Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığınca 24/05/2017 tarih, 2017/1583 esas sayılı iddianame ile; sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası ile TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63, 55/1. maddeleri ile 3713 sayılı yasanın 7/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarih, 2017/369 esas ve 2017/476 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık ve vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 10/08/2017 tarihli savunmasında: "Sanık: İddianamedeki Bank ....'daki paramla ilgili iddianameye yanlış yazılmış, kesinlikle efendim. Burada makbuzlarım da var. Ben o tarihte sadece 24.000 lira değil, benim baştan anlatmama izin varsa, fazla uzatmadan anlatabilirim.
Başkan: Tabi tabi.
Sanık: Ben 2009 yılında komiserlik kursu için İstanbul'a gittiğimde, köprülerden geçiş sağlıyor diye Bank ....'da hesap açtırmıştım, 2009 yılında. O hesabımı da sadece köprülerden, otoyollardan geçmek için kullandım. O tarihten sonra 2013 yılına kadar Diyarbakır'da 3-4 sene çalışıp, 2013 yılına kadar hiç kullanmadım, ya da çok az kullanmışımdır o hesabımı. Bizim aynı şubede çalıştığımız baş komiserin eşi Bank ....'da çalışıyormuş, bir gün geldi, kredi kartı vs. böyle tanıtım yapıyordu. Gram altın alım-satım işi sadece Bank ....'da olduğunu söyledi. Bizde o dönemde Diyarbakır'da malum hırsızlıklar falan çok oluyordu, altın almak istemiştik, toplu bir paramız vardı bizim, memur olduğumuz için elimizde, 76.000 lira civarında para vardı. Orada yanlış yazılmış, sadece 24.000 lira yazılmış,. Toplam 76.000 lirayı ben 2013'ün Eylül ayında veya Ekim ayında tam emin değilim, çünkü banka kapandığı için belgelerini alamadım. O tarihte Bank ....'ya yatırdım ve altın aldım, gram altın. Sonra 17-25 Aralık oldu, sayın Cumhurbaşkanımızın uyarılarını dikkate alarak hemen gittim, 8 gün sonra efendim Ocak 3'te burada makbuzlarım var.
Başkan: Ocak 3'te bu işlemler yapılmış.
Sanık: Ocak'ın 3'de o tarihte efendim, ben para çektim. Burada makbuzlarım var.
Başkan: İbraz edersiniz onları da.
Sanık: Muhtemelen savcılığımız iş yoğunluğundan veya yanlışlıkla yazılmış efendim, kesinlikle o şey kesinlikle benim lehime efendim.
Başkan: 03/01/2014'te bu biraz önce açıkladığım para yatırma, döviz alışı ve nakit çekle ödeme şeklindeki işlemleri yaptınız mı?
Sanık: Çekerek yaptım efendim. Çektim .... Bankasına aktardım. Birde o dolar değil efendim, altın.
Sanık müdafii: Yatırma gibi görünüyor ama, bu işlemler çekme işlemleri.
Başkan: Yani Eylül ayında mı siz parayı yatırmıştınız 2013'ün.
Sanık: 2013'ün Eylül-Ekim gibi, tam net olarak hatırlayamıyorum efendim. O tarihte yatırmıştım, ama 17-25 Aralık'tan sonra Ocak'ın 4'ü 2014'te 25 Aralık'tan 8 gün sonra bütün paramı altınımı bozdurup, .... Bankası'na aktardım efendim.
Başkan: Bu işlemlerin tamamı çekim işlemleri.
Sanık: Evet efendim.
Başkan: Birde şey var, nakit çekle ödeme şeklinde.
Sanık: Onu 2 defa bankadan EFT yaptım. Aynı gün EFT limitimin dolduğu için tekrar üçüncüye EFT yapamadım, gittim, nakit çektim. 10 dakika sonra da .... Bankası'na yatırdım efendim TL olarak.
Başkan: Yani bu yatırma işlemi değil, çekme işlemidir diyorsun.
Sanık: Burada ben ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalıştım. Makbuzlarım da var, Bank ....'dan internet çıktısı aldım efendim. .... Bankası'na da yatırdığımla ilgili dekontları aldım efendim.
Başkan: Onları bize ibraz edersiniz.
Sanık: Anlaşıldı efendim.
Başkan: Diğer husus Bylock kullandığınız iddiası.
Sanık: Bylock kullanmadım efendim. Ben 11/08/2014 tarihinde Sandıklı'da göreve başladım. 18 Ağustos'ta da Bylock'un telefonumda çıktığı söyleniyor, veya iddia ediliyor efendim. Ben 1 hafta sonra Sandıklı'da geldikten 1 hafta sonra ben kullanmadım. Nasıl kullanabilirim? Kimseyi tanıyamam, yapamam. Ben yeni gelmişim, izinden gelmişim. Ben kullanmadım efendim bylock. Bir defa bir gün tarihi var orada.
Başkan: .... nolu GSM hattı sizin hattınız değil mi?
Sanık: Benim efendim. Evet.
Başkan: Fiilen kullandığınız sizin hattınız.
Sanık: 15-20 senedir hiç değiştirmeden ben kullanıyorum efendim.
Başkan: Kullanmadığınızı söylüyorsunuz.
Sanık: Hayır kullanmadım efendim bylock. Bir tane isim söylemiştim efendim, ilk şeyimde, emniyetteki ifademde. Çocuğumu özel okula gönderdiğimde özel okuldaki öğretmenin yüklemiş olabileceği şeklinde isim söylemiştim. Ancak; ben cezaevinde veya zaman geçtikten sonra düşündükten sonra Ağustos'un 18'inde benim telefonuma Bylock yüklenilmiş olunca, ben o öğretmenle okullar açıldıktan sonra karşılaşmıştım. O tarihte okul açılmadığı için o dediğim Ağustos ayında.
