Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2017 tarih ve 2017/429 Esas 2017/97 nolu iddianamesiyle; Sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası ile TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63, 55/1. maddeleri ile 3713 sayılı yasanın 7/1, 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 sayılı Yasanın 3/1, TCK 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, TCK 53, 58/9 maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/77 esas 2017/115 karar sayılı kararına karşı istinaf isteminin esastan reddine dair Dairemizin 28/09/2017 tarih 2017/1946 esas 2017/2077 karar sayılı ilamı temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 29/05/2018 tarih 2018/414 esas 2018/1708 karar sayılı ilamı ile "... Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK'nın 101/3. maddesi gereğince tutuklamaya sevk edilen ve tutuklu olarak yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi gereğince resen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hâl nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çekişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle, yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri ile CMK'nın 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/16 - 956 Esas 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek; Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın Bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti halinde, Bylock kullanıcısı olduğuna dair delinin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgelere dayanılarak, ayrıca yine dosya içerisine istinaf aşamasından sonra gelen aramada ele geçen dijital materyallere ait inceleme raporları tartışılıp değerlendirilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı," gerekçesiyle hükmün CMK 302/2 maddesince bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmuş, yeniden yapılan yargılamada;
SAVUNMA:
Sanık .... Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan savunmasında:
Başkan: Hakkında silahlı terör örgütü suçlaması ile dava açıldı. Bu kapsamda örgütün Dinar'da ki bir çok eğitim kurumu ve yurtların bağlı bulunduğu .... isimli şirketin ve altında bulunan örgüte müzahir diğer dershanedir, yurttur, kolejdir onların mali müşavirliğini yaptığın iddiası var. Ayrıca örgüt elebaşının finansal kuruluşu olan Bank ....'ya sahip çıkılması talimatından sonra Bank ....'ya para yatırdığın ve örgüte destek olduğun iddiası var. .... Otelde yapılan otel toplantısına katıldığın iddiası var. Ayrıca .... sana ait bir telefon mu?
Sanık: Bana ait.
Başkan: Bu telefondan örgütün kendi içerisinde haberleşme programı olan kriptolu haberleşme programı olan bylock programını kullandığın iddiaları var. Yine çocuklarının örgütün eğitim ayağını oluşturan okullarda eğitim gördüğü iddiası var. .... derneğine bağış yaptığın örgüte müzahir olan, yine dosya kapsamında ETS kayıtlarından yapılan analizler sonucu senin Isparta il imamı olan .... ile irtibatlı olduğuna dair iddialar var. Seni dinliyoruz savunman nedir?
Sanık: Tanık ifadeleri de vardı onlara cevap ben hazırlamıştım ben ama herhalde onlar sonra mı?
Başkan: Benim saydığım iddialardan başlayabilirsin.
Sanık: Efendim bu şirketlerin evet işini yaptım mali müşavirliğini bu şirketleri ben terör örgütünün şirketi olarak bilmedim, muhatap olmadım yani o şekilde bilmiyordum 15 Temmuza kadar bunları açıkçası, dolayısıyla bu şirketlerin hepsi o an için normal ticaret sicile kayıtlı Maliye Bakanlığı, Çalışma Bakanlığının onayları ile son ana kadar 15 Temmuza kadar da muhatap alınmış şirketlerdi hepsi normalde ve bu şirketlerinin mali müşaviri de olmak zorundadır hani bu şirketler kendi işlerini kendileri yapamazlar bir mali müşavir ile anlaşmak zorundalar normal şartlarda, eğer ben zaten yapmasam bir başka mali müşavir meslektaşım yapmak zorundaydılar. Dolayısıyla ben hani biraz çocuklarımında onunla geçim kaynağı adına oradan belirli bir gelirim vardı onlardan aldığım o gelir kapsamında hani kaybetmem adına o şirketin işini yapmaya devam ettim, hani yaptım ama dediğim gibi böyle bir örgüte ait olduğunu o an için bilgim malumatım olmadan o işi yapmış oldum yani.
