(AİHS m. 10) (2709 S. K. m. 26, 90) (3713 S. K. m. 7) (2911 S. K. m. 33) (5237 S. K. m. 53, 62) (5271 S. K. m. 223, 280, 281, 282) (YILMAZ VE KILIÇ - TÜRKİYE DAVASI) (ZANA - TÜRKİYE DAVASI)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında Dairemizce yapılan duruşma sonunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2015 Tarih ve 2015\17 esas sayılı iddianamesi ile, 23.09.2014 günü saat 17.50 sıralarında Demokratik Özgür Kadın Hareketi organizesinde IŞİD saldırılarına maruz kalan Şengal, Kobani ve Rojava halklarına destek amacıyla Mersin İstasyon Meydanında yaklaşık 500 kişinin toplandığı, burada PKK/KCK terör örgütü ve elebaşı lehine sloganların atıldığı, ROJ İRO SİBE DERENGE (Gün bu gündür yarın geç olabilir) Demokratik Özgür Kadın Hareketi ibareli pankart öncülüğünde yürüyüşe geçen grubun Özgür Çocuk Parkına geldiği, ölen PKK'lı teröristler için saygı duruşu yapıldığı, basın açıklamasının ardından 2x2.5 m ebatlarındaki A..Ö.. posterinin yere açıldığı ve PKK marşının söylendiği, grubun saat 18.40 sıralarında dağıldığı, etkinlik esnasında kolluk görevlilerince çekilen kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde şüpheli M. Ç.’nın "GENÇLİK APONUN FEDAİSİDİR" şeklinde yasadışı slogan attığı,
Şüpheli T. T.’un "ÖCALAN ÖCALAN" şeklinde slogan attığı,
Şüpheli T. A.’un "BİJİ SEROK APO (Yaşasın Başkan Apo) şeklinde slogan attığı iddia edilerek sanıklar hakkında, terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği iddiasıyla 3713 sayılı Kanunun 7/2. TCK’nın 2911 sayılı yasanın 33/1. TCY’nın 53 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış,
Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08/01/2015 tarih, 2015/32 esas ve 2015/1 karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ve Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karşılıklı görevsizlik kararlarının ardından Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 11/11/2015 tarih, 2015/103 esas sayılı kararı ile Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılarak dosya Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/8 esasına kaydı yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık Mahsun Çetinkaya'nın dairemizce 18/01/2017 tarihli duruşmada tercüman vasıtasıyla alınan savunmasında, "üzerime atılı suçu kabul etmiyorum, iddia edildiği gibi "gençlik aponun fedaisidir" şeklinde söz söylemedim. Eğer söylediğim iddia ediliyorsa buna ilişkin ses kaydı ve videonun bana gönderilmesini istiyorum, suçsuzum, mahkeme kararının kaldırılmasını, beraatimi istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Mahsun Çetinkaya yerel mahkemede yapmış olduğu savunmasında, “Bana okuduğunuz iddianamedeki suçlamayı kabul etmem, ben kanuna aykırı hiçbir iş yapmadım, hiç bir terör örgütünün üyesi değilim, hiç bir örgüt lehine slogan atmadım, propaganda yapmadım, suçlamaları kabul etmem. Suriye’de Kobani’de IŞİD isimli örgüt tarafından insanlar öldürülmekte, kadınlar köle pazarında satılmakta idi, bundan duyduğum üzüntü ile protesto amaçlı bildiri okunacağını duydum, ben de bildirinin okunacağı alana gittim ve anayasal hakkım olan basın açıklamasına katıldım, bunun suç olduğunu düşünmedim, bu açıklamaları yapanların yetkili makamlardan izin alıp almadıklarını bilmiyorum, suç kastım yoktur. Zaten güvenlik kuvvetleri de orada idi, herhangi bir müdahalede de bulunulmadı, basın açıklamasına katılanların hiç birisinin suç teşkil edecek söz ve davranışlarını görmedim bir çok insan olmasına rağmen neden bizler hakkında dava açıldığını, anlamış değilim, belki bir fotoğrafa çıkmış olabiliriz ki buda normaldir, ben orada idim ama kanunsuz hiç bir şeye katılmadım, ayrıca benim daha evvelden buna benzer bazı soruşturmalarım oldu, emniyet beni bundan dolayı fişlemiş olmalı ki her olayda beni tutup götürür” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık T.A. duruşmaya katılmamış, Sanık T. A. ve M. Ç. müdafii olan Av. A. R. G. beyanında; "Av. M.A.’in istinaf dilekçesini aynen tekrar ederiz. Müvekkiller söyledikleri iddia edilen sözleri söylemediklerini beyan etmişlerdir. Buna ilişkin DVD’lerin