(2709 S. K. m. 56) (5237 S. K. m. 22, 53, 62, 75, 181, 182, 184) (2872 S. K. m. 2, 3, 8, 9, 11, 12, 15, 20) (5271 S. K. m. 223, 280, 286) (Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği m. 3, 4, 6, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 25, 31, 36) (Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği m. 4)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Sanık hakkında, Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/04/2016 tarih ve 2016/676 esas sayılı iddianamesi ile sanıkların TCK 181/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 16/03/2017 Tarih, 2016/349 Esas, 2017/217 Karar sayılı hüküm ile; sanığın üzerine atılı çevreyi kasten kirletmek suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK'nın 181/1, 62/1, 53/1 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı Sanık ve müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık C. Ç. yerel Mahkemede alınan savunmasında; "Ben bu konu hakkında daha önce beyanda bulunmuştum aynen tekrar ederim, site yönetimi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tutmuş olduğu tutanak öncesinde belediyeyi arayıp fosseptik çukurlarının temizlenmesi için telefonla aradık belediye görevlileri geldi ve temizlediler, ayrıca çevre kirliliği ile ilgili olarak belediyeye her sene aidat veriyoruz, ben site yöneticiliğinde başkan olarak yönetimi 24 Temmuz 2015 yılında site yönetimini devir aldım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevlilerinin tutmuş olduğu tutanak ile benim göreve başlamam arasında yaklaşık bir ay vardır, benim görevde bulunduğum süre zarfında sitede görevli ve ben vardım sitede başka kimse yoktu, kirlenen yerin neresi olduğunu bilmiyorum, benim bildiğim kadarıyla çevreyi rahatsız edecek bir kirlilik yoktu, yine de biz site yönetimiyle topladığımız aidatlarla arıtma cihazını yeniledik, bir kirlilik varsa daha önceki yönetimde olmuş olabilir, konuyla alakalı siteye tutulan tutanakta belirtilen 46.000 TL civarında para cezasını çevre ve şehircilik bakanlığına yatırdık, ben bilirkişi raporunu kabul etmiyorum tekrardan bilirkişi raporu alınmasını talep ediyorum, yine de bu konu ile ilgili herhangi bir zarar varsa karşılamak isterim, yasal şartların oluşması durumunda kamuya yararlı bir işte de çalışmak isterim, olayların bu duruma gelmesi tebligatların bize ulaşmamasından kaynaklıdır tebligatlar mahalle muhtarına verilmiştir, suçsuzum beraatimi talep ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-İddia,
2-Savunma,
3-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın İdari Yaptırım Karar Tutanağı,
4-Atıksu numune alma tutanağı,
5-Mersin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 22/12/2015 havale tarihli şikayet dilekçesi,
6-Bilirkişi raporu,
7-Mersin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 14/11/2016 tarihli hazine zararının bulunmadığına dair yazısı,
8-Kolluk birimince tutulan diğer tüm tutanaklar
9-Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/349 Esas, 2017/217 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
ERDEMLİ 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 16/03/2017 Tarih, 2016/349 Esas, 2017/217 Karar sayılı hüküm ile; sanığın üzerine atılı çevreyi kasten kirletmek suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK'nın 181/1, 62/1, 53/1 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık ve müdafii istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 05/12/2017 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; " Sanık hakkında çevreyi kasten kirletmek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde mahkumiyetine ilişkin karara vaki istinaf talebi üzerine duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde;
Sanık hakkında düzenlenen iddianame ile "Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanlarınca Erdemli İlçesi Ayaş Mahallesinde bulunan Gazikent Sitesine ait atık su arıtma tesisi çıkışında denetim esaslı numune alınarak 08/09/2015 tarih ve A131738 seri numaralı numune alma tutanağının düzenlendiği, alınan numune üzerinde "su kirliliği kontrolü yönetmeliği" çerçevesinde analiz yaptırıldığı ve analiz sonucunun aynı yönetmelikte yer alan "alıcı ortam deşarj standartları" ile karşılaştırıldığı, neticesinde deşarj standartlarını aşarak çevre kirliliğini yarattığının tespit edildiğinden bahisle çevrenin kasten kirletilmesi iddiasıyla cezalandırılması talep edilmiştir.
