, bile bile tabi bir şeyler saklıyorum, karşıyım, mücadele ediyorum, evimizin huzuru kaçıyor, hatta bana ikram bile yaptırmıyordu, hiç yani servis bile yaptırmıyordu, 17/25'den sonra eve gelmiyorlardı belki ama, bir de artı onun yaptığı faaliyeti bankayı.
Başkan: Katılım hesabının oluş şeklini anlatın. Bu parayı kim yatırdı?
Sanık: EFT yaptı eşim. Bilgisayarda benim aynı bulunduğumuz ortamda zaten bayramdı.
Başkan: Sizin onayınız olmadan mı yaptı?
Sanık: Evet, çünkü ben artık hakim bey dayanamaz noktaya geldim.
Başkan: Haberiniz yok muydu?
Sanık: Hayır haberim yok derken EFT yaparken haberim vardı ama o bankayı sahiplenme duygusuyla yaptığını düşündüm, ben altında başka bir gerekçe aramadım. Çünkü ben onların içerisinde olan işlemlerini bilen bir insan değilim ki kendisi de çok iyi biliyor, eğer zaten ben bunu hissetmiş olsaydım asla buna izin vermezdim kendisi de çok iyi biliyor.
Başkan: Nereden EFT yaptı?
Sanık: Türkiye Finanstan.
Başkan: Türkiye ......
Sanık: Çünkü bakın hakim bey benim bütün katılımların Türkiye .....taydı.
Başkan: Peki anladık ....., çocuklarınız okul durumu?
Sanık: Eşimin ve çocuklarımın isteği yönünde gerçekleşti, indirim sınavlarına girdiler, yüksek oranda indirim kazandılar, arkasından eşim teşvik için başvurmuş çıktı o da bahane gösterdi tabi ki, evimize işyerimize yakın olmasından dolayı bu okullara devam ettiler. Yani dediğim gibi zaten eşim bu örgütün içerisinde olan bir insandı, benim hayatım hep mücadeleyle geçti.
Üye Hakim: Eşiniz kim sizin, ne görev yapar?
Sanık: Avukat ......
Başkan: ..... hanım, Cumhuriyet Savcısı silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı cezalandırılmanı, hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünde görüş beyan ediyor, biraz önceki savunmalarınıza eklemek istediğiniz bir husus, son savunmalarınız?
Sanık: Benim bu terör örgütüyle hiç bir şekilde iltisakım irtibatım söz konusu olmamıştır. Sohbetlerine gidip görev ve sorumluluğum olmadı. Hiç bir zaman eczanemde bir kişiye dahi bu örgütün propagandasını yapmadım. Maddi manevi destek sağlama çabasına dahi girmedim. Eşimin yargılandığı sürece Savcı beyin izniyle .....1 müdürümüz eşimle görüşmeme müsaade etti, elimden kaldığı kadarıyla bu örgüt hakkında bildiği ne varsa her şeyi anlatması hususunda ikna etmeye çalıştım, hatta Avukat hanımla gece 12:00'ye kadar TEM Şube'de bekledim, gözümle görüp emin olmak istedim, 19 yıllık meslek hayatım boyunca onurum ve şerefimle çalıştım, 4 yıl haysiyet divanında 2 yıl aktif yönetim kurulunda bulundum, sempati dahi duymadım ancak eşimden dolayı ismimin buralarda zikredilmesiyle çok severek yaptığım mesleğimi kaybetmekle karşı karşıyayım, siz değerli mahkeme heyetinden mağduriyetimin giderilmesi adına beraatimi talep ediyorum, yüce Türk adaletine güveniyorum.
Başkan: Son sözünüz ....., karar vereceğiz.
Sanık: Hakim bey benim bütün hayatım Afyon'a geldikten sonra bu örgütle mücadeleyle geçti ev içerisinde, eşim de bana müdahil olmadı, saygı gösterdi, ben de ona gösterdim, sempati dahi duymadığım bir örgüt için ceza almak istemiyorum, yine de yüce Türk adaletine güveniyorum, takdir sizin." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanığın Dairemizce savunması SEGBİS ile alınmış olup buna ilişkin CD dosya içerisinde bulunmaktadır.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Arama tutanakları,
3-Araştırma Tutanağı,
4-Araştırma ve İnceleme Raporları,
5-SGK kayıtları,
6-Bank ..... hesap hareketleri,
7-Bylock Sorgu Tutanağı,
8-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
9-Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
AFYONKARAHİSAR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda 22.02.2018 tarih 2017/727 esas 2018/112 karar sayılı hüküm ile; "Sanık ..... 'nın üzerine atılı müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMY'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
O yer C. Savcısı: "Sanık hakkında Fetö PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası sonucunda yapılan yargılamada sanığın beraatine karar verildiği,
Sanık hakkındaki iddiaların özetle; örgüte müzahir olduğu tespit edilmiş olan derneğe üye olma ve üyeliğini devam ettirme, örgüt üyeleri ile birlikte iki kez yurt dışı seyahatine çıkma, çoklarını örgüte ait okula gönderme ve örgüte ait bankaya talimat sonrası para yatırma şeklinde olduğu,
Sanığın savunmasında eşinin örgüt üyeleri ile birlikte hareket ettiğini, çocuklarını örgüte ait okula eşinin kararı sonucunda gönderdiğini, örgüte ait bankaya parayı da eşinin yatırdığını belirttiği, dernek üyeliği ile örgüt üyeleri ile birlikte yurt dışına çıkma eylemine ise bir açıklık getiremediği,
Mahkemece dinlenen ve sanığın eşi olan tanığın beyanlarında ise eşini doğruladığı,
Mahkemece sanığın savunması, sanığın savunmasını doğrulayan ve eşi olan tanığın beyanları ile sanığın örgüt üyelerinin diğer eylemlerini gerçekleştirdiği yönde delil bulunmadığı hususları nazara alınarak sanığın beraatine karar verildiği,
