(3713 S. K. m. 3) (5237 S. K. m. 53, 58, 63, 314)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Dairemizce yapılan yargılama sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İDDİA:
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 16/02/2017 tarih ve 2017/358 Esas 2017/43 nolu iddianamesiyle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarih, 2017/41 esas - 2017/159 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle 3713 sayılı kanunun 3/1, TCK'nun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olduğundan dosya Dairemize gönderilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık yerel Mahkemede alınan savunmasında:"
27/03/2017tarihinde;
Sanık: Bütün bu suçlamaları reddediyorum, eşimin de söylediği gibi bende bütün eğitimim boyunca ailem ile kaldım, hiç bu yapılanmaya ait yurtlar, dershaneler ve herhangi bir okullarında hiçbir zaman bulunmadım, okumadım, hep devlet okullarında okudum, Afyon' a geldikten sonra bekardım kendim ev tuttum kendi evimde kaldım. Bu yapılanma ile ilgili hiçbir zaman alakam olmadım, 1999 yılından ben yardımcı doçent olarak sayın rektörümüz K1 zamanında yardımcı doçent olarak başladım o zamandan sonra hep kliniğimin gelişmesi amacıyla bilimsel olarak çalıştım, kendimi yetiştirdim, şu an Türkiye'nin sayılı kliniklerinden biri olan göz kliğinin bu seviyeye gelmesi için mücadele ettim, gece gündüz çalıştım, hastanede kendi mesleğim dışında ve doktorluk ilişkileri dışında hiç kimseyle kendi mesai ilişkim dışında hiçbir ilişkim olmadı. Zaten üniversiteki tıp fakültesinin bütün öğretim üyeleri dinlenirse hakkımda hepsinin söyleyeceği şey benim sabahtan akşama hatta bazı günler geç saatlere kadar ameliyat yaptığı yemeklere kadar, yemek saatlerini bile değerlendirdiğim hasta baktığım ameliyat yaptığım ve ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel faaliyetlere katıldığımı söyleyeceklerdir. Ben asla mesleğim dışında ne bu yapılanma ile alakalı bir irtibatım oldu ne de hastanede kendi mesleğim dışında kimselerle bir ilişkim oldu.
Başkan:2015 yılının 10. ayının içinde yurt dışına çıkış kongre ilgili.
Sanık: Kongre sebebiyle çıktım, emniyette bana bu soruldu. Ben o zaman çıktığım kongreyi hatırlayamadım. Bana hangi nereye gittiğimi söyledin bende size bu konuda bilgi vereyim dedim. Bana biz biliyoruz senden soruyoruz dediler. Ben Barselona'da yaşa bağlama kriderjinasyonel ile alakalı bir retina kongresine gittim, cuma, cumartesi, pazar üç günlük bir kongreydi. Novartis firmasının sponsorluğunda gittim, Cuma günü gittim pazar günü de döndüm, bununla alakalı bilgileri de ben avukat hanıma sundum.
Başkan: Başka eklemek istediğiniz bir husus var mı?
Sanık: Benim bu işe bulaşmam sanırım hakkımdaki bir ifadeyle başladı. Hem okul, hem banka kayıtları, bir kişinin hakkımdaki bir ifadesi ile başladı. Emniyetteki ifadelerimde söylediğim gibi aynı ifadeleri tekrarlamak istemiyorum, ben bu ifade veren şahsı zamanında bir tartışma yaşadım, ondan sonra aramızda bir çıkar ilişkisi olduğunu ve bu ifadeyi veren şahsın kendi hırsına kapılarak beni de bu işe dahil ettiğini düşünüyorum, gerek hırsı ve kendine alan açmak beni uzaklaştırarak detayına da girebilirim arzu ederseniz. Ancak kısaca özetlemek istersem, beni oradan uzaklaştırarak kendine alan açmak ve çıkar çatışması nedeniyle bu ifadeyi verdiğini düşünüyorum.
