(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 31, 43, 53, 63, 174, 226, 265, 314) (3713 S. K. m. 5, 7) (2911 S. K. m. 32) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 289) (16. CD. 30.04.2015 T. 2015/3344 E. 2015/926 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/11/2016 Tarih, 2016/55 Esas, 2016/245 Karar sayılı hükmünde;
Türk Ceza Kanunun 314/2 maddesindeki silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağın kurulması süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 30/04/2015 tarih 2015/3344 esas 2015/9264 karar sayılı içtihadı)
"Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan kişinin rızası ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup, örgüt üyesi örgütle organik bağ kurmak suretiyle faaliyetlerine katılmalıdır. Silahlı Terör Örgütüne üye olmak için yöneticilerin birisinin rızasına gerek yoktur.
Organik bağ canlı, geçişgen, etken, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Failin eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk varsa örgüt üyesi olduğu kabul edilir. Uygulamada silahlı terör örgütünün kırsaldaki mensupları ile irtibata geçerek örgüte malzeme temin etme, kılavuzluk ve kuryelik yapma, istihbari bilgi toplama, askeri ve siyasi eğitim ve kod adı alma, örgütsel ders alıp verme, özgeçmiş raporu verme gibi çeşitlilik ve süreklilik gösteren eylemlerin örgüt üyeliği suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir.
Eylem tek veya az sayıda ise niteliğine bakılır, örneğin bir organizasyon dahilinde kırsala adam gönderme gibi bir fiil ancak hiyerarşik yapı içinde bulunan örgüt üyesince yapılabilecek olan faaliyet olarak kabul edilmesi gerekir. Üye olmayan kişiler yol-yöntem ve muhatap bilmediğinden dağa adam gönderemeyeceği gibi örgüt tanımadığı güvenmediği ve görevlendirmediği kişilerin gönderdiği elemanları güvenlik gerekçesiyle kabul etmez...."(Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Eğitim Modülü el kitabından alıntı yapılmıştır.)
Türk Ceza Kanunun 226/6 maddesinde (Değişik 02/07/2012-6352/85md.) "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan verilecek ceza yarısına kadar indirilir. (Ek cümle 11/04/2013-5911 md.) Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır" düzenlemesi getirilmiştir.
Maddenin gerekçesine göre örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen kimsenin örgüt üyesi olarak kabul edilmesi ve bu nedenle de sorumlu tutulması gerekir.
Uygulamada bu suç genel olarak örgütün kendisine ait yayın organlarının yayınları ve çağrıları üzerine düzenlenen yasa dışı gösteride suç işlemesi halini oluşturup, bu çağrı üzerine örgütün bilgisi ve isteği doğrultusunda gerçekleştirilen eylemlerin örgüt adına işlendiği kabul edilmekte ve faili örgüt üyesi olmamakla birlikte çağrıya uyarak suç işlemesi nedeniyle örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. Silahlı örgütler açısından uygulanabilen bu hükmü düzenleyen kanun koyucunun amacı örgütün yapısına katılmayan dışarıdan kişilerin her ne şekilde olursa olsun örgütün hayatta kalmasına ve güçlenmesine katkı sağlayacak şekilde örgüt adına suç işlemesini önlemek olduğu söylenebilir.
Uygulamada silahlı terör örgütünün amacı doğrultusunda ve yaptığı eylem çağrısı üzerine organize edilen korsan gösteriye katılarak, gösteriler sırasında güvenlik güçlerine görevi yaptırmamak için direnme, örgütün çağrısı üzerine yapılan gösterilerde molotof kokteyli atmak, mala zarar vermek gibi suçlar örgüte üye olmakla birlikte örgüt adına işlenen suçlara örnek olarak gösterilebilir. (Örnek İçtihatlar; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 23/02/2016 tarih 2015/219 esas-2016/1261 karar, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 21/12/2015 tarih 2015/3119 esas-2015/5149 karar, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 22/04/2015 tarih 2015/2191 esas-2015/908 karar...)
3713 sayılı Terör Mücadele Kanunun 7/2. maddesinde düzenlenen Terör Örgütü Propagandası suçunun oluşabilmesi için her şeyden önce propaganda kabul edilecek bir söz ya da davranışın varlığı gerekip, bir eylemin propaganda olarak kabul edilebilmesi için terör örgütü ile ilgili öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek veya yaymak amacıyla yapılmış olması şarttır. Bu koşulu taşımayan söz ve davranışlar propaganda olarak nitelendirilemez. Eylemin TMK 7/2 maddesi kapsamında kabul edilebilmesi için terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla işlenen fiil terör örgütü ile ilgili olmakla birlikte bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine ilişkin değilse, işlenen fiil terör örgütü ile ilgili bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri ile ilişkin olmakla bu yöntemleri bir başkasına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla işlenmiyorsa, işlenen fiilin konusu terör örgütü ile ilgili bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri ile ilişkin olmakla birlikte bu yöntemleri meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte değil ise TMK 7/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası suçunun işlenmesi söz konusu olmaz.
