(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 220, 314) (3713 S. K. m. 3, 5, 7) (5271 S. K. m. 17, 217) (4721 S. K. m. 1, 7)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 28/02/2017 tarih, 2017/193esas sayılı iddianamesiyle, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih, 2017/75 esas, 2017/125 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5, TCK'nun 62, 58, 53, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık ...., Ceza Mahkemesinde alınan savunmasında: "ilk iddia KHK ile atılmış olmam. Benim ne bir savunmam alındı, ne bir isnat yapıldı. Sadece bakanlık kararıyla açığa alındınız. Tutuklandıktan sonra ihraç edildim. Bölge idare, idare mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinde davam ediyor. İkinci konu ByLock kullandığım iddiası. Bu ımeı numaraları belirtilmiştir. Benim evimde 5 tane cep telefonunu teslim ettik. Bunların hiçbirinde bu ımeı numaralı yoktur. Daha önce kullandığım akıllı telefonlarda da bu ımeı numaralarla alakası olmayan ımeı numaraları mevcuttur. Sadece doğru olan husus .... numaralı telefonu benim kullanmış olmam. İddianamede belirtilen ımeı numaralı ile benim hiçbir ilişkim yok. İddia makamı burada hataya düşüyor. Ben ByLock u ilk defa burada savcı hanımdan duydum. İlk tutuklayan savcımızdan, iki defa yurt dışına çıkma hususum var. İkisinde de genel müdürlükten görevli olarak 112 acil yardım merkezinin teknik alt yapısını incelemek için gittim. İkincisinde de 2008 yılında foto film şubede çalışırken mobese sistemindeki yüz tanıma sistemi plaka tanıma sistemi ile ilgili gittim. İkisi de görevli olarak genel müdürlüğün bilgisi ve onayı ile yapılan yurt dışı çıkışlarıdır. Geçmişte eşime ait olan bank .... hesabından bahsetti. Bu hesabı açmamızın örgütle alakası yoktur. Bizim o dönemde üst kat komşumuz olan bayanı kıramaması sebebiyle açılmış bir hesap. Bu bayan bankada müşteri temsilcisi olan bir kişiydi. Parayı yatırıp çektik, aktif olarak kullandım. 2014 yılında sayın Cumhurbaşkanımız bu banka örgütle alakalıdır diye açıklaması ile bu banka aktif çalışırken bu Bank Asya’daki hesabımızı kapattık. Bunu kapatmamızın sebebi Cumhurbaşkanımızın söylemesi. Çünkü bu banka ile daha önceden silahlı terör örgütünün olduğundan bilgimiz yoktu. Sadece üst kat komşumuzun olması nedeniyle açılmıştı. Bank .... hesabı örgütün üyesi olduğum için örgütle iktisatlı olmadığımın delilidir. İddianamede fetullah gülen o tarihlerde bankaya para yatırın demiş. Ben para yatırın dediği dönemde paramı çekip hesabımı kapatmışım. Ben o dönemde paramı çekmişim. İddianamedeki bu delil benim örgütle alakam olmadığıdır. Yine bir 155 ihbarı var. Burada .... isimli bir şahıs benim internet hesabımdan paralel yapıda kimse kalmadı, bunları budadılar gibi bir paylaşım yapmışım. Ben il emniyet müdürümüz ile beraber cemaatle