Sanık aşamalarda alınan savunmasına site yönetimi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tutmuş olduğu tutanak öncesinde belediyeyi arayıp fosseptik çukurlarının temizlenmesi için telefonla aradıklarını, site yöneticiliğinde başkan olarak yönetimi 24 Temmuz 2015 yılında devir aldığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevlilerinin tutmuş olduğu tutanak ile kendisinin göreve başlaması arasında yaklaşık bir ay olduğunu, site yönetimiyle topladıkları aidatlarla arıtma cihazını yenilediklerini, konuyla alakalı siteye tutulan tutanakta belirtilen 46.000 TL civarında para cezasını çevre ve şehircilik bakanlığına ödendiğini, bu nedenle üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Konu ile ilgili olarak soruşturma aşamasında çevreye zarar verilip verilmediğine vermediğine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, neticesinde düzenlenen 04/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda "Gazikent Tatil Sitesi atık su arıtma tesisinin istenilen verimde çalışmadığının, deşarj sınır değerlerini aştığının ve çevrede kirlilik yarattığının" belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik ekibince Erdemli İlçesi Ayaş Mahallesi'nde bulunan Gazikent Tatil Sitesinin atık su arıtma tesisi çıkışından 08.09.2015 tarihinde numune alındığı, alınan numune 08/09/2015 tarih ve …………. seri numaralı numune alma tutanağı ve 001029 seri nolu numune alma tutanağı ile tutanağa bağlandığı, alınan numune üzerinde "su kirliliği kontrolü yönetmeliği" çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yetkilendirilen "Mer-Lab Çevre Laboratuvarı" isimli Çevre Analiz Laboratuvarına analiz yaptırıldığı ve analiz sonucunun 2872 S.lı Kanunun 8 ve 11. Maddelerine istinaden çıkarılan ve 31.12.2014 Tarih 25687 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği"nde yer alan "alıcı ortam deşarj standartları" ile karşılaştırıldığında deşarj standartlarını aşarak çevre kirliliğini yarattığının tesbiti nedeniyle sanığın eylemi sabit görülerek çevreyi kasten kirletmek suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir
Çevrenin kirletilmesi suçu:
1- Genel ilkeler:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3/a maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde, Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanunun 181 ilâ 184. maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanununun 181. maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
Türk Ceza Kanunun 182. maddesinde suç olarak düzenlenen çevrenin taksirle kirletilmesi eylemi ise çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortama taksirle verilmesidir.
Bu kapsamda bir kusurluluk türü olan taksir, hukuki anlamda failin suç işlemek istememesi, buna rağmen hukuk düzeninin gereklerine de aldırmaması halini ifade eder. Türk Ceza Kanunu, taksiri, bilinçli ve bilinçsiz taksir olarak ikili şekilde düzenlemiştir. Buna göre “bilinçsiz taksir” Türk Ceza Kanununun 22/2. maddesinde, "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi" biçiminde tanımlanmış; bilinçli taksir ise aynı maddenin üçüncü fıkrasında "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde açıklanmıştır. Bu düzenleme uyarınca bilinçli taksir ile bilinçsiz taksir arasındaki temel farklılık, bilinçli taksirde istenmeyen neticenin öngörülmesiyken, bilinçsiz taksirde ise öngörülmemesidir. Başka bir deyişle, bilinçsiz taksirde fail özen yükümlülüğünün ihlali dolayısıyla kanuni tanıma uygun bir fiilin gerçekleşeceği ihtimalini düşünmemektedir. Bilinçli taksirde ise fail, suçun konusu bakımından somut bir tehlikenin varlığını öngörmesine rağmen bu tehlikenin derecesini önemsememesi veya şahsi yeteneğini abartması ya da şansına güvenmesi nedeniyle kanuni tanıma uygun bir fiilin gerçekleşmeyeceğine güven beslemektedir.