Başkan: Belki kayıt yaptırma işlemleri.
Sanık: Efendim bir de polis orada bana kendisi şey yaptı. O günde biraz şeyimiz bozuktu, ilk ifade alındığında. Polis Ağustos ayı mı dedi, bende olabilir demiştim. O ifadem o şekilde, yani Ağustos ayında okullar açılmadığı için benim çocuğumun okuluna daha ben gitmemiştim. O tarih öyle değil efendim, yanlış bilgi vermişim. Ama ben adalet bulunsun diye o ismi söylemeye çalışmıştım.
Başkan: Peki, çocuklarınız bu yapıyla bağlantılı okullarda eğitim aldığı, Diyarbakır'da da daha önce eğitim almış herhalde. Cemaate yakın okullarda.
Sanık: Evet efendim, cemaate yakın okul olduğunu ilk gittiğimizde bilmiyorduk. Benim çocuğum 2001 doğumlu, .... isminde oğlum var, zihinsel özürlü efendim, raporları var. Özel eğitim veriyoruz, kreş yaşından beri, Ankara'da, İstanbul'da Diyarbakır'da. Taa Diyarbakır'dan uçakla İstanbul'a doktoruna falan götürüyorduk, benim çocuğum zihinsel özürlü. Bu seviyeye kadar ancak getirebildim. Çocuğum 1,85 boyunda, şu an 120 kilo oldu. Obez kullandığı ilaçlardan dolayı. Yani çocuk dayanılır gibi değil. Benim özel eğitim alması gerekiyor diye de raporu var. Ayrıca efendim ben Diyarbakır'dan 2014 yılında tayinim Afyon'a çıktığında dilekçe verdim. Çocuğumun eğitim ve sağlık problemlerinden dolayı 1 sene daha Diyarbakır'da kalmayı bile göze aldım. Diyarbakır'da kalmak istedim. Diyarbakır'da uygun görülmedi. Daha sonra Afyonkarahisar'a Diyarbakır'dan gelmeden dilekçe gönderdim. Benim çocuğumun durumu böyle böyle diye, 14 tane rapor ekledim. Merkezde istihdam edilmek istedim, burada Amatem vardı. Ayrıca .... Koleji'yle de görüştüm, .... Kolejine gönderecektim. Tam böyle sosyal aktiviteleri daha fazla diye .... Koleji'nin. Beni Sandıklı'ya verdiler, benim eşimde çalışıyordu efendim. Karı koca çalışan bir insan olarak Sandıklı'da bir tane özel okul vardı. Bizim 2014 yılında gittiğimizde, Sandıklı'da bir tane özel okul var. Benimde zihinsel özürlü çocuğum var, bakıma muhtaç, bu çocuğumu mecburen o yapının, o okulun o yapı olduğunu bilmiyordum efendim. Bana şey dediler. Fetö'nün okulu Sandıklı'nın dışında, 2-3 katlı başka bir yeni bina yapıldı, 2014 yılında açılacak. Bu başka bir kaç tane esnafın dediler. Ben bilmiyordum, yeni geldim. O sene yeni tayin olmuştum efendim.
Başkan: Peki, burada 2 çocuğunuzda okudu o okulda.
Sanık: Çocuğumun bir tanesi o zamanlar 3,5 yaşındaydı kreşe gönderdim efendim, abisiyle beraber gitsin diye. Daha 3,5 yaşındaydı .....
Başkan: Evinizde yapılan araştırma esnasında English Saxes Sertificate denilen bir belgeyi yırtmışsınız. Yırtmaktaki amacınız nedir?
Sanık: O belge .... özürlü oğlum ....'a İngilizce okuldaki kendi öğretmeni İngilizce Öğretmeni tarafından...
Başkan: Başarı belgesi mi?
Sanık: Başarı belgesi anlamında böyle hani İngilizce kursu gibi bir şey başarılı olamadım falan diye üzülmesin diye verdiği ….. kağıdına bir çıktı. Bende bu yapının bu okulun bu yapıya ait olduğunu daha sonradan, ben açığa alındıktan sonra öğrenince kendi kendime kızmıştım. Kendi arkadaşlarım, komiseri olduğum polis arkadaşlarım, kendi evime gelip arama yaparken, ben evde de herhangi bir başka şeyler gibi daha önceden temizlik falan da o tarz bir şey de yapmamıştım. Yani yapmaya gerek de duymamıştım efendim. O belge çıkıp da arkadaşlar da koyunca, okula sinirlendim, bunun yüzünden oldu. Bunlar başımıza bunun yüzünden geldi diye sinirlendim, daha sonra arkadaşlardan özür diledim verdim arkadaşlara.
Başkan: İçerik incelemesi yapılmamış ama.
Sanık: Sükûneti açıklayayım mı efendim. Sükûnet isimli şeyde ben Ankara'da ....'ı şey terapilerine falan götürdüm. Sosyal özel şeylere götürdüm. .... Bey'de falan bir tane yer varmış, özel terapi tarzı şeylere. Oradaki adam su sesi, kuş sesi tarzı şeyler verdi. Bunun ismi de Sükûnet dedi. Ben onu flash diske attım, çakmaklığa takıp arabada dinlettim, evde dinlettim. Hatta eve bir tane flashlı bir tane radyo aldım, çocuk yatınca tam uyuma esnasında başında çaldım. Sükûnet o müzik, su sesi ve kuş sesi tarzı şeyler efendim.
Başkan: .... Mart 2014 yazılı dergi, isim olarak bana doğrusu örgütü çağrıştırıyor.