Başkan: Peki Bank .... ile ilgili olan?
Sanık: Bank ....' da daha önce çocuklarım ile alakalı okul taksitleri ödemeleri vardı son ana kadarda kızım İstanbul'da okuyordu o okulda bunun kızım hakkında okul taksitlerini o banka üzerinden tahsilatlarını yaptılar dolayısıyla bende o banka üzerinden işlemleri mecburen açıkçası hani yaptık diğer türlü işlem yapamıyorduk, fakat orada rakamlarda yüksek rakamlar gibi bir şey var, hani orada rutin işlemlerim dışında bankada hani beni ekstra bir işlemim olmadı hani düzenli şekilde çocuklarımın okul taksitleri, işte kredi kartı, havaleler gibi işlemlerin dışında rutinin dışında bir işlemim Bank ....' da olmamıştır efendim. Yani onunla alakalı bir şey yok orada dokuz yüz beş bin liralık bir rakam var iddianamede hani o rakamda zannediyorum işlem hacmi olarak alınmış bir rakam hani yatırılan çekilen havaleler her türlü işlemin toplanmış hali sanki hani o kadarlık bir rakam yatırılmış gibi bir durum gibi anlaşılabilir ama öyle bir durum yok hani, ortalama aylık beş, altı bin liralık bir rakam zannediyorum.
Başkan: Otel toplantısı ile ilgili?
Sanık: Eşref bey benim arkadaşım olur kendisi … Kolejinin muhasebecisi yanı zamanda onunla öyle bir iki günlük tatil amaçlı orada bir kalmışlığımız var. Toplantı anlamında bir durum değil
Başkan: Peki bylock kullandığın iddiası var?
Sanık: Bylock ile alakalı ben böyle bir program kullanmadım onu reddediyorum açıkçası hani bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum onunla alakalı, yani tekrar değerlendirilmesini talep ediyorum, gerekirse kiminle ne konuşmuşum içeriklerini talep ediyorum.
Başkan: Çocukların eğitim görmüş?
Sanık: Çocuklarım aynı şekilde bunların örgüte ait olduğunu şirketten az önce bahsetmiştim ..... ile alakalı örgüte ait olduğuna dair 15 Temmuza kadar bir bilgimiz olmadı, bununla alakalı kamunun hani böyle bir açıklaması da olmadı bunu Milli Eğitim Müdürlükleri malum, Maliye Bakanlığı yani her türlü müdürlükler o vakte kadar bunu muhatap aldılar yani kabul ettiler, diplomalarını verdiler açıkçası okullar diplomalar ile bu çocuklar gidip Üniversitelere kayıtlarını yaptırdılar hani bu okulların devletimiz tanıdı bu okulları son ana kadar, o noktada hani bizim malumatımız olmadı, bununla alakalı açıklamada yapılmadı, o bakımdan devam etti kızım 2015 mezunu, oğlum ortaokuldan 2016 mezunu, son seneleriydi zaten hani sınavları olumsuz etkilememesi adına devam etti mezun oldular oradan açıkçası son iki üç yılı da o şekilde.
Başkan: ....'u tanıyor musun?
Sanık: ....'u tanıyorum ben kendisinin ..... okullarının genel müdürü olarak tanıyorum normalde, bende şirketin mali müşaviri olduğumdan
Başkan: Kendisi Isparta'nın il imamı olarak.
Sanık: Ben o vasfını bilmiyorum efendim, ben zaten okula dediğim gibi hani ayda bir ben bu şirketlere gidiyorum, ilçede ki şirkette aynı şekilde, bu şirketlerin işlerini ben orada muhasebeci arkadaşlar vardı şirketlerin bünyesinde mevcut çalışan arkadaşlar var onları eliyle yerinde ben takibini yapıyordum bu şirketlerin ben müşavir olarak gidip ayda bir defa şirketin işlemlerini muhasebe düzeni açısından toparlayıp işte Maliye bildirimler, Sgk bildirimleri o işlemleri hani yaptık.