çözümü tarafsız bir bilirkişi tarafından yapılmamıştır. Müvekkillerin söyledikleri iddia edilen sözleri söyledikleri kabul edilse dahi söz konusu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek unsurları oluşmayan suçtan beraatlerine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık T. A., yerel mahkemede alınan beyanında; "Bana okuduğunuz iddianamedeki suçlamayı kabul etmem, ben bu hususta soruşturma aşamasında ifade vermiştim, o ifadelerimi tekrar ederim, iddianamede bahsedilen yürüyüşe katıldım, kobani ve rojovada ışid saldırısına maruz kalan halka destek amacıyla ben bu yürüyüşe katıldım, kesinlikle yasal olmayan bir slogan atmadım, terör örgütü propagandası yapmadım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı istiyorum, görüntülerdeki kişi benim, ancak yasa dışı bir slogan atmadım" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık T. T.: Duruşmaya gelmemiş, sanığa duruşma gününü bildirir CMK.nın 280/1. Maddesi meşruhatı içerir davetiyenin Demirtaş Mah. 77075 Sk. No:33 İç Kapı No:2 Toroslar/MERSİN adresinde eşi N.T.'a 20/12/2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği görülmüştür.
DELİLLER:
1- Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 01/12/2014 tarihli 3 sayfadan ibaret Görüntü İnceleme ve Tespit Tutanağı,
2- Polis Memurlarınca düzenlenen 23/09/2014 tarihli Tutanak,
3- Sanık M. Ç.'nın Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/47302 Soruşturma sayılı dosyasında alınan 05/12/2014 tarihli savunması,
4- Sanık T. A.’ın Mersin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde vermiş olduğu 08/12/2014 tarihli savunması,
5- Sanık T.T.'un Mersin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce alınmış 06/12/2014 tarihli savunması,
6- Sanıklara ait Nüfus ve Adli Sicil Sabıka Kaydı,
7- Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/8 Esas - 2016/168 Karar sayılı dosyasında yapılan tüm yargılamadan ibarettir.
MERSİN 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2016 Tarih. 2016/8 Esas, 2016/168 Karar sayılı hüküm ile sanıklar T. T., T. A. ve M. Ç.'n üzerlerine atılı Terör örgütü Propagandasını Yapmak suçundan yapılan yargılaması sonucunda, 3713 sayılı yasanın 7/2, TCK'nun 62/2. ve 53. Maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık T. T., 11/11/2016 havale tarihli gerekçeli istinaf talep dilekçesi ile kararın bozulmasını talep emiştir.
Sanıklar T. A.ve M. Ç. Müdafii Av. M. A.28/11/2016 havale tarihli gerekçeli istinaf talep dilekçesi ile müvekkillerinin suça konu sloganları atıp atmadıklarının tespiti için mahkeme tarafından olaya konu CD'nin tarafsız bilirkişiye verilerek çözümlemesi yaptırılması gerekirken yaptırılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca sanıkların attıkları iddia edilen sloganların Terör Örgütü Propagandası niteliğinde olmadığını, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA:
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2016 tarihli 2016/8 esas 2016/karar sayılı dosyasında sanıklar T. A., M. Ç. Ve T.T’nun Terör Örgütü Propagandası Yapmak Suçundan 3713 sayılı yasanın 7/2. 5237 sayılı yasanın 62 ve 53 maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karar sanıklar ve vekilleri tarafından istinaf edilmiş olmakla, dosyada yapılan incelemede sanıkların Mersin İstasyon Mahallesinden yaklaşık 500 kişinin bulunduğu ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi tarafından düzenlenen IŞİD saldırılarına maruz kalan Şengal, Kobani ve Rojava Halklarına destek amaçlı gösteri yürüyüşünde attıkları sloganlar ile terör örgütü propagandası yaptıkları sonucuna varılarak mahkumiyet hükmü kurulduğunu,
Soruşturma ve Kovuşturma evrakları incelendiğinde sanıkların söz konusu toplantıya katıldıklarına dair kolluk kuvvetleri tarafından 23/09/2014 saat 19:30 da düzenlenmiş bulunan tutanak ve 01.12.2014 tarihinde düzenlenmiş olan görüntü inceleme ve tespit tutanağının bulunduğunu, bu tutanakta toplu olarak çekilmiş 5 adet resmin var olduğunu, resim altlarında yapılan açıklamalarda sanık M.Ç.nın görüntüsünün 06.56 saniyesinde atılan "Gençlik Apo’nun Fedaisidir" sloganının “fedaisidir” bölümünü tekrarladığı,