Sanık: Diyarbakır'daki gönderdiğimiz okulun şey dergisi, mezuniyet olduğundaki dergi. İçinde çocukların resimleri var, benim çocuğumunda resmi var efendim. O dergi o.
Başkan: İsim olarak zaten örgütün en çok sevdiği isimlerdir. Yani ....'dir, Burç'tur. Şeyden bahsetmişsiniz. Tekrar Bylock konusuna geleceğim. Demişsiniz ki daha önceki ifadenizde. "Özel Sağlık Ortaokuluna gönderdim ....'ı sağlık nedenlerinden dolayı. Burada Türkçe öğretmeni olan .... isimli şahıs, çocuğumun özel durumu ile ilgili sana buradan mesaj gönderirim, çocuğunla ilgili sana bilgi veririm diyerek telefonuma bir program yükleyeceğini söyledi. İlk etapta tam olarak anlamadım. Bu esnada telefonumu alarak bir takım işlemler yaptı. Bu programı yükleyip yüklemediğini bilmiyorum. Ama bana kesinlikle mesaj gelmedi. Hatırladığım kadarıyla bu olay 2014 yılı Ağustos aylarında olabilir" demişsiniz. Yani Ağustos ayının tatil olduğunu sizde biliyorsunuz.
Sanık: Evet efendim, ifade verirken bu telefonunda kim yükledi diye emniyette baya şey yapıldık. Tekrar tekrar sorulunca bende zihnimi zorlayarak bu tarihte hani sürekli okula kızıyorum ya efendim. Okul yüzünden oldu diye, okuldaki bu Türkçe öğretmeni .... denilen şahıs bir dönem çocuğun okulunda sürekli ben onunla da görüşüyorum. O zamanları ben size dikkatle ilgili bir şeyler gönderirim diye bir telefonumu almıştı okulda. Ben onu Bylock yüklemiş olabilir diye demeye çalıştım.
Başkan: Peki bir şey yüklemiş yani herhalde, dediğinize göre bir şey yüklemiş.
Sanık: Aldı bir şeyler yaptı ama, bir şey yükleyip yüklemediğini bilmiyorum.
Başkan: O zaman sonraki tarihlerde şey mi yüklendi diye soracağım. Onların daha tespitleri yapılmadığı için Eagle türü bir benzeri program mı yüklendi.
Sanık: Hayır efendim ben Eagle kullanmadım veya diğer programları kullanmadım. Herhangi bir şey yok. Sadece Bylock bir gün bulaştırılmış efendim.
Başkan: Peki genel hatlarıyla bunlardı iddialar ve savunmalarınız, başka söyleyeceğiniz veya talepleriniz var mı?
Sanık: Efendim benim şu an 16-17 yaşında delikanlılığa gelmiş özürlü, zihinsel özürlü çocuğum var. Daha önce o küçük kardeşinin kolunu falan kırdı. Annesi veya evdeki akrabaları zaptedemiyor 20 yıldan beri dışarıda gurbette çalışıyordum. Şimdi memlekete gönderdim hepsini memlekette yaşamaya çalışıyorlar. Hiç gelirimiz yok. Çocuğumun psikiyatri tedavisi yarım kaldı, iyice fenalaşmış. Bende cezaevinde bende psikiyatri tedavi görüyorum. 3 defa AKÜ'ye sevk ettiler. AKÜ'ye gittim. Günlük 3 tane ilaç alıp kullanıyorum. Ben tahliye olmak istiyorum efendim. Bana daha önce bu dosyada adli kontrol hükümleri uygulandı. Hiç aksatmadım, Aksaray'a taşındığımda da evrak gelmeden kendim gittim, takip ettim. Aksatmadan yerine getirdim. Uygun görmezseniz adli kontrolle çocuğuma bakabilmem için adli kontrolle serbest kalmak istiyorum efendim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 28/09/2017 tarihli savunmasında: "Başkan: Evet bir talebin var mı?
Sanık: Efendim öncelikle ben 11 aydır cezaevinde tutuklu bulunuyorum. 10 aydır da yaklaşık psikiyatri ilaçları kullanıyorum cezaevinde kullanıyorum. AKÜ'ye sevk edildim orada tedavi görüyorum. Sizlere saygısızlık etmek asla istemem bütün ülkemizin sizlere Hakimlerimize son derece güveniyorum saygın sonsuz efendim. Ses tonumdan veya hal ve hareketlerimden lütfen yanlış anlaşılmasın. Ben bu alçak Fetö terör örgütüyle hiçbir zaman bağım olmadı. Olmadı efendim ben 17-25 Aralıktan 2-3 ay önce büro amirim çalıştığım büro amirimin eşi Bank ....'da çalışıyormuş. Bir gün iş yerinde konuşurken rica ettiler o bankaya para yatırdım. Hani hem aramız bozulmasın hemde kötü olmayalım hemde şey olmasın diye, hatır gönül işi için para yatırdım gram altın almıştım o dönemde 2013' ün Eylül aylarında filan, eşimde poliste benim karı koca polistik, bu paramızı Bank ....'da gram altın aldık.
Başkan: Savunmanı almıyorum tutuklama yönünden sordum.
Sanık: Çok özür dilerim efendim.
Başkan: Tutukluluk yönünden nedir talebin var mı?