uğraşan kişileri başka yerlere sürüyormuşum. .... gıda isimli bir kişiden alışveriş yapıyormuşum. Örgütle iktisatlı olmam nedeni ile buradan alışveriş yapıyormuşum. Ne soruşturma makamı ne iddia makamı bu şahsı çağırıp ifadesini almamışlardır. Şahsın töhmet altında bıraktığı gibi il emniyet müdürü ve ilgisi Cumhuriyet savcımızdır. Ben sadece polis evi müdürlüğü yaptığım için sayın başsavcımızı protokol icabı tanırım. Bu iddialar kesinlikle asılsızdır. Polis evi müdürü görüşüne en son başvurulacak kişidir. İl emniyet müdürü asıl kararı verir. Satın alma işlemlerini ben polis evi müdürü olmam açısından ihbar edilmiştim. Beyaz gıda veya ak gıda isimli bir yerden alışveriş yapıyormuşum. İhale yapılır. İhalenin yapılma hususunu yazılı savunmamdan anlattım. Satınalma ile ilgili bir ürün alınacaksa önce araştırma komisyonumuz gider. Marketlerden fiyat alır. Sonra bu işi yapan firmalardan teklif alınır. Kapalı zarfla beraber. Bir ürün için önceki yapılan araştırma ile ortalama fiyat bulunur. Bu il emniyet müdürüne arz edilir. İl emniyet müdürü şu firmadan malzemeyi alalım denir ve oradan alınır. Bu ihbarın benimle uzaktan yakından alakası yoktur. Ben 2009 da Diyarbakır'a gittiğimde rütbe olarak emniyet amiriydim. Polis okulu müdürü olabilmek için 1.sınıf emniyet müdürü olmak gerekir. Ben kesinlikle polis okulu müdürü olarak çalışmış birisi değilim. Ne rütbem ne de o dönemdi konumum uygun değildi. Batı illeri için çatı iddianamedeki şey harfiyen doğrudur. Doğu ve Güney Doğu için polis okulları personeli pasifize etmek için gönderildiği yerlerdir. Herkesin altına hususi oto gibi verme işler polis okullarında yoktur. Polis okullarında Doğu ve Güney Doğuda öğrenciler dışarı çıkartılmazlar. Benim orada kalmam hem maddi açıdan hem de mesai açısından iyi olmamıştır. Ben 1975 yılında Sandıklı ilçesi ...... köyünde doğdum. 13 yaşına kadar köyde okudum. Sonra İzmir polis kolejini kazanarak orada okudum. Mezun olduktan sonra Bursa İl Emniyet Müdürlüğünün çeşitli birimlerinde çalıştım. Diyarbakır’da zaten pasif yerde çalıştım. Burdur'a ilk geldiğimde bilgi işlemde çalıştım. Burdur ilinde bilgi işlem kızak yerindedir. Görevden alınanlar buraya verilerler. Ben bilgi işlemden sonra toplum destekli polis müdürlüğüne atandım. Benim atamam örgütle veya pasifize etmeyle alakalı değildir. 5-6 ay çalıştıktan sonra doktora yapan bir arkadaş benim yerime atandı. Beni de polis evi şube müdürlüğü makamına getirdiler. Oraya getirilmem de teşkilatta iletişim kamu yönetimi alanlarında uzmanlıklarımın olması. Orada 5-6 tane polis memuru var. Geri kalanlar da yetiştirme yurdundan çıkan arkadaşlardır. Örgütün yurtları vardır, evleri vardır, dershaneleri vardır denilmiş. Benim ve çocuklarımın örgütün dershaneleri, evleri ve yurtlarıyla hiç alakam olmadı. Benim eşim halamın kızıdır. Çocukluğumdan beri tanırım. Örgüt üyeleri ibadetlerini gizlerlermiş. Ben kendimi bildim bileli namazımı kılarım. Hiç kimseden saklamam. Ayrıca Hac görevini yapmak için eşimle beraber başvurduk. 