Başkan: Telefonda da bu şirket için mi konuşuyor dunuz?
Sanık: Tabi aynı şekilde yani bir numaram var benim uzun yıllardır aynı numarayı kullanıyorum açıkçası numaramı hiç değiştirmedim. Yani o şahsı da oradan dolayı bana bir şey danışmak üzere veya ben ona hani bir şey danışmak üzere aramış konuşmuş olabilir yani şu an ne görüştüğümüzü hatırlamıyorum.
Başkan: Eklemek istediğin başka bir husus var mı savunmana?
Sanık: Yani ben efendim 8 aydır tutukluğum eşim çalışmıyor şu anda eğer onu şu anda arz edebiliyorsam müsaadeniz varsa hani kızım tıp fakültesinde ücretli okuyor normalde şu anda oğlum lise birde yeni doğan 7 aylık bir kızım var şu anda hani çalışmıyor bir kaynak gelir durumumuz yok, hani şu an deliller toplanmış durumda diye düşünüyorum davam açıldığına göre açıkçası kızım çocuklarımın okulları Isparta merkezde onlar okuyorlar okul durumları mevcut orada ikametim orada belli hani tahliyemi talep ediyorum kısaca herhalde.
Başkan: .... Cumhuriyet Savcısı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı eylemine sabit görerek cezalandırman yönünde görüş beyan etti. Görüşe karşı süre istiyorsun.
Sanık: Evet efendim. Süre talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık: Yazılı savunma göndermiştim ama ulaştı mı?
Başkan: Celse arasında cezaevi kanalı ile gönderdiğin savunma burada onu okuduk onun haricinde
Sanık: Onun dışında ekleyecek çok bir şey yok açıkçası orada savunduğum aktardığım
Başkan: Hani zabta geçmesi anlamında kısaca
Sanık: Aktaracağım şeyler var. Yani ben bu suçlandığım şeyler şirketlerin bazı söz konusu şirketlerin mali müşavirliği konusu orada da ifade ettiğim gibi tekrar ifade etmek isterim belki. Bu şirketler 15 Temmuza kadar 667 sayılı kararname ile kapatılan şirketler, o vakte kadar Maliyede, SSK da hani her türlü kurumlarda kayıtlı şirketlerdi bunlar. Bir mali müşaviri de olmak zorundaydı hani bunların. Ben yapmasam bir başka meslektaşım bu işi açıkçası yapacaktı yani hani mecburiyet çünkü, normal teknik anlamda bunu şirketlerin yetkililerinin kendisinin yapması mümkün değildi. Bank .... ile alakalı mevzu var zannediyorum, Bank .... da yine izah ettiğim şekli ile çocuklarımın okul parası anlamında yatırdığım şeyler. Birikinti anlamında orada bir param zaten hiç olmadı. Para yattı ve çekildi aynı gün borca mukabil açıkçası hani. Onun dışında zorunlu olarak kullandığım bir şey, hani okulun sözleşmesi gereği kullandığım bir durumdu orası da. Yani diğer otel ile alakalı bir şey var oda arkadaşım ile kaldığım bir dinlenme amaçlı ve sağlık amaçlı, termal otelde kaldığımı bir programdı hani kendi adıma.
Başkan: Bylock kabul etmediğini.