Sanık: Efendim ben ByLock kullanmadım. Eğer benim telefonumda ByLock çıkarsa yemin ediyorum parmaklarımı keserim. Ben özürlü çocuğum var 17 yaşında şu an, 17 yaşında çocuğum lise 3'e başladı uyum sınıfında, Amatem'e sevk etmişler o okuldan başka yere gönderecekler yani alafranga tuvalet olmayınca tuvaletini bile yapamıyor efendim. Ben ilgileniyorum ne olur çocuğum için beni serbest bırakın. Daha önce 4 ay boyunca serbest kaldım. İmzalarımı attım uydum. Ben çok pişmanım çocuğumu onların okuluna gönderdiğim için de pişmanım. Onların bankasına o paramı yatırdığım için de pişmanım. Ama Cumhurbaşkanımızın 17-25 Aralıktan hemen sonra o zamanki adıyla paralel devlet yapılanmasının bankasından çekin dediğinden 8 gün sonra ben sayın Cumhurbaşkanımız ....'ın sözünü itaat edip uyup talimatına uyup bankadan paramı aynı gün 8 gün sonra çektim. .... bankamıza yatırdım efendim. O dönemden bile ben tarafımı Devletimin yanından tuttum.
Başkan: Son bir cümlen varsa onu alıyorum. Yoksa karar vereceğiz.
Sanık: Efendim takdir Mahkemenizdir.
Başkan: Tahliye talep ediyorsun.
Sanık: Tahliye talep ediyorum.
Başkan: Uzatma işte tahliye talep etmiyor musun?
Sanık: Evet efendim tahliye talep ediyorum. Bir de borçlarımız var aracımı satacağım efendim. Üzerimdeki bazı şeylerin kaldırılmasını da istiyorum uygun görürseniz." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 30/10/2017 tarihli savunmasında: "Başkan: Celse arasında ByLock analiz tutanağının gönderildiği görüldü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesinin kararına istinaden, gönderilen Dvd içerisinden yapılan araştırmada, .....
Sanık: Doğrudur efendim.
Başkan: Sana ait bir numara?
Sanık: Doğrudur efendim.
Başkan: ByLock'a ilk bağlanma tarihi olarak 18/08/2014 olarak gözüküyor. ByLock ilk bağlanma ili Afyonkarahisar Sandıklı, ByLock son bağlanma tarihi 16/11/2014, ByLock son bağlanma ili Afyonkarahisar Sandıklı olarak gözüküyor. Bu cep telefonu hattı ile ByLock serverlarına yaklaşık 3 ay süreyle zaman zaman bağlanıldığı ifade ediliyor.
Sanık: Efendim ben bu ByLock konusuyla ilgili hiçbir veriyi şu anda bilmiyorum. ByLock'a ben kesinlikle bağlanmadım. Benim telefonum zaten .... kullanıyordum o tarihte, Ağustosun 11'inde Sandıklı'da göreve başlamıştım. O tarihten 1 hafta sonra ByLock çıktığı görülmüştü Emniyet Müdürlüğümüzde öyle denilmişti bana, sadece 2 defa mesaj geldiği denilmişti. O tarihten sonra ben ByLock ile ilgili hiçbir veriye veya hiçbir bilgiye ulaşamadım. Ben kesinlikle ByLock kullanmadım. Şöyle bir de şey vardı. Çocuğumu ben özürlü bir çocuğum vardı özel okula göndermek zorunda kalmıştım teşvik veriyor diye bilmeden, o okulda bir tane öğretmen o tarihlerde telefonumda özürlü çocuğunla ilgili veriler gönderebilirim demişti o tarihte onunda bir ismini telaffuz etmiştim ByLock telefonuma yüklemiş olabilir diye efendim. Benim telefonum o tarihlerde .... son model telefon olduğu için Sandıklı'ya ilk geldiğim zamanlarda bazı polis arkadaşlar veya mesai arkadaşları işte komiser telefonunuza bakabilir miyim hangi şu oyunlar var mı tarzında olup alıp da kurcalayanlar vardı. Yemin ediyorum Allah şahidim olsun ben kendim ellerimle ByLock yüklemedim kullanmadım. Eğer ben kullandıysam parmaklarım kırılsın. Ellerim kırılsın. Ben kesinlikle ByLock kullanmadım. Bu ByLock'u sizden daha çok istiyorum ne yazıyormuş. .... müdürüm bana bu ByLock'da 3 defa mesaj geldi demişti. Ne yazıyormuş, kimden gelmiş, ben bu örgüte üye değilim. Bu örgüte eğer üyeysem o örgütünde benimde Allah belamı versin bin defa, ben sadece özürlü çocuğumu onların okuluna bilmeyerek göndermişim. Ayrıca 17-25'den Aralık sürecinden o hain Fetönün yaptığı süreçten sonra hemen 8 gün sonra ben onların onlara ait olduğunu Devlet büyüklerimizin uyarılarına uyarak bütün paramı kuruş bırakmadan çekip .... Bankasına yatırdım. Böyle bir işlemi yaptıktan sonra aradan 7-8 ay geçtikten sonra gelip ben bu örgütün ByLock'unu yükler miyim. Böyle bir şey olabilir mi, kesinlikle ben ByLock yüklemedim sayın Başkanım. Ben Mahkememize saygılıyım. Sizlerin görevini yaptığına son derece inanıyorum saygı duyuyorum efendim. Daha önceki celselerde herhangi bir bu banka konusu Diyarbakır'da gelişmişti. Herhangi bir yetkisizlik kararı istemedim. Herhangi bir Mahkemeyi uzatma cihetine öyle bir oyalama şeyine gitmedim. Zamanında avukatımı tuttum. Kesinlikle ben Devletime, Yüce Türk Adaletimize güveniyorum. Hakimim ben bu ByLock konusuna aklım sırrım ermiyor. Bu ByLock benim telefonuma nasıl bulaştırıldıysa, kimin telefonundan mesaj geldiyse ben ondan şikayetçiyim efendim. Çok şaşkın ve üzgünüm şu an bilemiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 08/11/2017 tarihli savunmasında: "Başkan: ...., son savunmaların, son sözlerin
