(5237 S. K. m. 54, 107) (5271 S. K. m. 196, 280, 286, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Her ne kadar hüküm celsesinde vekili ile temsil edilmiş ise de; CMK'nun 196. Maddesi anlamında duruşmalardan bağışık tutulmayı talep etmeyen ve mahkemece bu hususta herhangi bir karar verilmeyen, sanık R. A.'ın UYAP kayıtlarına ve dosya içerisinde mevcut Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 21/11/2016 tarihli yazısı ve ekindeki sanığa ait dilekçe içeriğine göre hüküm celsesinde Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde hükümlü olmasına rağmen hüküm celsesine getirilmeyerek veya SEGBİS vasıtasıyla katılımı sağlanmadan yokluğunda karar verilmesi CMK'nun 289/1-h maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde mutlak hukuka aykırılık hallerinden olduğundan bozma sebebidir.
2-Mahkemenin kabulüne göre;
a) 5237 sayılı TCK'nun 107/2 maddesinde "kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur" düzenlemesinin mevcut olduğu,
5237 sayılı TCK'nun 107 maddesinde düzenlenen şantaj suçunun oluşabilmesi için mağdura yönelik tehdit veya zor kullanma unsurunun somut olayda gerçekleşmesinin gerektiği gibi şantaj suçunun manevi unsuru bakımından ise kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadı arandığından failin bu fiili özel kasıt ile işlemiş olması gerekir.
Sanığın Mağdurlardan İ. U.'nın facebook şifresini ele geçirmek amacıyla mağdura atmış olduğu "lezbiyenler fotonu paylaşıyor, E. Ç. hesabını kurtarır" sözlerinin ve yine sanığın mağdurlardan B. Y.'den facebook şifresini istemesi ve mağdurun şifresini sanığa vermesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, sanığın her iki mağdura yönelik zor ve tehdit kullandığı yönünde kanıt ya da kanıtların mevcut olmadığı, sanığın her iki mağdura karşı gerçekleştirmiş olduğu bu söz ve eylemlerin hile niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nun 107. Maddesinde düzenlenen şantaj suçunun unsurunu teşkil eden zor ve tehdit unsurunun bu eylemler yönünden gerçekleşmediği mağdur beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen sanığın her iki mağdura yönelik sabit kabul edilen şantaj suçu yönünden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Mahkemece mağdur A. A.'e ait dosya içerisinde bulunan ve müstehcenlik içeren resmin dosyada kanıt olarak saklanılmasına karar verilmesi gerekmesine rağmen TCK'nun 54/4 maddesi gereğince zor alımına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda 1. Maddede belirtildiği üzere hüküm tarihinde ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın duruşmada hazır edilmemesi suretiyle sanığın savunma hakkı kısıtlandığından istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nun 289/1-h maddesi atfıyla CMK'nun 280/1-b maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu CMK.nun 286/1. Maddesi uyarınca kesin olarak 26/01/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)