15 Temmuz günü eşim baldızımın doğumu ile alakalı il dışındaydı. Ben haber merkezinin telefonu ile haber aldım. Ben 3 çocuğumu evde yalnız bırakarak göreve geldim. 2 gün boyunca da evime gidemedim. Darbe yaptığı iddia edilen örgüte karşı vatandaşı savunmak için eve gitmedim. Ben 1998 yılında askerdeyken kendi askerimi kucağımda şehit verdim. Benim için dinim neyse, ailem neyse, vatanım milletim o kadar kutsaldır. Benim ağırıma giden silahlı terör örgütü üyesi olma iddiası. Bana telefonla lojistik şubeden silahımı getirmem gerektiğini söylediler. Ben hem kendi beylik silahımı ve ikinci silahımı getirdim. İstenmemesine rağmen 70-80 tane mermimi ben kendim teslim ettim. Benim en ufak bir düşüncem olsa silahımı ve mermilerimi teslim etmem. Ben görevim için kendi ailemi ihmal ettiğimi biliyorum. Benim pişmanlığım bunun için. Benim örgütle alakalı hiçbir alakam yok. Benim tek pişmanlığım ailemdir. Savunmam bu kadardır. Benim bu suçlamalarla hiçbir alakam yok, tahliyemi ve mahkeme sonunda beraatimi talep ediyorum. Suçla alakalı olmayan arabama ve evime el konulmuş. Ayrıca telefonum adli emanette olduğu söylenmiş aileme. Telefonumun da imajı alınmış ise adli emanette beklenilmesine de gerek yok diye düşünüyorum. Uygun görülmesi halinde telefonumun de teslim edilmesini talep ediyorum. Yazılı savunmamı da sunuyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ...., Dairemizde alınan savunmasında: "Bu tespit ve değerlendirme tutanağı bana ulaştı, kullanıcı adı ve telefon numarası doğru olup diğer verilerin hepsi yanlıştır. Tutanakta yer alan ....'ı meslektaşım olması dolayısıyla tanırım. Bunun dışında mahkemenize iki tane dilekçe gönderdim bu dilekçe içeriklerini tekrar ediyorum. 1999 yılında Emniyet Bilgi İşlem Daire Başkanlığında bilgi işlemci olarak çalıştım, bilgi teknolojileri branşında görev aldım. Türkiye genelinde polnet eğitimleri verdim. Ağ yakalamaları, suç haritalarının çıkartılması gibi geniş bir alanda 2016 yılına kadar görev yaptım. Dolayısıyla bana okumuş olduğunuz tespit ve değerlendirme tutanağı hakkında bilgiye sahibim. Bu tutanak tamamen uydurma ve özensiz bir şekilde oluşturulmuş bir tutanaktır, dilekçelerimde bunları ortaya koydum. Tutanağın ikinci sayfasındaki .... isimli kişiyi tanımıyorum, tutanağa göre bu kişi benim kişi listemde kayıtlıymış tanımadığım kişiyi eklemem mümkün değildir. Gene dördüncü sayfadaki ....'u tanıyorum, aceleyle buraya kopyala-yapıştır yöntemiyle yapıştırılmış bir isimdir. Gene aynı yerde yer alan ....'yı meslektaşım olması nedeniyle tanıyorum ama samimiyetim yoktur. ....'de özel güvenlik şube müdürü olarak görev yapmaktadır dedi.