Bu açıklamalar ışığı altında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla kirlenme neticesi öngörülmeden atık veya artıkların alıcı ortama verilmesiyle bilinçsiz taksir, kirlenme neticesi öngörülmesine karşın meydana gelmeyeceği düşüncesiyle hareket edilmesi halinde ise bilinçli taksirle çevrenin kirletilmesi suçu oluşacaktır.
TCK’nın 181/1. maddesinde sözü edilen “ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık” hali; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu gibi kanunların, kapsadıkları alanlarla ilgili olarak “çevreyi kirletmeme” ilkesi gereğince çerçeve olarak benimsedikleri düzenlemelere dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerde açıklanan ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek olan, arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma, alıcı ortama verme, uzaklaştırma gibi hususlar bakımından öngörülen yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade etmektedir.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanunun “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan artık ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanununun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181/1, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182/1 ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddelerinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; suç tipine göre kasten veya taksirle, su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi, kanunda tehlike suçları olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçlarda unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali TCK'nın 181. maddesinin 3. fıkrası ile 182/1. maddesinin ikinci cümlesinde, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise 184/1. maddesi ile 182/2. maddelerinde, çevreyi kasten veya taksirle kirletmek suçlarında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
II - Yargılamaya Konu Olayda Uygulanacak Mevzuat ve Düzenleyici İşlemler:
1) Su Kirliliği
2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin (ı) ve (n) bentlerinde, denizler, içme ve kullanma suları (yapay ya da tabii göller, barajlar, akarsular, yer altı suları vs) ile içme ve kullanma suyu sağlama amacı dışındaki sular şeklinde üç grup su kaynağı belirlenmiş, tanker, gemi ve diğer deniz araçlarının kirletme faaliyetleri ayrıca düzenlenerek, sular her türlü kirlenmeye karşı koruma altına alınmıştır.
Öte yandan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8, 9, 11, 12, 15 ve 20. maddelerine dayanılarak “Ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin korunması ve en iyi bir biçimde kullanımının sağlanması için, su kirlenmesinin önlenmesini sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmek üzere gerekli olan hukuki ve teknik esasları belirleme” amacıyla kabul edilmiştir.
Bu Yönetmeliğin 16 ilâ 21. maddelerinde içme ve kullanma suyu temin edilen yüzeysel sularla ilgili kirletme yasaklarına, 23. maddesinde denizlerle ilgili kirletme yasaklarına yer verilmiş, 25 ilâ 36. maddelerinde ise atıksuların boşaltım ilkeleri açıklanmıştır.
Yine Yönetmeliğin 6. maddesinde alıcı su ortamını kirleten en önemli kaynaklar ve etkenler dokuz bent halinde örnekleme yoluyla sayılmış, sınırlayıcı bir belirleme yapılmamıştır. Buna göre, fekal atıklar, organik atıklar, kimyasal atıklar, aşırı üretim artışına neden olan besin maddelerinin alıcı ortamın dengesini bozacak şekilde aşırı boşaltımı, atık ısı, radyoaktif atıklar, deniz dibinden taranan malzeme, çamur, çöp ve hafriyat artıklarının ve benzeri atıkların boşaltımı, gemilerden kaynaklanan petrol türevli katı ve sıvı atıklar (sintine suyu, kirli balast, slaç, slop, yağ ve benzeri atıklar), Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliğinin eklerinde belirtilen maddeler, örnekleme yoluyla sayılmış kirletici unsurlardır.
