Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/04/2017 tarih ve 2017/1080 esas sayılı iddianamesi ile; sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütünü üye olma suçunu işlediği iddiası ile maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Yine Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 16/07/2017 tarih ve 2017/2295 esas sayılı iddianame ile; sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası ile birleştirme talepli kamu davası açıldığı anlaşılmış, ilk derece Mahkemesince 2017/465 esas ve 2017/262 karar sayılı birleştirme kararı ile iş bu dava dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/11/2017 tarih, 2017/298 esas ve 2017/458 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık ve müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 13/07/2017 tarihli savunmasında; "Başkan: .... hakkında silahlı terör örgütü Fetöye üye olma iddiası ile dava açıldı. İddianame geldi mi?
Sanık: Geldi efendim.
Başkan: Okudunuz mu iddianameyi?
Sanık: Okudum.
Başkan: İddialardan bir tanesi .... numaralı telefon size mi ait?
Sanık: Evet efendim doğrudur.
Başkan: Bu hat üzerinden örgütün kendi içerisinde kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını kullandığınız iddiası var. Ayrıca bir kısım tanık beyanlarına göre de bu örgütle iltisaklı olduğunuz iddiaları var. Özellikle bu darbe gecesi görev alıp almama inisiyatif alıp almamayla ilgili 2 tane tanığımız var. Onların iddiaları var. Celse arasında bir kısım taleplerin olmuş dosyanın eksiksiz tarafıma gönderilmesi ByLock ile ilgili raporların alınması.
Sanık: Avukatımın talebi oldu efendim.
Başkan: Evet avukatının da talebi var seninde yazılı el yazısıyla ilgili taleplerin var. Avukatın celse arasında savunma dilekçesi vermiş, biz Ceza Muhakemeleri Kanuna göre yargılama yaptığımız için Ceza Muhakemeleri kanununda da sana iddianame tebliğ olunur diyor. Dosya eksiksiz gönderilir demiyor. İddianame zaten tüm iddiaların var olduğu ve sanığın savunmasını yapabilmesi için gönderilen bir belgedir.
Sanık: Evet efendim.
Başkan: Dolayısıyla tüm iddialarda sana gelen ve teslim aldığın iddianamede var. Yargılamanın genişletilmesine yönelik talepleri daha sonra Savcı beye soracağım. Sana tebliğ edilen okuduğun ve biraz önce anlattığım bu iddialara ilişkin savunmaların nelerdir ....?
Sanık: Efendim öncelikle bu yazılı talebimi şundan dolayı yapmıştım. Avukatım dosyadaki mevcut eklerin kendisi tarafından gönderilmemesi gerektiğini sizin tarafınızdan söylendiğini beyan etti. Yazılı olarak istesin ben göndereyim denmiş buradan zannedersem yanlış anlamadıysam ondan dolayı bir de iddianamede olmayıp da dosyanın eklerinde olan bir gizli tanık ifadesi vardı. Ondan dolayı da talepte bulundum.
Başkan: Biz tensip zaptımızda gizli tanığı filan çağırmadık. Biz mevcut iddianamede var olan delillerimiz var onun çerçevesinde, evet seni dinliyoruz.
Sanık: Efendim öncelikle ilk hakkımda iddia ByLock ile alakalı iddia, ben bu iddia edilen programı herhangi bir şekilde yüklemedim ve kullanmadım. İlk ifademde de bunu söylemiştim. Yalnız ben bu soruyu ben kendi kendime sordum yani niye başkası değilde benim bu konuyla ilişkilendirildiğim, iddianamede incelediğim zaman iddianamenin 21. sayfasının bir hüküm var. Apple Store'de bulunmamaktadır şeklinde, benim şu an Emniyette emanette bulunan telefonumda ...., ben bu telefonu herhangi bir şekilde jailbreak yani apple korumasını kırılması işlemi yaptırmadığım için Apple Store dışında bir program yükleme şansım yok. Bununla alakalı uygun görürseniz herhangi bir inceleme yapıldığı zaman bu çıkıyormuş telefon üzerindeki inceleme jailbreak incelemesi yapılıp yapılmadığı, eğer Apple Store ile var idiyse de gene ilk ifademde de söylemiştim polisteki ifademde, yani telefon aldığım senelerde özellikle 1-2 sene çok fazla program indirip sildim. Yani bunu meraktan indiriyordum herkes özellikle teknolojiye biraz meraklı olan herkes bunu yapmıştır. İndiriyordum kurcalıyordum herhangi bir şekilde işime yarıyor mu, yaramıyor mu sonrasında işte kayıt oluyordum herhangi bir şey yapılabiliyor mu diye ve siliyordum. Şimdi birinci aklıma gelen ihtimal bu çıkma sebebi bu olmuş olabilir. Yok eğer iddianamede belirtildiğinin aksine Apple Store'de yer aldıysa bu şekilde, yer almadıysa zaten mümkün değil söylemiştim. Bir de aklıma gelen bir başka ihtimalde bahse konu tarihte yani tespit tarihi denilen 11.08.2014'de ben o sırada 2011 ile 2015 yılları arasında Erzurum ilinde görev yaptım ve 342 daireli Toki polis lojmanlarında oturdum. O dönem wirelessini açıp kendime ve çocuklarıma interneti kullandırttım. Ya bununda nedeni şuydu internete ayrıca para vermemek için bunu yaptım ve wireless zaman zaman açık kalıyordu yani basit bir şifre kullandım ama lojmanda olduğumuz için orada art niyetli birisi benim üzerimden bu programı bağlanmış olabilir gene aklıma gelen bir ihtimalde bu, gene yine son olarak da gene düşündüğüm zaman aklıma gelen şey ....'dan kaynaklı olmuş olabilir. Çünkü ben 2002' den beri .... kullanıyorum. ....'nın bu konuda bir açıklaması vardı. Yine uygun görürseniz telefon üzerindeki Jailbreak incelemesinin yanı sıra bu hat ile alakalı bu şekilde bir yanlışlık olup olmayacağına yönelik bir araştırma yapılmasını arz ediyorum efendim. ByLock ile alakalı söyleyebileceklerim bunlar.