Sanığa dosya arasında yer alan veri inceleme raporu okundu, soruldu: Ben yapılan kodlamayı kabul etmiyorum, Fetö üyesi değilim. Benim A4 olarak yapılan kodlama değildir. 2013 yılında rütbe terfi sınavına girdim yazılıda 100 üzerinden 97,5 aldım, mülakatta ise 100 üzerinden 40 aldım ve terfi yapamadım. Mülakatta bütün sorulara doğru cevap vermiştim. 2013 yılında yönetmelikte değişiklik yapıldı ve yazılı sınavı kaç olursa olsun mülakatta 50 ve altında alanı terfi ettiremeyeceklerine dair hüküm konuldu. Bende bu hükmün iptali için Danıştay'a dava açtım, benim gibi dava açan diğer kişilerin Fetöcü olduğunu duydum. Muhtemelen benim dava açmamdan dolayı bu şekilde kodlandım. Ayrıca ben darbe gecesi saat 23:00 sıralarında Burdur’daki iş yerime gittim ve iki gün boyunca iş yerimde uykusuz bir şekilde kaldım. Darbeci olsaydım ya da Fetöcü olsaydım bu şekilde davranmazdım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı
3-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
4-Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih, 2017/75 esas, 2017/125 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
BURDUR AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KABULÜ:
Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih, 2017/75 esas, 2017/125 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5, TCK'nun 62, 58, 53, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık vekili, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
YARGITAY İLAMI:
Dairemizin 07/09/2017 tarih, 2017/2033 esas - 2017/1873 karar sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01/03/2018 tarih, 2017/3775 esas - 2018/522 karar sayılı ilamı ile;
"1-Sanığın BYLOCK kullanıcısı olduğuna dair delilin suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, Dairemizin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı ve 2017/1800 Esas ve 2017/4837 Karar sayılı dosyalar ile ByLock iletişim sistemine ilişkin açıklamalar ışığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tepiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı gözetilerek; istinaf aşamasından sonra dosyaya geldiği anlaşılan sanığın BYLOCK haberleşme sistemini kullandığını ortaya koyan Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2017 tarihli yazısı ekindeki Bylock tesbit ve değerlendirme tutanağı ve sanığın örgütsel bağ ve konumunu gösteren EGM KOM Daire Başkanlığının 19.10.2017 tarihli veri inceleme raporunun hükümden sonra gelmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nı......17.maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken Kom Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgeye dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “17.08.2016” yerine gerekçeli karar başlığında “15.07.2016” olarak gösterilmesi" usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında 06/09/2018 tarihli celsedeki esas hakkında mütalaasında; "Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih 2017/75 (E) ve 2017/125 (K) sayılı kararı ile sanık .... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan netice itibari ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine kararı inceleyen Antalya Bölge adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07/09/2017 tarih 2017/2033 esas 2017/1873 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine kararı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01/03/2018 tarih, 2017/3775 esas - 2018/522 karar sayılı kararında özetle;
"...Sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, Dairemizin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı ve 2017/1800 Esas ve 2017/4837 Karar sayılı dosyalar ile ByLock iletişim sistemine ilişkin açıklamalar ışığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı gözetilerek; istinaf aşamasından sonra dosyaya geldiği anlaşılan sanığın ByLock haberleşme sistemini kullandığını ortaya koyan Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2017 tarihli yazısı ekindeki Bylock tesbit ve değerlendirme tutanağı ve sanığın örgütsel bağ ve konumunu gösteren EGM KOM Daire Başkanlığının 19.10.2017 tarihli veri inceleme raporunun hükümden sonra gelmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 217.maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken Kom Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgeye dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suç tarihinin temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan “17.08.2016” yerine gerekçeli karar başlığında “15.07.2016” olarak gösterilmesi..." noktalarından bozulması üzerine açılan duruşmada;
Sanık Burdur il emniyet müdürlüğünde 4. Sınıf Emniyet Müdürü iken 15 temmuz darbe girişimi sonrasında açığa alındığı ve KHK ile ihraç edildiği,
ByLock programını 15/08/2014 tarihinde (....) numaralı kendi adına kayıtlı telefon hattı üzerinden(……) ve (……) IMEI numaralı cep telefonlarında kullandığının tespit edildiği
Sanık hakkındaki Emniyet Genel Müdürlüğünün veri inceleme raporuna göre sanığın "A4" katagorisinde bulunduğunun bildirildiği,
Sanığın bu şekilde üzerine atılı örgüt üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla;
Sanığın eylemine uyan TCK 314/2, 3713 Sayılı yasanın 5/1, TCK 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması, sanığa atılı suça ve delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
TCK'nın 314. maddesi bakımından; bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşullar yanında, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu suçu, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1. maddesinde; terör örgütlerini kurma, yönetme ve üye olma suçları düzenlenmektedir. Maddede; "TCK 314. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı" hükmüne yer verilerek 314. maddenin ceza hükümlerine atıf yapmıştır.