Yönetmeliğin “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesinde alıcı ortam; “Atıksuların deşarj edildiği veya dolaylı olarak karıştığı göl, akarsu, kıyı ve deniz suları ile yeraltı suları gibi yakın veya uzak çevre” şeklinde tüm su kaynaklarını kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Aynı maddede atık; “Her türlü üretim ve tüketim faaliyetleri sonunda, fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik özellikleriyle karıştıkları alıcı ortamların doğal bileşim ve özelliklerinin değişmesine yol açarak dolaylı veya doğrudan zararlara yol açabilen ve ortamın kullanım potansiyelini etkileyen katı, sıvı veya gaz halindeki maddelerle atık enerji”, atıksu ise “Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucunda kirlenmiş veya özellikleri kısmen veya tamamen değişmiş sular ile maden ocakları ve cevher hazırlama tesislerinden kaynaklanan sular ve yapılaşmış kaplamalı ve kaplamasız şehir bölgelerinden cadde, otopark ve benzeri alanlardan yağışların yüzey veya yüzeyaltı akışa dönüşmesi sonucunda gelen sular” şeklinde tarif edilmiştir.
Suların korunması ile ilgili esasları düzenleyen Yönetmeliğin 4/j maddesinde belirtilen genel ilke, atıksuların arıtılmadan doğrudan alıcı ortama verilmemesidir. Keza Yönetmeliğin 16/a-b bentlerinde arıtılsa dahi atıksular ile her türlü atık ve artığın içme ve kullanma sularına deşarjına izin verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. 21. maddesinde de, içme ve kullanma suyu temini dışındaki amaçlarla yapılmış göllere, göletlere ve set çekmek suretiyle biriktirilmiş sulara arıtılmamış evsel ve endüstriyel nitelikli atıksuların verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Yine “Alıcı Ortama Doğrudan Boşaltım Esasları” kenar başlıklı 26. maddenin (d) bendinde ise “her türlü katı atık ve artıklarla, arıtma çamurları ve fosseptik çamurlarının alıcı su ortamlarına boşaltılması” yasaklanmıştır.
Burada önemle vurgulanması gereken husus şudur; Yönetmeliğin 21/1. maddesinde sözü edilen içme ve kullanma amacı dışındaki sulara deşarj izni, arıtılmış olma koşuluna bağlanmıştır. Atık suyun arıtılmış su olduğunu kabul etmek için de, bunların Yönetmeliğin 31. maddesi ile ekinde 16 grup halinde belirlenerek tablolar halinde gösterilen sektör kapsamındaki tesis tipi için kabul edilen limit deşarj değerlerine uygun olması gerekir. Aksi durumda atıksuyun tam olarak arıtıldığından, içme ve kullanma amacı dışındaki sulara deşarj edilme koşulunu sağladığından bahsedilemez.
Özetle; içme ve kullanma sularına arıtılmış olsa dahi her türlü atık ve artığın deşarjı yasaklanmış, içme ve kullanma dışındaki sulara deşarj, arıtılmış olma koşuluna bağlanmış, atıksuyun arıtılmış olma ölçütü de, atıksuyun oluşum kaynağı dikkate alınarak Yönetmeliğin ekindeki sektörlere göre limit değerlerle ifade edilmiştir.
2) Kanalizasyon Sistemine ya da Ortak Arıtma Tesisine Deşarj
Yönetmeliğin “Kanalizasyon Sistemlerine Boşaltım” kenar başlıklı 25. maddesine göre “Kanalizasyon sistemi bulunan yerlerde her türlü atıksuların kanalizasyon şebekesine bağlanması, ilke olarak bir hak ve mecburiyettir”. Kanalizasyon sistemlerine boşaltılan kentsel ve belirli endüstriyel atıksuların toplanması, arıtılması, kanalizasyon sistemine deşarj edilen atıksuların oluşturacağı olumsuz etkilere karşı çevrenin korunması amacıyla kabul edilen 2006 tarihli Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliğinin “Tanımlar” kenar başlıklı 4. maddesinde kanalizasyon sistemi; kentsel atıksuyu toplayan ve arıtma tesislerine iletmeye yarayan kanallar olarak tanımlanmıştır. Kentsel atıksu ise, evsel atıksu ya da evsel atıksuyun endüstriyel atıksu ve/veya yağmur suyu ile karışımını ifade etmektedir.