Başkan: Peki şimdi bir kısım tanık beyanları var. Özellikle darbe gecesi polis memurları darbe oluyor işte görevimizin başında kalalım gibi beyanlarına rağmen biraz sonra dinleyeceğiz onları da senin onlara Emniyet Amiri olarak evinize gidin yatın karşı çıkmayın gibi bir tavrın ve söylemin olduğu iddia ediliyor. Buna ilişkin ne diyeceksin iddianamede de yazıyor okumuşsundur.
Sanık: Doğrudur efendim okudum. Şimdi bu kesinlikle bir çarpıtma var efendim burada samimiyetimle söylüyorum. Uygun görürseniz o gecedeki ben yaşadıklarımı hızlıca anlatayım.
Başkan: Dinliyoruz.
Sanık: Şimdi saat 22:00 sıralarında ben evimden çıktım. Çıkış sebebimde şuydu daha önceden verilmiş bir yazılı görevlendirme ile sınav evrakı bekleme görevleri vardı. Kaymakamlık binasında bekleyen Milli Eğitimin olduğu binada onları kontrol etmek için çıktım. Onların denetiminden sorumluydum. Oraya gittiğim zaman işte sadece o zamana kadar boğaziçi köprüsünde çıkan askerlerle ilgili bir haber vardı ama haberin detayı yani bu ne amaçlı bunlar gitmiş, darbe oluyor mu gerçekten, farklı bir şey mi var bununla alakalı hiçbir şey yoktu herkes soru işareti vardı herkesin kafasında, hatta o arada Kaymakamlık koruması polis memuru .... var. Soy ismini şu an hatırlayamıyorum. O yanında yine Kaymakamlıkta bilgi işlemde çalışan .... olması lazım ismini bildiğim bu iki görevli bir araçla geldiler ben oradayken ve niye geldiklerini sorduğum zaman dediler ki Kaymakam beyin talimatı var. Herhangi bir talimat gelmiş mi faksa bakacağız dediler. 2-3 dakika sonra Kaymakamlık binasından çıktılar, dediler ki herhangi bir talimat yok, ben orada hatta Adliye noktası da aynı bahçe içerisinde Adliye noktasındaki polis memuru arkadaşı da kontrol ettim görevinin başında mı herhangi bir aksaklığı var mı diye ve onlar talimat yok dedikten sonra ayrıldılar ve onların hemen peşinden de Emniyete doğru geçmek üzere yola çıktım. Yol üzerinde zaten kısa mesafe Dinar küçük bir yer, yol üzerinde arabamla onların uygulama yaptığı yerden geçerken yanlarında durdum bir süre onlarla sohbet ettik. O zamana kadar dedikleri gibi darbenin olduğu işte herkesin görev başına çağrıldığı vesaire kesinlikle herhangi bir bu şekilde bir şey yoktu. Haber yoktu ve hatta ben bu arada bizim ilçe haber merkezinde görevli polis memurunu da 155' de görevli polis memurunu aradım ve ona dedim ki yani böyle böyle haberler var. Var mı herhangi bir talimat yani HTS kayıtlarına da bakabilir ve o polis memuru bana şunu söyledi. Sadece ilden duyarlı olun şeklinde bir talimat geldi dedi ki duyarlı olun talimatı da şudur. Ülkenin herhangi bir yerinde bir terör olayı yani bir patlama, ne bileyim herhangi bir şehit haberi vesaire geldiği zaman o an için görev başında olanların bulundukları yerde daha dikkatli olması çevre güvenliğine daha dikkat etmeleri şeklinde.
Başkan: Peki ....'ı tanır mısın? O gece karşılaştınız mı?
Sanık:.... karşılaştık efendim evet.
Başkan: .... yine tanığın iddiası ve iddianamede yazdığı için söylüyorum. Şöyle bir ifadesi olmuş, bu darbe kalkışması sarayın ....'nin oyunudur diye senin yanında ifade etmiş. Öyle bir şey yaşandı mı?