Sanığın dernek üyeliği ile yurt dışı seyahatlerine açıklama getirememiş olması ve bu eylemlerini haklarında ayrıca soruşturma ve kovuşturma yapılan şüpheli ve sanıklar ile gerçekleştirmiş olması, bu eylemleri başlı başına örgüt üyeliği için yeterli görülmese de; bunun dışında örgüte ait bankaya talimat ile para yatırması ile çocuklarını örgüte ait okula göndermesi, hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyeliğinin kabulü için yeterli olduğu, sanığın eşi olan tanığın sanığı suçlamadan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibarla, sanığın beraatine karar verilmesinin yerinde olmadığı," yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak kararının bozulmasını talep etmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 06/11/2018 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında;"Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 tarih 2017/727 (E) ve 2018/112 (K) sayılı kararı ile sanık ..... 'nın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, suçundan verilen beraat hükmünün o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine kararı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince CMK'nun 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek duruşma açılmış olmakla;
Öncelikle dosya içeriğinin sanık .....'in eşi .....'nın da yasa dışı FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Afyonkarahisar'da yargılanarak ceza aldığı anlaşıldığından, .....'nın cezalandırılmasına karar verilen dosyanın bir örneğinin dosyamız arasına intikali istenilmiş ise de; dairenizce istemin reddine karar verildiği, dosyanın bu hali ile değerlendirilmesinde;
Sanığın örgüte müzahir derneklere üye olması ,çocuklarını silahlı terör örgütü tarafından yönetilen okullarda okutması, Afyonkarahisar İl İmamı olan " salih " kod isimli şahsın eşi ile irtibatının olması, haklarında ayrıca yasa dışı silahlı terör örgütü üyeliğinden kovuşturma ve soruşturma yapılan bir kısım şahıslar ile yurt dışına seyahatlerde bulunması,2013 yılı aralık ayında FETÖ /PDY silahlı terör örgütü lideri Fettullah GÜLEN tarafından örgüt üyelerine Bank .....'da hesap açtırması ve hesaba para yatırılması talimatı üzerine 16/12/2014 tarihinde 81.954.06 TL. parayı 34 günlük katılım hesabına yatırdığı, hususları göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen deliller sanığın örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olduğuna ilişkin yeterli kanaat oluşturmasa da, yukarıda belirtilen delillerden sanığın örgüt içerisindeki heyararşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğine kuşku bulunmadığından ve eylemin Bank .....'ya yüklü bir miktarda para yatırması ve katılım hesabı açtırması sebebiyle sabit bulunduğundan, sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 220/7 maddeleri, 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddesi, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Sanık ..... hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan 3713 sayılı yasanın 7, 5. maddeleri ile TCK'nın 314/2, 53, 54, 55, 58, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmış,
Sanık ..... 'nın üzerine atılı müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMY'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş,
O yer C. Savcısı tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması ve diğer eksikliklerin değerlendirilmesi için 5271 Sayılı Kanunun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sy. kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek somut olay gözetildiğinde;
Yerel Mahkemece: sanığın örgüte müzahir ..... derneğine üye olduğu, 22.06.2014 tarihinde ve 25.01.2014 tarihinde hakkında FETÖ/PDY soruşturması bulunan kişilerle birlikte yurtdışı çıkış yaptığı, 16.12.2014 tarihinde Bank .....' ya katılım hesabı açtırdığı, çocuklarının müzahir okulda okuduğu hususlarında iddiaların bulunduğu anlaşılmış ise de; tanık olarak ifadesine başvurulan hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza verilerek etkin pişmanlık kapsamında ifadeler vermesi ve örgütle bağını ikrar etmesi karşısında hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanan sanığın eşi .....'nın alınan beyanlarında "sanığın Bank ..... hesabına ne şekilde bu paranın yatırıldığına ve sanığın istek ve iradesi dışında parayı kendisinin yatırdığına dair"ayrıntılı beyanlarda bulunduğu, yine çocuklarını da kendi iradesi ve tercihi ile örgüte müzahir okullara gönderdiğini beyan ettiği gibi yurt dışı gezisinin örgütle ilgisi olmadığını ayrıntılı olarak dosyada beyan ettiği, bu suretle sanık ile tutarlı beyanlarda bulunduğu, sanığın atılı suçu kabul etmediği, sanık ile tanığın eş olduğu da düşünüldüğünde para, çocuklar, seyahatler v.s gibi konularda bir eşin yaptığı tasarruftan her iki eşin sorumlu tutulmasının uygun olmayacağı, nitekim tanığın açık şekilde beyanlarının bulunduğu ve zaten tanığın 2017/8 esas sayılı dosyada aynı suçtan ceza aldığı ve o dosyada da samimi olarak ikrarlarda bulunduğu, yine sanığın bu örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşmek amacıyla kullandıkları ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullandığına dair bir tespitin bulunmadığı da dikkate alındığında, sanığın savunmasının aksine örgüt talimatı ile hareket ettiğine ve bu tasarruflarda kendi iradesi ile bulunduğuna dair delil yeterli elde edilemediği Mahkemece dosya içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemin oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde tespit edilip suç niteliğinin tayin edildiği, verilen hükkmün usul ve yasaya uygun olduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
SEGBİS kayıtlarının tutanağa geçirilerek dosya içerisine alınmasına,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/2-b. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne aykırı olarak C.Savcısı ..... (.....) ile sanık ve müdafinin yüzüne karşı tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2018 (¤¤)