(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230) (5237 S. K. m. 52, 58, 213, 314) (3713 S. K. m. 5)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3, CMK 34 ve 230. maddeleri uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirlenmesi ve hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın Örgüt Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek ve Halk Arasında Korku ve Panik Yaratabilmek Amacıyla Tehdit suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ise de; mahkeme hükmünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3, CMK 34 ve 230. maddeleri uyarınca zorunlu olan gerekçeyi içermediği, mahkeme hükmünün delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe başlığı altında kabul olunan eylem anlatıldıktan sonra "bu şekilde sanığın eylemlerinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına eylem yapmak, terör örgütü adına halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehditte bulunmak (vatandaşların polise ihbarda bulunmaları, halk arasında korku ve panik yarattığının örneği olduğu) suçları bakımından sübut bulduğu anlaşıldığından eylemlerine uyan TCK'nın 220/6 delaletiyle 314/2, 213/1-2, 53, 58, TMK'nın 5. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına" ibarelerini içerdiği, mahkemece kanıtların tartışılarak değerlendirilmediği, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığa yüklenen ve sabit görülen eylemlerin nasıl ve ne şekilde anılan suçları oluşturduğunun ve hukuki nitelendirmesinin yapılmadığı, dolayısıyla mahkeme kararının davanın tüm taraflarını tatmin eder şekilde gerekçeli olmadığı, anılan yasal zorunluluk nedeniyle bu durumun CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca kesin hukuka aykırılık halini oluşturduğu,
2-Mahkemenin kabulüne göre;
a) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan öncelikle temel ceza tayini edilip sonrasında TCK'nın 220/6 fıkrasındaki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması,
b) Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan TCK'nın 213/1 maddesi uyarınca belirlenen temel cezanın aynı yasanın 213/2. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırılması sonucu bulunan 2 yıl 11 ay hapis cezasının 3713 sayılı yasanın 3-4-5 maddeleri uyarınca yarı oranında artırılması sonucu sanığın 3 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken artırımın yıl hesabı üzerinden yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayini usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda 1 numaralı bentte belirtildiği üzere mahkeme hükmünün zorunlu ve yeterli yasal gerekçeyi içermemesi nedeniyle sanık müdafiinin istinaf başvurusunu kabulü ile CMK'nın 289/1-g maddesi atfı ile CMK'nın 280/1-b maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu CMK.nun 286/1. Maddesi uyarınca kesin olarak 02/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)