Sanık: Şimdi benim yanımda benim duyacağım şekilde kesinlikle böyle bir ifade kullanmadı. Ayrıca söylemiş midir bilmiyorum zaten şu anda dosyanın içerisinde eklerde de avukatımın bulamadığı olmadığı söylenen ilk düzenlenen 10.08.2016 tarihli tutanakta da böyle bir iddia yoktu. Yani benim yanımda bunu söylediği ve benim herhangi bir şekilde müdahalede bulunmadığım şeklinde bir iddia yoktu. Sonradan alınan 6 ay sonra alınan ifadede böyle bir iddia eklemişler, tutanak şu an dosyada da mevcut değil yani o tutanağında alınırsa orjinali karşılaştırma yapılabilir. Benim yanımda kesinlikle böyle bir ifadede bulunmadı. Zaten olsaydı ben zaten kesinlikle müdahale ederdim ve sonrasında bu arkadaşların görevini de bahsetmek istiyorum. Bu arkadaşlar normalde sabah 08:00'den 23:00'e kadar görevliler, yaptıkları uygulama normal rutin asayiş uygulamasıydı yani herhangi bir şekilde iddianamenin kanaat kısmında yazdığı şekliyle kesinlikle darbeye karşı yapılan bir uygulama değildi. O uygulama o görev çok sonra başladı ve bunlar ek görevde oldukları için saat 23:50'de ben oradan ayrılırken bana sordular herhangi bir talimat var mı diye bende o zamana kadar Kaymakamlıkta yaşadığım olay yani Kaymakamlığa herhangi bir talimat gelmemiş olması, ilçe Emniyet haber merkezini aramam, il Emniyet Müdürlüğünden bir talimat gelmemiş olması ve İlçe Emniyet Müdürümüzünde beni yada haber merkezini bu şekilde aramamış olmasından dolayı normale dönebilirsiniz dedim. Zaten Dinar küçük bir yer ve herhangi bir şey olduğu zaman bizim daha önceden verilmiş talimatlarımız var. Telefonlarınız 24 saat açık bulunacak herhangi bir şey olduğu zaman geleceksiniz diye bu arkadaşlar sabahın 08:00' den beri çalıştığı için yorgun olduklarını düşünerek gönderdim. Çünkü o tarihte kesinlikle o saatte şey belli değildi. Kaldı ki sonrasında efendim saat 01:00' den itibaren ben oradan Emniyete geçtim ve Emniyette haberlere seyrederken İlçe Emniyet Müdürümüz ile beraber artık olaylar biraz daha netleşti ve saat 01:00' den sonra gene bu arkadaşlarla beraber yani bu 2 tanık ile beraber sabah 09:00' a kadar saat 01:00'den 09:00'a kadar Denizli yolu üzerinde Denizli'den havalimanına giremeyen bu 500 tane komandonun karayolu ile gelebileceği şeklinde bir haber gelmiş. Kaymakam beyin talimatı ile benim emrimle tüm personelle beraber ben oraya geçtim ve onlarla görev aldım. Hatta Köylere Hizmet Götürme Birliğinden iş makinaları da geldi. Bize verilen talimat yolu keseceksiniz. Darbeci askerler gelirse onları geçirmeyeceksiniz çatışacaksınız şeklinde, bu arkadaşlar eğer benim zafiyete uğrattığım düşüncesinde idiyseler benim emrimde bu kadar tehlikeli bir görevi niye eda etmişler. Çünkü orada en yetkili bendim. Niye ilçe emniyet müdürüne böyle böyle bir olay oldu. Yani bu zafiyet doğurabilir bakın sanki etkin mücadele etmiyor gibi bu tamamıyla sonradan çıkarılmış beni zor durumda bırakmak amacıyla çıkarılmış bir şey efendim. Zaten 26 gün sonra tutulmuş bir tutanak, o zamana kadar yani sabaha kadar bunu söylemeyip de benim yanımda çalışmaları gerçekten.
Başkan: Peki .... senin bir talebin var mı?
Sanık: Yine üçüncü bir ifade daha doğrusu şikayet dilekçesi var. Onunla alakalı savunma istemediniz ama yapmam gerekiyorsa onu da söyleyeyim. .... Yargıtay'da bekleyen bir dosya ile alakalı buraya şikayet dilekçesi vermiş.
Başkan: O iddianamede ve dosyada var olan bir durum onu istersen açıklayabilirsin, istersen açıklamayabilirsin. Yani açıklamak istiyorsan dinliyoruz.
Sanık: Hani dikkate alınacaksa bu.
Başkan: Dinliyoruz seni ben sana dikkate şu dikkate alınacak bu dikkate alınacak demiyorum. İddianame sana geldi. Onunla ilgili bir açıklama varsa dinleriz.
Sanık: Yani müşteki .... şikayet dilekçesinde bulunmuş 2009 yılında benim bulunduğum zamanda Kaçakçılık Şubesi tarafından kendisine bir suç örgütüne yardım etmek suçundan işlem yapılmıştı Savcılık talimatı ile ve gözaltı işlemi yapılmıştı. Sonrasında şahıs tutuklandı bir süre sonra serbest kalmış, sonrasında bu şahıs hem adli hem idari olarak bir takım yerlere şikayet dilekçeleri verdi. Adli olarak verdiği şikayet dilekçelerininden önce takipsizlik sonrasında takipsizlik itirazına ret kararı verildi. Daha sonra kanun yararına bozma talebi ile Yargıtay'a gitmiş, şimdi bununla alakalı eğer detaylı bir itham varsa üzerimde hani o dosya gelirse şuanda yapılacak mı yoksa Yargıtay sonucumu beklenecek ben bunu öğrenmek istiyorum.