Sanık T. T.’un videonun 00:29 saniyesinde grup ile birlikte “Öcalan Öcalan" şeklinde slogan attığı, sanık T. A.’ın ise görüntünün 03.02 saniyesinde grup ile birlikte "Biji Serok Apo" (yaşasın başkan Apo) şeklinde slogan attığının belirtildiği” bunun dışında dosyada başkaca bir delilin bulunmadığı, sanıkların da savunmalarında toplantıya katıldıklarını ancak suç oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmadıklarını belirttiklerini,
Dosya içerisinde bulunun görüntü Cd’sinin, birkaç bilgisayarda denendiğini içerisinde herhangi bir verinin olmadığını, görüntü ya da ses kaydının bulunmadığının belirlendiğini,
Bu anlatımlar esas alındığında mahkemece verilen kararın eksik soruşturma ve kovuşturmaya dayandığını, denetlenebilir şekilde delillerin açıkça değerlendirilmediğini, gerek soruşturma aşamasında, gerekse kovuşturma aşamasında karar vericiler tarafından esas delil niteliğini taşıyan görüntülerin izlenmediğini, dolayısı ile sanıkların söz konusu sloganları atıp atmadıklarının kesin olarak tespit edilmediğini, kaldı ki sloganların sanıklar tarafından atıldığı kabul edilse bile terör örgütü propagandası suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ile bu maddeye koşul olarak Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 26 Maddesinde de hürriyetinin güvence altına alındığını, söz konusu maddeler uyarınca herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollar ile tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olup, bu hürriyetin ancak sınırlı sebeplerle ve kanun ile sınırlandırılabileceğini, gerek Anayasamızdaki düzenleme gerek Avrupa İnsan Haklarındaki Sözleşmedeki düzenleme ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları göz önüne alındığında, bir eylemin fikir hürriyeti kapsamında değerlendirilebilmesi için şiddeti bir araç olarak görmemesi, kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam almayı öngörmemesi, benimsenen düşünceler için şiddete başvurmayı meşru saymaması insanda saldırgan duygular uyandıracak biçimde anlamsız nefret yaratarak şiddetin doğmasını uygun bir ortam kışkırtmaması gerektiğini, bu hususları taşıyan bir ifadenin ifade hürriyeti kapsamı değerlendirilerek ve cezalandırılmayacağını,
Öte yandan 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesinde de "terör örgütünün şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek yada bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek biçimde propagandasını yapan kişi..” cezalandıracağını, yani söylenen halde terör örgütünün şiddet ve tehdit içeren eylemlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi, bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikteki söz ve davranışların atılı suçu oluşturacağını,
Bu ilkeler kapsamında dosyamızdaki söylenen sözler değerlendirildiğinde, sanık T. T.’nun "Öcalan Öcalan" şeklinde slogan attığının belirtildiği, sanığın katıldığı toplantının şiddet içermemesi, örgüte ait herhangi bir amblem, işaret kullanılmaması sebebiyle barışçıl bir gösteri olduğunun mahkemece kabul edildiği buna rağmen “Öcalan Öcalan" şeklinde atılan sloganın hangi sebepler ile şiddeti araç olarak gösterdiği, övdüğü, kişileri hedef gösterip intikam duygusu yarattığı, şiddete başvurmayı meşru olarak gördüğü ve nefret duygusu yarattığı hususları açıklanmadan sanığın cezalandırıldığı, oysa atılan sloganda bu hususların hiçbirinin bulunmadığı, sadece terör örgütü başı olan kişinin isminin telaffuz edildiği, dolayısı ile bu sloganın terör örgütü propagandası suçunun hiçbir unsurunu barındırmadığı,
T. A. tarafından atıldığı iddia edilen "Biji Serok Apo'' (Yaşasın Başkan Apo) şeklindeki sloganda da herhangi bit şiddet öngörülmediği gibi ifade özgürlüğünü sınırlayan diğer unsurların da bulunmadığı, sanığın sadece sübjektif düşüncesini belirdiği, dolayısı ile atıldığı iddia edilen sloganın ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği,