Sanık: Sayın başkanım, sayın mahkeme heyetimiz, ben 11 aydır tutukluyum, 15-20 gün nezarette kaldım, psikiyatri ilaçları kullanıyorum, ses tonlarımla ilgili, hal ve hareketlerim ile ilgili şimdiden özür diliyorum, çok heyecanlıyım. Ben mahkememize güveniyorum, bütün mahkememize, bütün ülkemizdeki mahkemelerimize güveniyorum, sizler görevinizi yapıyorsunuz, saygı duyuyorum tek tek bütün heyete. Öncelikle benim iddianamemde banka konusu var efendim, yanlışlıkla çektiğim halde Cumhurbaşkanımızın 17/25 sürecinden sonra uyarılarından sonar hemen 17/25 den 8 gün sonra gidip çektim paramın tamamını altınları bozdurup .... Bankasına aktarmış olmama benim bu örgüte o zamanlardan nasıl tavır koymamın bu günkü tutuklanacağım, cezaevine konacağımı hiç bilmezken dahi, hiç böyle biri sıkıntı yaşayacağımı bilmezken bile o zamanlardan tavır koymam bu örgütün ne kadar karşısında olduğumu gösteriyor diye düşünüyorum. Ben o zamanlardan niyetim böyleydi. Ayrıca ben ilk polis sorgusunda da bu Bank .... ya 17/25 aralık 2013 tarihinden önce ne şekilde para yatırdığımı aynı şubede çalıştığımız baş komiserin ....'in eşi .... isimli bir bayanın beni ikna edip yatırdığını söyleyerek de herhangi bir şeyi saklamadım. Yani ben bazen şöyle düşünmek geliyor içimden, bu örgütün içinde olsaydım da etkin pişmanlıktan yararlansaydım diye insan düşünmüyor değil efendim. Ben o bankaya para yatırdığım için çok pişmanım, etkin pişmanım, ancak 17/25 den 8 gün sonra çektiğim için çok mutluyum pişman değilim efendim. Ayrıca Bylock konusuna gelince, Bylock konusunda ben yine polis sorgusunda, ilk polis sorgusunda soruşturma esnasında özürlü çoğumu okula gönderdiğim için çocuğumun durumunu sormak için gittiğimde .... isimli öğretmenin sürekli görüştüğümüzü söyledim, onun o tarihlerde telefonumu alıp çocuğun özürlü çocuğun bazı şeylerini sana mesajlar göndereyim gibi söylediğini de söyleyerek yine bu örgütün içindeki olan bildiğim bir şeyi saklama ceddine gitmedim, yine etkin olarak o öğretmene telefonumu verdiğim için yine çok pişmanım, etkin pişmanım. Yüklemiş olanı şuan bilsem veya ben bu örgütün içinde olsam gerçekten bir şeyler bilsem yemin ediyorum sizlerden daha çok ben istiyorum söyleyip çıkacağım efendim. Ben 20 sene polislik yaptım, şuan çok affedersiniz hasta sağlımı kaybediyorum, akıl sağlım sıkıntılı, çocuğum benim psikiyatri tedavi görüyor, obez ve otizm hastası benim çocuğum onunla ilgilenmem gerekiyor, yani 20 yıllık polisliği doldurduğum için maaşsız emekliliğimi de hak etmiş durumdayım. Hani artıları eksileri bir kenara koyunca saklamam kendi adıma biraz aptallık olur, ben kesinlikle saklama şeyine gitmem yani. Ben etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için bütün bildiğimi anlatır giderim, iki sene sonrada maaşım bağlanır hiç cezaevinde yatmam, ben kesinlikle cezaevinde yatmak istemiyorum, kesinlikle bildiğim her şeyi söylemek istiyorum ama bildiğim bir şey yok efendim ben bu örgütün içine hiç bir zaman girmedim. Efendim zaten 2014 yılında benim hak etmiş olduğum komiserlik rütbesini bu örgüt halen emniyet içinde etkin iken 2014 yılında vermediler benim rütbemi, şimdi 2017 yılının Şubat ayında Danıştayımız şuan ki hakimlerimiz benim rütbemi verdi. Ben cezaevinde iken ihraç olmuş durumdayken benim rütbem geldi cezaevinde bana gardiyan tebliğ etti o dosyaya da sunmuştum Danıştay kararımızı, yani ben örgüt üyesi olmuş olsam zamanında benim rütbemde verilirdi. Yine şöyle bir şey arz etmek isterim 15 Temmuz gecesi Sandıklı ilçesinde Kaymakam yoktu fiziken, ilçe emniyet müdürü de yoktu ben sadece komiser yardımcısı olarak karakol amiriydim, ben görevim ve sorumluluğumun üstünde görev alarak Sandıklı .... Parti belediye başkanı sayın ....0 ile birlikte Sandıklı da bütün emniyet tedbiri görevlerini aldım hatta ona da bir mektup yazdım dosyaya da sunmuştum şuan hani siyasi şeylerden dolayı gelmemiş olabilir bende geleceğini tahmin ediyordum ifade vermesi için mektup yazmıştım efendim. Yine ....0 şahittir 15 Temmuz da ne kadar olağan üstü görevler yaptığıma, özel kalemi ....1 şahittir. 