Başkan: O adi suçlarla ilgili olan kısmı bizi çok ilgilendirmiyor.
Sanık: Yani itham ettiği şey şu 3 kişiden şikayetçi.
Başkan: Yani senin buna bir savunman varsa açıkla yani onun dışında bizden onunla ilişkin bir şey bekliyorsan söylemeyeceğiz yani.
Sanık: Ya orada benimle beraber suçladığı 2 kişininde aynı suçtan tutuklu olduğunu belirtmiş yani ben kiminle çalışacağımı kendim karar vermedim atama ile karar verdim. Hani bu ekstra bir suç oluşturmak diye düşünüyorum. Bunu ifade etmek istiyorum efendim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 17/08/2017 tarihli savunmasında; "Başkan: İçeriğini okudun iddianamenin, Erzurum da da bu örgüt toplantılarına katıldığın iddia ediliyor, bu yönde tanık ....'nın beyanı var okudum size, savunma yapacaksınız, buyurun savunmanızı alalım bu konuda.
Sanık: .... benim polis akademisinden dönem arkadaşımdır, devre arkadaşı tabir ettiğimiz, ben kendisini okuldan dolayı tanırım. 2012 yılında bahsettiği gibi Erzurum'a tayini çıktı, ben ondan bir yıl önce gelmiştim Erzurum'a. Ancak baştan başlamak gerekirse bu ifadesinde hani ev tutmaktan başlamış o, kendisi zaten lojmana girdi gelir gelmez dolayısıyla ev tutmakta yardımcı olmak gibi bir durum mümkün d eğil. Onun eşyası geldiği zaman ben hatırladığım kadarı ile ya dış görevdeydim, ya senelik izindeydim. Dolayısıyla bu yönde bir irtibatımız olmadı. Ancak gelip yerleştikten sonra dönem arkadaşım olması nedeni ile zaman zaman görüşürdük, bu görüşmeler karşılıklı iş yeri ziyareti şeklinde genelde olurdu. Yada bazen öğle tatillerinde yemek yediğimiz oldu, ancak ben bu kişinin bu ifade gelene kadar bu örgütün üyesi olduğunu bilmiyordum. Bana da bu yönde teklif yada telkini olmadı. Ancak anladığım kadarı ile bu kişi yakalandıktan sonra serbest kalmak için bana böyle bir iftira atmış.
Başkan: Yani böyle bir örgüt toplantılarına katılmadın mı? imamını da biraz önce bahsettim. .... isimli ve kod adı kullanan imamında size sohbet hocalığı yaptığını beyan ediyor şahıs.
Sanık: Ben o şahsı tanımıyorum. Diğer saydığınız isimlerde gene dönem arkadaşlarımız yani polis akademisinden aynı dönem mezun olduğumuz ve bizimle aynı zamanda Erzurum da çalışan isimler hatırladığım kadarı ile.
Başkan: Halen orada mı bu şahıs Erzurum da mı görev yapıyordu?
Sanık: .... mı?
Başkan: Evet.
Sanık: Ben 2015 de döndüm en son o bir senesi daha vardı şark görevinin bitişine, 2016 dönüş yaptı mı çalışıyor mu bilmiyorum. Ancak ifadeden anladığım etkin pişmanlıktan yararlanmak için bana böyle bir iftira atmış.
Başkan: Bu şekilde bir toplantılara katılma iddiasını kabul etmiyorsunuz.
Sanık: Evet.
Başkan: Seninle ilgili BYLOCK tespitinde bunların içinde bulunduğu grupla ilgili konuşma ve görüşmeler tespit edilmiş BYLOCK değerlendirilmesinde. Özet olarak senin BYLOCK grubun bunlardan oluşmuş, görüşme sayılarını falan belirtmişler, mesaj sayılarını, böyle bir ifade vermişsin, ekleyeceğin bir husus var mı bu ifadene?
Sanık: Bana sorulan soruda iki kişinin eklendiği, üç kişinin silindiği bir şey var.
Başkan: 105 kez giriş yaptığınız 84 kez meıl okuduğunuz, iki arkadaş eklediğiniz ve 3 arkadaş sildiğiniz tespit edilmiş.
Sanık: Rapor kendi içinde çelişkili zaten, 5 kişiden bahsediyor ekleyip sildiğim, ama bana 15-20 kişiden bahsediliyor.
Başkan: Grup, ekleyip silme değil, sonradan iki arkadaş eklendi ki o anlamda bu.
Sanık: Kaldı ki ben bu isimlerin pek çoğunu tanımıyorum, yada tanıdıklarımın pek çoğunu ismen tanıyorum sadece.
Başkan: 10 kişiyi tanıyorsun grupta.
Sanık: Evet efendim onlar aynı dönem Erzurum da çalıştığımız polisler.
Başkan: bunların arasında .... da var.
Sanık: Dönem arkadaşım olduğu için tanıyorum.
Başkan: 10 kişiyi tanıyorsun zaten, burada 20 kişi varsa 10 nu tanıyorsun.
Sanık: Tanıdıklarımın pek çoğu öyle sadece ismen meslektaş olmamızdan dolayı tanışıyoruz.
Başkan: Yine BYLOCK uygulamasını kullandığını kabul etmiyorsun.