Yine M. Ç.’nın attığı iddia edilen "Gençlik Apo'nun Fedaisidir” şeklindeki sloganın son kısmı olan "fedaisidir" ibaresinin tekrarlanması şeklindeki iddia edilen eylemi değerlendirildiğinde, fedai kelimesinin Türkçe sözlükte "bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse, bir kimseyi ve yeri koruyan kişi' olarak anlamlandırıldığı, dolayısı ile sözcük anlamı olarak bir amacı gerçekleştirmek için canını esirgemeyecek kişi olarak değerlendirilebileceği fakat buradaki sloganın atıldığı ortam değerlendirildiğinde, bu hususun tamamen sanığın sübjektif duygusundan ibaret olduğu, zira sanığın kişiliği, sosyal durumu, kastetmiş olduğu gençliğin fedai olacak şekilde örgütlenmesini ve yönlendirmesini yapacak konumda olmadığı, bu şekilde bir kişilik ve etkinlikte bulunmadığı, zira bu kişilikte olduğuna dair de bir tespitin de bulunmadığı, öte yandan söylenen sözün terör örgütünün şiddet ve cebir içeren yöntemlerini övücü nitelikle bulunmadığı, teşvik edici ve meşru sayıcı bir anlamda içermediği, bu hususlar değerlendirildiğinde, yine atıldığı iddia edilen sloganın sanığın sübjektif değer yargılarını belirtmesi kapsamında kaldığı, nesnel alana dönüşebilecek herhangi bir eylem ve sözünün bulunmadığı, yakın ye mevcut bir tehlike yaratacak nitelikte yine herhangi bir faaliyet ve eylemine de rastlanılmadığını,
Yukarıdaki anlatılanlar kapsamında sanıklar M. Ç., T. T. ve T. A.'ın attıkları iddia edilen sloganların ayrı ayrı ve bir bütün olarak değerlendirilmesinde, şiddetin meşru görülmemesi, kin ve nefret duyguları oluşturmaması, kişileri hedef göstermemesi şiddeti övücü ve teşvik edici nitelikte olmaması sebepleri ile terör örgütü propagandası yapmak suçunun unsurlarını taşımadığı, söz konusu sloganların sanıklarca atıldığı tam tespit edilememiş ise de, attıkları kabul edilse bile terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturmadığı anlaşılmış ise de,
İstinaf talebinde bulman sanık T. T.'un yapılan çağrıya ve tebligata rağmen duruşmaya gelmediği görülmekle istinaf talebinin CMK'nun 281. maddesi kapsamında CMK'nun 282/2. maddesi uyarınca sanık T. T. hakkındaki istinaf talebinin esastan reddine,
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2016 tarih 2016/8 Esas 2016/168 Karar sayılı hükmünün T. A., ve M. Ç. yönünden CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILARAK her 2 sanığın CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı BERAATLERİNE" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DAİREMİZİN KABULÜ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Yukarıda belirtilen deliller ve dosya kapsamına göre,
23.09.2014 günü saat 17.50 sıralarında Demokratik Özgür Kadın Hareketi organizesinde IŞİD saldırılarına maruz kalan Şengal, Kobani ve Rojova halklarına destek amacıyla Mersin İstasyon Meydanında yaklaşık 500 kişinin toplandığı, burada PKK/KCK terör örgütü ve elebaşı lehine sloganların atıldığı, ROJ İRO SİBE DERENGE (Gün bugündür yarın geç olabilir) Demokratik Özgür Kadın Hareketi ibareli pankart öncülüğünde yürüyüşe geçen grubun özgür çocuk parkına geldiği, ölen PKK’lı teröristler için saygı duruşu yapıldığı, basın açıklamaların ardından 2x2,5 m ebatlarındaki Abdullah Öcalan posterinin yere açıldığı, ve PKK marşının söylendiği, grubun saat 18.40 sıralarında dağıldığı, etkinlik esnasında ….görevlilerince çekilen kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde sanık M. Ç.’nın “GENÇLİK APONUN FEDAİSİDİR” şeklinde yasadışı slogan atıldığı, sanık T. T.’un “ÖCALAN ÖCALAN” şeklinde slogan attığı sanık T. A.’ın “BİJİ SEROK APO(Yaşasın Başkan Apo)” şeklinde slogan attıkları böylece terör örgütünün propagandasını yaptıkları iddiasıyla Terörle Mücadele Kanunun 7/2 maddelerinde cezalandırılmaları istenmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlarında belirtildiği gibi, ifade özgürlüğü, T.C. Anayasasının 26 ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alınmıştır.
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
1- Müdahalenin kanunlarda öngörülmüş olması,
2- Ulusal güvenlik, iştirak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesini, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını kurtarmaya yönelik olmalıdır.
3- Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.
İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı terörle mücadele kanunun 7/2 maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte kanun koyucu maddede zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı kanunun 8.maddesi ile yapılan değişiklik sonucu, terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için, örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kalınarak, sınırlamanın AİHS uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak aynı kanunun 7. Maddesinin 2. Fıkrasının b bendinde ise, toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçekleşmese dahi terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde,
1-Örgüte ait …. Veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2-Slogan atılması,
3-Ses cihazları ile yayın yapılması,
4-Terör örgütüne ait amblem veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi,
şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır.
Bu düzenleme ile kanun koyucu herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağı kabul edilmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapmıştır.
T.C. Anayasasının 90. maddesine göre “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır.”
Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir.(Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (Yılmaz ve Kılıç/Türkiye davası )
Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.
Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanabilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkların katıldıkları 23.09.2014 günü saat 17:50 sıralarında Demokratik Özgür Kadın Hareketi organizesinde Işid saldırılarına maruz kalan Şengal, Kobani ve Rojava halkına destek amacıyla gerçekleştirilen toplantıda PKK/KCK terör örgütü ve silahlı terör örgütü kurucusu lehine ifadeler içeren sloganlar atıldığı, şiddete başvurulmadığı, sanıklardan T. A.’ın attığı iddia edilen "Biji SerokApo (Yaşasın Başkan Apo)” şeklindeki slogan ile M. Ç.'nın attığı iddia edilen "Gençlik Apo'nun fedaisidir" şeklindeki sloganların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak sanıklar T. A. ve M. Ç. müdafiinin istinaf taleplerinin kabulü ile Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2016 tarih, 2016/8 Esas-2016/168 Karar sayılı ilamı ile 3713 Sayılı Yasanın 7/2. Maddesi ile TCK'nın 62/2, 53. Maddeleri uyarınca sanıkların 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin kararın kaldırılmasına, sanıklar T. A. ve M. Ç.’nın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nın 223/2-a. Maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş,
Sanık T. T.’un istinaf talebi üzerine dairemizce davanın yeniden görülmesine, duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanılmasına karar verilmiş ise de sanığa duruşma gününü bildirir CMK.nun 280/1. maddesindeki meşruhatı içerir davetiye Demirtaş mah. 77075 sk. No: 33 İç Kapı No:2 Toroslar/MERSİN adresinde eşi N. T.’a 20/12/2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ancak sanığın duruşmaya gelmediği görülmüş, kendi başvurusu üzerine açılan davanın duruşmasına gelmediğinden CMK.nın 281/1 ve 280/2. Maddeleri uyarınca istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-A) Sanık T.T.'un adına yapılan CMK 281/1 maddesindeki meşruhatı taşır tebligata rağmen kendi başvurusu üzerine açılan davanın duruşmasına gelmediğinden CMK'nun 281/1 ve 280/2 maddesi uyarınca istinaf talebinin esastan REDDİNE,
Sanık adına Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2 davetiye gideri 22.00 TL dairemizce yapılan 1 davetiye gideri 11.00 TL olmak üzere, toplam 33.00 TL yargılama giderinin sanık T. T.'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
2-Sanıklar T. A. ve M. Ç. Müdafilerinin istinaf işlemlerinin kabulü ile Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2016 tarih ve 2016/8 esas 2016/168 Karar sayılı ilamı ile 3713 Sayılı Yasanın 7/2. TCK 62/2, 53 maddelerince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin kararın KALDIRILMASINA,
Sanıklar T. A. ve M. Ç.nın üzerlerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi uyarınca AYRI AYRI BERAATLERİNE,
3-Sanıklar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden her bir sanık için ayrı ayrı 900.00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine,
4-Bu sanıklar için yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanık M. Ç. ile sanıklar M.Ç. T. A., müdafii Av. A. R. G.'nın yüzüne karşı Cumhuriyet savcısı C. Ö. (37384)ün huzuru ile talebe uygun.
Esastan red kararı verilen sanık T. T.’un hakkındaki hükmün CMK 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olarak, sanıklar T. A. ve M. Ç. için verilen beraat kararlarına karşı, CMK.nun 286/2-b maddesi uyarınca kararın tefhiminden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe yada zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suretiyle ya da dairemize ulaşacak şekilde yerel mahkemenin dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay’a temyiz yolu açık, süresinde temyiz edilmediği takdirde kesinleşeceği ihtaratını içeren oybirliği ile verilen karar açıkça okunarak usulen tefhim kılındı. 18.01.2017 (¤¤)