Sanık: Bylock ile alakalı hayır kabul etmiyorum, onunla alakalı yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Hatta dün gazetede bir haber okudum ne kadar çok bilmem ama açıkçası, İMEI numarası ile alakalı bir mevzu haber vardı, 15 haneli olması gerekiyor diye İMEI numarasının hani ben tek 14 haneliymiş o kişinin bu konuda teknik anlamda ben bilemiyorum bakılabilir mi nedir ne değildir kaç hanelidir bilmiyorum açıkçası konuyu. Orada bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Fettullah Gülen den talimat mevzusu var açıkçası böyle bir talimat mümkün değil. Hani kendisi ile bir görüşmem, konuşmam hani bir irtibat söz konusu olmadı, olamaz, hani tanımıyorum etmiyorum, kendisi ile bir irtibatım mümkün değil. Onun dışında zaten okul vardı çocukların bir okul mevzusu vardı. Yani okulda çocuklarım yani çocuğumun son sınıfıydı zaten hani mezun durumundaydı, son bir iki yılda kalan kısmıydı. Yani mezun oldu bitirdi, sınavından etkilenmesin, arkadaşları hani ortamından etkilenmesinler diye devam ettiler okuldu, mezun oldu çocuklarım, bir üst okula da kaydını yaptırdım çocuğumun onun dışında bir durum söz konusu değil. Hani bir örgüt üyeliği, silahlı örgüt, silahla alakalı ben askerde silahı gördüm açıkçası yani onun dışında silahla bir irtibatım hiç olmadı. Çocuklarıma bile bu mevzuda hep hassas davranmaya çalıştık. Silahlı örgüt meselesi çok ağır bir suçlama kendi adıma böyle bir şey o yüzden hani çok kabul etmiyorum açıkçası onu. Yani ben işimi yapmaya çalıştım. Ekmeğimi kazanmaya çalıştım. Çocukların eğitimi için çalıştım. Bunun dışında bir örgüt, bir silahlı örgüt vs alakalı bir konu söz konusu değil efendim.
Başkan: Son sözün nedir karar vereceğiz.
Sanık: Yani süre alabiliyorsam ben dosyamı buradan
Başkan: artık süre yetirince geçen celsede bu anlamda süre verdik. Savunma için, hem yazılı savunma gönderdin, hem sözlü savunma için süre verdik, artık son sözünü sorduk, bundan sonra karar vereceğiz.
Sanık: Ben devletime karşı bir suç bir şey işlemedim. Gayri hukuku bir işlem yapmadığımı düşünüyorum açıkçası. Yani yaptığım işler devletin kontrolündeki hani şirketler, kurumlarla olan işlemlerdi irtibatlardı onun dışında irtibatım bir şeyim olmadı hani yaptığım faaliyette. Yani biz maliyeye mesela maliye bize şifre verir biz o şifremiz ile işlemleri şeylerini yaparız, hani şirketin işlemlerini, onu bize yetki anlamında Maliye Bakanlığı bu yetkiyi bize vermiş durumdaydı. Onları yaptım. Onun dışında devletin verdiği koyduğu kurallar çerçevesinde iş ve işlemlerini yapmaya çalıştım. Bu güne kadar hiç bir suçum şeyim olmadı, adli sicilimde buna açıkçası hani delildir. Böyle bir üyeliği örgüt üyeliğini açıkçası kabul etmiyorum. Birde hani bir kişinin işlediği eylemi yaptığı sırada suç değilse daha sonra suç sayılmaz diye bir geçen bir avukat arkadaşım açıkçası bir bilgi almış oldum hani, eğer bu suç değil ise o zaman bununla alakalı hani bir işlem bir durum belki olması gerekiyordu hani o zaman için, böyle bir şeyde olmadı. Dolayısıyla hani o gün için ben devletin standartlarında işlemlerinde, şekil ve şartlarında yaptığım iş ve işlemlerdi bunlar açıkçası. Yani böyle üyeliği kabul etmiyorum. " şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ....'ın Dairemizce SEGBİS sistemiyle savunması alınmış olup buna ilişkin CD dosya içerisinde bulunmaktadır.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Arama ve araştırma tutanakları,
3-Araştırma ve inceleme raporları,
4-Bank .... kayıtları,
5-Bylock sorgu tutanağı,
6-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
7-Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 10/10/2018 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; "Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2017 tarih 2017/77 (E) ve 2017/115 (K) sayılı kararı ile sanık .... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan netice itibari ile verilen 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine kararı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28/09/2017 tarih 2017/1946 Esas 2017/2077 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine kararı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 29/05/2018 tarih 2018/414 esas ve 2018/1708 karar sayılı ilamında özetle;