Sanık: Kullanmadım efendim artı bu kişilerle ben hiç bir araya da gelmedim, HTS kayıtları alınırsa görülecektir, baz istasyonu karşılaştırılması yapılırsa." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 11/10/2017 tarihli savunmasında; "Başkan: Geçen celse tanık .... için Erzurum'a yazdığımız talimata cevap var. .... beyanında der ki, ben 2012 yılı Eylül ayından 2016 yılı Eylül ayında ihraç edildiğim tarihe kadar Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünde Emniyet Amiri olarak görev yapmaktaydım. ....'i polis akademisinde aynı dönemde mezun olduğumuz için yani devrem olduğu için tanırım. Erzurum'a tayinim çıkmadan önce ve akademi döneminde kendisi ile herhangi bir samimiyetim yoktu. Erzurum'a tayinim çıktığında ev tutmam ve yerleştirmem konusunda bana diğer devrelerim ile birlikte yardımcı olmuştur. Erzurum'a tayinim çıktıktan sonra tahminimce benim bu gruba yakın olduğumu bildikleri için bana toplantılar yaptıklarını söyleyerek bu toplantılara beni davet ettiler. Böylelikle 2012 yılı Eylül Ayından 2014 yılının ikinci yarısına kadar belirli aralıklarla yapılan sohbet toplantılarına katıldım. Bu toplantılara benimle birlikte ...., .... ve ....'da katılmaktaydı. Sohbet toplantısı yapılacağı zaman benimle irtibata geçen kişi .... idi. Ben 17-25 Aralık sürecinden sonra daha sonra toplantılara gitmeye devam ettim. Bir süre daha toplantılara gitmeye devam ettim. Bu sürede ....'de toplantılara katılmaya devam ediyordu. Ancak ben sürecin farklı boyuta geçtiğini fark edince yani 2014 yılının sonlarına doğru toplantılara katılmayı bıraktım. Ben toplantılara gitmeyi bıraktıktan sonra .... ve diğer arkadaşlarla bağlantılarımı kopardım. Bu nedenle ....'in bu tarihten sonra sohbet toplantılarına katılıp katılmadığını bilmiyorum. 2015 yılının ortalarında ....'in tayini Afyon'un Dinar ilçesine çıktı. Ondan sonrada yüz yüze hiç görüşmedik. .... ile birlikte katıldığımız sohbet toplantılarında dini konularda konuşulurdu. Ayrıca Erzurum Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta olan devrelerimizden cemaate yakın olanların tespitine yönelik bizden bilgi isterlerdi. Katıldığım toplantılarda siyasi bir konu konuşulmazdı. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir dedi. Gelen ByLock analiz raporuna tutanağına göre .... telefon numarası sana mı ait İbrahim?
Sanık: Evet efendim bana ait.
Başkan: Bu telefon numarasıyla ByLock'a ilk bağlanma tarihi 11/08/2014, bağlandığı il Erzurum Merkez, ByLock son bağlanma tarihi 01/05/2015, bağlandığı il Erzurum Dadaşkent, bu numarayla telefon numarası ile ByLock serverlarına yaklaşık 9 ay süreyle bağlantı yapmışsın. Bu bağlantıların tamamı Erzurum ilinde gerçekleşmiş. ByLock değerlendirme tutanağına göre ID numara "....", kullanıcı adı "....", şifre "……", .... neyin olur?
Sanık: Hiçbir şeyim olmaz efendim.
Başkan: …., bir de ad koymuşsun .... diye, gelen Log kayıtlarına göre giriş sayısı 105, alınan mail sayısı 23, giden arama 7 kere aramışsın, gelen 2, eklediğin arkadaş sayısı 2, alınan mesaj sayısı 61, okunan mail sayısı 84, gönderilen mesaj sayısı 41, silinen mail sayısı 1, katıldığın iki tane grup var. Bu gruplarda grup "...." diye .... tarafından kurulan bir grup, .... ByLock'da ki bir grupta olan ekli olanlar ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ....8, ...., ...., ...., ...., ...., .... bir diğer grup adı "...." kurucusu, .... Erzurum diye kayıtlı, bu tespit edilen son ID'ye bağlı olan kişi listeleri ...., .... ve ...., evet Savcı bey gelen tanık beyanına okunan raporlara ve belgeler bir diyeceğiniz var mıdır?
Başkan: .... geçen celsedeki savunmalarına ve Cumhuriyet Savcısının bu celsedeki terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılmasına yönelik görüşlere karşı son savunmaların nelerdir seni dinliyoruz?
Sanık: Efendim şimdi benim savunmalarımda beyan ettiğim üzere .... bana iftira atmaktadır. Ben bunun örgüt üyesi olduğumu bilmiyorum. Bilmiyordum bu ifade gelene kadar, kendisi itiraf etmiş zaten kendisi örgüt üyesiymiş. Ama muhtemelen tahliye olmak için az ceza almak için bana iftira atmış. Benim kesinlikle bu örgütle herhangi bir bağım yok ben terörist değilim. Terör örgütü üyesi de değilim. Bahsedilen raporda nerede kim tarafından hazırlandı bilmiyorum ama gerçek dışıdır. Bana ait değildir. Oradaki isimlerinin pek çoğu ile sadece isim olarak benimle aynı dönemde Erzurum'da çalışan amir ve müdürler oradan hatırlıyorum. Bazılarını hiç tanımıyorum zaten, ya bunlarla ben kesinlikle herhangi bir ortamda bir araya gelmiş değilim. İsterseniz HTS raporları alınıp karşılaştırma yapılabilir. Bizim görev nedeniyle telefonlarımız sürekli açıktı. Dolayısıyla buradan onlarla bir bağlantım olmadığı çok net ortaya konulabilir. Hatta bir kısmı beni tanımaz bile, mesela ....5 denmiş ben isim olarak biliyorum bu ismi nereden biliyorum. Kriminal Polis Laboratuvarı müdürüydü bize gelen yazışmalarda ismi vardı. Ama oturup kendisi ile kesinlikle konuşmuş değilim. Dolayısıyla.