Başkan: Bu şahıs dediğin ..... mı?
Sanık: Evet.
Başkan: .....'ın gözü mı var diye, diğer kliniklerle ilgili de tanık olarak beyanına başvurduk, hep aynı şeyi söylediler, yani bizim görevimizde gözü var, kaç yerde gözü olabilir.
Sanık: Anlamadım, ..... göz ana bilim dalında, biz onu açıklayabiliriz yani göz hastalıklarında biz branşlaşarak çalışıyoruz, retina, korneya, behçet hastalığı gibi şaşılık gibi, korneya gibi, glikom gibi bilimleşmeler içerisinde çalışıyoruz bu arkadaş ben retina bilim uzmanıyım, Afyon, Uşak ve Kütahya'dan referans bir klinik haline geldiğimiz için ve bu bölgede referans istemim bu bölgede retina ile ilgili hastalar bana sevk edilir. Bu arkadaşta başladığında 1-1,5 yıla kadar en zor retina cerrahisini öğrenmek üzere benim yanımda bulundu.
Başkan: Ameliyat mı yaptırdınız.
Sanık: Yanımda izliyordu öğreniyordu. Retina cerrahisi çok komplike çok uzmanlık gerektiren ameliyatın çok titizlikle yapılması, en ufak bir hatanın vahim komplikasyonlarla sonuçlanabilecek bir cerrahidir.
Başkan: Diğer bölümlerle ilgili bu kişinin beyanına başvurduk, hepsi ile sistemsel olduğu ifade edildi.
Sanık: Hayır onu bilememde, benim bölümünde çünkü bir şey var retina cerrahi konusunda yetişmek istiyordu. Bir akademik kurulda tartıştık, akademik kuruldaki öğretim üyeleri şahittir, kendisi artık retina bölümünden korne ya bölümüne geçmek istediğini ifade etti, bu akademik kurulda değerlendirdi kabul edildi daha sonra korneya bölümüne geçti ancak sanırım bu içinde kalmış, retina cerrahisi tartışmada bana burası babanızın çiftliği değil gibi hareket vari hitamlarda bulundu. Ondan sonra.
Başkan: Sorun oradan mı kaynaklıydı
Sanık: Sorun oradan kaynaklıydı.
Başkan: Peki çocuklarının okulda okuması, eşinin adına açılan hesaba para yatırılması.
Sanık: Yani eşimin banka hesabı ise ayağına gelmişler devlet hastanesindeyken, biz o zamanlar eşimin baldızı İstanbul' da oturuyordu ve boşanma süreci yaşıyordu sık sık İstanbul' a gidip geliyorduk, bir otobandan geçiş, köprüden geçişle alakalı bir KGS sıkıntımız vardı, eşime de gelip KGS özellikli Türkiye' de başka hiçbir bankada yoktu böyle, KGS özellikle kartı tanıtıyorlar eşime de cazip geliyor yoksa eşim asla böyle bir şey düşünecek birisi değil, cazip geldiği için açılıyor, hesabın açılması tamamen buna dayanmakta yok kimsenin isteğiyle tavsiyesiyle bu banka hesabı açılmış değildir. 2014 Aralık ayında yatırılmış bir para var o tamamen bir taksit ödemesi için yatırılmıştır. Başka hiçbir kimsenin talimatı isteğiyle yatırılmış bir para değildir. Zaten iddianame de gördüğü zaman Ocak 2014 gibi Bank .....'nın kurtarılması amacıyla medyada çıktığı üzerine talimatlar verilmiştir. Bizim yatırdığımız para 12 ay sonradır. Yine medyadan öğrendiğim kadarıyla en çok destek 2014 yılının ilk altı ayında olmuştur. İkinci bir dalga olduğunu öğrendim, o dalgada 2015 Şubat ayından sonra olmuştur, bizim iki döneme de uymamaktadır. Bizim asla bu niyetle bu düşünceyle zaten bu düşünce de değiliz. Bankayı destekleme gibi bir düşüncemiz asla olmamıştır olamazda has bel kader bir taksit ödemesi nedeniyle bir para yatmıştır iki gün sonra da vadeli.