15 Temmuz gecesi bütün polisleri karakola 15 dakikada topladım. İdari büro polisine bütün polislerin teçhizatlarını dağıttırdım, bütün araçların yakıtlarını doldurttum, başka illerde başka ilçelerde yakıt verdirtmeyen amirler olmuş, ben bunların tem tersini yaptım gönlümle yaptım, yani ben görevimin üstüne çıktım bu şekilde yaptım. Ben bu lanet olası örgütün hiç bir zaman hiç bir şeyinde yer almadım suçlamayı kabul etmiyorum. Ayrıca Bylock konusunda iki tane tarih var orada, iki tarihin ben şuan dün avukat benim ziyaretime gelmişti o evrakı da unutmuş getirmedi ben o evrakı henüz görmüş değilim. İki tarih var o iki tarihin arasında yorum yapılmış dedi bu tarihler arasında kullanılmış olabilir diye bir yorum yapılmış dedi, zaman zaman bağlanıldığı diyor ya efendim. Böyle bir zaman zaman bağlanıldı diye bir bilirkişi raporu olamaz diye düşünüyorum sizlerin takdiri ile. Ben şeyi tekrar etmek isterim Bylock bağlandığı ile ilgili okuldaki öğretmeni ile ilgili ilk verdiğim ifademi tekrar etmek isterim, belkide o bağlandığı belkide televizyonlarda duyuyoruz morbeyin diye bir program varmış onlar bağlanmış olabilir, ben bağlanmadım veya ben indirmedim. İndirsem kesinlikle bir Bylock adım olur, bir Bylock şifrem olur, birine mesaj gönderirim, yemin ediyorum ben eğer Bylock dan bir tane "a" harfi yazıp göndermişsem, "a" harfi yazıp bana gelmişse yemin ediyorum kafama sıkıyorum ben, yapmadım Bylock ile ilgili. Ayrıca bu kadar etkin pişmanlıktan yararlanan özellikle Sandıklı da çok insan olduğunu gazetelerden okudum veya emniyet içinden çok devre arkadaşlarım veya emniyet içinde polisler oldu, bir tanesi benimle ilgili şunu da şurada ki bilmem neredeki toplantıda şuradaki örgütün şeyin de gördüm demez mi, ben yoktum, ben hiç bir şeyinde yoktum. Ben özellikle ve özellikle 17/25 den önce gitmiyordum hiç bir şeylerine katılmıyordum ama 17/25 den sonra yemin ediyorum hani kullandığım kelimenin nasıl olacağını bilemiyorum ama kendimi kız gibi kolladım, hiç kimsenin, hiç telefonlarını şüphelendiğim insanların bile açmadım. Tahliyemi talep ediyorum, suçsuzum, sizlere güveniyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... Dairemizde alınan 27/02/2018 tarihli savunmasında: "Ben suçlamaları kabul etmiyorum, aşamalardaki savunmalarımı tekrar ediyorum. Ben komiser yardımcısıydım, dosyada yorumlu bylock raporu dışında bir delil bulunmamaktadır. Kesinlikle bylock kullanmadım. Ben 17-25 aralık sürecinden sonra devlet büyüğümüzün beyanı üzerine bankasyadaki paramı çektim ziraat bankasına yatırdım. Bu olay 17-25'den yaklaşık 8 gün sonra oldu. İlk derece Mahkemesi bunu yanlış anlayıp benim bankasyaya para yatırdığımı zannetmiş. Bu şekilde davranan birisinin telefonuna bylock yüklemesi anlamsızdır. O tarihlerde ıphone marka telefon kullanırdım, bu telefona dışardan bylock yüklenmesi programı yüklenmesi mümkün değildir. Cumhurbaşkanımızın sözünü dinlemiştim. İlk decere Mahkemesinin kararını çocuğumu Fetö'nün okullarına gönderdiğim belirtilmiş ise de benim çocuğum şuanda 17 yaşında zihinsel özürlüdür. Benim oğlum bu özründen dolayı ağır uyuşturucu ilaçlar kullanmaktadır, bu nedenle de AMATEM'e tedaviye götürmekteyiz. Çocuğum ilkokulu devlet okulunda okudu, orta okulu Diyarbakır'da .... kolejinde okudu, daha sonra da Sandıklı'da Sandıklı kolejine devam etti. Sandıklı koleji Fetö bağlantılı bir okulmuş sonradan öğrendim. 2014 yılında çocuğum 3500 TL. okul teşviği aldı, bunu devlet verdi. Bende devlet bu şekilde teşvik veriyorsa Fetö bağlantısı olmayan bir okuldur diye düşündüm. Benim özürlü olan ....'dan başka iki tane daha çocuğum var. Birisi 3 yaşında birisi ilkokul bire gidiyor. Eşim de polisti, o da benimle birlikte aynı kararnamede meslekten ihraç edildi. Şuanda ben psikiyatrik tedavi görüyorum, herhangi bir suçum yok. Vatanım için şehit olmaya hazırım, beraatimi ve tahliyemi istiyorum.