Başkan: ByLock içeriklerini kabul etmiyorsun.
Sanık: Etmediğim gibi çok büyük bir ya hata var ya bir kasıt var efendim. Efendim ben 2006 yılından 2014 yılına kadar KOM birimlerinde çalıştım. Organize suçlarla mücadelede bu süreçte pek çok meslektaşımızı da işlem yaptık. Bunlardan bazıları işlemden sonra değişik yerlerde konuşuyorlardı yani günü gelecek hesabını soracağım filan gibi, yani ben acaba onların mı bir kastı var ki bir şekilde oyuna getiriliyorum diye düşünüyorum işin açığı, çünkü biraz önce bahsettiğim gibi kesinlikle tanımadığım isimlerle bir araya getirilip bir grup oluşturulmuş ve buna da rapor denilerek Mahkemeye gönderilmiş. Kabul etmiyorum efendim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık .... yerel Mahkemede SEGBİS sistemiyle alınan 02/11/2017 tarihli savunmasında; "Başkan: .... son sözlerin nelerdir karar vereceğiz?
Sanık: Efendim görev sürem boyunca amirlerimin kanunlar çerçevesinde verdiği talimatlar dışında hiç kimseden talimat, emir yada telkin almadım. Astlarıma da bu şekilde bir talimat kesinlikle vermedim usulsüz, kesinlikle bu örgütün içerisinde bulunmadım. Ben her zaman ülkemi ve milletimi sevdim. Onların huzuru için görev saham içerisinde görev yapmaya çalıştım. Takdir Mahkemenizin, suçsuzum efendim beraatimi talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık .... Dairemizde alınan 17/04/2018 tarihli savunmasında; "Ben suçlamaları kabul etmiyorum, aşamalardaki savunmalarımı tekrar ediyorum. Büyük iftiralar atılıyor bana, mağdurum herhangi bir suçum yok. Bylock kullanmadım. Bana okuduğunuz ID ve şifre ya kasıt olarak ya da hata sonucu dosyaya gelmiştir kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuş olup, tanık ....'in talimatla alınan ifadesine karşı sorulduğunda; "İfadeyi kabul etmiyorum, ben olay gecesi darbe olduğundan farkında değildim. Sadece köprüde bir hareketlilik vardı ve bu arkadaşlar saat 23:00 itibariyle görevleri bitiyordu. Bana ne yapalım diye sordular bende normale dönün dedim. Ayrıca bunu sormadan önce gerek kaymakamlığın korumasına gerekse 155'i arayarak herhangi bir durum olup olmadığını sormuştum ve her şeyin normal olduğunu öğrenince bu şekilde talimat verdim dedi. Devamla; olay gecesi ilçe emniyetindeki polisler ile birlikte Dinar yoluna çıkıp Denizli'den gelecek komandolara karşı önlem aldık, sabaha kadar kaymakamda dahil olmak üzere nöbet tuttuk ve benim hakkımda tutanak tutan kişiler bunu açıklayamamaktadırlar ve tutanağıda 26 gün sonra tutmuşlardır" şeklinde beyanda bulunmuş, tanık ....'ın talimatla alınan ifadesine karşı sorulduğunda;"....'ın ifadelerini kabul etmiyorum. Aynı dönem mezun olduk, ben Erzurum'da çalışmaya başladıktan bir sene sonra Erzurum'a geldi. Kriminalde çalışıyordu, arasıra öğle yemeklerinde biraraya geliyorduk. Bunun dışında herhangi bir sohbete, toplantıya gitmedik. Kendini kurtarmak için bana iftira atmaktadır" şeklinde beyanda bulunmuş, tanık ....'un ifadesine karşı sorulduğunda; "Tanık zaten benim Fetö üyeliğime dair bir bilgi vermemektedir. Sadece bu iddia ile meslekten atıldığımı söylemiştir. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Tanık anlatımları,
3-Arama ve araştırma tutanakları,
4-Araştırma ve inceleme raporları,
5-Bank.... hesap hareketleri,
6-Bylock sorgu tutanağı,
7-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
8-Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/298 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
AFYONKARAHİSAR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 02/11/2017 tarih, 2017/298 esas ve 2017/458 karar sayılı hüküm ile; sanık ....'in üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık 03/11/2017 ve 22/11/2017 tarihli istinaf dilekçeleri ile; soruşturma ve kovuşturma aşamalarında lehine olabilecek hiçbir delil toplanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek lehine hükümlerin uygulanmasını ve tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sanık müdafi 02/11/2017 ve 30/11/2017 tarihli istinaf dilekçeleri ile; müvekkilinin üzerine atılı terör örgütüne üye olmak suçundan her türlü şüpheden uzak, somut ve objektif delil bulunmadığını, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanıp beraat kararı verilmesini talep etmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 17/04/2018 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; "Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/11/2017 tarih 2017/298 esas 2017/458 karar sayılı kararı ile sanık .... hakkında FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2, 3713 Sayılı yasanın 5/1, TCK 53, 58/9 Maddeleri uygulanarak netice itibari ile 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine sanığın eyleminin TCK 309 maddesinde düzenlenen Anayasayı İhlal suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için duruşma açılmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın eyleminin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarını taşıdığı anlaşıldığından istinaf isteminin esastan reddine ve sanığın tutukluluk durumunun da devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Yargıtay 16. ceza dairesi'nin 2016/7162 e., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanmaya çalışıldığı üzere Fethullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarıda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurumlarına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için .... Katılım Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bank....'