Bilindiği üzere, kentsel atıksular kanalizasyon sistemi ile toplanarak, Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinde “idare” olarak tanımlanan belediyeler tarafından yapılan arıtma tesislerinde arıtmaya tabi tutularak alıcı ortama verilmektedir. Kanalizasyon sistemine deşarj edilen endüstriyel atıksuların kural olarak ön arıtmaya tabi tutulması ve belediyeler tarafından kabul ve ilan edilen Yönetmeliklerde belirlenen limit değerleri aşmaması gerekir. Aksi halde Belediyeler, ön arıtma yapılmadan veya ön arıtma yapılsa bile istenilen limitleri sağlamadan kanalizasyon sistemine deşarj edilen atıksular için kirlilik yükü bedeli, kirlilik önlem payı gibi isimlerle ilave bedel almaktadır. Bu nedenle belediyeler tarafından 2560 sayılı Kanun’a istinaden kabul edilip uygulanan Atıksuların Kanalizasyon Sistemine Deşarjına İlişkin Yönetmeliklerde, kanalizasyon sistemine deşarj edilen atıksularla ilgili benimsenen kirlilik parametreleri, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde benimsenen değerlerden farklı ve kimi zaman daha yüksektir.
Açıklamadan da anlaşılacağı gibi, kanalizasyon sistemine deşarj edilen atıksu alıcı ortama doğrudan verilmemekte, belediyelerce inşa edilen ve bir arıtma tesisine bağlı bulunan kanalizasyon sistemine aktarılmaktadır. Bu durumda, kanalizasyon sistemine deşarj edilen atıksudaki kirlilik parametreleri, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde ya da belediyelerce hazırlanan yönetmeliklerde belirlenenlerden daha yüksek olsa bile, “atığın alıcı ortama verilmesi” öğesinin gerçekleşmemesi nedeniyle, TCK’nın 181/1. maddesinde düzenlenen çevreyi kasten kirletme suçu oluşmayacaktır. Ancak limitlerin bu suretle aşılması, kanalizasyon sistemini ve arıtma tesislerinin çalışma kapasitesini etkileyeceğinden, belediyelerce olağan olarak tahsil edilmekte olan atıksu bedelinin yanı sıra, kirlilik ücreti veya kirlilik yükü bedeli gibi değişik adlarla ek bir bedel alınmasını gerektirecektir.
Açıklanan mevzuatla, atıksuyun deşarj edildiği alıcı ortamla, neticede arıtmaya tabi tutulacak kanalizasyon sistemine ya da ortak arıtmayla sonlanacak sisteme deşarj birbirinden ayrılmış, atıksuyun deşarj edildiği yere göre farklı yükümlülükler ve buna bağlı olarak hukuki yaptırımlar belirlenmiştir.
Yargılama konusu dosyada ise;
Sanığın Gazikent Tatil Sitesinin yönetim kuruluna seçildiği aksi sabit olmayan savunmasına göre başkanlığa seçildikten 1 ay sonra tutanak tanzim edildiği, site imkanları ile arıtma cihazının yenilendiği, atık suyun doğrudan alıcı ortama deşarj edilmediği mevsim itibariyle de sitede birkaç ev dışında oturanın bulunmadığı bu nedenle sanığın genel kastı olup olmadığının belirlenemediği ancak bunula birlikte çevrenin kirletilmesi için de yeterli dikkat ve özeni göstermediği bu nedenle eyleminin TCK. 182. maddesinde belirtilen çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturacağı anlaşılmıştır.
TCK. 182 maddesinin adli para cezasını gerektirdiği, TCK. 75. maddesinde yalnızca adli para cezasını gerektiren cezaların önödeme kapsamında kaldığı belirtilmiştir.