Buna göre Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütünün unsurları şu şekilde kabul edilmektedir;
Üye sayısı; en az 3 kişiden oluşur. (TMK 7/1, TCK 220-314 maddeleri.)
Amaç ve saik; terör örgütü siyasi maksatla faaliyet gösterir. Bu doğrultuda, “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetlerini yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak” amacıyla faaliyet gösterir. (TMK m.1)
Yöntem; terör örgütü cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle hareket eder. (TMK 1-7.md.)
Elverişlilik; terör örgütünün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir. (TCK 220.md.)
Araç gereç; terör örgütü silahlı bir örgüt türüdür. (TCK 314. madde) Silah suçun unsurudur. Üyelerinin tamamının silahlı olması gerekmez, nitelik ve nicelik bakımından amaç suçu işlemeye yetecek kadar elemanında silah bulunması yeterlidir. Örgütün silahlı olup olmaması sahip olunan silahların cins, nitelik ve miktarı somut tehlikenin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Örgütün, silahlı örgüt vasfını kazanması için mensuplarının silah sahibi olmaları gerekmez. Silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkanının olması gerekli ve yeterlidir. Elverişlilik somut olaya göre hakim tarafından takdir edilecektir.
Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında, bir oluşumun, örgüt niteliğinde bulunup bulunmadığı ve niteliğinin belirlenmesi hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargılama safahatında, dava ya da soruşturmaya konu oluşumun nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu, ülke genelinde amaca elverişli eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler ilgili Devlet kurumlarından dosyaya getirtilmek suretiyle dosyada mevcut olay ve deliller doğrultusunda yargılama makamlarınca belirlenmekte ve yargı kararının kesinleşmesi ile oluşumun suç, terör ya da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmektedir.
Bir oluşumun örgüt olarak kabulü için uygulanacak kriterler yukarıda açıklanmıştır. Bu oluşum çıkar amaçlı suç örgütü olabileceği gibi, terör örgütü ya da silahlı terör örgütü olarak da yapılanmış olabilir. Örgütün niteliklerinin mahkemece belirlenmesi bir tespit kararıdır. Önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de, örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri açısından, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından işledikleri fiile göre sorumlu olacaklardır.
Bu açıklamalar ışığında; 5237 sayılı TCK'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı irade ile bile örgüte katılmak mümkündür. Silahlı örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin anayasal nizamını; cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY örgütü silahlı bir terör örgütüdür. Kendisini kısaca "hizmet hareketi" olarak tanımlayan terör örgütünün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşmak aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip, örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içinde olmayı hedef edinen ve gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, bundan da başarılı olan, ele geçirdiği kamu gücünü kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan, amaca ulaşmak için yeterli eleman araç ve gerece sahip olan, yarattığı kaos ortamı sonucu demokratik olmayan yöntemlerle cebir ve şiddet kullanarak parlamentoyu, hükümet ve diğer anayasal kurumları fesih ederek iktidara gelmeyi amaçlayan, bu amacını gerçekleştirmek için devlete ait silahlı kurumlara kendi üyelerini sızdırarak, halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli, öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştiren, kendine özgü eli kanlı silahlı bir terör örgütüdür.
ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgüüt mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaşılacak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı açık olup, sözü edilen delilin elde ediliş şeklinin 2930 sayılı MİT kanunun 6/d, g ve 4. maddesinin (İ) bendi karşısında yine Anayasanın 22/3. maddesinde belirlenen "istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunla belirtilir" hükmüne göre Milli İstihbarat Teşkilatının bu kapsamda değerlendirilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde, ByLock iletişim sisteminin gerek elde ediliş şekli, gerekse bu iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı olmadan bu ağa dahil olmanın mümkün olmayışı, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının açık oluşu karşısında ByLock iletişim sistemine üyeliğinin ve kullanılmasının atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun delili niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında düzenlenen 28/02/2017 tarihli iddianameye istinaden TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5, TCK'nun 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yargılamayı yapan Burdur Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13/06/2017 tarih, 2017/75 esas - 2017/125 karar sayılı karar ile sanığın, TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5, TCK'nun 62/1.maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Kararın, sanık müdafii tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine Dairemizce dosya üzerinde yapılan incelemede, 07/09/2017 tarihinde verilen kararla eylemlerinin oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde tespit edilip, yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin kararı bu kez de sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya üzerinde yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yüce Yargıtay 16. Ceza Dairesince verilen 01/03/2018 tarih, 2017/3775 esas - 2018/522 karar sayılı ilam ile "istinaf aşamasından sonra dosya içerisine konulduğu anlaşılan ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğu bildiren Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 07/09/2017 tarihli yazısı ekindeki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının ve sanığın örgütsel bağ ve konumunu gösteren Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunun hükümden sonra gelmesi nedeniyle CMK'nun 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra hüküm kurulması gerekirken yetersiz ve eksik araştırma tutanağına dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Dairemizce esastan redde ilişkin kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Burdur İl Emniyet Müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürüyken, 15 temmuz darbe girişimi sonrasında açığa sanık ....'ın, kendi kullanımında olan .... numaralı GSM hattından ByLock sunucularına bağlandığı, buna göre sanığın, ByLock kullanıcı ID'sinin "…..", kullanıcı adının "......", şifresinin "......" olduğu, tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan şifrede, sanığın isim ve soysiminin baş harflerinin yer aldığı, keza istinaf aşamasından sonra dosyaya konulan veri inceleme raporuna göre sanığın kodunun "…." olarak nitelendirildiği, "……." kodunun, "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade eder" şeklinde tanımlandığı anlaşılmakla, sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ kurduğu, hakim olan hiyerarşik ilişki içerisinde örgütün amacını bilerek ve isteyerek örgüt içerisinde yer aldığı ve eylemlerinde yoğunluk ve süreklilik bulunduğu, böylelikle devletin güvenliğine, anayasal düzene ve hukuki düzenin işleyişine karşı suç işlemek için kurulmuş silahlı terör örgütüne üye olmak suretiyle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinden, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık .... hakkında verilen Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih ve 2017/75 esas, 2017/125 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesi yollaması ile 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 s. Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları/duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık .... hakkında verilen Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarih ve 2017/75 esas, 2017/125 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2.1) Sanık ....'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesi yollaması ile 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde belirtilen; fiilin ağırlığı, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.2) Sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 s. Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.3) Sanığın duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları/duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılara.... YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2.4) Sanığa verilen cezanın TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
2.5) Kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkumiyetine hükmedilen sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 1. fıkrasında belirtilen haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası ile 3. fıkranın ilk cümlesi gözetilmek suretiyle yoksun bırakılmasına,
2.6) Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun CMK’nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olmasına, verilen ceza miktarına, mevcut delil durumuna, kaçma ihtimalinin bulunmasına göre sanık hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı ve bu nedenlerle uygulanan tutuklama tedbirinin açık bir orantısızlık oluşturmayacağı değerlendirildiğinden sanığın tahliye taleplerinin reddi ile HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutuklama kararına karşı sanığın bu günden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize dilekçe vermek ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletmek suretiyle Antalya BAM 3. Ceza Dairesine itiraz haklarının olduğunun bildirilmesine,
Hüküm özetinin Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
2.7) TCK'nın 63. maddesi uyarınca sanığın hükmün kesinleşmesinden önce gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin cezasından mahsubuna,
2.8) İlk derece Mahkemesi ve Dairemizce yapılan toplam 80,00-TL. yargılama giderinin sanıktan alınarak Hazineye verilmesine,
Dair, yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi asliye ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi asliye ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer ceza evi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek yada tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, iddia makamının görüşüne uygun olarak C.Savcısı .... (…..) ile sanık ve vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.09.2018(¤¤)