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önününe geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda yargılamaya konu olay değerlendirildiğinde;
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/11/2017 tarih 2017/298 esas 2017/458 karar sayılı ilamı ile; "Sanık ....'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün silahlı unsurlarından olan Emniyet yapılanması içindeki Amirler grubu içinde yer aldığı, ünitenin oluşturulmasında etkin rol oynadığı, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, bu toplantılarda burs, himmet, kurban parası adı altında paralar toplandığı, toplanan yardım paralarının elden alındığı, herhangi bir kayıt tutulmadığı, kendisinin de bu kapsamda destek olduğu, sanığın örgüt üyeleri dışında kimsenin kullanmasına izin verilmeyen, özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan kendi aralarında haberleşmelerini sağlamaları amacıyla kullanıma sunulan, uygulama kullanıcılarının kendi aralarındaki mesaj ve mail trafiklerinden örgütün haberleşme aracı olarak kullanıldığı anlaşılan, gizli görüşmelerine örgüt dışından kimselerin erişemeyeceğine güvenilen ve kullanımı sadece kendilerine has olan uygulama üzerinden yaptıkları, gizli ve önemli görüşmelerin bu uygulama üzerinden yapılmasının "uygulamada örgüt üyeleri dışında kimsenin bulunmadığını ve uygulamada örgüt üyeleri dışında hiç kimsenin kullanıcı olarak kayıt olamadığını bilmelerinden" kaynaklanmakta olduğu, yine kendileri dışında kimsenin mail ve mesaj içeriklerine erişemeyecek olmasının "örgüt üyelerinin bu platformda rahatça illegal faaliyetlerini paylaşmalarının ve fikir alışverişinde bulunmalarının" önünü açtığı, uygulama incelendiğinde sistemde her kullanıcının kendisine ait bir adet tanımlı ve birbirinden farklı ID numarası olduğu görüldüğünden sisteme girişte uygulamanın kullanıcıya kendisine özgü ve kimliği niteliğini taşıyan bir numara verdiğinin görüldüğü, bu uygulama kurulduktan sonra kişiye otomatik olarak bir ID numarası tahsis ettiğinden dolayı benzer yapıdaki diğer anlık mesajlaşma uygulamaları gibi olmadığı, telefonun kişi listesi ile uygulamanın kişi listesinin senkronize olmadığı, yine bununla birlikte şifre paylaşımının yapılarak kişilerin birbirlerini programa ekledikleri, bu sebeple ID numarası kullanıcı adı şifresi bilinmeyen bir kişinin kişiler listesine eklenmesinin mümkün olmadığı, uygulamanın örgütsel amaçla kullanılması ve herkesin uygulamaya kendi isteğiyle dahil olamaması nedeniyle sanığın kriptolu bir program olduğu anlaşılan ByLock programını ilk tespit tarihi olan
11/08/2014 tarihinden itibaren ….. ımeı numaralı telefon ile .... GSM nolu hattı üzerinden kullandığı, yukarıda içeriğini belirttiğimiz Yargıtay kararı ile de örgütün haberleşme programı olduğu kabul edilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle bu ağa dahil olan sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil sayılacağı, bu teknik verilerin sayısal bilgilerle yukarıda detaylı olarak belirtildiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinde yapılanan mensuplarınca gerçekleştirilen hain darbe girişimi esnasında Emniyet Amiri olarak görev yapmasına ve darbe girişimine direnmemin görevi olmasına rağmen, emrinde görev yapan polis memurlarına görev yapmamaları yönünde talimat vererek silahlı terör örgütünün talimatları doğrultusuna hareket etmek suretiyle darbe girişimine duyarsız kalarak görevini yapmadığı, bu itibarla silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne üye olduğu, sanık savunmalarında atılı suçlamaları reddetmiş ise de; alınan savunma ve beyanlar, dinlenen tanık anlatımları, dosyadaki mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde" sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, sanığın silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne üye olduğu" gerekçesiyle TCK 314/2 maddesince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın eylemlerinin TCK 309 maddesi kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi açısından CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir,
Dairemizce yapılan duruşmada da sanık üzerine atılı suçu işlemediğini, silahlı terör örgütü üyesi olmadığını savunmuştur.