Ben 1996 yılında kura ile Koruma Daire Başkanlığında Ankara'da göreve başladım, 3-4 yıl çalıştım burada hep nöbet tuttum. Sonra Emniyet Müdürlüğünün Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığına geçtim, burada da 2-3 yıl çalıştım. 2004 yılında .... müdürüm beni Kaçakçılık Daire Başkanlığına aldı, ben Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Kaçakçılık Daire Başkanlığında 3-4 yıl depocu olarak çalıştım. 2008 yılında komiser yardımcılığına geçtim ve Diyarbakır'a tayinim çıktı. Burada da Kaçakçılık Şube'de görev aldım ancak beni rütbeli olmama rağmen memur gibi çalıştırdılar. 2014 yılında Afyon Sandıklı'ya geldim ve karakol amiri olarak 15 Temmuz akşamına kadar çalıştım. Ben 2014 yılında komiser rütbem gelmesi gerekiyordu, gelmediği için idare mahkemesinde dava açtım. 2017 yılında davayı kazandım ve cezaevinde bana rütbe terfim tebliğ edildi. Efendim ben çok hastayım, noğlur beni tahliye edin çocuklarım var benim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık .... Dairemizde alınan 17/04/2018 tarihli savunmasında: "Ben 17/25 aralık olaylarından sonra bankasyadaki hesabımda bulunan paramı çekip ziraata yatırdım, gelen bank.... kayıtlarından bu gözüküyordur. Olaylardan 8 gün sonra çektim ve ziraata yatırdım. Mahrem imamlar yapılanmasını bilmiyorum, kabul etmiyorum. Bu örgüt alçak bir örgüttür. O zaman Kom'da çalıştım, .... beni alıp Kom'a verdi ama polis gibi çalıştırdılar. Suçlamaları kabul etmiyorum. 44 yaşındayım yarın doğum günüm, emekliliğimi hak ettim. Bazen işlemediğim bir suçu üstlenip itirafçı gibi davranıp tahliye olmayı düşünüyorum ancak bu şekilde bile bu alçakların yanında yer almamak için bu şekilde davranmıyorum. Örgüt üyesi değilim, takdiri Dairenize bırakıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık .... Dairemizde alınan 05/06/2018 tarihli savunmasında: "İlk derece Mahkemesi beni yanlış anladı, bankasyaya 17-25 aralıktan sonra paramı çekerek .... Bankasına yatırdım. Bu olaylardan 8 gün sonra bu işlemi yaptım. Benim lehime olan bu husus aleyhime değerlendirilmektedir. Devlet büyüklerimizin demesi üzerine bankasyadaki altınlarımı zarar ederek bozdurup .... Bankasına yatırdım. Ayrıca Afyon Ağır Ceza Mahkemesine gelen bilirkişi raporunda da benim iki tane cep telefonumda ve sim kartlarımda bylock dahil örgütün kullandığı hiçbir mesajlaşma programının olmadığı ortaya konulmuştur. Bununda dikkate alınmasını ve beraatimi istiyorum. Ben bylock kullanmadım, 20 yıl devletime hizmet ettim. Diyarbakır'da narkotik şubede canım pahasına çalıştım, devletime hiç ihanet etmedim. Daha önce ....3'in kısa bir süre korumalığını yaptım, .... beni narkotik şubeye kendisi atadı. Burada psikiyatrik tedavi görüyorum, özürlü bir oğlum var, kalp hastası bir babam var, varını yoğunu satıp bana avukat tuttu, ailem muhtaç durumda, Ereğli'de psikiyatrik doktor yok. Bu nedenlerle tahliyemi ve beraatimi istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Arama ve araştırma tutanakları,
3-Araştırma ve inceleme raporları,
4-Bank.... hesap hareketleri,
5-SGK kayıtları,
6-Milli eğitim kayıtları,
7-Bylock sorgu tutanağı,
8-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
9-Veri inceleme raporu,
10-Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/369 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
AFYONKARAHİSAR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 08/11/2017 tarih, 2017/369 esas ve 2017/476 karar sayılı hüküm ile; sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık ile vekili, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 17/04/2018 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; "Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/469 esas, 2017/476 karar sayılı kararı ile sanık ....'ın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan netice itibariyle 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın sanık ve müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine duruşma açılmış ise de sanığın bylock kullanıcısı olduğu, bankasyada hesap hareketlerinin bulunduğu, çocuklarının örgüte müzahir okullarda okudukları ve Kom şube müdürlüğünden gelen cevabi yazıda sanığın A5 katagorisinde bulunduğunun bildirildiği anlaşıldığından istinaf isteminin esastan reddine ve sanığın tutukluluk halinin devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amacla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere Fethullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bank....'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık .... hakkında Afyonkarahisar C. Başsavcılığınca düzenlenen 24.05.2017 tarih 2017/1583 esas sayılı iddianame ile, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası üzerine, yargılama yapan Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi 08/11/2017 tarih 2017/369 esas - 2017/476 karar sayılı kararı ile, sanığın sabit görülen silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 3713 sayılı Yasanın 3/1, TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, TCK'nun 62/1, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 9 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK'nun 58/9 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlığa ilişkin TCK'nun 221/4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş, dosyanın sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu neticesinde Dairemize gönderilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2014 gün ve 20140/1-441-421 sayılı, 24.05.2011 gün ve 2011/9-92-105 sayılı, 15.05.2012 gün ve 2012/15-116-191 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, TCK.nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda, suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirlemesi gerektiği, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak hususlardan bazıları, kanundaki genel ve özel hükümler arasında, cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak unsurlar olarak düzenlenmesi halinde, temel cezanın belirlenmesinde artık dikkate alınamayacağı ve mükerrer değerlendirme yapılmaması gerekli olacaktır. Bu ilkeler doğrultusunda temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içinde olmakla birlikte, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230, 232 ve 289/1-g maddeleri uyarınca, hükümde anılan takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Bu açıklamalar ışığında, sanık hakkında temel ceza belirlenirken teşdid uygulanıp uygulanmayacağı, TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi ile birlikte diğer eksikliklerin tespiti açısından CMK 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Sanık ....'ın ilk, orta ve lise eğitimini devlet okullarında tamamladığı, 1996 yılında Ankara Koruma Daire Başkanlığında polis memuru olarak göreve başladığı, 1998 yılında Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığında, 2004 yılında Kaçakçılık Dairesi Destek Bürosunda görev yaptığı, 2009 yılında Diyarbakır Kaçakçılık Şube Müdürlüğüne Komiser Yardımcısı olarak atandığı, 2014 yılında da Afyonkarahisar ili Sandıklı İlçe Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak atandığı, 18/07/2016 tarihine kadar bu görevde kaldığı, OHAL kapsamında 677 sayılı KHK ile 22/11/2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edildiği,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olduğu için el konulan ve örgütün Finansal ayağındaki kuruluşu olan Bank ....'ya 17/25 Aralık sürecinden önce hesabının bulunduğu, örgüt lideri Fetullah Gülen'in Bankaya sahip çıkılması ve para yatırılması yönündeki talimatından sonra 03/01/2014 tarihinde 24.999.39 TL, 03/01/2014 tarihinde 26.484.62 TL döviz alışı yaptığı, 03/01/2014 tarihinde 26.484.62 TL nakit-çekle ödeme şeklinde işlem gerçekleştirdiği, daha sonra Bank ....daki parasını çekerek .... Bankasına yatırdığı,