Başkan: Ne taksidiydi bu?
Sanık: Bir arsa taksidiydi, satın aldığımız orada iki gün sonra vadeliye geçirilmiş eşimde söylecektir, o bizim bilgimiz dahilinde değildir hatırlamıyoruz yani ve hesap vadesi olmadan da biz eşim ilgileniyordu, vadesi dolmadan para çekilmiştir daha sonra da hesap kapatılmıştır." şeklinde savunmada bulunmuştur.
24/04/2017tarihinde;
Başkan: ....., Cumhuriyet Savcısı Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma iddiası ile cezalandırılman yönünde görüş beyan ediyor. Daha önceki savunmalarına eklemek istediğin bir husus var mı?
Sanık.....: Hayır efendim bu örgüte asla üye olmadım, taraftarda olmadım, sempatizanda olmadım. Hayatım boyunca ben bilim adamı olarak çalıştım. Mesleğimde gece gündüz, hem hekim olarak, hemde bilim adamı olarak çalıştım. Ülkemde bütün üniversitedeki hocalarımız beni bir bilim adamı olarak bilir. Yılda 4-5 kongrede konuşmam olur, derslerim olur, hastanede çoğu insanla görüşme imkanım bile olmaz, hayatım hep böyle geçmiştir. Böyle toplantılara gidecek vaktimde yoktur, böyle bir toplantılara da katılmadım. Hiç bir toplantısına katılmadım. .....'ın bahsettiği gibi belli bir tarihten sonra asla böyle bir mobing uygulamam da olmamıştır. Hastane içindeki diğer fertlerle iletişimi bilemem ama benim klinikte herkese hiç kimsenin bek randunu, arka planını araştırmam. Ben üniversitede bütün öğretim üyelerini saygın bir öğretim üyesi olarak görmüş ve hepsi ile eşit mesafede samimi bir diyalog içerisinde mesleğimi yerine getirmem için gerekli iletişimi kurmuşumdur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
24/05/2017tarihinde;
Başkan: ..... senin son sözlerin nelerdir
Sanık.....: Saygıdeğer Başkanım, Başkanım, değerli Yargıçlarım, sayın Cumhuriyet Savcım ben bu sürecin içine Ağustos ayında üniversite yönetimine benimle bir yarası olan bir personelin şikayeti üzerine hakkımda şüphe oluşması üzerine açığa alındım 20 Ağustos'ta, aynı şahsın Emniyette ifade vermesi ile hakkımda şüphe oluştuğu için yine 30 Ağustos'da göz altına alındım. Bu süreçte üniversite ifade verdim. Dosyamın temiz olması ve geriye dönüş ihtimalimin yüksek olmasına rağmen ancak gözaltına alınma sürecim ve davalık olma sürecim nedeniyle Üniversitem beni görevime iade etmedi. Ocak 2017'de KHK ile görevden uzaklaştırıldım ocak ayında, daha sonrada ilimizin saygıdeğer bir hastanesinde ben tekrar mesleki görevime döndüm. Bu yapılanmayla şimdiye kadar hiçbir şekilde bir irtibatım ilişiğim olmamıştır olmadı. Benim bu süreç içine çeken tanıkta Mahkemede huzurunuzda benim bu yapılanmayla alakalı bir davranışımın olmadığını ifade etmiştir. Başka bir tanıkta ifadesinde Mahkemedeki ifadesinde yine üniversite içinde sohbet grupları ile ilgili beyanlarda bulunmuş olmasına rağmen benim gidip gitmediği hakkında net bir bilgisinin olmadığını, beni tanımadığını, bende kendisini tanımıyorum, sadece bir duyumunun olduğunu, kimden duyumu olduğunu da net bilemediğini burada ifade etmiştir. Yani ben hakkım kesin bir sohbet gruplarına ne de bu yapılanmayla alakalı bir irtibatım olduğuna dair bir iddia bulunmamıştır. Hem ..... burada Mahkemede huzurunuzda ifade etmiştir. Hem de diğer tanık bağlanıldığında net bir bilgisi olmadığını sadece duyumunun olduğunu ifade etmiştir. Ben asla bir herhangi bir sohbet grubuna katılmadım. Bu yapılanmayla hiçbir irtibatım yoktur. Ben hep Devletimin yanında oldum. Şimdiye kadar bir mağduriyet süreci yaşadım. Bu mağduriyet sürecinde de Devletimizin bekası gereği yapılmış olan tedbirler gereği bu sürece dahil olduğum için bu