"...Adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle, yukarıda izah edilen mevzuat hükümleri ile CMK'nın 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/16 - 956 Esas 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek; Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın Bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti halinde, Bylock kullanıcısı olduğuna dair delinin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgelere dayanılarak, ayrıca yine dosya içerisine istinaf aşamasından sonra gelen aramada ele geçen dijital materyallere ait inceleme raporları tartışılıp değerlendirilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması..." noktalarından bozulması üzerine açılan duruşmada;
İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesine göre; sanığın eylemlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa göre örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından,
Sanığın eylemine uyan TCK 314/2, 3713 Sayılı yasanın 5/1, TCK 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması, sanığa atılı suça ve delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere Fethullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bank....'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın .... Özel Eğitim Yayın ve Ticaret Limited Şirketi ile .... Özel Eğitim Yayın ve Ticaret Ltd.Şti'nin bünyesinde bulunan .... Dershaneleri ve Özel .... Koleji ile Isparta ili Yalvaç, Eğirdir ve Şarkikaraağaç İlçeleri .... Dershaneleri ve Isparta …. Kolejinin de mali müşavirliğini yaptığı,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olduğu için el konulan ve örgütün Finansal ayağındaki kuruluşu olan Bank ....' ya 22/04/2008 tarihinde hesap açtırdığı örgüt lideri Fetullah Gülen' in Bankaya sahip çıkılması ve para yatırılması yönündeki talimatı üzerine 01.01.2014 tarihinden sonra Bank ....'da yüksek tutarlı hesap hareketlerinin bulunduğu böylece silahlı terör örgütünün finansal kuruluşuna örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda hareket ederek destek sağladığı,
Afyonkarahisar ilinde bulunduğu dönem içerisinde Fetö/PDY Silahlı Terör Örgütünün örgütsel bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte elaman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, bu toplantılarda örgüt ele başı Fetullah Gülen' in kitaplarından alıntılar yapıldığı, CD' lerinin izlendiği, ayrıca burs, himmet, kurban parası adı altında paralar toplandığı, toplanan yardım paralarının elden alındığı, herhangi bir kayıt tutulmadığı, yine sanığın bu kapsamda Fetö/ PDY silahlı terör örgütünün disiplini ve stratejisi gereği örgütsel bağının artırılması ve örgütün ideolojisinin aşılanması ve örgüte elaman kazandırılması ve finans sağlanması amacıyla örgüt tarafından düzenlenen otel toplantılarına katıldığı,
17 Aralık 2013 aralıktan sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması üyeleri tarafından telefon dinlemeleri ile ilgili tedbir alınmaya başlandığı, Türkiye' de bulunan tüm telefonların güvenlik zafiyetleri ve dinlenmesini kolay olduğu değerlendirilerek örgüt tarafından bu durumun da çok iyi bilinmesi nedeniyle bu konunun sohbetlerde anlatılıp toplantılarda örgüt görüşmelerinin LİNE, WHATSAP, VİBER, Hİ, KAKOATALK, COVERMİ ve benzeri programlar üzerinde yapıldığı, bu programların güvenlik zafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmak vazgeçtiği, örgütün kritik noktalarına bakan tüm üyelerinin yoğun olarak ByLock denilen biraz önce ayrıntılarını açıkladığımız programı kullandığı, örgüt üyelerinin ByLock üzerinden mesajlaşmak üzere bilgi alış verişini sağladıkları, ByLock ile ilgili FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen' den gelen talimatta " Tüm üyeler ByLock Programı üzerinden görüşmeler yapsın, normal telefonla görüşme yapan, hizmete ihanet etmiş olur." dediği,
15.07.2016 günü Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya yönelik FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen ve akamete uğratılan darbe girişimi sonrası ülke genelinde örgüt mensuplarına yönelik yapılan operasyonlar ve gözaltına alınanların yoğun bir şekilde bu programı kullandıkları, deşifre olmamaları için alınacak tedbirler yönünden telefonlarından ve bilgisayarlarından bu programı silmek suretiyle formatlamaları gerektiği ve güvenlik güçlerine karşı soruşturma aşamasında nasıl hareket etmeleri yönünde talimatlandırıldıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizliliği en üst seviyede tuttuğu, Devletin birçok kurum ve kuruluşu içerisine sızmış olan bu örgüt mensuplarının kendilerini kamufle ederek örgüt adına eylem ve faaliyetlerine devam etmeye çalıştıkları, ByLock isimli kriptolu programı sanığın .... GSM nolu hat üzerinden;