"Yargıtay propaganda oluşturan söz ve ifadenin ne olduğunun tartışılıp, kararda belirtilmemesini, eksik araştırma ve soruşturma yapılmasının bozma nedeni olarak kabul etmektedir. "Suça konu yazılardaki hangi söz ve ifadelerin örgüt propagandasını oluşturduğu tartışılıp gösterilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması..."(9. Ceza Dairesi 03/10/2011 tarih 2009/1783 esas 2011/27684 karar sayılı) (Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Eğitim Modülünden alıntı yapılmıştır.) "
Bu genel bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/55 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda;
Sanıklar V. İ., S. E. ve suça sürüklenen n, PKK/KCK Terör örgütünün 4. dönem faaliyette olan demokratik özerklik söylemleri ile 2012 yılını final yılı ilan ederek, başkaldırı eylemleri düzenleyerek nihai hedefe ulaşmak amacı doğrultusunda terör örgütünün ülke genelinde örgüt adına yayın yapan "Bestanuce.info" isimli haber sitesinden 06/12/2015 tarihinde "Sur direnişi Diyarbakır'a yayıldı", 07/12/2015 tarihli yayınında "KCK ;İşgale karşı mücadele yükseltilmeli" şeklindeki eylem çağrı niteliğindeki talimatları neticesinde suç tarihinde Tarsus ilçesi Gazipaşa Mahallesi, 1908 sokak üzerinde yayın organı tarafından eyleme çağrı talimatlarına uyarak bir grupla birlikte çöp ve konteynırları taşla ve tahta aletlerle birlikte yola dökerek trafiğe kapatmaya çalıştıkları, örgüt adına slogan attıkları, kollukça yapılan ihtara rağmen dağılmadıkları, güvenlik güçlerine taş, silah ve molotof kokteyli attıkları, kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda grubun dağıldığı, yapılan kontroller neticesinde çok sayıda suç eşyası malzemenin bulunduğu, bu malzemeler üzerinde yapılan teknik incelemede, sanıklardan V. İ. ile S. E.'in parmak izlerine rastlanıldığı, yine suç unsuru eşyaların yanında suça sürüklenen C. K.'a ait elbiseler içerisinde bulunan nüfus cüzdanının ele geçirildiği, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun facebook sosyal paylaşım sitesindeki sayfalarında propaganda suçunu oluşturan unsurların olduğu gerekçesiyle, sanıklar V. ve S.'in 3713 sayılı yasanın 7/2, 2911 sayılı yasanın 32/3, TCK 265/1-3-4, TMK 5, TCK 174/1-2, TMK'nın 5, 3713 sayılı yasanın 7/1, TCK 314/2, 53 ve 63 maddeleri uyarınca, suça sürüklenen C.'ın ise 3713 sayılı yasanın 7/2, 2911 sayılı yasanın 32/3, Türk Ceza kanunun 265/1-3-4, TMK'nın 5. maddesi TCK 174/1-2, TMK'nın 5, 3713 sayılı yasanın 7/1 maddesi delaletiyle TCK 'nın 314/2, 31/3 ve 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Tarsus Ağır Ceza Mahkemesine ayrı ayrı kamu davaları açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; sanıklar V. ile S.'in TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 3-4-5 maddeleri, TCK'nın 174/1, 3713 sayılı yasanın 3, TMK'nın 5. maddesi, 3713 sayılı yasanın 7/2 -2. cümlesi, TCK'nın 43/1, suça sürüklenen C.'ın, TCK'nın 314/2, 31/3, TCK'nın 174/1-2, 31/3, 3713 sayılı yasanın 7/2-2. cümlesi, TCK'nın 43/1, 31/3 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 230/1 maddesinde mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar belirtilerek,
"Madde 230 - (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar" ın gösterilmesi gerektiğini açık bir şekilde hükme bağlamıştır.
Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/11/2016 tarih 2016/55 esas 2016/245 karar sayılı gerekçeli kararının incelenmesinde, deliller kısmında PKK/KCK Terör örgütünün ülke genelinde örgüt adına yayın yapan "Bestanuce.info" isimli haber sitesinden yapılan çağrı ve olay mahallinde ele geçirilen eşyalar ve bu eşyalar üzerindeki parmak izleri, ayrıntılı olarak işlenmesine rağmen;
a) CMK 230/1-c maddesine aykırı olarak sanıkların mahkumiyetine karar verilen Terör Örgütü Üyeliği suçunun hangi eylem ya da eylemler ile ne şekilde oluştuğunun, adı geçenlerin, terör örgütü ile bağlantılarının, ne şekilde örgüt adına hareket ettiklerinin, örgüt içindeki hiyerarşik yapı ve konumlarının, mevcut eylemleri dışında örgüt adına başkaca eylemlerinin olup olmadığının tartışılmamış, silahla terör örgüt üyeliği suçu yönünden hukuki niteleme ve açıklama yapılmamıştır.
b) Olay mahallinde yakalanan molotof kokteyllerindeki parmak izleri ve eşyalar nedeniyle suça konu patlayıcı maddelerin sanıklar tarafından bulundurulduğu kabul edilse dahi sanıkların mahkumiyeti yoluna gidilen TCK 174/1 maddesindeki suçun ne şekilde oluştuğu gerekçelendirilmemiştir.
c) Sanıklara yüklenen Terör Örgütü Propagandası suçunda; sanıklara ait facebook sosyal paylaşım sitesindeki herkese açık sayfalarında paylaşımların yapıldığı belirtilerek haklarında propaganda suçundan kamu davası açılarak yapılan yargılamaları sonucunda mahkumiyetlerine gidilmiş ise de, ne sanıklar hakkında kamu davası açan iddianamelerde ne de Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında hangi paylaşım ya da eylemlerin 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesinde unsurları ihtiva ederek propaganda suçunu oluşturduğu yönünden hiçbir inceleme, değerlendirme yapılmadığı gibi anılan paylaşım içerikleri de yazılmamış ve açık şekilde CMK 230/b-c maddelerine muhalefet edilmiştir. Yukarıda zikredilen Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 03/10/2011 tarih 2009/1783 esas 2011/27684 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere suça konu yazılardaki hangi söz ve ifadelerin örgüt propagandasını oluşturduğu tartışılıp gösterilmemesi açık şekilde gerekçesizlik olarak değerlendirilip, Yargıtay uygulamasında bozma nedenidir.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve kararda mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekip belirtilen hususların yerine getirilmemesi CMK'nın 280/1-b maddesi delaleti ile 289/1-g maddesi uyarnıca mutlak bozma nedenidir, bu nedenle öncelikle Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/11/2016 tarih 2016/55 esas 2016/245 karar sayılı kararı CMK 289/1-g maddesi uyarınca yeterli gerekçeyi içermediğinden bozulması gerekmektedir.
Kabule Göre de,
1- Sanıklar V. ve S. hakkında 5237 sayılı kanunun 174/1 maddesi ile 3713 sayılı yasanın 3-4-5 maddeleri uyarınca öngörülen hapis cezası dışında uygulanan adli para cezası tayin edilirken, 1.666 gün Adli Para Cezasının bir günü 20 TL kabul edilerek, 33.320,00 TL Adli Para Cezası yerine, 48.600,00 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmalarına karar verilerek, fazla para cezası tayin edilmesi,
2- Sanıklar V. ve S. için öngörülen Adli Para Cezalarının TCK'nın 52/4 maddesi gereğince taksitlere bağlandığı ve taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline ve ödenmeyen Adli Para Cezasının hapse çevrilmesi karar verildiği görülmüş ise de, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verileceği de gözetilerek, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hapisten çevrilen adli para cezasının taksitlerinden birisinin süresinde ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamen tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği şeklinde ihtiratın yapılması;
3- Aynı olay mahallindeki patlayıcı maddelerde parmak izleri bulunan sanıklar V. ve S. hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçundan TCK 174/1 maddesi uyarınca teşdiden 4 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezasının temel ceza olarak tayini yoluna gidilirken, eşyaları bulunan suça sürüklenen çocuk C. hakkında gerekçesi gösterilmeden aynı gerekçelerle TCK 174/1 maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 2000 gün adli para cezası tayin edilmesi;
4-Terör örgütü propagandası suçundan, 3713 sayılı yasanın 7/2-2.cümlesi, TKC'nın 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılan sanık V. İ. hakkındaki 11/01/2016 tarihli internet tespit tutanağına göre şahsın internet sosyal paylaşım sitesi facebooktan PKK/KCK terör örgütü propagandası yapan siteleri beğendiği belirtilmesi karşısında bu suçun nasıl oluştuğunun açıklanmaması;
Usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm anlatılanlar sonucu;
Yukarıda 1. maddede belirtilen, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve kararda mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, dolaysıyla kararın. CMK'nın 280/1-b maddesi delaleti ile 289/1-g maddesinde sayılan mutlak bozma nedenleri arasında yer aldığından, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin istinaf istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu CMK.nun 286/1. Maddesi uyarınca kesin olarak 02.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)