konuda yeter ki Devletimin bekası ve bu soruşturmalar yerine getirilsin ben bu konuda kendimi veda edebilirim ama masumiyetimin bu yapılanmayla adımın ilişkilendirilmiş olması konusunda adıma sürülmüş olan lekenin temizlenmesini sizden bekliyorum. Asla ve kat'a kesin bir delil herhangi bir şey yoktur hakkımda, hep duyumlarla şimdiye kadar bu süreç içerisinde çok sıkıntılar ve mağduriyetler yaşadım. Ulusal ve uluslararası başarılı olan Türkiye'deki ulusal bilim camiasında ismi olan başarılı olan size iletilmesini avukat hanımdan rica ettiğim bir belge sunmuştum. Onu size de iletilmiştir orada da ifade ettiğim şekilde hep gece gündüz mesleğimle işimle ailemle meşgul oldum. Hatta mesleğimle o kadar meşgul olduğumda için akşam sekiz, dokuz, onlara kadar hep ameliyatlar, hastalar eve döndükten sonra da hep bilgisayar başında bilimsel çalışmalarla meşgul oldum. Aileme bile vakit ayıramadım. Ancak inanamadığım bir şekilde bu süreçte böyle bir yapılanma ile ilişkilendirilmiş bulunuyorum. Mahkemenizin kararına saygılıyım. Sizden beraatimi talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın savunması Dairemizce kayıt altına alınmış olup buna ilişkin çözümleme tutanağı dosya içerisine konulmuştur.
DELİLLER:
1-Yukarıda açıklanan sanık savunmaları,
2-Tanık beyanları
3-Dijital inceleme raporu
4-Eşi ..... adına açılı Bank..... kayıtları
5-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı,
6-Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/41 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından ibarettir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık müdafi, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE:
Cumhuriyet savcısı Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan esas hakkında mütalaasında; "Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarih 2017/41 (E) ve 2017/159 (K) sayılı kararı ile sanık ..... hakkında Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan netice itibari ile 9 yıl hapis cezası İle cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine açılan duruşmada;
Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde Profesör olarak bölüm başkanlığı yapan sanığın tanıklar ..... ve …..'ın tanıklıklarına göre, 2015 yılı sonuna kadar örgütsel toplantılara örgütün Afyonkarahisar Üniversitesi yapılanması içerisinde Tıp Fakültesi Öğretim üyeleri grubunun 4. sohbet grubunun üyesi olarak katıldığı, eşi ..... adına Bank .....'da açılmış bulunan hesaba örgüt liderinin talimatından sonra 08/12/2014 tarihinde 20.000.-TL'lik EFT gönderdiği olayda,
Sanığın eylemlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa göre sanığın örgüt hiyerarşisinde bulunduğu, örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Yukarıda belirtilen tüm deliller, yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre;
Sanık .....'ın 1999 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesine Yardımcı Doçent olarak atandığı, 20.04.2004 tarihinde Doçentliğe hak kazandığı, 06.09.2004 tarihinde Doçentliğe atandığı, 14.08.2009 tarihinde Profesör olduğu, sanığın Afyon Kocatepe Üniversitesi 2008-2016 yılları arasında sırasıyla Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Hastane Yönetim Kurulu üyeliği, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı görevlerini yürüttüğü,
Sanığın Afyon Kocatepe Üniversitesi Personel Daire Başkanlığının 20.08.2016 tarihli kararıyla görevden uzaklaştırıldığı, Terör örgütlerine veya milli güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle Olağan Üstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK ile görevinden İhraç edildiği,