Dosya içerisindeki tanık anlatımları, arama ve araştırma tutanakları, araştırma ve inceleme raporları, Bank.... hesap hareketleri, sanığın kullanmış olduğu .... nolu GSM hattına ilk tespit tarihi 11.08.2014 tarihi olan örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock'u kullandığı, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağına göre ID'si .... kullanıcısı ...., şifre ….., adı ...., ilk log tarihi 08.11.2014, giriş log sayısı 105, alınan mesaj sayısı 61, gönderilen mesaj sayısı 45, eklediği arkadaş sayısı 2 olarak bildirildiği, sanığın bu hat üzerinden Bylock programını kullandığı, Yargıtay kararıyla da örgütün haberleşme programı olduğu kabul edilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanılmakla olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle bu ağa dahil olan sanıkların ağ içerisinde başka bir kişiyle görüşme yapmış olmasının gerekmediği, örgüt talimatıyla bu ağa dahil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştırıcı, teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil sayılacağından dosyamıza giren Bylock baz analiz tutanağı, BTK yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde sanığın GSM hattına Bylock yüklediği anlaşılmıştır.
Dairemizce dinlenen tanıklar .... ve ....'ın beyanları, tanık ....'un yerel Mahkemede vermiş olduğu beyanlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın eyleminin silahlı terör örgütü mensubu olmak suçunu oluşturduğu;
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda;
"Anayasayı ihlal
Madde 309- (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur."
"Silahlı Örgüt
Madde314/- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" şeklinde düzenlendiği,
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 gün ve 2017/1443 Esas, 2017/4758 Karar sayılı ilamın da ise;
TCK'nun 309/1. fıkrasında düzenlemesini bulan "Anayasayı İhlal" suçunun maddi unsurlarından "fiil" açıklanırken "Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde yer alan amaçları gerçekleştirmeye yönelik araç fiil, bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli olmak kaydıyla icrai suç niteliğinde olabileceği gibi ihmali suç niteliğinde de olabilir.(Eren-Toroslu, Özel Hükümler, s.73, Soyaslan, Özel Hükümler, s.582, Akdoğan s.25, Akbulut s. 135, Vural-Mollamahmutoğlulları, Türk Ceza Kanunu Yorumu s. 1775, Hafızoğulları, TCK madde 302, s 561, Yard. Doç. Namık Kemal Topçu, Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, S. 91).Ancak, ihmali fiillerle bu suçun işlenebilmesi; sanığın gerçekleştirilmekte olan icrai fiiller yönünden görevi gereği önleme yükümlülüğünün mevcudiyedine, başka bir deyişle garantör sıfatının bulunmasına bağlıdır." şeklinde tespit ve açıklamalar yapılarak icrai fiiller yanında garantör ihmali fiillerinde "Anayasayı İhlal" suçunu oluşturacağının belirtildiği,
Bu yasal düzenleme ve içtihat doğrultusunda somut olay irdelendiğinde, sanığın Dinar İlçe Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yaptığı, sanığın sıfatı uyarınca 15.07.2016 tarihinde darbeye teşebbüs kapsamında gerçekleştirilmekte olan icrai fiiller yönünden görevi gereği önleme yükümlülüğünün ve dolayısıyla garantör sıfatının bulunmadığı, sanığın darbeye teşebbüs sırasında gerekli önlemleri almadığı ve emrinde bulunan personeli gerekli tedbirleri almasını engelleyici garantör ihmali fiillerde bulunduğuna dair tanık olarak dinlenen ....5 ve ....7'un beyanları nazara alındığında TCK'nun 309. Maddesinde düzenlemesini bulan suçun unsurlarının oluşmadığının anlaşılmakla, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin sanığın silahlı FETÖ terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kabulünde usül ve Yasaya aykırı bir yön görülmemiş, sanık ve müdafiinin istinaf isteminin CMK 280/1-a maddesince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
Sanık .... hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan kurulan hükme ilişkin mahkemenin kararında, usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından bu suça ilişkin istinaf başvurusunun CMK'nın 280/1-a. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Sanığın üzerine atılı suçun CMK' nın 100/3-a-11 maddesinde sayılan suçlardan oluşu, atılı suçun işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, verilen cezanın miktarı, dikkate alındığında sanığın kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması nedeniyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla, 5271 Sayılı CMK.'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca sanığın HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, Hüküm özetinin Cezaevi Müdürlüğüne gönderilmesine,
Tutuklamanın devamına ilişkin kararımıza karşı yedi gün içerisinde, mahkememize verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle itiraz edebileceği, itirazın mahkememizce yerinde görüldüğü takdirde düzeltileceği, aksi takdirde en çok üç gün içinde dosyanın itirazı incelemeye yetkili olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderileceğinin bildirilmesine, (kararın içeriği sanık ve sanık müdafiine sözlü olarak bildirildi)
Sanığın halen tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunun bulunduğu yer olan Burdur CB. Savcılığı'na müzekkere yazılarak, Tutukluluğun devamına ilişkin bu kararın CMK'nun 107/1. maddesi uyarınca, tutuklunun bir yakınına veya belirleyeceği bir kişiye gecikmeksizin bildirilmesinin istenmesine, (sanığa bu hakkı bildirildi),
Dair, yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer ceza evi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, iddia makamının görüşüne uygun olarak C. savcısı .... (…..) ile sanık ve vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2018 (¤¤)