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dinlenen tanık ....4'ın sanık için: "Bunlar zaten Fetö'nün okullarında okudular. Hep Fetöcü olduğunu, okulunda okuyoruz diye anlatırlardı." şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma aşamasında da beyanlarının benzer olduğu,
ByLock isimli kriptolu programı sanığın 18/08/2014 tarihinden itibaren .... ımeı numaralı telefon ile .... GSM nolu hat üzerinden kullandığı, Bylock Baz Analiz Tutanağına göre programa ilk bağlanma tarihinin 18.08.2014 bağlanma yerinin Sandıklı/Afyonkarahisar, son bağlanma tarihinin 16.11.2014 son bağlanma yerinin de Sandıklı/ Afyonkarahisar olduğu, ByLock serverlarına yapılan internet erişiminin tamamının Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesinde bulunan baz istasyonlarından gerçekleştirildiği, ByLock programının internet erişimi yapılan hedef portun 443, hedef IP'nin ….. olduğu,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen Micro SD Kart üzerinde yapılan veri inceleme raporuna göre emniyet mahrem yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiğinin tespit edildiği, sanığın da bu verilere göre "FETÖ mensubiyeti olan teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri" ifade eden A-5 kategorisinde değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Sanık ....'ın 17/25 Aralık sürecinden önce Bank ....'da hesabının bulunduğu, bazı örgüt üyelerinin kendilerini gizlemek için Bank ....daki hesaplarındaki paraları çekerek başka bankalara yatırdıkları, sanık ....'ın da kendisini gizlemek amacıyla Bank ....daki hesabını kapatarak, hesaptaki parayı .... Bankasına yatırdığı, örgütün haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı, mahrem imamlar soruşturması kapsamında sanığın FETÖ mensubiyeti olan teslimiyet, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade eden A-5 kategorisinde değerlendirilmiş olması, sanığın yakın akrabası olan tanık ....4'ın da sanığın FETÖ ile bağlantılı olduğu yönünde beyanda bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği açıktır.
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirildiğinde; 5237 sayılı TCK'nun 221/4. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın yakalandıktan sonra yargılama aşamasında pişmanlığını dile getirmesi, örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi vermesi, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte olması gerekmektedir. Sanık tüm aşamalarda üzerine atılı suçu işlemediğini örgütsel hiçbir faaliyete katılmadığını savunmuş, sanık hakkında TCK 221. Maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş ancak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza belirlenirken dosya kapsamıyla örtüşür, denetime elverişli somut gerekçeler gösterilerek hüküm kurulması gerekirken, yasa metninde geçen ifadelerin tekrarı niteliğinde olan soyut ifadelerle birlikte sanığın eylemlerindeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluğun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunun maddi unsuru olduğu dikkate alınmadan alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulması ile, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranış ve kişilik özelliği bulunmayan sanık hakkında; takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerekirken, dosya kapsamına uygun yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden kanun metninin tekrarı niteliğinde olan "Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri" gibi cümleler gerekçe gösterilerek TCK’nın 62. maddesinin uygulamasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanık .... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarih ve 2017/369 esas, 2017/476 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesi yollaması ile 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1, TCK'nun 62/1, 58/9 maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1)Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık .... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarih ve 2017/369 esas, 2017/476 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2.1)Sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesi yollaması ile 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 5 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.2)Sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 s. Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak 7 YIL 15 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.3)Sanığın duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları/duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılara.... YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.4)Sanığa verilen cezanın TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
2.5)Kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkumiyetine hükmedilen sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 1. fıkrasında belirtilen haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası ile 3. fıkranın ilk cümlesi gözetilmek suretiyle yoksun bırakılmasına;
2.6)Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun CMK’nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olmasına, verilen ceza miktarına, mevcut delil durumuna, kaçma ihtimalinin bulunmasına göre sanık hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı ve bu nedenlerle uygulanan tutuklama tedbirinin açık bir orantısızlık oluşturmayacağı değerlendirildiğinden sanığın tahliye taleplerinin reddi ile HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Kararın tutuklu sanık yakınlarına C. Başsavcılığınca bildirilmesine,
Tutuklama kararına karşı sanığın bu günden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize dilekçe vermek ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletmek suretiyle Antalya BAM 3. Ceza Dairesine itiraz haklarının olduğunun bildirilmesine (bildirildi);
Hüküm özetinin Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine;
2.7)Sanığın mal varlığı üzerine Mahkeme kararıyla konulan tedbirin kaldırılmasına,
2.8)Sanığa ait soruşturma aşamasında el konulan eşyaların bilirkişi incelemesinden döndükten sonra karar kesinleştiğinde sahibine iadesine,
2.9)TCK'nın 63. maddesi uyarınca sanığın hükmün kesinleşmesinden önce gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin cezasından mahsubuna,
Dair, yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer ceza evi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek yada tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, iddia makamının görüşüne uygun olarak C. Savcısı .... (….) ile sanık ve vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/06/2018 (¤¤)