Yerel Mahkemece sanık .....'ın örgütün Afyonkarahisar ili, Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ünitesi içerisinde yer aldığı, Ünitenin oluşturulmasında rol oynadığı, AKÜ içerisindeki atama ve işe alımlarda doğrudan etkili olduğu, bunun bir kısım tanık beyanlarıyla da desteklendiği, yine örgüt mensubu kişilerin üniversite bünyesinde kadro atamalarında etkin görev aldığı, üniversite ünitesi içerisinde örgütün toplantılarına katıldığı, örgüt yöneticilerinin kayıtsız şartsız talimatları doğrultusunda hareket ettiği, bu doğrultuda, himmet, burs, yardım ve kurban parası adı altında yapılan toplantılarda para toplandığı, kendisinin de bu doğrultuda destek olduğu, çocuklarını FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir ..... kolejinde, ve ..... Anaokulunda eğitim aldırdığı, Fetö/ PDY Silahlı Terör Örgütüne ait örgütün finansal kuruluşu olan Bank ..... isimli finans kurumuna örgüt elebaşı K7'in 15.01.2014 tarihinde yayınlanan 15.12.2013 tarihli konuşmasında örgüt üyelerine vermiş olduğu "Bank .....' ya para yatırın talimatı öncesi ve devam eden süreçte örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda örgüte destek sağlamak amacıyla para yatırdığı ve hesabını aktif olarak kullandığı, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kapsamındaki faaliyetlerinin dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarıyla da desteklendiği, bu itibarla silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne üye olduğu, sanık savunmalarında atılı suçlamaları reddetmiş ise de; dosyadaki mevcut deliler ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik bu savunmalarına itibar edilmeyeceği gerekçesiyle 3713 sayılı kanunun 3/1, TCK'nun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TCK'nın 314. maddesi bakımından; bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşullar yanında, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu suçu, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1. maddesinde; terör örgütlerini kurma, yönetme ve üye olma suçları düzenlenmektedir. Maddede; "TCK 314. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı" hükmüne yer verilerek 314. maddenin ceza hükümlerine atıf yapmıştır.
Buna göre Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütünün unsurları şu şekilde kabul edilmektedir;
Üye sayısı; en az 3 kişiden oluşur. (TMK 7/1, TCK 220-314 maddeleri.)
Amaç ve saik; terör örgütü siyasi maksatla faaliyet gösterir. Bu doğrultuda, “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetlerini yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak” amacıyla faaliyet gösterir. (TMK m.1)
Yöntem; terör örgütü cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle hareket eder. (TMK 1-7.md.)
Elverişlilik; terör örgütünün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir. (TCK 220.md.)
Araç gereç; terör örgütü silahlı bir örgüt türüdür. (TCK 314. madde) Silah suçun unsurudur. Üyelerinin tamamının silahlı olması gerekmez, nitelik ve nicelik bakımından amaç suçu işlemeye yetecek kadar elemanında silah bulunması yeterlidir. Örgütün silahlı olup olmaması sahip olunan silahların cins, nitelik ve miktarı somut tehlikenin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Örgütün, silahlı örgüt vasfını kazanması için mensuplarının silah sahibi olmaları gerekmez. Silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkanının olması gerekli ve yeterlidir. Elverişlilik somut olaya göre hakim tarafından takdir edilecektir.
Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında, bir oluşumun, örgüt niteliğinde bulunup bulunmadığı ve niteliğinin belirlenmesi hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargılama safahatında, dava ya da soruşturmaya konu oluşumun nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu, ülke genelinde amaca elverişli eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler ilgili Devlet kurumlarından dosyaya getirtilmek suretiyle dosyada mevcut olay ve deliller doğrultusunda yargılama makamlarınca belirlenmekte ve yargı kararının kesinleşmesi ile oluşumun suç, terör ya da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmektedir.
Bir oluşumun örgüt olarak kabulü için uygulanacak kriterler yukarıda açıklanmıştır. Bu oluşum çıkar amaçlı suç örgütü olabileceği gibi, terör örgütü ya da silahlı terör örgütü olarak da yapılanmış olabilir. Örgütün niteliklerinin mahkemece belirlenmesi bir tespit kararıdır. Önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de, örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri açısından, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından işledikleri fiile göre sorumlu olacaklardır.
Bu açıklamalar ışığında; 5237 sayılı TCK'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı irade ile bile örgüte katılmak mümkündür. Silahlı örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin anayasal nizamını; cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY örgütü silahlı bir terör örgütüdür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu gerekçesiyle sanık hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı TCK'nun 314/2, TMK'nun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de;
Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında ısrarla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmadığını beyan etmesi, sanıktan el konulan dijital materyaller üzerinde suçun unsurunu ve delilini oluşturacak herhangi bir kanıtın elde edilememesi, sanık hakkında aşamalarda beyanı alınan tanık .....'un somut bilgiye dayanmayan ve kendisine daha önce üniversite yapılanmasından sorumlu olan K5 tarafından verildiğini beyan ettiği ve yine Dairemizce tanık sıfatıyla dinlenen K5 tarafından doğrulanmayan "sanığın, tıp fakültesi sohbet grubunda grup üyesi" olduğu yönündeki beyanının, sanığın eşi ..... adına açılı bulunan Bank..... isimli bankadaki hesaba sanık tarafından EFT işlemi gerçekleştirilmiş olması, idari soruşturma sırasında dinlenen bir kısım tanıkların sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yakın bir akademisyen olduğu ve bu yönde iş ve işlemlerde bulunduğu yönündeki soyut beyanları ile sanığın çocuklarını FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okulda okutması hususu tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde sanığa yüklenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu ve 5237 sayılı TCK'nun 220/7. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu sanığın işlediği yönünde mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt ya da kanıtların elde edilemediği ve dolayısıyla sanığın üzerine atılı suç yönünden 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde Dairemizde tam bir vicdanı kanı hasıl olmuştur.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ..... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarih 2017/41 esas ve 2017/159 karar sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere:
1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ..... hakkında verilen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarih 2017/41 (E) ve 2017/159 (K) sayılı ilamının 5271 sayılı CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
3-Sanığın CMK'nın 141. maddesi uyarınca gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği günler için tazminat isteyebileceğinin bildirilmesine, (bildirildi)
4-Sanıktan el konulan dijital materyellerin KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE SANIĞA İADESİNE,
5-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
6-Sanıkkendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Yüze karşı verilen kararlarda verildiği tarihten, tarafların yokluğunda verilen kararlarda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere Dairemiz zabıt katibine beyanda bulunularak, yasa yoluna başvuracak kişi yargı sınırları dışında bulunuyor ise Dairemize ulaştırılmak üzere bulunduğu yerdeki nöbetçi ağır ceza mahkemesine dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere bulunduğu yer nöbetçi ağır ceza mahkemesi zabıt katibine beyanda bulunularak, taraf ceza evinde bulunuyor ise Dairemize iletilmek üzere bulunduğu yer cezaevi müdürlüğüne bir dilekçe verilerek ya da tutanağa geçirilmek üzere tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak Dairemiz kararına karşı Yargıtay TEMYİZ yasa yoluna müracaat edilebileceği hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar, Cumhuriyet savcısının görüşüne aykırı olarak Cumhuriyet savcısı ..… (…..) ile sanık ve müdafinin yüzüne karşı tefhim edilerek açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2019 (¤¤)