Bylock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığın .. ID, .... kullanıcı adı, … şifre ile son online tarihi 18/02/2016 tarihi olacak şekilde kullandığı, sanığın kullandığı …. ID'yi ekleyen kişilerden ….'in ….., ….'nin ...., ….'ın .... bey, ….'nın .... Bey, …. ID'nin ….. olarak isimlendirdikleri,
Sanığın örgüte müzahir olduğu için kapatılan .... Derneğine 19.06.2015 tarihinde bağış yaptığı, yine örgüte müzahir Isparta .... Derneğine farklı tarihlerde …. adına havale yaptığı aynı zamanda bu derneği SGK ödemelerini de havale ettiği, yine sanığın Isparta İl imamı olduğu anlaşılan .... ile kendi üzerine kayıtlı olan ve Bylock kullandığı tespit edilen GSM hattı ile irtibatlı olduğu, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği kanısına varılarak Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş ancak;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü ile TCK’nun 61. maddesinde belirtilen ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesinde yazılı orantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kuralları da gözetilerek uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği cihetle, sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, atılı suçtan fiilinin ağırlığıyla orantılı ve daha az bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmesi, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranış ve kişilik özelliği bulunmayan sanık hakkında; fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkiler gözönünde bulundurularak takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerekirken, dosya kapsamına uygun yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden TCK’nın 62. maddesinin uygulamasına yer olmadığına karar verilmesi, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK'nın 101/3. maddesi gereğince tutuklamaya sevk edilen ve tutuklu olarak yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi gereğince resen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hâl nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çekişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yapılan yargılamada, sorgusu tespit edilip hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı görülerek; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanık .... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve 2017/77 (E) ve 2017/115 (K) sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1, TCK'nun 62/1, 58/9 maddeleri uyarınca alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık .... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve 2017/77 (E) ve 2017/115 (K) sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 s. Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları/duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkumiyetine hükmedilen sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 1. fıkrasında belirtilen haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası ile 3. fıkranın ilk cümlesi gözetilmek suretiyle yoksun bırakılmasına,
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun CMK’nın 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olmasına, verilen ceza miktarına, mevcut delil durumuna, kaçma ihtimalinin bulunmasına göre sanık hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı ve bu nedenlerle uygulanan tutuklama tedbirinin açık bir orantısızlık oluşturmayacağı değerlendirildiğinden sanığın tahliye taleplerinin reddi ile HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutuklama kararına karşı sanığın bu günden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize dilekçe vermek ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletmek suretiyle Antalya BAM 3. Ceza Dairesine itiraz hakkının olduğunun bildirilmesine (bildirildi),
Hüküm özetinin Dinar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
TCK'nın 63. maddesi uyarınca sanığın hükmün kesinleşmesinden önce gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin cezasından mahsubuna,
SEGBİS kayıtlarının tutanağa geçirilerek dosya içerisine alınmasına,
İlk derece Mahkemesi ve Dairemizce aşağıda dökümü yapılan toplam ............. TL. yargılama giderinin sanıktan alınarak Hazineye verilmesine,
Yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olarak C.Savcısı …. (….) ile sanık ve müdafinin yüzüne karşı tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2018 (¤¤)