Sanığa teklif edilen önödeme gereğini yerine getirdiğine dair Gaziantep Mal Müdürlüğünün 30.10.2017 tarihli alındı makbuzunu ibraz ettiği anlaşıldığından
Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/03/2017 Tarih, 2016/349 Esas, 2017/217 sayılı kararının kaldırılması ile
Sanık hakkında açılan kamu davasının TCK. 75. maddesi gereğince önödeme nedeniyle düşürülmesine" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Gazikent Tatil Sitesi'nde yönetim kurulu başkanı olan sanığın sitenin atıksu arıtma tesislerinin istenilen verimde çalışmadığı halde gerekli tedbiri almadığı, sitenin atıksularını "Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği"nde belirtilen değerleri aştığı halde çevreye bırakmak suretiyle çevreyi kirletmesine sebebiyet verdiği böylece “Çevrenin Kasten Kirletilmesi” suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK'nun 181/1. maddesi gereğince Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın 19/07/2015 tarihinde gazikent tatil sitesi yönetim kuruluna seçildiği, numune alma işleminin ise 08/09/2015 tarihinde gerçekleştiği, sitede atık su arıtma tesisinin bulunduğu, tesis olmaksızın atık suların denize bırakılmasının söz konusu olmadığı, atık su tesislerinin tam kapasite ile çalışmadığının iddia edildiği, sanığın ise arıtma tesislerinin tam kapasite ile çalışıp çalışmadığını kontrol etmekle yükümlü olduğu halde bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ihmali davranışı sonucu atık suların çevreye zarar verecek şekilde suya bırakıldığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin TCK 182/1 cümlesinde düzenlenen çevrenin taksirle kirletilmesi suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak TCK'nun 75. maddesi uyarınca TCK'nun 182/1-1 maddesindeki cezanın alt sınırı olan 5 gün adli para cezasının TCK'nun 52. maddesince 1 günü 20 TL den hesaplanmak suretiyle toplam 100,00 TL adli para cezası ile 82.30 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 182.30 TL'yi ödemesi için ön ödeme ihtarında bulunulmuş, sanığın ön ödeme ihtarına yasal süresi içerisinde uyduğu, istenilen adli para cezasını Maliye Bakanlığı Gaziantep Vergi dairesi Başkanlığının 30.10.2017 tarih …………………….. nolu vergi dairesi alındı makbuzuyla yatırdığı ve makbuz aslını Dairemize gönderdiği anlaşılmakla; çevreyi kasten kirletmek suçundan sanık hakkında verilen Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2017 tarih ve 2016/349 esas, 2017/217 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 75/3. maddesi yollamasıyla 75/2 ve CMK’nın 223/8. maddelerince düşmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1-Çevreyi kasten kirletmek suçundan sanık C. Ç. hakkında verilen Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2017 tarih ve 2016/349 esas, 2017/217 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığının 07/04/2016 tarih ve 2016/26 soruşturma, 2016/676 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çevreyi kasten kirletmek suçunu işlediği iddia olunarak 5237 Sayılı T.C.K.’nın 181/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçun aynı kanunun 182/1. maddesinde düzenlenen ve 75/1. maddesi uyarınca ön ödemeye tabi suçlardan olduğu, sanığın 26/10/2017 tarihinde yapılan ön ödeme ihtarına uyarak 30/10/2017 tarihinde belirtilen tutarı vergi dairesine yatırdığı ve ……………………. nolu alındı dekontunu dosyaya ibraz ettiği anlaşıldığından; sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 75/3. maddesi yollamasıyla 75/2. ve maddesi ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
3-Yapılan yargılama giderlerinin ön ödeme miktarı içerisinde bulunması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
4-Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden tarifesine göre hesaplanmış 990,00 TL. vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Dair; sanığın ve katılanın yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı A..T.. (35238)'in yüzüne karşı, mütalaaya uygun olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/2-b. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05.12.2017 (¤¤)